Tanrı Hakkında Sorular….

Tanrım, alınganlık gibi insani zaafların yoksa bize olan öfkelerin ve cezaların neden?

Tanrım, yarattığın insanlar psikiyatri bilimini geliştirdi, artık amacına ulaştın, tedavi olabilirsin!

Tanrım, bana ne zaman öfkelensen, kendine beni senin yarattığını hatırlat olur mu?

Her şeye gücü yeten bir Tanrı olarak bence mevcut dünyamızdan çok daha iyisini yapabilirdin, ya kötüsün ya beceriksiz. Yoksa utandığın için mi kendini gizliyorsun?

Kullarına kızıp bağışlayabiliyorsun, duygusalsın falan ama bir şey merak ediyorum: Espiri duyunca gülüyor musun?
Peki tehdit edebildiğin kadar iyi espiri yapabiliyor musun?

Tanrım, yarattığın insanların çiftleri var ve yaşamlarını paylaşıyor, bunu öğrendikçe olgunlaşıyorlar, sevgi alıp veriyorlar. Sen daha ne kadar zaman ‘tek tabanca’ takılacaksın?

Tanrım, baş meleğin sana itiraz etmiş, ilk yarattığın insan çifti de itiraz etmiş, kısacası etrafındaki kimseye -kendini göstermene rağmen- sözünü geçirememişsin. Hiç kusuru kendinde aradığın oldu mu?

Tanrım, bize öfkeleneceğine, bakış açını değiştirmeyi düşünmez miydin?

Tanrım, hata yaptığında kabul edebilecek kadar olgun musun?

Tanrım, yarattığın ve hür irade verdiğin bu kuluna kendini sevdirememek nasıl bir duygu?

Tanrım, sence insanlar cehennemde onlara işkence ettiğinde seni sevmeye başlayabilir mi?
Tanrım, sence zulmetmek, insanların fikrini değiştirmek için bir yöntem olabilir mi?

Tanrım, tapılma ve övülme arzun yalnızlığından ve sevgi görememenden mi kaynaklanıyor?

Tanrım, senin yaşamının bir amacı var mı? Örneğin, evreni neden yarattın? Her şey can sıkıntısının ürünü mü yoksa?

Tanrım, sana inanmayanları ve dediklerine uymayanları diri diri yakacağını söylüyorsun; bu kadar nefreti yüreğin nasıl taşıyabiliyor?

Tanrım, sürekli olarak bizi gözetleyip iyi ve kötü bulduğun davranışlarımızın muhasebesini tuttuğunu söylüyorsun, başka işin mi yok? Bence kendine daha yaratıcı uğraşlar bulabilirsin. Örneğin biz insanlar, kendimizden farklı canlıları bir yere kapatıp sabahtan akşama dek onları izleme türünden zevklere sahip değiliz. Tamam, hayvanat bahçelerimiz var ama kısa ziyaretler yapıyoruz.

Tanrım, biz çocuklarımızı büyüyüp olgunlaşsınlar ve artık bize ihtiyaçları kalmasın diye yetiştiriyoruz; bence bizden öğreneceğin şeyler olabilir.

Tanrım, kadınlara olan kinin anne sevgisini hiç tatmamış olmandan mı kaynaklanıyor?

Tanrım, sen özeleştiri yapabilir misin?

Tanrım, senin her şeyi bildiğin söyleniyor? Peki herhangi bir şeyi merak edebilir misin?

Tanrım ben senden vazgeçebilirim; örneğin, bu dünyada sensiz yaşayıp öldükten sonra diriltilmekten vazgeçebilirim, peki ya sen benden vazgeçebilir misin? Ben sen yokmuşsun gibi davranabilirim, ya sen? Peşimizde dolanmayı bırakabilir misin?

Tanrım, senin her şeyi gördüğün söyleniyor. Umarım bu, her zaman için geçerli değildir! Özel hayata saygı diye bir şey duymadın mı acaba?

Tanrım, sence huri vaat etmeseydin erkek kulların sana bu kadar bağlı olur muydu?

Tanrım, neden ödülün de cezan da hep nefse dair?

Tanrım, neden erdemi özgürlükte değil de itaatte arıyorsun?

Tanrım sence biz insanlar varlığından şüphe edecek denli tanımadığımız birini sevebilir miyiz?
Peki, sevmediğimiz birine bize bir şeyler vaat etti veya korkuttu diye boyun eğmemiz sence bir erdem olabilir mi?

Tanrım, nasıl bir hayat yaşacağımızı önceden biliyorsan bize neyin sınavını yapıyorsun?
Bildiğini tekrar ederken sıkılmıyor musun?

Tanrım, bu ‘hayat sınavı’ içerisinde neden savaşlar, çocuk cinayetleri, tecavüzler, soykırımlar v.b. olmak zorunda?
Neden en büyük kötülüğün karşımızdakine tokat atmak olduğu bir düzenek yaratıp sınavı orada yapmıyorsun?

Tanrım, gözünün önünde küçük bir kız çocuğu tecavüze uğrayıp öldürülüyor, senden yardım istiyorken neden kılını kıpırdatmıyorsun?
Hiç değilse çocukları korusaydın olmaz mıydı?
O sırada kendini nasıl dizginleyebiliyorsun?

Tanrım, senin gücünün her şeye yettiğini söylüyorsun ama bana kendini sevdiremedin bilesin.
Kitaplarını okuyorum da, aslında bunu amaçlamamışsın bile!

Şiddet eğilimi olan ‘duyarlı vatandaşlar’ için not: Bu yazıda sözü edilen, eski Yunan tanrısı Zeus‘tur! Üzerinize alınmayınız…

http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/tanriya-sorular-15913

15 yorum “Tanrı Hakkında Sorular….”

  1. teist,

    tanri´yi (god/zeus/tengri/allah) namutenahi/sonsuz bir “güc” olarak düsünür bir adam/adem/insan olarak degil o nedenle bu
    tarz sorular sormaz gerek duymaz..

    ateist,

    madem
    “tanri yok,din yalan” nicin “yok ve yalan” üzerine düsünür ve yogunlasir ? tanri üzerine düsünme/yogunlasma zarureti(ic güdü) kaynagi/sebebi nedir ? tanriyi düsünmek istegi/arzusu (ic güdü) O´nun varligina kanit sayilamaz mi ?

    enelhak;)

    slm.

  2. Merhaba Ebubekir,

    Teistin Tanrıyı sonsuz bir güç olarak düşündüğünü söylemişsin. Yazının sonunu ise ”enelhak” diyerek bitirmişsin. Fakat En el Hak görüşü Vahdet-i Vücud felsefesinin bir uzantısıdır ki bu da teizm değil panteizme girer. Yazıda teizmin Tanrı kavrayışına dönük sorular sordum. Teizmde Tanrı yalnızca sonsuz bir güç olarak görülmekle kalmıyor, aynı zamanda kişileştiriliyor. Yani zati bir Tanrı olarak görülüyor. Kutsal sayılan kitaplarda tanrının kişilik sahibi, insan gibi duygu ve düşünceleri olan, insanlarla ilgilenen bir formda olduğunu görüyoruz. Tanrı, insan kişilikli olduğundan, yazıdaki sorular isabetlidir bence.

    Ateistin, var olmadığını belirttiği Tanrıya yoğunlaşma sebebi nedir diye sormuşsun.
    Tanrı yoktur fakat toplumumuzda nüfusun çoğunluğunun kafasında bir Tanrı var ve bu hayali Tanrı hepimizin yaşamına etki ediyor. Benim ”yoktur” demem yetmiyor, olmadığına diğer insanları da ikna etmek gerekebiliyor. Bu konuya bu yüzden girmek zorunda kalıyoruz. Eğer periler v.b. varlıklara bu kadar yoğun biçimde inanılsaydı ve bu inanç benim hayatımı yine bugünküne benzer oranda etkileseydi bu sefer de o inancı hedef alacaktım. Tanrı olsa da olmasa da zaten hayata ancak inanırları üzerinden etki edecektir. Tanrıyı var kılan inanırlarıdır. Tanrı yoktur ama inanırları vardır. Bu sorular elbette olmayan Tanrıya değil; maksat, inanırlarının bazı şeyleri düşünmesini sağlamaktır. Mesela, bir kişi bile olsa, Tanrıyı kişileştirmenin ne kadar saçma olduğunu görebilirse ne mutlu bana.

    Selamlar.

  3. Haa..

    Tabi ya.

    Sayılır.

    Şu halde;

    Tapılacak tek tanrı iştar oluyo, gerisi yalan.

    🙂

  4. Güzel sorular.

    Yorumlara artı eksi verilebiliyor da, neden ana yazılara verilemiyor acaba.

  5. Fırat Bayram,”enel hak” öyle anlatildigi/sanildigi gibi gizemli “SIR” barindiran bir söz degil..

    “enel hak” gercegini anlamak vahdeti vucut felsefisinden degil hallaci mansur´u, yasadigi cagi,karmatiler hareketini bilmekten
    gecer..

    bu konuda ihsan eliacik hoca´nin “İSLAM’IN ‘YOLDAŞ’LARI KARMATÎLER” makalesinden kisa bir bölüm;

    “……..Karmatî hareketinin en önemli yönü ilmî ve kültürel faaliyetlere verdikleri önemdir. Bu açıdan baktığımızda büyük alimler çıkardıklarını ve dev eserler ürettiklerini görüyoruz.En başta “İhvan-ı Safa Risaleleri”nin onlara ait olduğu biliniyor.

    İbn Nedim, hareketin ilk kurucusu Hamdan Karmat’ın kayınbiraderi Abdan’a ait olduğunu belirttiği dört eserden bahseder:
    Kitâbu’l-Hudûd, Kitâbu’l-Melâhim, Kitâbu’l-Mizân, Kitâbu’l-Makâsıd…

    Abdullah el-Mağribi ise Karmatîlerin hukuk normlarını oluşturan kişi olarak bilinir. 50 eseri olduğu belirtilir. Bu eserlerden 20 kadarı günümüze ulaşmıştır.

    En önemle eseri “Deâimu’l-İslâm fi Zikri’l-Helâl ve’l- Haram” Karmatî fıkhının abide eseri olarak kabul edilir. Arapça basımı mevcuttur.

    Böyle onlarca alim ve fikir adamı yetiştirmişler.

    Ünlü Hallac-ı Mansur da Karmatî olduğu suçlaması ile 8 yıl hapiste tutulduktan sonra asılmıştır.

    Hallac’ın da Karmatî fikirleri doğrultusunda ihtiyaçtan fazla mal biriktirmeyi haram saydığı,
    devrin mülk sahiplerine Ebuzer gibi isyan ettiği, bir çok fakihin “Enel-Hak” sözünün idamı gerektirecek bir söz olmadığını,
    fıkhî mülahazalara dayanarak cevaz çıkamayacağını söylemesine rağmen, asıl sebep başka olduğu için idam edildiğini biliyoruz.

    Bizlere hep ‘kendini tanrı yerine koydu, onun için idam edildi’ diye öğretildi.

    Halbuki asıl sebep teolojik değil; ekonomi-politikti.

    “Lehu’l-mülk” diye haykırması, kavmin iktidar ve zenginlikten şımarmış ileri gelenleri (mele-i mütref ) takımına, müstağnilerine, bahçe sahiplerine isyan etmesiydi.

    Bu fikirlerin toplumda yayılması çok tehlikeli görüldüğü için ve o devirde bu fikirlerin savunulduğu ana muhalif akım Karmatîler
    olduğu için, onlara destek verdi.

    Bundan daha tehlikeli birisi olur muydu?…….”

    inanirlarin bazi seyleri anlamasini samimi olarak istiyenler basta kisilerin yasam tarzlarina müdahele etmiyecek edenlere karsi duracak,
    inanclarla dalga gecmeyecek asgilamayacak ve en önemlisi bu isin ilaci ÖZGÜRlük oldugunu aklindan cikarmayacak..

    zaten cemaatlerden ögrenilecek cok sey var dedim di:)

    basarilar..

    slm.

  6. Enel hak’ın gerçek hikayesi ile ilgili değil olay. Tanrı dışarıda mıdır, içeride midir, olay bu.

  7. “madem
    “tanri yok,din yalan” nicin “yok ve yalan” üzerine düsünür ve yogunlasir ? tanri üzerine düsünme/yogunlasma zarureti(ic güdü) kaynagi/sebebi nedir ? tanriyi düsünmek istegi/arzusu (ic güdü) O´nun varligina kanit sayilamaz mi ?”

    Bu mantıkla düşünürsen ebubekir, bütün İslam öncesi Arabistan tanrılarının varlığını kanıtlamış olursun. Yoksa olmayan şeyle neden uğraşsın Muhammed?

  8. xenix,

    inkar eden kim ?

    kuran,arabistanda var olan sanal/cakma tanrilari ve elbette islam öncesi “yaratici”ya ulasmak icin araci/vasita kabul edilen
    tanrilarin varligini inkar etmiyor elestiriyor..

    sonsuzus da onca ayet/hadis döktüren formdaslardan biri olarak sanal/cakma tanrilar ile ilgili en aciklayici kissalardan biri olan
    ibrahim´in tevhid mücadelesi ile ilgili kissa oldugunu biliyorsundur hem muhammed´in tevhid mücadelesi de farkli degil di..

    ayrica sanal/cakma tanrilarin varligi cagimizda farkli sekil ve ünvanlarla devam ediyor yani tanri ölmedi..

    ve

    nietzsche yanildi:)

    slm.

  9. “inkar eden kim ?”

    Yine çok haklısın ebubekir, aynen dediğin gibi.

    “Muhammed:
    “İşte bunlar, yüce turnalardır*. Şefaatleri de elbette ki umulur.” Bunun üzerine putataparlar: “Muhammed daha önce değil, bu gün tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!” dediler. Yine bunun üzerine Peygamber secde etti ve onlar da secde ettiler.”

    Gel sen de gerçek tanrı olan USC ye iman et, sanal/çakma arap tanrılarına da arada secde edersin. 🙂

    RAmen

  10. xenix,bak sen dahi tanrisiz (USC ye iman) yapamiyorsun:)

    neyse..

    yanlis hatirlamiyorsam bi dönem islami ritüelleri (gelenek) yerine getirdigini,arastirmalar neticesinde terk ettigini yazmistin..

    ne oldu da simdi “kuran”dan onay almayan,senin de terk ettigin gelenegin uydurma (The Satanic Verses) rivayetlerini kanit diye
    sunuyorsun ?

    sonra gelenekci ile reddiyeci ayni kaynaktan besleniyor dedigim vakit aliniyorsunuz;)

    kuran dan onay alan kanit varsa getir ordan devam edelim..

    slm.

  11. Sevgili ebubekir, Muhammed’in eski tanrıları inkar etmediğini söyleyen sensin. Niye rahatsız oldun ki şimdi?

    Hem gelenek dediğin praksisten onay almış şeylerdir, en çok senin savunduğun şey buralarda. Hayattan onay almasa gelenek olmaz değil mi ama.. :))

    Biliyorsun ben tüm geleneği yıkalım derken sen aksini savunup “hayattan onay alıyor mu önemli olan o” diyordun. Şimdi sana bir fırsat, gel işte kuran, islam geleneği yık ve pastafaryan ol, sonra yanmayasın pardon donmayasın penguen olaraktan. Hem artık iletilerde kullandığın gülücükleri biraz mizah anlayışı olarak değerlendirebiliriz.

  12. xenix,

    1-rahatsiz oldugumu nerden cikardin ? o senin kuruntun..

    2-oysa praksis statik/sabit degil dinamiktir dolayisiyla dün hayattan onay almis bir praksis/gelenek bugün yanlislanabilir aksi zaten
    dogma oluyor..

    3-tüm gelenegi yiktim/yikalim mi ? forumdasa,”gel ne olursan ol yine gel” deyu davetiye cikardigin pastafaryan ne oluyor yeni bir gelenek mi ?

    yikta gel:)

    slm.

  13. Bak senin rahatsız olduğunu inkar etmen bile rahatsız olduğuna kanıt sayılır. 🙂

  14. İyi de, o zaman gerçekten rahatsız olmama olasılığı iptal olmuş oluyor. Yani ‘inkar etse de etmese de rahatsız olduğu’ sonucunu çıkarabiliyorsak,

    o zaman onun dediği de doğru olurdu “tanrının çakması da aslı da aynı şeye götürür, gerçek tanrıya” gibi bir durum çıkardı.

  15. Ee yani.

    Ben de onu diyorum. 🙂

    Sen ebubekir için daha detaylı izah eder misin?

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.