Gnostik Teurji -1-

Hakikat nedir? Bildiğimiz hayatın ana sorusudur bu ve hiçbir şekilde cevaplanması kolay bir soru değildir. İki bin yıl önce Romalı Vali Plate İsa’ya aynı soruyu sormuştu, aradan geçen zamanda medeniyet birçok başka alanda epey ilerleme kat etmiş olsa da, öyle görünüyor ki cevaba çok yaklaşamadık. Bu makalelerde size Gnostik Teurjiyi anlatacağız. Bu disiplinin insanın hakikat kavramının en önemli değerlendirmelerini içerdiğini düşünüyoruz. Hakikat hiç kimsenin tekelinde olmasa da, teurji yoluyla modern insanın uyguladığı birçok ruhani sistemin ardındaki temel Gnosis’i size anlatabileceğimizi düşünüyoruz. Görünüşler dünyasının ardında neler olup bittiğini kavramamıza yetecek kadar kavrayış parçalarını bir araya getirdiğimizi düşünüyoruz.

HAKİKAT NEDİR?
Hakikati anlamanın en iyi yolu Antik Yunan’a geri dönmek ve Platon tarafından kullanılan mağara meselini tekrar incelemek. Diğer mesellere kıyasla bu mesel hakikatin ne olduğuna dair bize kesin bir içgörü sunuyor. Platon insanlığın tümünü birer mahkum olarak görür. Hepimiz bir yer altı mağarasında zincirlenmiş ve karanlık bir duvara bakacak şekilde doğarız. Mağaraya ağzındaki küçük açılıktan çok az bir ışık girmektedir. Zincirlerimizden dolayı ışığın geldiği tersi yöne bakarız ve bu yüzden sadece önümüzdeki duvarda geçen gölgeleri görebiliriz. Bu gölgeler mağaranın ağzının ötesinde yaşayan insanlar ve olaylardan gelmektedir. Bizim algılarımız, demek ki, sadece gölgeler ve yansımaların algısıdır. Platon’un esas sorusu içimizden birinin mağaranın dışına kaçmayı başarması durumunda ne olacağıdır?

Platon’un cevabını onun Devlet kitabında bulabiliriz. Burada Sokrates kaçan mahkumun önce üst dünyadaki ışıktan dolayı kör olma korkusuyla tekrar mağaraya geri kaçacağını söyler. Fakat yalnızca kısa bir süreliğine…

Demek ki dünyada bazı şeyleri görebilmesi için, önce gözlerinin alışması gerekmektedir. İlk olarak gölgeleri görmek ona kolay gelecektir, sonra suda yansıyan insanların ve şeylerin hayallerini görecektir, daha sonra da bizzat gerçek şeyleri görecektir. Bundan sonra geceleri gökyüzünü ve semavi cisimleri, ayı ve yıldızları inceleyebilir, ancak henüz gündüze alışmamıştır ve Güneş’e bakamaz. En sonda güneşe bakabilecek, herhangi bir yansımaya değil, doğrudan kaynağı görebilecektir. Bundan sonra mevsimleri, günü, görünür dünyadaki her şeyi Güneş’in ürettiğini ve mağaradaki arkadaşlarının gördüğü her şeye onun sebep olduğunu anlamaya başlayabilir. Devlet, Platon, 516. p.

Platon burada insanın normal halini anlatmaktadır. Çizdiği resim net ve kesindir. İnsan maddeye ve düşmüş haline bağlılığı yüzünden zincirlenmiştir. Onun gördüğü tek gerçeklik bir yansıma ve etrafındaki yanılsamalı dünyanın hayal dünyasıdır. Bu dünyaya Dialektik Sistem veya Arkhonlar Alemi denir. Eşyanın gerçek kaynağı idealar aleminde – ruhani planlarda bulunmaktadır. Gnostik okulumuzda bunlar Statik Sistem veya Işığın Hazinesi diye bilinirler.

Platon’un meseli iyi bir başlangıç noktasıdır, çünkü bize anlam arayışında olan insana dair iyi bir kavrayış sunar. İnsanın arayışı bir savaştır, birbirinden ayır iki sistem arasındaki Kozmik Savaş. Birçok ruhani sistemde bu iki alem birbirlerinden ayrı olmakla kalmaz, birbirleriyle savaş halindedir. Çünkü eğer insanı zincirleyen güç, aynı zamanda yanılsamaları yöneten güçse, o zaman özgürleşmek için savaşmak şarttır. Bazen bu savaş mitolojilerde kozmik savaş veya öte dünyaya ait bir savaş gibi anlatılır.

Savaş neden yeryüzünde olduğumuz, bizi buraya kimin veya neyin koyduğu ve hayatımızın amacının ne olduğuyla ilgilidir. Bu savaşı ve insanlar için ne anlama geldiğini kavramak için inançlarımızı ve kavramlarımızı yeniden değerlendirmemiz gerekir. Kadim metinleri ve kutsal kitapları incelediğimiz yıllar içinde birçok genel inancımızın, kendi hayat akışımıza tümüyle yabancı bir sistem tarafından bizzat yaratılıp korunduğunu fark ettik. Gerçeği gördüğümüzde bir şok yaşadık, tam bir şok! Çünkü doğru sandığımız her şeyden çok farklı bir şey olmasıydı.

Burada ‘savaş’ kelimesinin geçmesi birçok insanı yazıdan soğutabilir. Neden bahsediyoruz? Şeytan mı? İblisler mi? UFO’lar mı? Bu sorunuzu yanıtlamadan önce makaleleri incelemeniz ve Gnostik dünya görüşünü anlamanız gerekiyor.

GNOSİS VE HAZIR KAVRAMLAR
Dili ve bilgiyi düşündüğümüz zaman çok önemli bir mesele çıkar ortaya. Mesele şu ki insanlığın sahip olduğu birçok (ve belki bütün) kavram, inanç ve zihinsel yapının yapay olmasıdır, bunlar ‘iktidar sahipleri’nin istediği şekilde evrim geçirmişlerdir.

Bu yüzden neden bahsettiğimizi anlamanız için her şeyden önce kafanızda hali hazırda bulunan kavramları bir kenara koymanız gerekiyor. Birçok kelime belli şekillerde davranmamızı sağlamak için kasıtlı bir şekilde programlandığı için bu çok zor bir iştir. Hepimiz Hıristiyanlık, Musevilik, Hinduizm, Demokrasi, Siyaset vb. konularda bazı ‘bilgilere’ sahibiz. Bunlar yanlış veya doğru olabilirler, bu konuda bir şey söyleyemeyiz, ama emin olduğumuz şey şu ki bunların hepsi çevremizden öğrendiğimiz şeylerdir, kendi içimizden çıkan şeyler değil. Dile farklı dünya görüşlerine uyacak şekilde şekil verilebildiğini ve bizde belli izlenimler ve tepkiler yaratmak için kullanıldıklarını bilmenin faydası var. Alice’in Harikalar Ülkesinde Humpty ile yaptığı şu konuşmayı dinleyin:

Dumpty ve Alice:

“Bir kelime kullandığım zaman, “dedi Humpty Dumpty, “o ben onu ne anlamda kullandıysam o anlama geliyor, ne fazla ne eksik.”

“Sorun şu ki,” dedi Alice, “kelimeleri birçok farklı anlama gelecek şekilde kullanabilirsin?”

“Asıl mesele,” dedi Humpty, “hangisinin esas olduğudur, işte o kadar.”

Aynanın İçinden, Levis Caroll

Gnostik dünya görüşünü anlayabilmek için inançlarınızı, varsayımlarınızı bir kenara koymanız ve size öğretilen şeylerin çoğunu yeniden gözden geçirmeniz gerekmektedir. Kullandığımız terimleri, onları kullandığımız bağlamda anlamanız çok önemlidir. Size vereceğimiz birçok kelime ve kavram, her ne kadar Hıristiyan gelenekte de kullanılmış olsa da, oradaki kelimelerle hiçbir şekilde aynı anlama gelmiyorlar!

Araştırmamız sonucunda Gnosis’in iç öğretisini, Gizem Öğretilerini yeniden inşa etmeye başladık. Bizim keşfettiğimiz şey Hıristiyan Kiliseler’in, Okült örgütlenmelerin ve diğer örgütlü din ve felsefelerin öğrettiklerinden farklıydı. Şimdi bir saniye durun ve son cümlede birçok ‘cızzzzz” kelimesi kullandığımızı fark edin: Hıristiyanlık, kilise, okült, ezoterik, gizem öğretileri…

…ve bu her kelime kafanızda bir çağrışımı harekete geçirdi. Örneğin okült kelimesini muhtemelen karanlık veya şer bir şeyle ilişkilendiriyorsunuz, oysa kelimenin anlamı ‘gizli’ demektir. Örneğin tıpçılar ‘okült kanama’ derler, bu sadece kaynağı bilinmeyen gizli kanama anlamına gelir. Buradaki anlamı hiçbir şekilde şer veya karanlık değildir.

Tekrar tekrar vurgulamak zorundayız ki Gnostik dünya görüşünü anlayabilmek için sahip olduğunuz çağrışımları, önyargıları ve hazır kavramları bir kenara bırakmalı ve kullanılan terimleri yeni anlamlarıyla dikkate almalısınız. Dili kullandığımız şekliyle anlamanız, hali hazırda sahip olduğunuz dini ‘bilgilerinizle’ anlamamanız çok önemlidir. Sizden söylediğimiz her şeyi kabul etmenizi veya eski terimlere getirdiğimiz yeni tanımları düşünmeden kabul etmenizi istemiyoruz. Sizden istediğimiz şey geçici olarak inançsızlığınız askıya almanız, Gnosis’imize girmeniz ve kararınızı bütün resmi gördükten sonra vermenizdir.

PEKİ BÜTÜN BU TUHAF TERİMLER NE ANLAMA GELİYOR?
Gnosis kelimesi Yunanca “bilmek” kelimesinden gelir, fakat ‘kafada bilmek’ten daha fazla, tanımak, yaşayarak bilmek, görmek anlamlarına gelir. Gnosis ruhani bilgelik arayan kişinin uluhiyeti yaşadığı ve dönüştüğü sürecin ismidir.

Bu dönüşümü mümkün kılan öğretilere Gizem Öğretileri denir. Bu öğretiler dünya dinlerinin ve ideolojik sistemlerinin ardındaki esas özün, en kadim bilgeliğin cisimleşmesidir.

Bu anlamda onlar Ezoterik veya Batinidir (ezo ve batın – iç anlamına gelir). Bunlar laik bilginin ötesinde ve ardındaki içsel öğretilerdir ve yalnızca çok az insanın erişebileceği çekirdek dini bilgeliktir.

Bunlar gizli oldukları için batin, ya da okült bilgilerdir. Bunlar dinin kaynağa dönmek anlamında olması hasebince dinidirler. Bu öğretiler bizi tekrar ruhani dünyaya, yabancılaşmış olduğumuz Işık Hazinesi’ne geri döndüren bilgileri içerirler.

“Fakat belki öncelikle belirtmemiz gerekir ki burada öğretilerin, ne kadar parçalı veya eksik olursa olsun, sadece Hindulara, Zerdüştçülere, Kaldeye, Mısır dinine, Budizme veya İslama, Hıristiyanlığa, Museviliğe ait değillerdir. Gizli Öğreti hepsini özüdür.” Madame Blavaskty.

Kadim öğretilerin mistik mesellerinin perdesinin ardında, bütün inisiyasyonların tuhaf olaylarının ve karanlığının ardında, bütün kutsal yazıların bize çağırdığı anlaşmada, Ninova ve Thebes kalıntılarında, Asur Tapınaklarından veya Mısır Sfenks’inden arta kalan kararmış taşların içinde, Veda’ların verdiği ilhamla yapılan onlarca Hindu tabloda, simyayla ilgili eski şifreli kitaplarda, gizli cemiyetlere girişlerde yapılan seremonilerde dünyanın her yerinde aynı olup dünyanın her yerinde özenle gizlenmiş bir öğretinin izleri mevcuttur.
Okült felsefe bütün entelektüel kuvvetlerin tanrıçası ve süt annesi olmuş, bilginin sadece rahiplere ve krallara saklandığı çağların en yüce kraliçesi olmuştur.
Eliphas Levi, Transcendental Magic,
© Gnostıc Apostolıc Church, Instıtute For Gnostıc Studıes

© 2010, BATİNİLER.

BİLGİ KİTABI – ALFA KANALI – ALTIN ÇAĞ HAKKINDA AÇIKLAYICI BİLGİDİR

Dostlarımız,

Şu an maddi manevi ve doğal yönden birçok niteliğini kaybetmiş olan planetimiz, tekrar restore edilmektedir. Bugüne kadar yaşanmış ve yaşanacak olan olaylar, çok kısa bir zamanda insanlığı hakikat bilincine ulaştırarak bir bütünlükte birleştirecektir. Yaşadığımız dönemde tüm planetimizde Birleşim, Barış ve Dostluk Şuurunu oluşturmaya çalışan birçok Spiritik Odaklar mevcuttur. Ve bu Odakları 20.yüzyılın başında ve bilhassa son yarısında, 10. Boyuttan verilen kozmik tesirler ile uyanan insanlar, görevli kadrolar olarak devreye almışlardır. Ve herkes aldığı tesirleri ya bilinçli, ya da bilinçsiz olarak tatbik etmiştir ve etmektedir.

Bu son çağda aynı gaye ve düşünce doğrultusunda hareket eden odaklar, bugüne kadar bir hazırlanış dönemi yaşamıştır. Ancak şimdi artık el ele vererek birleşme ve TEK’e hizmet zamanıdır. Bu neden ile herkes yapmış olduğu çalışmaların ışığında birleşebilir ise, Dünyamız çok şey kazanacaktır.

Altın Çağ masalı asırlara matuf bir yatırımdır. Aslında her reformik düzen bir Altın Çağdır. Ancak bu 26.000 yıllık son siklus geçiş programının, diğer dönemlerden daha değişik bir hazırlanış programı vardır. Bu hazırlanış programı, sistematik bir şekilde asrımıza kadar gelmiştir. Önce Kutsal Kitaplar ile bildirilen göksel öneriler, insanlığı bir Hakikat Bütünlüğünde toplayarak, planetimizi Tek Tanrı bilincinde birleştirmiştir. Geçen zaman süreçlerinde tüm hakikatler ve göksel bildiriler, planetimizdeki insanlara bugüne kadar ışık tutmuştur.

Medyamik bir çağ olarak değerlendirdiğimiz bu özel çağda, artık hakikatler, kazanılan bilinçler doğrultusunda gözler önüne serilmektedir. Yapılan bunca çaba ve birleşim çağrıları, sadece planetimize ait bir olgu değildir. Bu son çağ sistemi tüm Evrensel Bütünlüğün Kâinatlar Nizamları ile bir bütünde birleşimidir ki, işte bu gelecek çağa Altın Çağ denilmektedir.

Altın Çağ yarınlarda Tek Tanrı, Tek Düzen, Tek Sistem ve Tek Kitap doğrultusunda bizlere ışık tutan ve kardeş dünya bütünlüğünde mutlu insanların yaşayacakları bir ortamın müjdecisidir. Ancak özlenen Altın Çağ’a gelininceye kadar planetimizin daha aşacağı eşikler vardır. Altın Çağın bu hazırlık dönemine 3 Kozmik Çağ tanınmıştır.

Biliyoruz ki (bir Kozmik Çağ bir asrı kapsamaktadır). Birinci Kozmik Çağımız, 1900 Hızlı Evrim Programı ile devreye girerek, programını tamamlamak üzeredir. İkinci Kozmik Çağ, 21. yüzyılı kapsamakta, Üçüncü Kozmik Çağ ise, 22. yüzyılı içine almaktadır.

Yukarıda bahsettiğimiz özlenen ve arzu edilen Altın Çağın başlangıç tarihi 23. asırdan itibaren başlayarak 7 asırlık bir Dönemi içine alacaktır. Şu an bu dönemin hazırlık programlarını bir bir sıralar isek, Altın Çağ’a hiç de kolay yollardan kavuşulamayacağı idrakine varırız.

Altın Çağ’ın Hazırlık Programında ( 5 ) skala vardır. Her bir skala bir Çağı kapsamaktadır. bunu sırası ile yazarsak:

Bu bir Hazırlık Çağıdır ki, Kutsal Kitaplar Dönemini kapsar.

  1. Uyanış Çağı : Bu, yaşamış olduğumuz Geçiş Boyutu ve bugüne kadar Bizlere bildirilen KIYAMET tâbir edilen Dönemdir. Şu an Planetimiz bu kaosun içindedir.

  2. Yeni Çağ : Burada alışılagelmiş Dönemlerin dışına taşılarak, Bilinmeyene Ulaşma – Çalışma – Araştırma – İdrake varma Dönemi devreye girecektir. İki asırlık Kozmik Çağ bu dönemi yaşayacaktır.

  3. Altın Çağ : 23. Yüzyıldan sonra 7 Asırlık bir Dönemin yaşamını kapsar. Burada Birlik – Bütünlük Bilinci doğrultusunda, Evrensel Şuurun ve Birleşiminin direkt İdrakine varılarak, Planetimizde henüz anlaşılamayan fakat tanıtmaya çalıştığımız bir Mekanizmanın – Sistemin – Tanrısal Düzenin -Realitenin Varlığına tanık olunacak ve Bilinmeyenlere Bilinçli olarak kanat açılacaktır.

  4. Işık Çağı : Altın Çağ’dan sonra başlayacak olan Çağa, Işık Çağı denilmektedir. Bu 30. Yüzyıldan sonra devreye girecek bir Çağdır ki burada direkt Allah’ın Düzeni devrededir.

Bu yolda hazırlanan İnsanlık, artık bu Sistemin direkt Öz Elemanı olacaktır. İşte bu Evrensel Işık yoluna Altın Çağ diyoruz. Yarınların güzel günlerinin son hazırlık dönemlerine, şu an yaşadığımız ortamda hızlı bir şekilde girilmiştir.

Artık hepimiz biliyoruz ki yaşayacağımız Çağlar yaşadığımız Çağlardan çok farklı olacaktır. Ancak bu farklılık ve değişim planetimizin her kesiminde birçok sancılara neden olmaktadır ve değişen zaman ile insanlar da değişmektedir. Bu şekilde şuursal bir kaosu yaşayan insanlık, yarınların Altın Çağına hazırlık yapmaktadır.

Bu bir geçiş dönemidir. Bu dönemde, planetimizin her kesiminde beşeriyeti Altın Çağa hazırlamak ve insani Bütünlüklerde kitlevi Şuurlanma, Uyanma ve Arınma aşamalarını hızlandırmak gayesi ile, birçok Odaklar ve Dernekler kurulmaktadır.Bizler, Dünya Kardeşlik Birliği Evrensel Birleşim Merkezi olarak, bu Evrensel Yolda 30 yıldır hizmet veren bir ekolüz.

Bizim Bilgi Kitabı adını taşıyan bir Kitabımız vardır. Bu Kitabı fasiküller halinde seminer çalışmaları ile topluma açmaktayız. Bu Evrensel programları tüm dünya boyutuna anlatıp tanıtmak, bizim Misyonumuzun Görevidir.

Dünyada resmen Dernekleşip Vakıf kurmamız, 1993 yılında devreye alınmıştır. Ancak 30 yıldır tüm dünya ile irtibattayız. Ve bu Bilgi Kitabını tüm dünya, 1950 yılından beri beklemektedir.

Şimdi sizlere Bilgi Kitabının bazı özellikleri hakkında daha detaylı ve açıklayıcı bir bilgi vermek istiyoruz. ( BİLGİ KİTABI ) 1.11.1981 yılında Birleşik İnsanlık Realitesi Kozmos Federal Meclisi tarafından Anadolu Türkiyesine, ALFA Kanalından yazdırılmaya başlandı.

Ancak henüz Toplumun hazır olmadığı gerekçesi ile Bilgi Kitabı 3 yıl insanlığa açılmadı, 1984 yılında tüm Dünyada Birleşim ve Realite yolunda Spiritik Odaklar oluşturuldu ve Kitabı topluma açma ve tanıtma emri aldık. Bilgi Kitabı halen 12 senede tamamlanarak Kitap haline getirilmiş ve ingilizceye de çevrilmiştir.

Merkezi Güneşler Birliği – Evrensel Nizam Konseyi – Birleşik Nizam Konseyi, üçlü olarak müşterek çalışma yapan Evrensel bir kadrodur. Buna Rahman Boyutu yani Sistem denir. Bu boyuta direkt Allah’ın yansıma Mekanizması olan Alfa Kanalı bağlıdır. Ve bugüne kadar Planetimize hediye edilen tüm Kutsal Kitaplar yani ( Tevrat – Zebur – İncil – Kuran ) bu Kanaldan Planetimize indirilmiştir.

Bu Kitaplar İnsanı eğitici, Yetiştirici, Bilinçlendirici ve Bütünleştirici Kutsal Kitaplardır. Bilgi Kitabı da aynı Kanaldan yazdırılmış olmasına rağmen, tapılacak bir Kitap değildir. O, Planetimize tüm sırları ve Hakikatleri açan, İnsanlığa bugüne kadar yürüdüğü yolların nedenini açıklayan bir Rehber Kitaptır. Bilgi Kitabı aynı zamanda bugüne kadar bilinen tüm Kutsal Kitapların frekanslarını da bünyesinde toplayan bir Hakikat ve Birleşim Kitabıdır.

Bu Kitap Planetimizin halen bilmediği ve ( Işık – Foton – Siklon ) tekniği denilen değişik bir Teknik ile yazdırılmıştır. Bu tekniğe göre zaman enerjisi harf frekanslarına yüklenmektedir. Bu neden ile Kitabı okuduğunuz zaman anlarsınız ve kendinize göre bir Bilgi edinirsiniz. Sonra hafızalardan silinir. Ancak kaba Bilgisi kalır. Diğer Kutsal Kitapları ezberleyebilirsiniz. Ancak bu Kitabın bir sayfasını bile ezberleyemezsiniz. Çünkü zaman enerjisine bağlı olduğu için, zaman kaymakta ve Bilgiler de hafızadan kaymaktadır. Bu Özel bir tekniktir.

Bize bu Kitabın 19 Asırlık bir hükmü olduğu söylenmiş ve yarınların Tek Kitabı olarak tanıtılarak yazdırılmıştır. Bilgi Kitabına bu son Çağın Kozmik Kitabı da denilmektedir. Ve bu Kitabın kendine özgü değişik fonksiyonları da okundukça devreye girmektedir.

Bu Kitabı okuyanlar direkt Birleşik İnsanlık Realitesinin Merkezi Sistemine bağlanır ve mikro arşivlerde bulunan Evrensel dosyalarınızın açılmasını sağlar. Realite bu yol ile Bireyleri tanır. Ve herkesin ihtiyacına göre teker teker onları yetiştirir. Ve kapasitelerine göre görev taksimi yapar. Bu neden ile bizlerden bu kitabın fasiküllerinin en ücra yerlere kadar dağıtılması istenmiştir.

Ve 30 yıldan beri fasiküller ile tüm dünyanın değişik kesimleri tanışmıştır ve tanışmaktadır. Bilgi Kitabını devamlı okuduğunuz taktirde, kazandığınız Bilinç nisbetinde içindeki Bilgilere değişik yorumlar getirerek, bir sayfanın içinden en az 10 mesaj çıkartabilirsiniz ve o zamana kadar göremediğiniz Bilgileri zaman süreçlerinde görürsünüz.

1996 yılında Bilgi Kitabı adı ile basılan bu Kitabın, Planetimizde aynı görüşü paylaşan dostlara ulaştırılması istenmiştir. Ve onların Bilgileri ile de birleşerek müşterek birşeyler yapmak ve Birleşmek Bizlerin ve Evrensel Dostlarımızın tek arzusudur. Bizlere verilen bilgiye göre bu Kitap 7.000.000.000 İnsan Bilincine göre hazırlanmış bir Kitaptır. Ve herkes tüm sorularının cevaplarını bu Kitabı derinlemesine okuduğu zaman almaktadır.

Şayet siz bir görevli iseniz, sizin gen programınızdaki şifre ile Kitabın içinde bulunan milyonlarca gizli şifre içinden size ait olan şifre birleşir ise direkt bağlantı kurulur ve siz Sistem ile bağlantıyı kendi kendinize yaparsınız. Önce açılan kanalınız sizi yetiştirici bir görevi üstlenir daha sonra hakiki görevinize atanırsınız. Kitabın özelliği budur.

Kozmik akımları direkt kendi Bilinçleri ile çekemeyen insanlar, Bilgi Kitabı yolu ile uyandırılmaktadır. Ve bu Sistem direkt Kozmozun programıdır. Ve dünyamız 10. Boyuttan verilen ve Evrim enerjileri taşıyan Kozmik tesirler ile 1960 yılından beri hazırlanmaktadır. Bu şekilde Planetimizde birçok birleştirici Kozmik Odaklar devreye alınmıştır. Ancak artık şimdi Birleşme zamanı gelmiştir.

Kitabın bir başka özelliği de bugüne kadar Dünyamıza indirilen ve kutsal kitaplar olarak bilinen Tevrat – Zebur – İncil – Kuran ve Uzak şark felsefelerinin tüm frekansları, Kadir Enerji odağının enerjisi ile birleştirilerek 6 frekansın bir Bütün olarak Kitabın tüm harflerine yüklenmesidir. Ancak daha evvel de söylediğimiz gibi bu Kitap tapılacak bir Kitap değildir. Rehber bir Kitaptır. Bu neden ile Kitap tüm İnsanlığın Kitabı olarak Planetimize hediye edilmiştir.

Göksel Otoriteler Alfa Giriş Omega Çıkış Projesine göre hazırlanmış olan Bilgi Kitabına KURTULUŞ Kitabı da demektedirler. Çünkü 9 Katmandan oluşan OMEGA Kanalının tüm Frekansı olan 76. Enerjiyi alabilmenizi, ancak bu Kitabın içinde birleştirilmiş olan tüm Kutsal Kitapların frekansları sağlamaktadır.

Her güneş sistemi kendi boyutunun Evrimini yapmak ile mükelleftir. Bizim Evrim ve Çıkış Boyutumuz SATÜRN’dür. Omega’ya buradan geçilir. 6. Boyut Nirvana Ölümsüzlük Boyutudur. 7. Boyut İnsanlığın son Evrim sınırıdır ve burası Satürn’dür. Yani buraya ulaşabilmiş İnsan Bilinci, Hakiki İnsan olarak Ruhsal Enerjisine sahip çıkar ve Omega’dan çıkış hakkı kazanır.

Bilgi Kitabı sizleri bu Evrensel Boyutların frekanslarına tedrici alıştırarak bu Boyutlara rahatlıkla girebilmenizi sağlayacak yegane kitaptır. Bu son geçiş programında İnsanlığın kurtuluşu için Planetimize 3 Kozmik Çağ tanınmıştır ( her Kozmik Çağ 1 Asırdır ). 1900 yılından itibaren çok hızlı bir Evrim programına alınan Planetimiz, ilk Kozmik Çağını 2000 yılında tamamlamaktadır. Bu 20. Yüzyıldır.

  1. ve 22. yüzyıllar Dünyamızın değişik imtihan yılları olacaktır. 23.Yüzyılda arzu edilen ALTIN ÇAĞ’ın hakiki temeli atılacaktır. 30.Yüzyıla kadar Altın Çağ kurulacak ve Birleşik İnsanlık Realitesi bu tarihten sonra görevini tamamlayarak platformdan çekilecektir. Bilgi Kitabı direkt RABBİN Kitabıdır. Bu neden ile ALFA Kanalından yazdırılmıştır.

Birleşik İnsanlık Realitesi Bilgi Kitabını 30. Yüzyılda ( Hakiki Kaynağına ), yani RABSAL Düzene devredecektir. Rabsal Düzen de bu Kitabı 9 Asır daha zaman enerjisini çekme gerekçesi ile kullanacaktır. Bu Dönemden sonra Kitaplar Dönemi kapanarak arşive alınacaktır.Bundan sonra daha değişik Teknolojiler devreye girecektir.

Burada Sizlere Bilgi Kitabı’nın kısa bir tarihçesini açıkladık. Ancak bu Kitabın Kaynağından indirildiği Zamandan beri, kendine özgü değişik Çalışma Nizamları da vardır. Şimdi size biraz da ALFA Kanalından bahsetmek isteriz.

  1. ALFA Kanalı Direkt Rabbin yani Allah’ın Kanalıdır. Ve bu kanal Sabit değişmez bir Kanaldır.Ancak Dünyamızın 23 derece ekseni etrafında dönüşü nedeni bu kanal Kuzeye doğru kaymaktadır. Bugün tüm Planetimizin Kozmik Tesirler ile uyandırılma projesi 6000 yıllık bir programın son tatbikatıdır.

  2. Birinci 2000 yıl, Musa’dan önceki dönemdir. Bu dönemde tüm planetimize bugün olduğu gibi Kozmik Tesirler ile Evrim akımları verilmiştir. Bu akımları alanlar bir bir tesbit edilerek, ikinci enkarnelerinde hepsi ( yakın plandan, İnsandan İnsana yansıma programı gerekçesi ile ) Uzakşark’ta bir arada beden kazanmışlardır. Bu program ile Planetimiz ilk defa direkt olarak Tanrısal Enerji ile tanışmıştır. Bu program ilk 2000 yıllık dönemi kapsar ve buna Allahın Birinci Düzeni denir.

  3. Musa’nın programına ise Allah’ın İkinci Düzeni denir. O Dönemde Alfa Kanalının izdüşümü Mısır’da piramitlerin ve Nil’in üzerine düştüğü için Musa Mısır’da bedenlenmiştir. Musa görevi gereği direkt Realite Bilgilerini, Tevrat’ta Kabala Bilgisi olarak toplumuna vermiştir. Bu ikinci 2000 yıllık program, İsa dönemine kadar sürmüştür.

  4. Bilindiği gibi Evrim yapacak bir Bilincin aşacağı ilk basamak önce Sevgidir, sonra da Bilgidir. Bu neden ile İsa, önce Sevgi programını alarak insanları tek Tanrı Bilincinde Birleştirmiştir, İncil bu neden ile Sevgi frekansı taşımaktadır. Daha sonra da Muhammet Kuran ile Bilgi vererek Dünya yaşam sistemini oluşturmuştur. O dönemde Alfa Kanalı kuzeye kayarak Kudüs -Mekke ve Medine üzerinde olduğu için İsa ve Muhammet programı Allah’ın üçüncü Düzeni olarak devreye girmiştir.Muhammet Dönemi ile Kutsal Kitaplar ve Peygamberlik dönemi sona ermiştir. Bundan sonra İnsanlık 1500 sene kendi Kitapları ile baş başa bırakılarak Hakikatlerin Kavranılması beklenilmiştir.

  5. Şimdi 2000 yılında 6000 yıllık program bitmekte ve insanlara herşey tüm açıklığı ile anlatılmaktadır. Şu an Alfa Kanalı Anadolu Türkİye’sinin üstünde olduğu için Bilgi Kitabı Türkiye’den devreye alınmıştır.Ve artık Bilgi Kitabı ile İnsanlığa herşey çok açık bir şekilde anlatılarak yarınların Dünya Devletinin Temelleri atılmaktadır. Ve bu Düzene de ALLAH’ın Dördüncü Düzeni denilmektedir. Yine tekrarlayalım Alfa Giriş Omega çıkış projesine göre hazırlanmış olan Bilgi Kitabına Kurtuluş Kitabı da denilmektedir. Ancak asla tapılacak Kutsal bir Din Kitabı değildir. O bir Rehber Kitaptır.

  6. Bu son çağın yoğun programının içinde Bunalan İnsanlığa, Bilgi Kitabı bunalımlarının nedenini açıklayarak İnsanlığı mantıklı bir Düşünceye çekmekte ve rahatlatmaktadır. Bizlerin Çalışmaları bu yolda olduğu için sizlere herşeyi açıkladık. bu bir Birleşim Programıdır.

Altın Çağ’ın bu hazırlık programında, insanlığa tutulan ışıkları görebilen dostlarla el ele Gönül Bütünlüğü ve Barış ile müştereken bir işbirliğine gidilmektedir. Bugüne kadar Altın Çağ’a yapılan yatırımlar, artık tüm planetimizde filiz vermeye başlamıştır. Şu an Kurtuluş ortamına hazırlanan dünyamız, imtihanını kendi kendine vermektedir. Bu bir programdır. Anlayış, Sevgi, Hoşgörü, Makul vicdan ve Güzelliklerle kurulması arzu edilen Altın Çağ, ileri yıllarda planetimize Harpsiz, Çiçekli Mutlu yarınlar getirecektir. Bu görüşten yola çıkarak el ele Işık Yolunda beraberce bir dünya halkası oluşturmak en büyük dileğimizdir. Işık Yolunda buluşmak üzere tüm Sevgimiz sizleredir.

Vedia Bülent Çorak

Vakıf Başkanı

NEDEN?

Öncelikle tüm sonsuz.us sakinlerine merhaba

Yaşadığımız gezegende bir cismi elimizden bıraktığımız anda belli bir ivmeyle yere düşmeye başlıyor.Neden diye sorduğumuzda cevap yerçekimi var kardeşim. Peki yer çekimi neden var diye sorduğumuzda da çünkü tüm maddeler atomlardan oluşmuştur ve atomlar birbirini çekerler………..

Peki atomlar neden birbirlerini çeker?
Bunun için bildiğiniz bir gerekçe var mı?
Evrende determinizm mi var yoksa tesadüfler mi yönetimde söz sahibi?
Olasılığın tanımını yapar mısınız…

Teşekkürler

ŞEYLER&………….

BENİ BEN YAPAN ŞEYLER…

Adı şey bunun, şeylerin kelebek etkileri de denebilir, öğrenilmiş çaresizlikte denebilir, faşizmin sonuçları da denebilir, psikomanyak olmuşta denebilir…. Denebilir her şey….

Hayatım boyunca hep bana baktım, kendimce beni süzdüm, kendimce beni geliştirdim ve kendimce beni geçtim…

Evet her büyük söz eden büyük doğmamıştır aslında, onu büyüten şeyler vardır. Beni büyüten her harekete, enerjiye şey diyorum ben. Şey… Şeyler

Ayetlerde kendimi bulduğumda bu şeyin adına ŞEYTAN diyen ayetle yıkandığımı ve aslında ben olmadığımı bana çarpan enerjiler olduğunu çok net gözlemleyebiliyorum.

Bir rüzgar gibi yaşadığım ortam. Bir hava bir nefes gibi “her şey”

Beni yetiştiren bu şeyleri düşünce enerjimde zaman hızından daha ötede geçirdiğimde beni yakan her şey leri görebiliyorum. Bu şeyler egolarım. Egoları ve egolar…

Tüm yaşam alanlarının içindeki bu egolarım, egoları, egolar geçiyor süratle…Geçmiş diyoruz yada özlediğimiz gelecek diyoruz yada şu an diyoruz. Her ne diyorsak ta bunların ötesine geçmek için bu şeyleri tanımak gerekiyor.

Tarihte, fizikte, matematikte, inanç sistemlerinde, imanda…
Kavgaların, savaşların, kaosların yaşamın bu şeylerden ibaret olduğunu gördüğün an İŞTE O AN… bütünü anlatıyor içine alıyor seni kara delik ak delik misalinde olduğu gibi.

Yeniden şeylere doğmak istemiyorsun, Şeyleri tanımaktan usanıyor ve şeysiz olmak istiyorsun. Cennetleri düşlüyor yaradanın sana verecekleri ve vaatlerde yer alanları düşünüyorsun ve görüyorsun yine ŞEYLER olduğunu.

Bütün ermiş ve alimler bu şeyleri farklı tanımlasalarda anlamlarını sıfat olarak başka başka isimlendirseler de Hepsi ŞEYTAN ile ALLAH arasında yol alan insanı tanımlıyor.
İnsan bunları tanımlayan ve tanıyan olarak şey oluyor ve vazgeçiyor şey olmaktan. Yada ebedi şey olarak kalabiliyor.

Bu yazıyı yazmamdaki amacım yüreğimin taa derinliklerinde inim inim inleyen ve bana susma konuş diyen ve bir o kadar da az kaldı şeyler bitecek ve sen şeysiz aleme göçeceksin der gibi kaleme al ve ifade et diyor.

İfadelerimi yazarken anlaşılması anlayan için şey olacağından kaygı ile yazıyorum bir yandan da…
Ama tek bir şekilde anlatabilirim diye düşünerek hayatımdan geçen bir şeyi sizlerle paylaşmak ve bunun da benim şeyim ve asla affetmediğim beni ben yapan olduğunu belirtmeden geçemiyorum bu sur atli yoldan.

NECRONOMICON Sonsözü

Necronomicon adındaki var olmadığı söylenen bir kitabın son sözünün çevirisidir.

Artık, bu kadim ve dehşet verici esrarlı yazıların garip içeriği tarafından meraklandırıldın ve hayrete düşürüldün, NECRONOMICON’un senin için ne gibi olasılıklar bulundurduğunu düşünüyorsun. Gerçekten bu çalışıyor mu?
Bu, kuşkucu davranışları alaya almaktan uzak, okült işlemler için tek itibar edilen kitap olduğunu söylemem gerekir. Uzay yolculukları ve nükleer enerji çağındayız, genetik mühendisliği ve robotlar, cep hesap makineleri ve ev bilgisayarlarının olduğu bilimsel bir çağda yaşıyoruz. Ve tüm bu teknolojik harikaların arasında büyülü geçmişten bir hayalet gibi gelen NECRONIMICON. Her işlemi çok hızlı yapabilen parlak ekranlı bilgisayarların bulunduğu klimalı ve steril odalara büyü ve sihir ile ilgili bir kitap geldi. Gözlüklü ve şaşırmış teknisyenler, programcılar ve mühendisler arasında, sade ve belirsiz, ama dehşete düşüren Deli bir Arap’ın siması ayakta durmaktadır. Yan yana durmaları inanılmazdır. Bu neyi ifade etmektedir? Neye delalet etmektedir?
Bir bilgisayardan halen “düşünce” alabilecek bir yetenekte değiliz. En ilkel hesap makinesinden bir araştırma merkezindeki en karmaşık sistemine kadar, bilgisayar gerçekte yalnızca “hesap” yapmaktadır. Yaratıcılık, sanat, sevgi ve düşünme yeteneği yalnızca insan denilen makinelerde var. Bizi bilgisayardan ayıran ve NECRONOMICON’a yaklaştıran ruhumuza hitap etmesidir, serbest bırakmaya kalkışıldığında, kozmik güçlerin gezegenimiz ve kendimiz üzerindeki etkilerini ve ruhumuzun karşılaşacağı anlatılmayan tehlikelerden bahseder. NECRONOMICON’un mucizelerine tanık olmak için Sümerlerin dinine inanmana gerek yok, Sümerlerin dinini meydana getiren NECRONOMICON’un büyüsüdür. Yalnızca kendine inanmalısın. Uzay mekiğinin, bilgisayarın, veya herhangi başka bir makinenin hataya düştüğü yerde kendine, bir makineden daha iyi olduğunu bildiğin parçana, şans ver. NECRONOMICON’a yalnızca inanma. Onu dene. Bir tek kez değil, birkaç kez dene. Bilimsel bir dikkatle denemelerini yap. Ve o zaman sırtın yaslayıp gösteriyi izle.
İyi avlar.

Bundan dolayı, Tenezzül etme,
Muhteşem Karanlık Dünyaya,
İçinde yalanın olduğu
Güvenilmez Derinlik
Ve Hades’in bulutlara sarıldığı,
Anlaşılmaz görüntüden zevk almak,
Sarp, dönemeçli,
Siyah, sonsuza dek kıvrılan Cehennem
Asla bir Bedeni benimsemeyen
Işıksız
Şekilsiz
ve Boş.

Zerdüşt’ün Kildani Kahinleri