Gerçek ve Gül

Gerçekler gül gibidir, sadece kısa bir an için güzelliğin doruğuna erişirler. -S.Atasoy

Bu kadar geçici olmaları yine de kıymetlerini düşürmez değil mi? Biz onu elden geldiğince uzatırız bi yolla; parfümü ile, reçeli ile, fotoğrafları ve bilimum resimleri ile hayatımızın tümüne yaymaya çalışırız 🙂

Aslında dünyadaki hemen herşey gibi çiçekler de bize tüm oluşu özetlemek için her an canla başla uğraş veriyor. Bahçesi olan ve onun bakımıyla uğraşırken zevkten kendini kaybeden isanlara gıpta ile bakıyorum. Onlar bir anlamda çobanlar gibi ulvi bir iş yapıyorlar. Bizim gibi (sanatçılar, filozoflar, vs) gerçekliği saklama ve yayma gayreti içinde değiller, hatta belki bu iş onlara gülünç geliyor olabilir. Mevsimler ve gerçekler birbiri peşisıra gelip geçiyor onların önünden. Sadece çok kısa bi an parlamaları için diplerini çapalıyor, gübreliyor, ilaçlıyor ve hepsinden öte her an onlara dokunuyor ve sevgilerini paylaşıyorlar.

Bir de Çin Bahçesi kavramı var:

Çin bahçelerinde mistik bir anlayış içinde gizlilik, içe dönüklük ve doğal elemanlara öncelik tanıma ön plandadır. Birçok anlatımlar taş ve kayalarla ifade edilir, örneğin, çam-erik-bambu ‘soğuk mevsimin üç dostu’; şeftali tek başına ‘ölmezlik’; çam ve bambu ‘uzun ömürlülük’: muz ise Verimlilik’ simgesi olarak değerlendirilir. Ancak, Krizantem, mor salkım, sarmaşık güller ile ‘çiçeklerin kralı’ olarak isimlendirilen şakayık (Poenia suffruticdsa) ve Budıstlere göre temizliği, berraklığı temsil eden nülüferler avlu bahçelerinin vazgeçilmez çiçekli otsu bitkileridir.

Çin bahçesinin doğrudan resimden kaynaklanan bir özelliği vardır. Bu nedenle, Çin bahçesi genellikle şair, ressam ve rahip gibi doğaya ilişkin duygularını yazı ve çizgilerle ifade eden kişiler tarafından gerçekleş tiril mistir. Bunun doğal bir sonucu olarak, Çin’de şiir, resim ve bahçe sanatı birbirleriyle ilişkili sanat dalları olarak gelişmiştir. Çin bahçeleri, doğanın bazı görüntülerini betimleyen, ancak tamamlanmamış izlenimini veren Çin resimlerine büyük bir benzerlik gösterirler. Sembolizmin Japon bahçelerinde daha fazla yeri olmakla birlikte, Çin bahçelerinde de kullanılan elemanların dinsel ve felsefi yönü vardır.

Aslan Bakıcısı

Sirkteki aslan terbiyecisi ölünce, yenisini aramaya başlamışlar.

Çıka, çıka 2 aday çıkmış. Birisi uzun boylu, sarışın bir hatun, diğeri ise bizim Temel.

Patron “ikinizde aslan terbiyecisi misiniz ?” diye sormuş. Yanıtlar “evet” olunca, ilk önce kıza, “önce sen gir bakalım kafese” demiş.

Kız girmiş, arkasından kafesi kilitlemişler.

Aslan kıza bakmış, ağır ağır yaklaşmış, kız birden önünü açmış ve çırılçıplak aslanın karşısında durmuş.

Baba aslan önce afallamış, sonra kıza yaklaşmış ve ayak ucundan başlayarak yukarıya kadar yalamış, sonra da gevşemiş ve sakin, mutlu bir biçimde kızın ayaklarının dibine yatmış.

Patron dönmüş Temel’e “Sende aynısını yapabilir misin ?” diye sormuş.

Temel yanıtlamış: “Yaparım, ama önce aslanı kenara çekin”.

Sinergoloji

Bir daha bir insanın samimiyetinden şüphe duyduğunuzda, ellerine bakın. Çünkü eller gerçeği söyler. Etienne Lethel

 “Gülmek insanın özüdür.” Ancak gülmek, insanın bir özelliğini daha ortaya çıkarır: Yalan söylemek. İnsan arasına mesafe koyduğu şeye gülebildiği gibi, kendi varlığıyla arasına mesafe koyarak yalan da söyleyebilir.

İnsanoğlunun başkasına yalan söylemeyi öğrendiği gibi, kendi kendine yalan söylediği de olur. İnsan, yalan filtresini günlük ihtiyaçlarına dahil eden ve tüm “doğallığıyla” gerektiğince yalan söyleyebilen tek canlı türüdür. Bununla birlikte, “neyse ki” yalan vicdanda iz bırakır. Yalan söyleyen insan, hile yapmaktadır ve bu irili ufaklı, gerekli hileler onun iki farklı yüzünü açığa çıkarır. İnsan rahat bir vicdanla yalan söylediği, hile yaparak veya gerçekleri dönüştürerek konuştuğu sırada, unutulmuş, disiplinden yoksun bir parçası, yalan söylememektedir: Bedeni, daha doğrusu bedeninin mikro-hareketleri.

Sözler yalanı gizlerken, beden konuşur ve bize kelimelerin sakladığını anlatır. Devamını oku “Sinergoloji” →