Aldanma
Aldanma
Rekabeti yok etme, sonra atalet doğar
Merhametin bolluğu belli maraza boğar
Geldiyse başına, anla, yürü git yoluna
Vızıldama, mızıldanma gel sen aldanma
Suçlamak en kolayı, belki de faydasızı
Kuru temizleme aşkı, bakteri savaşları
Yemeyin kanatları bana takın uçayım
Bırakın kopyaları gülücükler saçayım.
İstanbulun ortası, dünyanın tam ortası
Kurusıkı atışlar, hak yiyen bu alkışlar
Kusursuz kul olmaz oportuniste yaranılmaz
Uzaklaşma, salaklaşma gel sen aldanma
Geri geri yürümek iyidir aslında
Velev ki amaç yön duygunu sarsmaksa
Yemeyin kanatları bana takın uçayım
Bırakın kopyaları gülücükler saçayım.
Dinle beni, eski köye yeni adet değil bu
Gönülsüz köpeğin olur gözsüz çocuğu
Aklındansa vicdanına sor bul doğruyu
Kaygılanma bocalama gel sen aldanma
Bir can değil mi nasılsa verilecek olan
Gecikmeden sen de al ölümünü danışman
Yemeyin kanatları bana takın uçayım
Bırakın kopyaları gülücükler saçayım.
Sa
11.05.09 – Beylerbeyi
4356/21 PORTOBELLO
- ikinci şişko üvey kız kardeş geldi…………..
- nasıl yani….????
- birinci şişko üvey kız kardeş, ikinci şişko üvey kız kardeş, üçüncü şişko.. hah bu gelen o olmalı…..kapıyı açın!
- külkedisi demek istediniz sanırım
- hayır, üvey kız kardeş.
- külkedisi !!
-tamam, bence de fena sayılmazsınız, hatta şişko bile değilsiniz ama elimdeki kağıda göre…bu sizsiniz….
-4356/21 portobello… işte burası, saat 22:10, arkadaşım külkedisi demişti.
-adres doğru küçük hanım….ve birazdan da başlayacağız… Ancak bizim külkedimiz var…Üzgünüm.
-şaka di mi….hadi tamam çok hoşsunuz…ama sinirleniyorum….28 yıl boyunca ben bu balkabağına binip baloya gidicem, ayağım o lanet ayakkabıya sığsın diye spor ayakkabı giymedim ve şimdi siz bana ÜZGÜNÜM!!!!MÜ diyorsunuz!!!!!
-bakın küçük hanım…sakin olmayı deneyin….nefes alın….alın….derin nefes..bırakın….bir daha…..bir de olaya şöyle bakın….külkediliği pis iş….işçiliği çok..yok isin külün içinde şunları topla külkedisi….yerleri sil, parkeleri cilala, ütü yap külkedisi….hayır sen o kadar uğraş, kas; balkabağından arabaya bin baloya git, 24’e kadar desinler..hadi ya….tam eğlence yeni başlıyorken koştur koştur çık balodan….ayakkabını falan düşür..ay ne rezillik…bir de o prens yarım akıllısı artık ne içtiyse ne kadar içtiyse hatırlamasın seni…versin ayakkabıyı uşakların eline kapı kapı….utanç verici bişiy ya….
-……..fakat….nasıl olur….
-küçük hanım…..lütfen ağlamayın…ayy ne yapsak…
-külkedisi kim peki…
-işte bakın şurada….kahve makinesinin önünde…
-telefonla konuşan mı…
-hayır sigara içen…
-külkedisinin kızıl ve kıvırcık saçlı olması gerekmiyo mu
-yok öyle bişiy….
-tamam. Şansımı deneyeyim dedim…
-……
-sigara da kullanıyor
-sorsak sizin de hiç trafik cezanız yoktur di mi…..
-…..
-elbette sigara içiyor…ama çocuklar bunu asla bilmeyecek…..aramızda kalsın bence boyu da fazla uzun….yani prensle yan yana gelince….ışıkla mışıkla halledeceğiz artık..ama lütfen ağlamayın artık….
-hayır ben neye üzülüyorum….kurbağa prensle başla, Allahın kurbağasını öp…, kırmızı başlıklı kızla devam eden bir masal kariyeri..
-o siz miydiniz… ya ben çok başarılı bulmuştum kırmızı başlıklı kızdaki performansınızı…
-teşekkür ederim……sen yıllarca uğraş…külkedisinde 2., üvey, şişko kızkardeş ol…hayır…ya ..hayır…
-ya bu saatten sonra değişiklik yapmak nerdeyse imkansız…bakalım neler var elimizde….Hansel ile gretel’e cadı….hımmm.geç….parmak kız da çiçek……..ejderha….iskambil şövalye…..kupa ası olacakmış….geç…hımmm……..üzgünüm…geç kaldınız…..
-peki. bi yolu olmalı ama..bana uygun bişiyler bulabilmenin bi yolu?
-……
-ne..??
-peri anneyi bi deneyin diyeceğim ama….henüz gelmedi…rol sırasına daha çok var….ayrıca haftada iki gün alkolü bırakanlar grubuyla terapisi var….henüz gelmez…bi düşünseniz bu rolü diyeceğim ama..
-HAYIR……..!
-ya ben anlamıyorum zaten…..nie külkedisi…..yani o üç kızdan biri niye değil….birincisi şişko çirkin, ikincisi şişko çirkin…kardeşim…üçüncüsü niye güzel olmasın..bu kadar haksızlık edilir mi canım….güpgüzel kız işte…giydir kostümü al sana kedi….hayret bişiy…ağlamayın lütfen ağlamayın…
-…………
-ya ama hakikaten benim de sinirim bozuldu şimdi…..ben sizi önceden beri takip eder beğenirim…hakikaten …..olmaz…sizden şişko üvey kız kardeş olmaz…..ancak yapabileceğim bişiy olsa sizin için…
-şu an burada olmasaydım rapunzel olacaktım..ama ben kule mule yıllarca..kasvetli iş…bir de öyle saça tırmanma falan yıpratıcı..burası daha eğlenceli olur diye reddettim…..inanamıyorum…acaba yetişebilir miyim….saat kaç?
-23:50
-…………
-küçük hanım durun…….
-……..
-bekleyin….küçük hanım..
-…………..
-ayakkabınız…..
Mayıs
Mayıs ayı kadar güzel bir ay yok desem… Çok iddialı olacak galiba, en sevdiğim ay olarak düzelteyim ben bunu 🙂
Bir kere içine ikisi ulusal, ikisi küresel dört bayram sığmış, ilaveten iki de kişisel bayram var bizde, oldu mu altı!
Ay, 1 Mayıs İşçi bayramıyla açılış yapıyor, onu 6 mayıstaki Hıdırellez bayramı takip ediyor. Derken ikici pazar Anneler günü kutlanıyor. Ayın yarısını devirdikten sonra 19 mayıs gençlik ve spor bayramı devreye giriyor. Kişisel olarak ise hem benim hem de oğlumun doğum günleri Mayısa denk geldiği için birer kez daha seviniyoruz.
Mayıs, yılın beşinci ayı, beş sayısı en sevdiklerim arasındadır, hem tek hem asal sayı. Beşinci çakra kendini ifadeyi, planlamayı, olgunlaşmış sevgiyi ve maviyi temsil ediyor. Mavi ise güzelim dünyamızı. Hava ılıman, bitki örtüsü coşmuş, her yanımızı güzel kokular sarmış ve çalışanlar için yıllık iznin ucu görünmüş oluyor bu ayda 🙂
Mayıs demek mavi ile yeşilin aşkı demektir benim için. Ne yazık ki sadece 31 gün sürüyor, olsun iyi ki var iyi ki onunla buluşabiliyoruz yılda bir kez.
sarışınlar
Sarışın ve puzzle
Sarışın bir fıstık, erkek arkadaşını arar :
“Lütfen bir an önce buraya gelip de bana yardım eder misin !…
Bir puzzle aldım, ancak bir türlü yapamıyorum ve o kadar uğraşmama rağmen henüz başlayamadım bile”
Erkek arkadaşı sorar :
” Peki tamamlandığında ortaya ne çıkacak ?”
Sarışın:
” Kutudaki resime göre bunun bir horoz olması gerekiyor”
Erkek arkadaşı sonunda dayanamaz, eve gidip sarışına yardım etmeye karar verir.
Sarışın, erkek arkadaşına masanın üstünde dağılmış duran parçaları gösterir ,
” İşte hepsi burada. ” der.
Erkek arkadaşı parçalara bakar,sonra kutuya bakar ve kıza döner :
” Öncelikle, ne yaparsak yapalım bu parçaları birleştirip bir horoz yapamayız”.
Sonra kizin ellerini tutar ve devam eder,
” İkinci olarak, senin biraz rahatlamanı istiyorum. Hadi seninle birer kahve içelim ve sonra…” deyip, bir iç geçirir,
” ve sonra şu Corn Flakes’leri kutusuna geri koyalım.”