Son 10 yıl içerisinde yapılan araştırmalar, evliliklerinin % 50 sinin ilk 5 yıl içerisinde bittiğini, ilk 1 senede biten evliliklerin ise giderek arttığını gösteriyor. (Milliyet)
Sorularımız var:
1. Hala evlenmek isteyenler bunu gerçekten bilinçli seçiyorlar mı?
2. Eğer bilinçli iseler, savları nedir, bizimle paylaşmak isterler mi?
3. Yeni Dünya’da evlilik olsun mu? Olsun ya da olmasın seçimlerinin altını nasıl dolduruyorsunuz?
4. Toplumun oluşturduğu devlet yönetimi, kendinin geleceği olan çocuklara bu kadar ilgisiz ve sorumsuz olmayı nasıl ve hangi nedenlerle başarıyor?
5. Çocukların toplum tarafından benimsenişi ve tüm sorumluluğun yüklenilişi modelini nasıl buluyorsunuz? Eğer bunun gerekliliğini düşünüyorsanız bizleri bunu sağlamakta acze düşüren sizce nedir?
6. “Gücü elinde bulundurmak” rüşveti ile kandırılarak hayat boyu hamal ve köle konumunda tutulması garanti altına alınmış erkekler; hala yorulmadınız mı? Biraz daha devam edelim mi, yoksa kurtaralım mı?
7. Ve son olarak; sevgi ve gerçek iletişim, sahiplenme toprağında çiçek açar mı?
Buyrun konuşalım ama önce aşağıdaki yazıya bir göz atalım:
Evlilik kurumu ilk kez hangi şartlar altında başlamıştı?
Evlilik kurumu, ilk köleci toplumla ortaya çıkmış. İlkel komün al toplumda, diğer deyimle anaerkil dönemde, kadın ve erkek ortak üretim içinde olduğundan iş bölümü netmiş. Kadın toplayıcılık ve idari işleri üstlenirken, erkek avcılık ve güç gerektiren av ve ev aletlerinin yapımını üstleniyor. Kabilede herkes söz sahibi ve doğan çocuklar annenin ve tüm kabilenin.
İlk üst kimliği bağımlı hissetme burada oluşuyor, ben kabileme aidim ve onlarsız hiçim! Evlilik kurumu yok, kadın ve erkek bir araya geliyor, bu da aynı çadırı, evi, mağarayı, paylaşmakla oluyor! Başkasını isterse kadın veya erkek ona gidiyor, zina yok, miras yok, gönüllü birliktelik. Üretim araçlarının gelişmesi ve üretim fazlasının oluşması ise sınıflaşma oluşuyor. İktidar yine kadın ile erkek arasında paylaşılmış, evden-kabile yönetimine kadar, güç gerektiren savaşa kadar, o dönemde savaş aletleri ok, yay, mızrak, sapan, balta, bıçak olduğunu unutmayın! Zenginleşmeyle birlikte sınıflaşan kabile ve kabile birlikleri, diğer kabilelerle yaptıkları savaşlarda edindikleri ganimetlere, insan da katılınca, kölelik ve onların ürettikleri üzerinde zenginleşmek, bu zenginliği devamlı kılmak için askerleri oluşturmak ile erkek iktidarında en önemli adım atılıyor.
– Özel mülkiyet oluşunca bunun hukuku oluşuyor, daha önce kabileye ait olan toprak, av alanı, mera, artık bireylerin elinde toplanıyor, sonrası ise miras için, aile kuramı ortaya çıkıyor! Aile kuramının temelinde, mirasın sonraki kuşaklara intikali sağlanarak, sömürünün ve gücün aileler elinde bulunmasının garantiye alınması yatmaktadır! Süreç içinde kadın hızlı şekilde iktidardaki gücünü kaybetmeye, deyim yerindeyse köleleşmeye başlamış! Soyun devamından sorumlu yapıya indirgenmiş, namus, ahlak söylemleri dinsel motifle süslenmiş. Soyun devamında bozulmanın önüne geçilerek, mirasın yabancı değil, gerçek ellere geçmesi teminat altına alınmaya çalışılmıştır.
– Burada da namus, ahlak, zinanın yasaklanması ve bunun en şiddetli şekilde cezalandırılması, soyun temiz kalarak mirasın doğru adrese ulaştırma kaygısından olduğunu görürüz! Evlilik dışı doğan çocuklarda bile, eğer soydan olduğunu ispatlaması halinde, mirastan pay alma hakkı bundan doğmuştur. Erkeğin çok eşlilik amacı, daha çok bu mirasın erkek evlat eliyle yürütülmesi, miras hukukunda, ya kadının mirastan hak almamasına, ya da erkekten az almasına olanak sağlamıştır!
– Evlilikte bekaret sorunu da, sadece basit bir zar sorunu değil, soyu devam ettirecek kadının bu soyu temiz tutacağının ilk teminatını görmek sorunudur! Erkek, doğanın bu ironik şakasını kendi sömürü ve edindiği kazanımları gelecek kuşaklarına aktarmak için kullanmış! İlk toplumlarda veya sınıfsız toplumlarda bu önemli bir şey değil, bekaret sorunu yok. Örneğin Amerikan Kızılderililerinde Latin Amerika yerlileri ile Afrika’da, Asya, Avustralya’da kadının daha üretken doğurabilmesi için kabilenin büyücüsüne gider, burada kadın olduğunu, doğuracak çağa geldiğini söylemek için, penise benzeyen
Devamını oku “Evlilik kurumu eskidi mi?” →