Ben ölünce
Senin cennetine de,
cehennemine de
Gitmeyeceğim!
Çekip gideceğim
Canımın istediği yere
Yalnız kalacaksın Tanrı.
Ruhlar aleminde,
Gölgelerimle
Avunacaksın.
28-04-2009
Ben ölünce
Senin cennetine de,
cehennemine de
Gitmeyeceğim!
Çekip gideceğim
Canımın istediği yere
Yalnız kalacaksın Tanrı.
Ruhlar aleminde,
Gölgelerimle
Avunacaksın.
28-04-2009
Kırmızı giydim bugün
Masumiyeti kaldırdım dolaba
Yakacağım cayır cayır
Geçtiğim yerleri
Hiç acımadan bakacağım
Gözlerinin taa içine
Alev alev tutuşacak kalbin
Sanacaksın içinde cehennem
Dönüp bakmayacağım bir daha
Yalvaracaksın
Kesif bir yanık kokusuyla
26-07-2009
Yolcu
Yürüyorum yolun sonunu bilmeden
Kapkara bir bulut gibi
Üzerimde yırtıcı kuşlar
Çığlık çığlık dalıp
Koparıyorlar bir parça
Kimi atıyor kuru bir çalılığa
Kimi bir dağın ardına
Liğme liğme azalarak
Her bir yana dağılarak
Yürüyorum yolun sonunu bilmeden
Derinden bir kucaklaşma
Yada özlem dolu bir merhaba
Bekliyor mu acaba orada
Belki benim gibi bir yabancı
Mutluluğa acı karışıp
Hüzün olup bakıyor gözlerimden
Bütün umutları söküp yüreğimden
Yürüyorum yolun sonunu bilmeden
Kah Güneş doğuyor yüzüme
Kah gözlerime Ay
Yağmurla yıkanırken karanlığım
Rüzgarla kuruyor aydınlığım
Bir uçurumun kıyısında
Soyunup tüm benliğimden
Uçuyorum yolun sonunu bilmeden..
26.07.2009
Deniz,hava, su ve toprak.
Yerküre üzerindeki herşey çöpe dönüştürülüyor insanoğlu tarafından.
Dünyaya hükmetmeye kalkışmadan önce çöp yoktu.Kusursuz doğal döngü işliyordu.
Yerin altında rahat bırakmadığımız fosil yakıtların atıkları da havayı çöpe dönüştürüyor.
Küresel ısınma ve etkileri çöplüğe dönüştürülmeye çalışılan havanın insanoğluna cevabıdır.
Aynı gökten tüm pisliğe inatla yağmur inmeye devam ediyor.
Tek bir yağmur damlasının saflığını düşleyebilir misiniz?
İçimizdeki yağmuru hissedebilir miyiz?
Mozart’ın “Don Giovanni” operası İstanbul’da.
Mozart’ın, tüm zamanların en sefih çapkını olarak selamlanan Don Juan’ını (Don Giovanni) “neşe” ve “keder”in kucak kucağa oturduğu bir atmosferde dile getirdiği “Don Giovanni” operası İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde seyirci karşısına çıktı. Yaşayarak ama en çok tüketerek şehvet dolu zaferlere koşan bir çapkının önlenemez yıkılışının ironik bir dille kurcalandığı “Don Giovanni”yi sahneye Günter Roth taşıyor.
1780’li yıllarda İspanya’da yüzündeki maskesiyle maceradan maceraya yelken açan çapkın Don Giovanni, Donna Anna’yı baştan çıkarmak üzeredir. Don Giovanni, Donna Anna’nın bağrışmalarına gelen ihtiyar babasını öldürür. Donna Anna babasının ölümünün ardından sözlüsüne intikam için ant içtirir. Kimliğini saklayarak güzel kadınların peşinde şehvet kapılarını açan Don Giovanni yaşadığı maceralarda yalnız değildir. Ona yardım eden uşağı Leporello, yaşananları sindiremese de aldığı altınlar yüzünden efendisinin suçlarına ortak olmaktan çekinmez. Uslanmaz çapkının terk ettiği Donna Elvira ise Don Giovanni’den doğru yola gelmesini ister. Ancak Don Giovanni’nin, evlenmek üzere olan Zerlina’yı ağına düşürmek gibi bir derdi vardır. Düşmanları gün geçtikçe artan Don Giovanni’yi karanlık diyarlardan gelen beklenmedik bir konuk sonsuzluğa uğurlar!
Yönetmen Roth’a göre yakışıklı, hain ve alaycı Don Giovanni’nin sosyal ve ahlâki normları yıkarak arzu dolu zaferlere koşuşu, “Don Giovanni” operasında Shakespeare’e özgü bir tarzın izinde şeytanca bir trajediyle noktalanıyor.
Hayat ve ahiret arasındaki dengeyi mutlu bir sentezle seyirciye aktaran “Don Giovanni” muzip olduğu kadar gerçeküstücülüğe de yatkın bir opera. Eserde, ahlâksız Don Giovanni, mezarlıktan kalkıp sofrasına gelen, ki o heykeli de sofrasına Don Giovanni kendisi çağırmıştır, bir heykel tarafından cezalandırılıyor. Peki böylesi bir sonu hakkeden Don Giovanni, kadınlar için neden bu kadar cazip? “Kışkırtıcılığı” diye yanıtlıyor Roth: “Kadınları, kurulu düzenden ayrılmaları için ayartıyor. Ve onlara yasak çiğnemenin keyfini tattırmak istiyor.” Milliyet-ŞEHNAZ PAK
“Don Giovanni” / W. A. Mozart / Libretto: Lorenzo da Ponte / Yöneten: Günter Roth / Orkestra Şefi: Antonio Pirolli, Nezih Seçkin / Dekor Tasarımı: Yücel Tanyeri / Kostüm Tasarımı: Figen Koyunoğlu / Oynayanlar: Suat Arıkan, Güneş Gürle, Ali İhsan Onat, Aytül Büyüksaraç, Ayşe Sezerman, Hüseyin Likos, Perihan Nayır.