Bilmeme üzerine…

Bilmemeye inanıyorum ben. Bugün bilmemenin savunusunu yapacağım. Methiyesi de denebilir. Bilmemezlik şaşırtıcı ve büyülüdür. Bu nedenle bilmekten hep kaçtım sevgili okuyucu. Bana “sen ne bilirsin ki” dediklerinde “bilmem ki” dedim. Mütevazılık yapmıyorum vallaha (tanığım büyük). Düpedüz bilmemekten söz ediyorum.

Oysa çoğumuz o kadar emin, o kadar bilgili ki. Hayır, bazen yaparım ama amacım iğnelemek de değil okuyucu. Ayrıca bilenlere özendiğim de olmuştur desem yalan olmaz. Ama ben bilinemezliği savunuyorum. Bilmediğimi biliyor, ama bildiğimi sandığım şeyden şüphe ediyorum sevgili okuyucu.

Çünkü bilgiler değişiyor, çünkü algılar değişiyor, çünkü dünya düz bir tepsi sanılırken uçurumdan düşmeyeceğine inanarak (dikkat çekerim okuyucu) gitmiş kâşifler vardı. Çünkü varız, çünkü ölüm de var. Çünkü sorularım çok, çünkü sormaktan korkmuyorum. O halde bilmiyorum.

Dikkat çekme alanı

Sevgili sonsuz seçicileri, forumdaki her yorumu, her başlığı takip edemiyor, her gün online olamıyor olabilirz. Bundan dolayı otokontrol mekanizması olan sonsuz seçiciliği sistemi işlemiyor, ya da gecikmeli işliyor olabilir. Bu nedenle dikkatimizi çeken negatif ya da pozitif yorumları, buradan ya da yeni bir forum konusu açarak, diğer seçicilerin de dikkatine sunmayı öneriyorum. Az önce dikkatimi çeken bir yorumla başlangıcı yapmak istiyorum.

Mösyö’nün açtığı “Genelkurmay neden AKP’yi destekliyor?” başlığı altında Yabancı’nın göndermiş olduğu yorum şöyledir;

“Sn Ebubekir
Yabancı tarafından Çar, 04/08/2010 – 21:44 tarihinde gönderildi.
Ebubekir türban islamın geleneksel algılayış çarpıklığı dışında neresindedir?

Bak birden çok açıdan soruyorum!!

Türban takma konusunda ısrar eden ve bunu siyasi malzeme yapan kitle islamı geleneksel çarpıklıkla yorumlayan şeyhlerin beynini yıkadığı uyutulmuş kitle değilmidir?

Ulan dallama sabrımı taşırma benim. Cemaatçi çarpık zihniyeti savunuyorsan adam gibi söyle ne kıvırıyorsun? Yok mağdurun yanındayış, türbanlılar mağdurmuş. Ucuz siyasetçiler sizi. Amerika uşağı Fetoşu savunuyorsun, tayyip beyin pervanesi oluyorsun, türbanın gelenksek çarpık yorumlanış olduğunu söyleyemiyor, geleneğe karşı olduğunu söyleyerek kendince ince bir manevra yaptığını sanıyorsun sonrada muhammed gibi takılıyorsun?

Allah benim, muhammed benim sen kimsin dallama.”

Bold kısımları ben imledim. Orjinaline bakarak değerlendirmenizi öneririm. Teşekkürler…

GÜN BUGÜNDÜR..

GÜN BUGÜNDÜR!!!!

Ne kadar dolu başlıyor her şey … Ne kadar eşsiz , heyecanla ve istekle.. Önce sorgusuz sualsiz hoşlanıyoruz , keşfetmeye çalışıyoruz , karşılaştırmadan ,yaşanmışlıkların kalıbına sokmadan olduğu gibi kabul edipte , heyecanla.. Sonra azar azar eksiltmeye , tüketmeye , gözden düşürmeye başlıyoruz yine kendimiz… Göze göz ,dişe diş ,karşılıklı… Zaten varolan olan diyaloglarda hiç sakınca yok ;onlar zaten var ve gelenlerde bizi onlarla beraber kabul edip , aynı yola giriyor bizimle. Ama rahat durmuyoruz işte.. Her zaman başkaları yenileri olsun diye uğraşıyoruz. Her yeni gelen ,eski yeniyi azaltıyor biraz..Bir gülüş ,bir sohbet ,bir mimik ,yaşanmışlıklardan , özlenenden tüyolar veriyor.. Her yeni gelen eskiden bir rol çalıyor azar azar.
Bir eğitimde şunu savunuyordu eğitmen .. Hayatınızdaki insanlar sizden uzaklaştığında ona kızmayın ,hatayı kendinizde arayın ;siz neyi eksik yaptınızda o aramaya gitti diyordu.. İlk başlarda çok mantıklı gelmişti bana .Ama artık değil. Ne kadar çabuk tüketiyoruz , eskiyor ve gözden düşürüyoruz her şeyi
. Ben elimden gelenin en iyisini ,bildiğimin en iyisini yapıyorum … Beni bu halimle kabul ,etsinler diye bekliyorum .. Herkesin sepetinde aynı oranda ve çeşitte doluluk yok.. Bende eksik olan yok. Ben tam donanımla , oluştuğum halimle varım. İşte bu yeniyi kucakladığımda tüm kalbimle , başka bir şey aramıyorum .Beklentilerimi sıfıra indirip , olduğu kadarıyla mutlu oluyorum .. Her yeni gelen kendi yolunda akıyor hayatıma ..Eski yollardan yaşayıp , çatlaklardan sızıntılardan akıp ,azalmasına izin vermiyorum . Her şeyin yolu ayrı ,akışı ayrı , hızı ayrı.. Yadırgamıyorum öyle yada böyle diye. Keşkelerim yok .. Hep iyi ki var .. Artık eskisi gibi değil demiyorum . Bölmüyorum ,rol dağıtmıyorum ,. Aksine olan ,olmayan her şeyi yükleyip , çoğaltıyorum ..Her anı yeniden ,yeni baştan yaratıp ,yüklüyorum . Bir öncekinden bile farklı hep .Ben her gün yeniden yaşıyorum , her şeyi..Bir sonrakini oluşturmak için önceden malzeme çalmıyorum … Zaaflarıma kapılıp ,kararlarıma ihanet etmiyorum..
Tam donanımla geçirip , tüm zamanı … Hayır bu yoktu ,eksikti demiyorum… Ya adam gibi yaşayıp arkasında duruyor , yada hiç yaşamıyorum…
…

Göreli Zaman

Şekilde ki bir diskin tam ortasına ve kenarına bir atom saati (çok hassas saat) yerleştirelim ve ikisinide aynı zamana ayarlayalım. Ortada ki saate O saati, kenardakine ise K saati diyelim. Ve diski saat yönünde hızlandırarak 1/2 C (ışık hızının yarısı hızı) hızına kadar çıkaralım. Bir süre bu hızda döndürdükten sonra tekrar yavaşlatalım.

Sistem tamamen durduğunda…

1- O saati, K saati ile aynı zamanı gösterir.

2- O saati, K saatinden daha ileride olur.

3- K saati, O saatinden daha ileride olur.

Ve neden? Lütfen cevaplarınızı açıklaması ile birlikte yapınız.

Hayat-Ölüm-Hayat

İki ay geçmiyor ki bir başka kişiliğin ay pardon, evin yıkımına şahit olmayayım! Deprem filan değil çok şükür, yalnızca baştan aşağı yenilenme durumundaki bir bölgede oturuyorum.

Bugün tam karşımdaki ev yıkıldı ve şu saat oldu hala moloz temizliği yapılıyor. Sabahtan beri havalanan tozun toprağın haddi hesabı yok. Yüz yıla yakındır bir çok duyguyu içine çekmiş olan o taş toprak demirin unufak olan tozu, aynen ölen bir insanın serbest kalan enerjisi gibi, ağaçların insanların köpeklerin kedilerin ve dahi bilumum canlı cansızın içine ve üzerine serildi, emildi, emdik! Rüzgarla komşu sokaklara ve mahalleye yayıldı.

Sırada başka evler de var, belki yarın ya da gelecek hafta!

İkibuçuk yıldır önce her gün yirmidört saat taş kırılarak metrobüs yolu yapıldı, sonra bir çok başkası geldi. Kaç binlerce saat radon gazı soluduk bilemiyorum. Bir gün yıkılan, ertesi gün de yeni yapılana şahit oluyorum. 

Hayat-ölüm-hayat döngüsü, teşekkür ederim.