Transaksiyonel analiz iddialı bir bilimsel teoridir. bu konuda bildiklerim sonucunda herkesin bilmesi gerekir ki bu sitedeki karakterler yani şuan yorum yapan bwallece4ever, hola, delişey, hephoistos, xenix, nibelunga değil onların 3-6 yaşlarındaki yaşanmışlıklarıdr aslında.
bizler evet kararlarımızı 6 sn öncesinde bir dürtü tarafından veriyoruz. Ama bize o kararı verdiren bütün yaşantımıza kök salmış gerçekler ne biliyomusunuz? hemen isöyliyeyim; EBEVEYNLERİMİZ. sadece anne ve babalar değil. sizin ödipal dönemde hayatınızda var olan sizleri yetiştirenler ve yaşanılanlardır.
çok sevgili hocalarımdan bir tanesinin bir lafı var. Beynimiz IKEA ‘nın rafları gibidir, bu raflar 3-6 yaş arasındaki bütün olayları en derinden başlayarak kolileyip beynin amidalasında rafa kaldırır. lazım olduğunda çıkartır. mesela A holdingin genel kurul başkanı o koltukta oturan sen değilsin. o şirketi yöneten, çalışanlara davranışların, karşılaştığın probleme getirdiğin çözüm şeklin sen değilsin. senin çocukluğundur. Ya da Yabancının Ya da Xenixin itirazcı , muhalefet yönü nerden geliyor acaba? hiç düşündünüz mü? ‘Evde Kalmış Kadın’ denilir toplumda onu evde bırakan gerçekten cümlenin anlamına inin ‘evde bırakan’ kimdir. onun annesi ve babasıdır.
Bir çocuğu yetiştirirken ona doğal çocuk yetiştirme tarzı uygulayın. eğer yetişkin çocuğa kendi gibi bir yetişkin muamelesi gösteriyorsa çok yazık. o çocuk büyüdüğünde eşinden korkan, patronundan korkan, duyguları bastırılmış pasif agresyonları olan biri olur. aynı şekilde bakım veren ebeveyn olmayın. bu nedir ? sen hiç bişeyden anlamazsın yanında hep yetişkin olmalı yoksa sen bi hiçsin. bu da çok kötü düşünsenize siz özgür değilsiniz ve beceriksiniz. o yüzden 6 yaşına kadar bu muameleye maruz kaldıysanız hiç değişemezsiniz ve böyle gider. eşiniz yemek yaparken bir telaş içindeişlerini yetiştirmeye çalışıyor sizde naif bir duygu içinde arkasından beline eğilip ona sarıldınız ve o da siz git başımdan şimdi çok işim var derse ne yaparsınız?
ne yaparsınız biliyomusunuz; küçükken annenizin evi temizlediği parkeleri sildiği bir anda ayaklarınız kumlu bir şekilde annenizi özleyerek eve girip yine o naif halinizle anneciğim ben geldim dediğinizde annenizin size git başımdan o kirli ayaklarınla basma diyip size bağırdığında odanıza çekilip içinize kapanıp üzülürsünüz aynı şekilde o eş aynı zamanda annenizdir ve ona da o tepkiyi verip sırtınızı dönüp içlenirsiniz.
sonuç olarak uğraşmayın 3 ila 6 yaşındaki yaşanmışlıklar değişmediği sürece siz asla değişemezsiniz.
İnsan bir sürecin belleğidir zaten… Ne sadece 3-6 veya 10-19 …
Bu nedenle değişmemezliğe katılıyorum.
izlediğim kadarıyla sitede epey psikolog var. konunun uzmanı değilken ahkam kesmem densizlik olur. fakat ben de şüphe duymuyor değilim şu halime çocukluğumdan kalma bacadaki kurumların sebep olduğunu…
kurumları temizlemek lazım da iyi bi bacacı bulamadım henüz:(( gerçi 10 yıldır denedim bir kaç tane sanırım güven duygusunu oluşturamadım kendilerine…
konuyu sevdim dört gözle izleyeceğim yazılan düşünceleri… teşekkürler:)
0-6 Yaş arasının daha etkili olduğunu düşünüyorum. 3-4 yaşlarında kişilik belli olmaya başlar.
Hatta atasözlerinin boşa söylenmeyeceğini de düşünüyorum. “Yedisinde neyse yetmişinde de odur.”
“sen hiç bişeyden anlamazsın yanında hep yetişkin olmalı yoksa sen bi hiçsin. bu da çok kötü düşünsenize siz özgür değilsiniz ve beceriksiniz. o yüzden 6 yaşına kadar bu muameleye maruz kaldıysanız hiç değişemezsiniz ve böyle gider.”
Katilmiyorum.
Kisiligin sonraki zamanlarda -istenirse- buyuk oranda degistigi bazi psikologlar tarafindan kabul ediliyor.
E.Durkheim’a gore toplumdan soyutlanamayan bireyin kisiligi uzerinde en cok soz sahibi olan yine toplumun kendisidir. Yani bence Freud’un 0-6 yas kuraminin birazcik daha onune adim atilmali. Nihayetinde birey duragan bir varlik degildir. Buna bagli olarak da hareket degisimi getirir.
Yazida Sn Perspektivist, biraz da -diger bireyler uzerinden- kendi kisiligini yorumlamis…
G Milat
G Milat,
Bahsi geçen mevzu 0-6 yaş arası dönem değildir. Yani Freud’cu bir yaklaşımdan bahsetmiyorum. 3-6 yaş arası dönemin insan davranışları temelinde belirleyiciliği olduğundan söz ediyorum.
Davranışları temellendiren unsurun ne olduğunu bilmek gerekir. Mesele ALTYAPI MESELESİDİR. İnsan davranışlarına ait bütün unsurlar – tepkiler, kararlar, problemlere getirilen çözüm yöntemleri, üzen ve mutlu eden şeyler vs- bu yaşlar arasında temellendirilir. İleriki yıllarda bitaraflarını da yırtsan aynı temelde dolaşır durursun.
Sana sevgilin bi hediye verdiğinde, yaşadığın heyecan ve mutluluğun o sevgiliye duyulan mutluluğun bir yansıması olduğunu mu düşünüyorsun. O sana babadan kalan bir mirastır. Sevgilinin mutluluğu = Babanın sana verdiği hediyeden duyduğun mutluluk. Ne eksik ne fazla.
Belki de senin bu itirazcı yönün de aynı dönemin sana bıraktığı bir mirastır. Çok mantıklı …
Yabancı kelime kullandın, bir-iki bilimsel sözcük ettin diye – kusura bakma seni onaylamayacağım perspektivist. Başlığın havalı, bilimsel (!) ama metnin havada. Kişiliğin değişmemesi diye bir inanca katılmam imkansız. Temel ne olursa olsun, birey kendinin farkına varırsa onu değiştirebilir. Eğer ki değiştirmesi gerektiğini düşünüyorsa. Bir kişi, kendini değiştirmiyorsa ya kendinden memnundur, ya da algısı kapalıdır. İkinci olarak sevgilim, arkadaşım, herhangi biri düşünüpte bir hediye almışsa bu güzellik benim 3-6 yaşımdan geliyor olamaz. İnanın bana, bunların anlamları da hayata ilişkin tanımların artıkça değişebilen şeylerdir. Veren kişiye göre, hediyeye göre, duruma göre değişir. Genellikle- çoğu insan sevinir. Ama çoğu insan 3-6 yaşında babasından hediye almış değildir.
“bilimsel (!)” …
Detayları buradan daha iyi öğrenebilirsin. O ünlemi de, kurduğun hayat cümlelerinin sonuna doğru yere sok da, hayatının anlamı bozulmasın.
Neyse:
link to azmivaran.com
“Temel ne olursa olsun, birey kendinin farkına varırsa onu değiştirebilir. Eğer ki değiştirmesi gerektiğini düşünüyorsa.”
Siz özgür iradekolikler hala özgürlüğe vurgu yapadurun. Peki senin yaptığın “secret” kitabından arak lafların ne derece ünlemli bilimsel.
Baba örneği adı üstünde bir örnekti. Sen de güzel bi ajitasyon yapmışsın hani en mayonezlisinden. Her neyse, ben yancılara bi el atarım da önce sana bi atayım dedim.
Bu analizden bir şey çıkmaz. Sitede bununla ilgili en az 20-30 yazı vardır, daha derin.
Bilmem, siz söyleyin…
xenix: Takiplerim
Benim babam muzip bi adamdı. Hala da öyledir. Küçükken sık sık elinde bir hediye paketiyle gelir, bak canım sana bi süprizim var derdi. Ben de her seferinde sevinçle kutuyu açardım. Ama çoğunlukla boş çıkardı. Sonra birbirimize bakıp gülerdik, en çok da o gülerdi.
Yani..
Beni bu hediyeler mahvetti.
Calm down, i have a gun:))
Transaksiyonel analiz, insanların yaşam süreçlerinin doğurduğu psikolojik dinamikleri sonucu ortaya çıkar. Bir yetişkinin dinamikleri onun geçmişinden gelen süreçlerinin göstergesidir.
Bir çocuğa 3 çeşit yaklaşım uygulanabilir:
1- Yetişkinden yetişkine: Bir çocuğa ebeveynleri tarafından yetişkin muamelesi gösterilmesidir kısaca. Örn: Babası Ahmet’i alıp kendi işe yerine götürür. Kendi koltuğuna oturtarak ona koca şirketi nasıl yöneteceği konusunda briefing verir. İşte sende bu koltukta olucaksın tarzı söylemlerde bulunur. Zavallı Ahmet daha 6’sını geçmemiştir bile.
2- Bakım veren ebeveyn çocuğa: Bu yaklaşımda bir çocuğun bilişsel, psikomotor, özbakım, davranışsal yönlerinin ebeveyn tarafından gelişime kapatılmasıdır. Çocuk gelişiminde ivme kazandıkça ebeveyn ona halen çocuk yaptırımı uygular. Böylelikle, çocuk ebeveyn’in sürekli etkisi altında gelişimini sürdürür. Örn: Ebeveynin onayı olmaksın eylemde bulunamayan yetişkin.
3- Yetişkin’den doğal çocuğa: Bu yaklaşım psikanalitik kuramcılar tarafından en uygun bulunan yaklaşımdır. Çocuğun, özgüven duygusunun oluşması, psikomotor alanlarının gelişim kazanması, sosyalleşme bilincinin artması çocuğa karşı bu yaklaşımla vücut bulur. Daha doğrusu en sağlıklı yaklaşım bu yaklaşımdır.
Ebeveyn’lerin bu yaklaşımlarının kurbanı olan çocuklar büyüyünce, rahatsız oldukları etkileri ortadan kaldırmları çok zordur. Her ne kadar bir takım sonsuz.us üyelerine özgü “istediğimi yaparım” tarzı düşünceleri olsalar da, psikolojik tedavi aracılığıyla bile en falza %1-2 ilerleme sağlanabilen bir durumdur. Çünkü, davranışlar TEMELDE şekillenir.
Sayın Xenix gibi arkadaşlar bunu “tersinim” gibi bilimsel olmayan bir teoriye benzettiler ve pek ciddiye almadılar kanımca. Bilim, tokadıyla meşhurdur. Elinizin altındaki patates cipsi bittiyse, bi araştırın derim ben.
Sıradaki …
Son sahneler,
Dedektif: Maskeni çıkar.
Makine: Ne umuyordun, bir canavar mı?
Adım George.
Belki biliyorsundur.
Kafan almıyor mu, hı?
Hiçbir şey söyleyecek değilim.
Söyleyebileceğim hiçbir şey gece rahat uyumanı sağlamaz.
Dayak yemedim. Taciz edilmedim.
Annem beni dövmedi.
Babam hiç vurmadı.
Ama ben böyleyim.
Hepsi bu kadar!
Gizemli bir yönüm yok.
Bu işi yapıyorum, çünkü hoşuma gidiyor.
Yapmak istiyorum.
xenix: Takiplerim: Patates cipsiyle seyredilmeli mutlaka.
Varan 1:
“Bilinç elbette önermelerimin arasında. Üstelik temelinde. Ben diyorum ki bütün davranışlarımız, düşüncelerimiz zaman içinde yaşadığımız deneyimlerin bir sonucudur. Ve geçmiş yaşantılarımıza bağlıdır. Ee hani “özgür irade”?” XENİX’in “özgür irade var mı? adlı yazıya yaptığı yorum.
Varan 2:
” “Xenix’e bir sorum olacak. Davranışlarımızı geçmişimiz temellendirir mi, yoksa şekillendirir mi? Birincisine katılıyorum. İkincisine hayır. Davranışları geçmiş tarafından belirlense de, bir sonraki adımı her zaman bilemezsiniz.”
Ben ikisine de katılıyorum. Yeterli teknolojimiz varsa bir sonraki adımınızı 6 saniye öncesinden biliriz.” XENİX’in “Özgür irade var mı?” adlı yazıya yorumu.
Ketçap-mayonez? Hangisiyle yersin …
perspektivist
tecrübe edimi,öğrenme ve birikim 3-6 yaş arası mümkün ve sonra yok mu oluyor?
evrim’e hakaretin de bu kadarı 😀
Daha yazıyı neden yüzeysel bulduğumu anlatamamışım.
Daha açık yazayım en iyisi. Bütün olayı 3-6 yaş arası anne-baba davranışlarına indirgediğiniz için yüzeysel.
Oysa bunun sokağı var, toplumsal boyutu var, dini var, yaşam koşulları var, fakirliği var, kardeş sayısı var, dili var, coğrafik nedenler var, 0 ı var 15 yaş ergenlik dönemi var. Kısacası var oğlu var. Ketçap da var mayonez de.
xenix: Takiplerim
Yine xenix ve cemaati toplanmis saldirilar baslamis ama malesef bugun pazar o yuzden sizim cemaatin vaazlari ve eksi oylarinizla ugrasamiyacagim
perspektives ayrımcılık yapma 😀
bir iddia’da bulunuyorsun ve çok doğal insanlar sana cevap verecekler.
paylaşımınız’ın bilimsel terminoloji kullanmakla,bilim boyasına batırıp çıkarmakla bilimsel olmayacağını söylemek zorundayım.
açıklamalarınız bilim dışı.
Size kitapligimdaki
Nietzsche nin boyle buyurdu zerdust
D.colsonun anarsist felsefe sozlugunden
Jamesonun marksizm ve biciminden
Karl marxin komunist manifestosundan
Richard dawkimsin seytanin pazarindan
John brockmanin kaniti olmayan gerceklerinden
…. Vs
Bunlardan okuduklarimdan kes yapistir yaparak sizin gibi malzeme cikarmamimi istiyosun malesef canim bu sefer gelecegin anne ve babalarina edindigim bilimsel dikkatini cekerim bilimsel olan bi bilgiyi paylastim ben bunlarin egitimlerini senin yasin kadar aldim o yuzden ordan patateslerini mayonezine bandirip yerken bilimsel degil diye ahkam kesme
Bir iddia ortalığa atılır. Kabul görür görmez orası beni ilgilendirmiyor. Fakat irrite etmeyi anlamıyorum. Hani “ahlakçı” bir sunum olur, daha en başından bizleri kötü sınıfına koyar; öyle bir durum da yok.
İnanın anlamakta zorlanıyorum. Üstelik bir yaş sınırlaması olmadan, perspektivist’in yorumuna katılıyorum. Zira bebelik ve çocukluk bilgilerimizin karakterimize bir yön vermediği savını kabul etme durumunda ya kişinin leylek tarafından ruhu(karakteri) ile birlikte getirildiğine inanmam gerekiyor, ya da tersini…
Bir yaş aralığı olmadan ben de katılıyorum elbette.(diğer türlüsü adem babamız gibi hazır bir “dille” inmeye benzer yeryüzüne)
Ama önce nibelunga, ardından da perspektivistin ona verdiği cevabı görünce… acaba dedim, onlar da benim gibi boş hediye kutuları almış olabilirler mi küçüklüklerinde? (başlığa konu edilen metin ve sergilenen reaksiyon babında:)
Çünkü neydi?
“sonuç olarak uğraşmayın 3 ila 6 yaşındaki yaşanmışlıklar değişmediği sürece siz asla değişemezsiniz.”
Hmm… yorumumun başlangıç cümlesini geri alıyorum, bir yaş aralığı olmadan katılıyorum demek yeterli değil bu başlık altında.
perspektivist
bu kadar kızmana gerek yok…:)
insan,doğa ile etkileşiminde araya “kültür”koyan tek canlı.
kültürlenme,sizin iddia ettiğiniz gibi 3-6 yaş arasında sınırlı değildir.xenix doğru şeyler yazmış.
kültür,”maddi yapı”üzerine biçimlenir.yaşam biçimi,coğrafi koşullar,ekonomik standartlar,dinler,ahlak vs. hepsi kültür içindedir.
köyden kente göç etmiş bir ailenin köyde yaşadığı dönemde çocuğuna kültürel aktarımı farklı,kentleşme sürecindeki kültürel aktarımı farklı olacaktır.
kaldı ki sosyalleşme,sadece birincil çevrenin yani ailenin aktarımlarıyla oluşan bir süreç değil.3-6 yaş arası geleneksel aktarıma maruz kalan bir çocuk,seküler bir eğitim alarak ailesinden farklı biçimlerde sosyalleşebiliyor.
eğitim kurumları,medya sosyalleşme sürecinde aile kadar etkin…
3-6 yaş arası sınırlandırmak çok yanlış.
Bu iddiaya göre insan değişemez.
3-6 yaş arası yaşanmışlıklar nasıl değişecek ki değişsin?
O halde neyi tartışacağız burda, değişimin aslında ne demek olduğunu mu?
Fıkıh yapıcaz yani..
Güzelmiş.
Çünkü bu gerçekleri bilmek acıtır insanı…
bahsi geçen konuda 3-6 yaş arasındaki dinamiklerle şimdiki dinamikler arasında transaksiyonel bağlantılar olduğuna değindim. Yani çocuklukta fallus döneme girilirken yaşınılan oedipus ve elektra kompleksleri her nekadar libidoyla ilgili olsada bağlanımında bazı dinamikleri ortaya koyar. bunlarda amidalada depolanır. sonralarda karşılaşılan durumlarda beyin tepkisini burdan hatırladıklarınla verir. bunu anlamak çok mu zor değil.
Ama şöyle bi durum var geçmişe dönüldüğü zaman bazılarımız bu gerçeklerle hayatımızın devam ettiğinin aslında farkındadır. ama bu gerçekler güzel gerçekler olmayabilir. o yüzden bunu kabullenmek malesef zordur. ayrıca ben ebeveyn derken bazı arkadaşlar nedendir anlamadım sadece anne ve baba olarak algılamışlar. sizin o dönemininzde adı geçen ve rolü olan herkesten bahsediyorum( anne ,baba, kardeş ,büyükanne ,hala, komşu vs…)
en önemliside 3-6 yaş aralığında öğrenimini tamamlarmı diye soru soran bi arkadaş var
evet canım evrenin varoluşu, gazların ayrımlaşması, fotosentez bu gibi bilgileride 3-6 yaşta tamamlar sonra hatırladıklarınla yaşar. ya hu dinamikler diyorum lütfen anlayın…..
O zaman senin analizinden başlayalım. Mesela bu öfkenin altında yatan transaksiyonel bağlantılar nelerdir? 3-6 yaş arasında ne gibi sorunlar yaşadın.
Burada kimse öfkeli değil senin dışında. Diyorlar ki tamam haklısın insanın çocukluk dönemi, ebeveyn ilişkileri elbette önemlidir. Ama bütün bu sürece 3 ila 6 yaş arasına sıkıştıramazsın. Öncesi ve sonrası da önemlidir. Ayrıca yaşadığı coğrafya, aldığı besinler, içinde yetiştiği kültür, ailesinin dini inancı, kendi yaşıtları ile ilişkileri ve daha bir çok şey de önemlidir.
Ayrıca bilimsel dediğin şey nedir? Psikolojinin kendisi bile bilimsel mi değil mi sorgulanırken içinden seçtiğin bir önerme bilimsel olabilir mi?
Nasıl test edeceksin, ölçütlerin nelerdir, nasıl deney yapacaksın, nasıl yanlışlayacaksın? Her doçent doktorun söylediği bilimsel olsaydı tüm ilahiyat profesörleri, tüm doktora yapmış muhasebeciler, işletmeciler, mühendisler vesaire bilim dergilerinde cirit atıyor olurdu.
Hadi ben de karşı tez atıyorum. Hayır 3-6 yaş arası değil 0-3 yaş arası daha önemlidir. 3-6 yaş arasında yaşadığın her şeyi asıl 0-3 yaş arasında yaşadığın dinamikler belirler. Gel de ispatla.
xenix: Takiplerim: Ayrıca cemaatime katılma şartı var, katılmak istersen. Çabuk öfkelenmeyeceksin, hatta mümkünse hiç öfkelenmeyeceksin.
Psikoloji geçmiş yıllarda belki bilim dışı yöntemlere ve varsayımlara yönelmiş olabilir, fakat günümüzde sistematik ve bilimsel metodlarla çalışmakta. Psikolojiye bilimsel değil demek haksızlık olur.
Fakat insan karakteri – kişiliği çok yönlü bir doğaya sahiptir. Hormonlar, beslenme, toplum, okul, aile gibi bir çok dış etken kişiliğin oluşumunda önemli role sahiptir. Bu gelişim doğum hatta doğum öncesinden başlar ve hiç bitmez.
en ilginç karakterler bizmişik:))
“bwallece4ever, hola, delişey, hephoistos, xenix, nibelunga “
Çoğu insan bir kaç karakter tarzının karmaşık bir bileşemidir. psikanalitik terapilerde bile her iki eksende de bir formülasyon yapılmalı ve tanısal kavramlaştırmalar , her bir insanın kişilik örgütlenmesinin ve bunun tezahürlerinin biricik olduğu gerçeğini gölgelendirmemelidir.dolayısıyla uygulanan süreçlerin hepsinde hasta kesinlikle
İYİLEŞTİRİLEMEZ.yanlızca bütün karmaşıklığı ve bütünselliği içinde anlaşılmaya çalışılır.
”Psikoloji geçmiş yıllarda belki bilim dışı yöntemlere ve varsayımlara yönelmiş olabilir, fakat günümüzde sistematik ve bilimsel metodlarla çalışmakta. Psikolojiye bilimsel değil demek haksızlık olur”.Ancak içimizde bazı arkadaşlar halen geçmiş yıllarda bildikleriyle yazı yazdığı ve yorum yaptığı için günümüzde olup bitenleri atlıyor olabilirler. (Berne -transaksiyonel analiz)
Sevgili delişey:)))) aslında o isimleri öylesine yazdım. Yani hadi diğerlerine ilginç diyebilirimde ‘nibelunga’ mesela etkisiz eleman ben şimdi bu küçüğün neyine ilginç diyebilirim ki?
bu sorunun cevabı sizde sanırım, çoçukluğa bi inelim:)
1 ile 3 yaş arası yani anal dönem de yine sorunların yaşanabileceği bir dönemdir. bireylerin obsesif durumlarının temelinin saklı olduğu yaştır. yine optimal olarak bu yaşlarda gerçekleşen ayrılıklar bireyi ileride alt üst edebilir. Ama herşey nasılsa basitten karmaşığa gidiyorsa bu yaşların sıralamasında da aynı durum söz konusudur.GERÇEK olan 3-6 yani ödipal dönemdir. bu dönem ödipalin bile dışında bilişsel gelişimin dönüm noktasıdır. yani bu yaşlar bebeksi benmerkezciliğe karşı kazanılmış zaferlerin dönemi en önemliside beynin ileride hatıralarında anımsabileceği kayıtların olduğu dönemdir. ben ne 0-3 ü nede 6 ve daha üst yaşları yok sayıyorum. ama neyin daha önemli olduğuna vurgu yaptım. ANLAYANA…
yanlızca dayanağı olmadan ilgi çekme arzuları (diğer yazılara yaptığı yorumları da değerlendirdim) onu ağır sorunlar yaşayan bi hastaya benzetmeme fırsat verdi. Çünkü paranoid sözel bir saldırı başlatıldığında verdiği tepkiler çocukluğunda sürekli ve haksızca eleştrildiğini hissettirmiş oldu bana.
:)))))))9
perspektivist,
ben anlamaya çabalıyorum yazdıklarınızı hem de art niyet gütmeden (yani bana cevap verecekken bir diğer arkadaşa laf sokuşturmanızdan bahsediyorum) … peki, öneriniz nedir bu olmuş bitmişe?
neden açtınız bu konuyu? değişemezsiniz deyip son noktayı koymuşsunuz!! değişim olamayacaksa niye açıklama yapılıyor? anlayana fln gizli gizli dürtmeler, sahi neden yani?
Perspektivistin yaptığına indirgemecilik diyoruz. Neymiş: İNDİRGEMECİLİK :)))
bu platform böyle işte…
siz benden daha eskisiniz burda bu sitede son nokta diye bi şey yoktur. ayrıca anlamaya çalışıyor olurken sizi de yukardaki diğer yorumları okumaya davet ediyorum.
Ayrıca kendilik psikolojisi denilen bişi vardır. Nesiller boyunca hümanistler , gerçek veya kurgusal bir kişinin karakterindeki ‘zıtlıklar’ ı ve ‘çelişkileri ‘ göstererek, bir özellik ve zıddının aynı kişide bulunduğunu fark etmenin heyecanını yaşamış. bende bu sitede böyle bi heyecan yaşıyorum.
Hersey 0-6 yas arasinda gerceklesiyorsa ve bundan sonra hic bir degisim olmuyorsa neden bu kadar cabaliyoruz ki? Bence bu tür teoriler kendi durumlarini nedensellestirmek icin kendilerine bir “din” yaratmak istiyorlar. Bazi yerlerde bu tür teoriye “kader yazgisi” denirdi.
ya ben üsteki yazıları okudum okuyorum da. takip edeceğim sözünü vermiştim zaten, zira kendi hal ve durumumdan ilgimi çekiyor bu tip konular. burada sorun yok!!!
sorun, yenisiniz sitede ve tanımadığınız insanları şippadanak etiketleyivermeniz:))
konuşuruz tartışırız elbette bunun için buradayız, lakin “bu platform böyle işte…” diyerek banada gizli tepki göstermenizi cidden anlayamadım yahuu:))
konumuza dönelim mi? !!! neden açılmış olabilir bu konu mesela buradan başlayabiliriz. ve neden genelleme varken siteden bazı isimler (öylesine yazdım demişsiniz) öne çıkmış ve bu isimlerden birine neden laf sokuşturuyorsunuz? bakın hiç bilinmez bir terim kullanmadan basit anlaşılır bi şekilde sordum:) yanıtıda basit ve anlaşılır olursa sevinirim…
Bwallece4ever;
Bende sizin saldırılarınız ne zaman gelicek diye sabırsızlıkla bekliyordum. Çok geçmeden yazdığınız için teşekkürler:)
İndirgemecilik:sosyal bir olguyu kendi bağlamından , başka mekan veya zaman bağlamlarıyla açıklamaya çalışmaktır.şimdi size soruyorum bu konuda bilginiz söz konusuysa eğer burda indirgemecilik nerde?
AYRICA ben burda bu bilgileri paylaşırken kişinin kendini tanıma ve tanımlama yapmasına yardımcı olmak istedim. bir çok olumsuzluğun önlenmesinde bu tür tanıların bilinmesi şarttır. ama bu sitede İNKARI sizin gibi temel savunma olarak kullananlar bilmelidirler ki her zaman her şey iyi ve yolunda yani polyanna benzeri olamaz. inkar savunmasını hayatı daha az sıkıntılı kılmak amacıyla çoğumuz belli bir düzeyde zaten kullanırız. kişi inkar mekanizmasını kullanarak, gerçekçi açıdan en işe yarar ve hatta kahramanca eylemlerini gerçekleştirebilir. her savaş , dehşet verici, hayatı tehdit edici koşullarda telaşa kapılmayıp kendine hakim olan ve hem kendilerini hem de arkadaşlarını kurtaran kişilerin hikayeleri ile doludur. ama unutma inkar her zaman böyle SELİM değildir. o yüzden bu konuyu indirgemecilik yaptığımı düşünüp inkar etmek yerine anlamaya çalışmak seni daha selim yapacaktir.
‘sorun, yenisiniz sitede ve tanımadığınız insanları şippadanak etiketleyivermeniz:)) ‘
tartışma konuları açmada ewet yeni olabilirim ama okuyuculuğum çok eski o yüzden kim hangi konuda tartışma açmış, kim ne yazmış ,sonsuzus nerdeymiş, kimler editörmüş, kimler öncüymüş vs… uzmanlık alanım:)))
‘bu platform böyle işte ‘ size gönderilmiş bir cümle olarak algılamayın eski bir okuyucuyum dedim ya o yüzden sizin gibi naif bir bayana takınılması gereken uslup nedir çok iyi bilirim:)
‘neden genelleme varken siteden bazı isimler (öylesine yazdım demişsiniz) öne çıkmış ve bu isimlerden birine neden laf sokuşturuyorsunuz?’burda bir sınırdurum yapmaya çalıştım. içinde biraz obessif kompülsif ve narsisistik bir durum söz konusu olabilir. ama genel birşeyden spesifik bir duruma indim . okuyucular karıştırmasın diye…
Tavris Wade adlı yazarın “Psychology in Perspective” adlı kitabı psikolojiye giriş kitabımızdı. Daha orada bile indirgemeciliğin ne demek olduğu ayrıntılarıyla yazıyordu. Görüşlerine katılmıyorum değilim, indirgemeci buluyorum. Her davranışımızın evrimsel geçmişimizden geldiği savı gibi bu da indirgemeci bir sav.
Aslında indirgemecilik konuya perspektif katmak açısından önemli. Ancak diğer görüşleri allahına kadar reddedip bizim analizimizi yapacaksan durum biraz karikatürleşir :))
“o yüzden bu konuyu indirgemecilik yaptığımı düşünüp inkar etmek yerine anlamaya çalışmak seni daha selim yapacaktir.”. İndirgemecilik yaptığını söylemek, sizin gibi aklı selim olduğunu iddia edenlerin görüşlerine bir perspektif katmaktır.
Son yorumunuza göre siz kendinize hakim bir kahramansınız değil mi? Bir gün olaki karşınıza bir aslan gelir, paniklemenizin nedeninin, 3-6 yaş arasında babanızın size aldığı korkunç aslan oyuncağı olduğunu düşünmeyin emi. Fight-flight(kaç-savaş) mekanizması devreye girmiştir. Vücudunuzun aşırı derecede ısınıp adrenalinle dolması ve bir anda kaçacak veya savaşacak gücü elde etmeniz farklı bir mekanizmanın eseridir.
arkadaşlar konu hakkındaki görüşlerinizi okudum ve hepiniz birer konun uzmanı gibisizniz buna dayanarak sizlere soruyorum bir ailenin 2 ,3 ,4 , çogugu oluyor ve aile çocukları arasında farklı bi davranışmı (egitim ,ihtiyaç, bakımvs vs) davranıyor ki ortaya farklı kşilikler çıkıyor
“siz benden daha eskisiniz burda bu sitede ”
yazınca siz bende yenisiniz dedim. nereden bilebilirdim
“okuyuculuğum çok eski o yüzden kim hangi konuda tartışma açmış, kim ne yazmış ,sonsuzus nerdeymiş, kimler editörmüş, kimler öncüymüş vs… uzmanlık alanım:)))”
uzmanlık alanınız olduğunu??? söylediniz öğrendim:)
açıklamalarınıza teşekkür. peki çözüm öneriniz nedir ? yani artık iş işten geçtiyse ne yapılmalı sizce?
misal ben şöyle düşünüyorum:
evet, zihinsel işleyişin ürünü olan şimdiki davranış şeklimizin önceki yaşantımızdan (çocukluk) bağımsız olduğunu, rastgele olduğunu bende düşünmüyorum ama bunu yaş ile sınırlamak ne kadar doğru açıkçası bilmiyorum. kişinin bilinçaltı boşluğunda birikim ne ve eğer bizi rahatsız eden bu birikim ise bu nasıl temizlenir fln gibi şeyleri öğrenmek istiyorum ben asıl… yani sizin değişmez dediğiniz acaba bu şekilde birikim yok edildiğinde değişebilir mi? bunu öğrenmek isterim açıkçası.
Sayın mavi bulut
sorunuza yanıt:EVET
Gelelim Sayın Bwallece4ever
Değindiğiniz durum savunma mekanizmaları ama bu da emin olun transaksiyonel bağlamda size anlatacağım bişi.
bireyin erken bebeklik durumunda yaşadığı dinamikler ilkel savunma mekanizmalarının içinde varolabilen bişeydir.
Farklı bir mekanizma eseri demişsiniz o kadar uzağa gitmeyin çok farklı bir mekanizma değil yine sen ve senin psikolojindir. böyle durumlarda yüzleşme çok önemlidir. önemli olan bir korkular yelpazisinin tümünün kapsamlı bir kimlik içinde birleştirildiği bir psikolojiye doğru hareket ettirmek için gösterdiğin çaba yine senin bahsettiğin mekaznizma değil benim bahsettiğim psikoljidir.
Ayrıca yazıma perspektif kazandırmak için indirgemecilik yapmana gerek yok sitede perspektif yönü ağır basan arkadaşlar alayıyla dolu:)
Perspektivist, o kadar yazdın. Şimdi :
Bir yenidoğan’ın güneşli bir havada emzirilmesiyle, soğuk nemli bir odada emzirilmesi arasında, ilerde hayatını etkileyecek yapıcı bir fark yok mudur ?
Elbette vardır. Etmenler bunlarla da sınırlı değildir. Bebeğin hasta olması, az veya çok beslenmesi, neler yediği, koşullar (mesela birkaç kez düşmesi) vs…
Hayat düz bir eğri değildir. Oldukça karmaşık eğrilerden oluşur. Ve bebek doğuştan itibaren tüm bu etmenlerin etkisiyle bir karakter kazanır. Bu kazanç değişkendir.
perspektivist
6 yaşına kadar ailesinin yanında yaşamış hatta sosyal hayattan izole çekingen bir çocuğun 6 yaşından itibaren bir hırsızın yanında yaşamaya başladığını düşünün.
1 seneye kalmaz muhtemelen hırsız olacaktır.nerde kaldı sürekli tekrar ettiniz şu meşhur “3-6 yaş arası dinamikler”?
bir de yukarıdaki mesajlarda dawkins’i refere etmişsiniz.
bir evrim biyoloğu olan dawkins hangi kitabında “3-6 yaş arası”gibi bir sınırlandırmada bulunmuş?
Sewgili Delişey
Genel olarak merak edilen ve rahatsız olunan neden 3-6 yaş. İnsanın yaşamı boyunca evet dinamikleri devam. ancak bazı dürtüler bu yaş aralığında biriken dinamiklerin dürtülmesiyle ortaya çıkar. evet bireyin gelişimde bir sürü faktör söz konusudur. ancak beynin yönlendirme yaptığı ve etkilendiği yer 3-6 yaşın hatıralarının saklandığı yerdir. yazımda da belirttim zaten kurgulama ve depolama 3 yaşta başlar, öncesi bilişsel gelişimin başlamadığı zamandır. başlangıç 3 ve sonlandırım 6 dır. bu yaştan sonrası yalan anlamına gelmiyor ama değiştirilebilir gerçeğinin başladığı yaşlar ise 7-11 yaş aralığıdır. nevrotik olayların bağlantıları 3-6 arasındadır. belki bu yaş aralağında çok kötü bişi yaşadın ve unutmak istiyosun sen unuttuğunu sanıyosun ama bilinç unutmuyor bastırıyor ve saklıyor. ama sen bidaha direkt o olayla ilgli bir bağlantıyı hatırlamasanda seni benzer şekilde dürten odur. kişi, itkilerinin, duygularının, anılarının, temsillerinin ve çatışmalarının tamamının sürekli olarak farkında olsaydı, bunların içinde boğulup kalırdı. bilinçdışı savunmalar gibi bastırmada tehlikeli olabilir. hatta aşırı bastırılma histerik kişilik yapısının temellerini oluşturur. o yüzden bu dinamiklerin varlığı inkar edilemez ve değiştirilemez.
Sevgili perspektivist başından beri ne anlatmak istediğinizi anlıyorum… sağlıklı çocuk/ birey yetiştirmek isteyenlere bir öneri ve uyarı mahiyetinde ve ayrıca kendimizle olan bitenle yüzleşme içeriği taşıyor… Ancak görüyorum ki kimsenin kendisiyle yüzleşme gibi bir durumu yok! Anlaşılan herkes halinden pek memnun!…
Size 3-6 yaş arasında ebeveynlerim tarafından amigdalama atılan yanlış bir tohumu aktarayım. ” Sakın o sol el kullanılmayacak! salak mı olacaksın başımıza…”
Yıllarım kendimi hiçe sayarak geçti…
Yalnız bu ekilen tohumu uzun zaman alsa da tamamıyla tersine dönüştürmeyi başardım… yani aptal olmadığımı kendime kanıtladım!
Yedisinde neyse yetmişinde o… deyimine de katılmıyorum… bu durumlar kişiye özel değişebilir yada hep kalıcı olabilir…
Freud’u aralarda bir tekrar, tekrar gözden geçirmekte fayda var! Geçmişten getirdiklerimizle geleceğimizi oluşturmuyor muyuz??
Teşekkürler perspektivist:)
ortak yaşamsal düzeyde tekrarlar yapmak sıkıcıda olsa zensen 3-6 yaş arası dinamikleri daha çok duyarsın. Aynı ilkel endişelerinde gerileme yaşamaktan korkan bi birey gibisin. Robert Linder’in ”Jet-Motorlu Divan” makalesinde dile getirdiği gibi ‘arada bi başka bakış açılarını kabul etmek sana iyi gelebilir’. senin içinde zensen bu yorum geçerli.
‘hayat bir eğri değildir. Oldukça karmaşık eğrilerden oluşur. Ve bebek doğuştan itibaren tüm bu etmenlerin etkisiyle bir karakter kazanır. Bu kazanç değişkendir’
ewet bu kazanç değişkendir tersini iddia etmiyorum. kazanç nerde başlar bi düşün ve bu kazançların ya da kayıpların temelini ne oluşturur?
—ve ötesi
anlatılmak istenenler aslında olumlu şeyler sizin perspektiviniz bu yönde size bi doyum sağlamış. ama dediğiniz gibi yüzleşme zordur. insanların kaygılarıyla ve diğer acı verici zihinsel durumlarla baş etmekte kullanabilecekleri bir yol da hissettikleri duyguları bildikleri bilgilerden yalıtmaktır. Ama kendi tanrımızı , kendi dinimizi biz yaratabiliriz ya da değiştirebiliriz. genel olarak bazı arkadaşlar 3-6 yaşınıda hiçe sayıp sonrasına takılı kaldığı için bu dinamikleride tanrı ya da din kadar basit şeyler sandılar. yalıtma, düşünselleştirme yapıcaklarına AKILCILAŞTIRMA yaptılar.
peki perspektivist:)
sizin mesleki alanınız içindemi bu bilgiler, yoksa ilgi alanınız mı? çok özele girmiyorum umarım, cevaplamak durumunda değilsiniz.
zira mesleki alanınız ise eğitim aldıysanız bu konuda başka sorularım da olabilir:) dedim ya çok merakım var bu alana benim.
Sewgili Delişey
bu konular benim yanlızca mesleki alanım ve uzmanlığımdan geliyor. Aslında ilgi alanım hiç değil :))))
perspektives
3-6 yaş dinamiklerini bir kenara bırakın,mesela 13 yaşında öyle bir duygusal travmaya maruz kalırsınız ki bambaşka bir insan olursunuz.
ben 3-6 yaş arası tecrübe edimi sınırlıdır,öğrenmeler kısıtlıdır demiyorum.hatta öncesi de var.
anne karnında bir bebeğin,kavga eden anne babasının etkisinde kaldığına dair pek çok bulgu var.
bu bir süreçtir ve sınırlandırmak mümkün değildir.siz 6 yaş “sonlandırım”diyorsunuz.yukarıdaki mesajlarda aynen böyle yazmışsınız.
insan sadece birincil sosyal çevre yani ailesinin aktarımlarından ibaret değil…
“öğrenme sürecinde”aile kadar,eğitim kurumları da etkin..hatta internet ve medya çok daha etkin.
bu forumda dinden arınmış pek çok insan var.3-6 yaş arası “ateist öğretilere mi”maruz kaldılar?birçoğunun ailesinin dindar olması bile muhtemel.
en önemli dinamik insanın ideolojisi yani hayata bakışıdır,solak mı sağak mı oluşumuz değil..
ve hayatı anlamlandırma biçimimiz 3-6 yaş arası belirleniyor sizin tezinize göre.
mümkün mü sizce?
perspektivist:)))
o zaman alın gardınızı geliyor sorular:) demek bu konularda da uzmansınız sonsuzu inceleme uzmanlığınızın yanı sıra… bende azcık takıliim size:))
bu arada teşekkür ederim cevaplamanıza…
şimdi sonuç olarak “o yüzden bu dinamiklerin varlığı inkar edilemez ve değiştirilemez.”
yandık yani??? ölemi? peki bu bilinci temizleyemiyo mu halen bu bilim dalının muhterem bilgilileri. hani hipnozla uyutup fln bişiler yapılıyordu? o da mı çözüm olmuyor:( ahh yaa insan bi yandan aya gidiyor diğer yandan bilinci temizleyemiyor garip değil mi?
genlerin hiç bir katkısı yokmu davranış şekllerinde
Simge hanım, bir psikolog olduğunuz için elbette bu alanda bizden daha fazla vakit geçiriyorsunuz ama gerçekten bilimsel metodlar mı kullanır psikoloji inceleyelim.
Mesela transaksiyonel analizi inceleyelim.
3 yaşında, 100 er çocuğu, 6 yaşına kadar 3 grup davranışları ile yetiştirilip aradan 20 yıl geçtikten sonra bu kişilerin davranış dinamikleri incelenmiş mi? Cevap: Hayır
Peki ne yapılmış? Psikologlara gelen insanların bazı karakteristik özelliklerinden 3-6 yaş arasında hatırladıklarına dair bir takım sonuçları istatistiklere dökerek sonuçlar çıkartılmış. Neden peki 0-3 yaş yaşanılanlar önemli değil denmiş. Sebep basit elde veri yok. O yaşlarda yaşanılanlar anlatılamıyor. Anlatılanlarla olması gerekenler birbirine %100 (Bilemediniz %90) uyuyor mu? Cevap: Hayır. %60-%70 uyuyorsa o da iyi. Peki aynı davranışları gösteren ebeveynlerin 2-4, 6-8 gibi yaşlarda da etkili olup olmadığı nereden biliniyor? Cevap: Bilinmiyor.
Elbette bizden daha fazla söz söyleme hakkına sahipsiniz psikolojik konularda ama “bilimsel” sınıfına sokmak için insanı masaya daha bilimsel metodlarla yatırmalısınız.
xenix: Takiplerim
Sayın Xenix siz bu konunun bilimsel olup olmadığına takıldınız , yani bahsi geçen konulara katılıyorsunuz? doğru mu dur?
Perspektivist, sinirinizi bozmuşum ki beni etkisiz eleman olarak nitelemişsiniz. Ebeveynleriniz de böyle yapardı herhal? Ama ister etkili,ister etkisiz, ister transını tamamlayamamış vs. ne dersen de ortaya attığın iddia güdük kalıyor. Sen 3-6 yaşa indiriyorsun. Peki ya şöyle söylersek; aslında benim söylediklerim, yaptıklarım, kararlarım ailemden miras o halde, onların davranışları, sözleri de onların ebeveynlerinden miras, dedelerimki onların atalarından derken…insanlığın ortak dinamiklerinin şimdiki davranışlarımızın, kararlarımızın temelini oluşturduğuna kadar inebiliriz değil mi? Değilse neden? Aksi görüşteysen nedir cevabın?
İkinci olarak, sözünü ettiğin teoriye göre 3-6 yaş arasındaki yaşanmışlıklar nasıl değiştirilecek? 3-6 yaş arasında her ne gördüysen, ondan öte bir halt olmaz sizden diyorsan bunun çözümünü de biliyorsundur herhalde. Delişey de bunu sormuş, bu soruyu görmezden gelmeyin.
”ne dersen de ortaya attığın iddia güdük kalıyor”
teşekkürler Nibelunga …..
Bahsedilen konu benim ortaya attığım bir iddia değil. Ama bilmeden de ortaya benim bahsetmeği unuttuğum bi konuya değindin. Evet transaksiyonel bağlamda bu bir zincirdir. Bu zincirin kırılıp değişmesi olasıdır. Ancak çok düşük %1 yada 2 ler kadar düşük olabilecek bir olasılık. Ama sözü edilen dinamikler günlük hayattaki rutinlerde ve tepkilerde kendisi ortaya çıkartır. Ancak nevrotik bir durumuna gelmen söz konusu ise bunun daha iyileştirilebilir seviyeye gelinmesi için bi çok çalışma yapılınabilir. KARAKTER gibi soyut ve karmaşık bir kavramla ilgili sorunları çözmek için klinik tanılar gerekir. Ancak sana şunu söyleyebilirim; en mükemmel ve doyurucu formülasyonlarda bile , insan doğası denen gizem yanında çok soluk kalır. tabikide herkezin inşa adilmiş kurgularının ötesine geçmesi benimde temennim.Söz konusu birey ve onun dinamikleri olduğu için en nahoş eziyet edici kişilik bile , kşinin değerli ve potansiyel olarak uyum sağlaycı bir kısmıdır. Oyüzden bu uyuma bilinçaltınız dokunmaya izin vermez.
Birde çok gereksiz olduğunu düşündüğüm fakat sorduğunuz için bunu yazıyorum. Dinamiklerin değişmesini istesek bize çözüm getir gibi bi yorum vardı. Öncelikle dinamik ne onu açıklıyayım; dinamikler tercih edilen savunmalar, çıkarımla tespit edilen bilinçdışı fantaziler , arzular ve korkular, temel özdeşimler , yası tutulmuş kayıplar, kendilik uyumu ve özsaygıdır. bunlar nedir biliyomusunuz bir hastanın tanı sürecinde en son noktada gelinen kısımıdır. Neyse tedavi şeklini flanmı anlatmamı bekliyosunuz böyle spesifik bir soruyu böyle bir yanıttan farklı bir yanıt veremeyeceğim….
işte cevap budur perspektivist. Köşeli yazılarla, kendimizi sınırlamayalım. İnsan doğası, hatta evren bilinemezdir. Toplumsal kurguların ötesine geçmek için değil 3-6 (hadi kemik yapı diyelim), insanın tüm hayatını elden geçirmesi, kendini değiştirmesi şarttır. Ama imkansız değildir. Evet, olası bir gerçektir.
“Ancak sana şunu söyleyebilirim; en mükemmel ve doyurucu formülasyonlarda bile , insan doğası denen gizem yanında çok soluk kalır. tabikide herkezin inşa adilmiş kurgularının ötesine geçmesi benimde temennim.”
Bu sadece bir yorum ama bunu unutma!
Aferin, kendi yorumuna bile şüpheci yaklaşım gösteriyorsun. Ne bildiğinden şüphe etmekle, bildiğini sanmak arasında dağlar kadar fark vardır. Şüphe elbette mütevazı yapmaz, ama değişime, etkileşime, esnekliğe açık kapı bırakmak aslında bir nevi anarşidir.
Benim bahsettiğim konu dinamikler dedim anlatamadım. Dinamikler davranışlarımızın şekli değil temelidir. Diğer bir değişle, 3-6 yaş arasında davranış dinamikleri temellenir, şekillenmez. Dedim ya insan doğası sırlarla doludur diye. Bu yaklaşım da sırların ciddiye alınacak bir kısmını aydınlatan bir yaklaşımdır.
Psikolojide her kuram böyle değilmidir zati. Freud libido’ya vurgu yapmış. İnsanlar cinsel gücün ne kadar kuvvetli bi dürtü olduğunu keşfetmiştir.
Bir yapboz gibi düşün. Yapboz’un parçalarından önemli bir kısmını oluşturursak, büyük resmin ne olduğu ile ilgili tahminlerde bulunabiliriz.
Ancak “şüphe ediyorum o halde varım” tarzı post modernist yaklaşımına karşı, “biliyorum o halde varım” diyorum. Yukarıda bahsettiğim yapboz, bilgiyle şekillenir çünkü.
Ayrıca anarşi değil BAŞKALDIRI dersek daha güzel olur.
Sn Perspektivist,
Bir yorumla milletin “itirazci” yonunun cocukluguna kadar inmissiniz. Bravo, cidden giptayla baktim:D yani onca psikiatr, psikolog, psikianalistci vs yillarca ugrasirken, siz sipadanak cozdunuz INSANi… Peeeeees! Basinizdan konfeti atiyorum, ayakta alkisliyorum ve cicekler evinize gonderildi… :)))
Yaziniz hic hak etmedigi kadar onemseniyor. Bence mutlu olmalisiniz.
-bilir kisi olarak- yaptiginiz yorumlardan anladigim kadariyla psikoloji 2.sinif ogrencisisiniz. Nasil bu sonuca ulastiniz derseniz, belli ki Freud, Jung veya Rollo May okumussunuz ve onlarin psikianalizlerinden etkilenmissiniz. Bir de uzerine tatli etkisi yapan Freud’un 4 ciltlik Ruya Yorumlari’ni okuduysaniz baya doymussunuzdur. Zira ben okurken baya eglenmistim;)
Ama bunlarla bir omur tok kalinamiyor maalesef:) (3. ve 4. sinifta) Yukarida bahsi gecen psikianalistlerden sonra Ericson’un Temel Guvene karsi Guvensizlik kuramini okursaniz nasil da Freud’un temelden haksiz oldugunu gorursunuz. Uzerine de A.Adler’in Sosyal Ilgi’si pek bir iyi gider, sindirime yardimci olur :))
Bunlardan sonraaaaaa buraya ziplayip “Beni kimse anlamiyor” diye yakinirsiniz. Psikoloji hic bir zaman duragan degildir, surekli akimlar birbirini yalanlar ve eksiklerini ortaya koyma cabasina girer. Bunun yegane nedeni INSANIN DEGISKEN BIR VARLIK OLMASIDIR.
Insan psikolojosini cozumlemek iki kurusluk psikoloji bilgimizle bize dusmez.
Not: Haaa bu arada psikolojiden mezunsaniz yazik etmissiniz 4yiliniza.. Bir de psikoloji okumadiysaniz zaten safsatanin mesalesini neden elinizden birakmadiginizi anlariz:))
G Milat
Aman sen bil perspektivist, sen bil. deli’nin “Bilimin Çelişkisi”ni, şu sözlerinde bir kez daha gördüm. N’apalım, bilen kişiler böyle oluyorlarmış (:
“bu konuda bildiklerim sonucunda herkesin bilmesi gerekir ki bu sitedeki karakterler yani şuan yorum yapan bwallece4ever, hola, delişey, hephoistos, xenix, nibelunga değil onların 3-6 yaşlarındaki yaşanmışlıklarıdr aslında.”
Size bu yorumu yaptıran da “ay bu çocuk çok zeki ” diyen ebeveynler oluyor sanırım. (Tabi ki 3-6 yaş arasında)
Ancak “şüphe ediyorum o halde varım” tarzı post modernist yaklaşımına karşı, “biliyorum o halde varım” diyorum. Yukarıda bahsettiğim yapboz, bilgiyle şekillenir çünkü.
İyi de, “şüphe ediyorum o halde varım” Descartes’a ait bir düşüncenin dile getirilişidir. Gerçi Descartes “Düşünüyorum öyleyse varım” demiştir ama bu kanıya varışındaki temel argüman şüphedir. Kendisi klasik zamanlarda yaşamış bir felsefecidir ve postmodern olduğunu söylememiz oldukça zordur.
Bilgi demiştin de…
Amaaaan Sevgili Oik0s,
Alfabeyi bilmeyen adama, su kitabi al oku desek n’olcak :)(:
G Milat
Öncelikle sizin gibi birinin yorumunu okurken çok eğlendim.
Anladığım kadarıyla Psikoloji bilginiz bana DİNOZORUN FOSİLLERİNİ hatırlattı.
Gelelim sizin engin bilgilerinize gerçekten doktora derslerine konu olucaksınız bundan şimdiden emin olabilirsiniz.
Frued’ yok edip yerine Erikson’u tanrısallaştırmanız çok yanlış. bu yanlışı Erikson bile Freud’a yapmadı siz kim oluyorsunuz?
Erikson’un çalışmaları genellikle ego psikolojisi geleneğinin özgün bir örneği niteliğindedir. Belki bilirsiniz Erikson’un evre teorisi bile Freud’un gelişime ilişkin dürtü modelindeki birçok varsayımı içermektedir. En önemliside Erikson kendi kavramsallaştırmalarını Freud’unkilerin yerine geçecek kavramsallaştırmalar olarak değil onlara tamamlayıcı ilaveler olarak görmüştür. fakat siz görememişsiniz.
Psikanalizle akademik psikolojinin birbirlerine yabancılaşmaları büyük bir şanssızlıktır. sizde bu yabancılaşmanın yegane örneklerinden birisiniz.
Yazdığım yazıda gerçek nesneler ile çocuğun bu nesnelere ilişkin deneyimi arasında bir ayrım yapmadım. çünkü çocuklar , özellikle de bebekler önemli aile üyelerini ve bu üyelerin güdülerini yanlış anlayabilirler ve bu algılamanın içselleştirmesini tutup sürdürebilirler. böylece transaksiyonel bağlamda ortaya dinamikler ve bunların hareketlenmesi çıkar.AMA sizce çıkmaz.
NOT: lisans yıllarımı geride bırakalı çok oldu umarım hiç ilgi görmemesini istediğiniz yazının yazarı hakkında bu özel bilgi sizi doyum noktasına ulaştırmıştır.
Hayır perspektivist, hem konuya yaklaşımın hem savunma dayanakların bilimsel değil.
Onun yerine tamamen soyut düşüncenin ürünü bir şekilde, “Beynimiz IKEA ‘nın rafları gibidir, bu raflar 3-6 yaş arasındaki bütün olayları en derinden başlayarak kolileyip beynin amidalasında rafa kaldırır. lazım olduğunda çıkartır.” diyebiliyorsun.
Bu tip bir gözlem nasıl elde edilmiştir ? Dayanakları nelerdir ?
Bu sorduğun bilgileri TÜRKİYEDE bile bebek bakıcıları biliyor senin bilmemen benim sana öğretmem anlamına gelmez. Karşınızda ansiklopedi yok her sorunuz bana gelmesin birazda kendi aranızda tartışın……..
Kirk yillik ahbap olmusuz sanki de “sizin gibi birinin…” demissiniz:)
Daha ilk yorumumda yaziniza katilmadigimi acik bir dille belirttim. Bunun karsiligi “itirazci” olarak tarafinizdan teshis konuldu. Sizin gibi dusunmeyen herkes “itirazci”, size katilanlar “cici” 🙂
Agzinizdan bal damliyor, bal. Fakat kovaninizdaki vizirtilardan duramaz olduk. Freud’a karsi Erikson’u peskes cekmisim gibi bir dusunceye kapilmanizi cok gormuyorum:) Dinazorlardan kalma olan engin(!) bilgilerinize dayanarak da dinozorlari hatirlamaniz da hiiiic sasirtici degil.. Hic bir filozofun, sisyaetcinin, psikologun tanrisallastirilmamasi gerektigini defalarca yazdim ama dedim ya sizin vizirtilar butun sesleri bastiriverdi alimallah:)
Hayatta herkes, her sey degisir. Birey her an digerleriyle etkilesimdedir demeye de korkar oldum, sonra bir tani daha koyarsiniz. Neme lazim:))) ustanin elinden cekici alinmamali.. Buyrun…
Bence hic beklemeden bir matbaaya kosun. Dusunceleriniz kitaplastirin. Zira hic bir psikiatr sizin gibi bir yorumla tani koyacak erdeme ulasamamistir simdiye kadar. Yuzyilin akimi sizin ellerinizde hayat bulsun. Bir devir sizinle asilsin, butun ogretiler tepetaklak olsun:))
Oleeey oley! Yasasin Perspektivist’in kaybolan lolipopu:)
Eh o kadar lisans da bir ise yarasin di mi ama:))
Sizin 3-6’da neler oldu diye bir dusunmeye calissak, tuyler urperiyor:) insanin icine dehset dolu bir titreme giriveriyor:))
G Milat
Hihihi “biraz da kendi aranizda tartisin”
Bence kendi aramizda para toplayip sizin 3-6 yas arasinda kaybettiginiz ve su anda bu travmaniza sebep olan lolipopu bulalim. :)))
Yoksa biz kim sizi elestirmek, kendi fikrimizi soylemek kim.. Hasaa! Siz ne derseniz herkes ona katilmak ve itaat etmek zorunda
🙂
G Milat
Socrates’in ” yaşamak uzun süre hasta olmak” diye bir sözü var. Sizde bu sözün sözlük anlamını taşıyorsunuz.
Arkeolijik kazı sonucu ortaya konmuş gibi saçmalıklar barındıran ve hiç ses getirmeyen yazılarınız karşısında hep umutsuz kalmışsınız.
Siz bana 4 yaşındaki PENİS HASETİ çeken bir kız çocuğunu hatırlattınız. o yüzden ‘lolipop’ sığındığınız ilk liman yaptığınız en saçma başkaldırı. Oyüzden bu çekilen penis haseti fantazilerinizden sıyrılıp üst üste dölleme yaptığınız cinfikirliliğinizle baş başa kalın. Zaten bakıyorumda karanlık arzularınıza karşı sürekli bir günışığı arıyorsunuz. Asllında siz ingilizcede ” freak” anlamına gelen ucubenin tam bir örneğisiniz.
Tepkilerini ve eleştrilerini psikoloji çatısı altında yapmak yerine ‘EMERGENCY’ tuşuna basılı yerden yapıyorsunuz.o yüzden uzlaşım değerimizin olmadığı bir noktadayız. KESERSENİZ sevinirim.
Hummm bir baska tani daha..:))
Bu kez cok kizdirdim coooook:D ha gayret Sn Perspektivist, olacak.. Zorlayin biraz daha… Kabugunuz catirdiyor..
Cidden kitap isini dusunun derim. Harika gidiyorsunuz.”bir yoruma bir teshis:)” Ozellikle fikirlerinize karsi cikildiginda daha da agresifleserek tashislerinizi zenginlestiriyorsunuz.
Korkmayin, kaybettiginiz lolipopunuz penisiniz degil, penis panigi yasamaniza gerek yok. :)) sizinkisi yerindedir(umarim) :))
(link to sonsuz.us)
Bakin sizin de uzerinize gidilince 3-6’niz ortaya cikiyor. Cunku,yapilan analizlere gore 0-6 yas bireyin sonraki donemde yasadigi travmalara zemin,hazirlayan bir surec.. Fakat daha onceden de dedigim gibi, bu yas araligina kisiligi sinirlandirmak insani sinirlandirmak anlamina geliyor. Nihayetinde siz benden, ben sizden etkileniyoruz. Yeni seyler ogrenip her durumda farkli duygusal tepkiler verebiliyoruz.
Ayrica surada yapilan yorumlardan bile sabit fikrinizi biraz catlatmanizi dilerim. Insan gelisime kapali olmamali. Kendinizi 3 yil cercevesine almayiniz.
Her sey degisebilir.
G Milat
3-6 yaş arasında televizyonu hamurla sıvamıştım ben..
Un çuvalını kız kardeşimle birlikte salonun ortasına getirip verdiydik sonra suyu, he he:))
nibelunga ve xenix gerekenleri yazmış.
Sana da onlari yalamak kalmisti onuda enihayetinde yaptigina gore konuyu sonsuz kapatmadan ben kapatayim
çok ayıp perspektivist…
sizinle aynı fikir de olup sizi onaylasaydım sizi de “yalamış”olacaktım demek ki !
Allah selamet versin cümlemize 😀
Burada kimse kimseyi yalamaz merak etmeyin. Eğer yeterince takip ediyor olsaydınız sonsuz.us u hemen hemen her kullanıcının birbirine girdiğine şahit olmuş olurdunuz. Çok değil daha anasayfadaki tartışmalarda bile bulabilirsiniz bunu.
Burada kişiler değil, düşünceler konuşur.
xenix: Takiplerim
Zensen siz biseksüel misiniz?
Yani ne bileyim.. hem xenix hem nibelunga gerekenleri yazmış deyince…
🙂
Oncelikle size sayin diyerek baslamam gerek cunku sitede bi agirlik yapmissiniz cok degerlisiniz zaten dusunceleriniz benim icinde cok onemli ancak yetiskin ebeveynine maruz kalmis gibsiniz sizleri gamaro gibi dogal cocuk olmaya davet ediyorum. Inanin sitedeki uslupta sitenin adi gibi sonsuz olmali. Eger musade ederseniz!
Zensen’i “yalakalıkla” suçlayan da sen, xenix’e “çok değerlisiniz, ağırlık yapmışsınız” diyen de sen. Ne demiştim? Çelişki! Hep çelişki. 🙂
Ne yapmam gerekiyor “doğal çocuk” olmak için?
xenix: Takiplerim
Kim takar xenix’i. Ama nibelunga gerekeni söylemiş bence, he he:)
xenix, ”doğal çocuk” olmak için 3-6 yaş arasında televizyonu hamurla sıvaman gerekiyor.:))
Teşekkür ederim masalcık, beni bilirsin; ilişkilerde en önem verdiğim husus “doğallıktır”
Ha bi de haksızlığa hiç dayanamam, muhahahaha:))
O zaman bende merakınızı biraz da olsa azaltmaya karar verdim.
NİBELUNGA: Düşmanlık veya korku duyguları içeren yaşantısal tepkiler gösteren sert eleştiri yapan ilkel bir bireysiniz.
OKİ0S: Bir duyguyu biriyle birlikte hissettebilmeyi başarabilen, yüksek derecede empati yerine, düşük dercede empati davranışına sahip bir bireysiniz.
ZENSEN: Kendine özgü kimliğine aldırmaksızın gösterilmiş ezbere bir anlayış içinde olup karşı koltukta oturan meseleler seni doğruyu söyleyemeyen bir birey yapmış.
G MİLAT: Wagner’ın eşi Cosima’nın Nietzsche’ ye nefreti başladığı zaman ona ‘ mastürbasyon yapmaktan beyni çürümüş bir adama benziyorsun’ diye bi laf etmiştir. Cosima yaşasaydı sevgili Gmilat bu sözü size hediye ederdi.
XENİX: Nasıl bir teori uygulamayı etkilerse , uygulama da aynı ölçüde teoriyi etkiler. yüzeyde etki içinde kalmıyor görünsende özsaygını ve temel değerlerini kaybetmeden içsel bir karışıklık duygusu sende tespit ettiklerimden.
karşı- aktarım ve bilinen tanısal şeylerin bütünü her yerde çok önemseniyorsa sizde hakettiğiniz önemi her daim alan bir bireysiniz.
GAMARO İL PADRİNO: Psikanalizde çok net bir şekilde insanlar ikiye ayrılır. KAÇIKLAR ve KAÇIK OLMAYANLAR olarak.
Duygusal , bilişsel, davranışlar ve duyumsal olgunlaşmayı akılcı bir şekilde tamamlamış bir bireysiniz.
NOT: Yazdıklarımın hepsi BENCE.
Rica ederim Hamurcan, bilirim elbet:)
Ben seni teeee televizyonların siyah beyaz olduğu, henüz renklerle tanışmamış olduğumuz dönemlerden bilirim:))
yaaa ya ben ? benim başım kel mi?:(((
bunu istemeyin benden bakın ellerinin bulaşıklı olup olmadığına aldırmaksızın YABANCI gibi bir üstadla karşı karşıya gelicem, enerji depolamam gerek çünkü bu sitede ”bir elin nesi var iki elin sesi var” atasözü bana geçmiyor:)))))
Pseudoaksiyonel analizlerime göre bu kişide saplantı nevrozlarının aktif olduğu görülüyor. Yetişkin olma güdüsü alt seviyede MARSLI bir ego tarafından baskılanmış olmakla birlikte kişinin travmatik bir çocukluk geçirdiği düşünebilinir.
Kişinin, konusunda herhangi bir yüksek eğitim görmediğini TAD kurslarına devam ederek, sertifika aldığını müneccimlik yoluyla edinmiş bulunuyorum.
Saygılarımla
Oik0s
Pseudo = Çokbilmiş
TAD = Kuantum koçluğu türü sertifikalar veren Transaksiyonel Analiz Derneği – link to ta.org.tr
NE güzelde araştırmalar yapmışsın. hakkaten sen ve GMİLAT ‘ın tahminleri çok komik.
GMİLAT ; üniversite 2 öğrencisi olduğumu iddia etti ve bide lopipopdan yola çıkarak erkek olabileceğime filan vurgu yaptı.
OKİ0s: TA( transaksiyonel analiz) derneklerinde çalışan chiristine cheualier, corrinne aubert, azmi varan, nelly micholt, maria gilbert gibi isimlerden biri sandı.puaahhhh arkadaşlarla bu kısma epey gülücem……
O ZAMAN SANA ŞUNU SÖYLİYİM; Sen her yazdığın konunun eğitmenliğini mi yapıyosun senin ilgi alanın ya da bildiğin bı takım şeyler olamaz mı? gerçe yorum yapmaktan yazı yazdığın yok ama., daha öncede edebiyat yazarlığı yapıyordum EDEBİYATÇIYIM ozaman. Ya da TİMSAHLARLA ilgili çok şey biliyorum VETERİNER Mİ olmam gerek. ne meraklı şeysin sen ya..
Ya ya doğrudur. Hadi canım naş:)
yine aynı şeyi yaptınız perspektivis.. bana cevap verecek yerde benim üzreimden başka birisine laf sokuşturmak!!!!
neyse ben bu konudan çekiliyorum… sanırım sizden öğrenebileceğim tek şey “laf sokuşturmak” …
cevap yazmazsanız sevinirim…
kolay gelsin.
Şu konuyu psikianalitik bilgisi olmayan tinlerden arındırmak gerek…
malasef Oki0s benim yaşadığım yerlerde öyle dernekler filan yok….
ayrıca derneklerde bu kadar bilgi edinimi olsaydı ALMANYA BONN ÜNİVERSİTESİNDE da bu alanın masteri olmazdı.
ayrıca TA hakkında bilgi edinmek istiyosan derneğe filan gitmeye zahmet etme ERİC LENNARD BERNSTEİN okusan yeter.
Aslında bu insan zihninin sınırsızlığını görmezden gelen bir genelleme olmuş. Biliyoruz ki bireyler kültürel koşullanmışlıklarının ve çocukluk dönemlerinde almış oldukları altbeyinsel virüslerin ötesine geçebilirler bu da yine uygun koşulları o çocuğa sağlamakla mümkündür. Örneğin çocuk kendini ifade etme konusunda sıkıntı yaşıyor ve bunun sebebi ebeveyn’in nevrozunu çocuğun üzerinde yaşaması ya da cinsel deneyim yaşayabilme konusunda yaşının da ilerlemiş olmasına rağmen hala ketlenmeler yaşıyor. Bu ve benzeri rahatsızlıklar konusunda transsaksiyonel analiz (o neyse artık) yaparsın canım amma analiz manaliz tanımayan bir algı hali vardır ki orada bütün tercihler farkında olunarak yapılır. Çünkü neticede insanımız haz dediğimiz ve bağımlılıklarla örülmüş edimin de yönelimi altındadır. Hazzın mutlaklığı tartışılmaz oysa hazzın yöneldiği alanlar tartışılır. Şimdi siz nasıl olur da insanı genel olarak transpoze edersiniz yahu.
Yazınızdan farklı alıntılarla devam edeceğim zaman zaman. 🙂
insanlar sizi yalamıyor pardon onaylamıyor diye onları analize tabii tutmuşsunuz pişşşkoloq hanım 🙂
sizi analiz etmek pek kolay tabii lakin pişşşkolojiniz kaldırmayabilir…
bu seferlik kıyak geçeyim:D
Şimdi diyelimki kişi itirazcı ve muhalif değil bu durumda kabullenen, biat eden, sığınmacı bir psikokondisyonalite (o neyse) etrafında çark eden algıya sahip olması beklenir değil mi? Pek tabi öyle olur. Peki nasıl oluyor? Anne ezmiş, baba itmiş, toplum bastırmış, kıstırmış bi köşeye sıkıştırmış. Ohooo maazallah bu çocuğa nefes alacak alan kalmamış. Peki hepsi aynımıdır insanların? O kadar kolay mı sindirilir, törpülenir, susturulur?
Buna bakalım:
Ben tamda sözünü ettiğiniz çocuğum mesela fakaaat içli köfte tespitinize katılamayacağım. Eşimin beline sarıldığımda onun karşı koyamayacağı kadar etkileyici olabileceğimden hiç şüpheniz olmasın:) Ha dediğim gibi ben sözünü ettiğiniz o çocuğum bu arada. Fakat bu kurgularınızın da asılsız olduğunu söylemek zorundayım. Sanırım psikosansasyonel bi hata söz konusu. 😉
“GAMARO İL PADRİNO: Psikanalizde çok net bir şekilde insanlar ikiye ayrılır. KAÇIKLAR ve KAÇIK OLMAYANLAR olarak. Duygusal , bilişsel, davranışlar ve duyumsal olgunlaşmayı akılcı bir şekilde tamamlamış bir bireysiniz.”
Teşekkür ederim sevgili perspektivist, yazılması gerekenleri yazmışsınız:)
Gamaro il padrino nedir yahu. Sen psikolojiyle ilgileniyorsan önce kendi psikolojin üzerinde nitelikli gözlemler yapmalısın.
Analiz yapmak mı? Yahu ne analizi. Bak ben bi analiz yapayım sana.
1) Analiz yapma işi ilk olarak ciddi derece ruh bilim birikimi gerektirir.
2) Analizi yapan kişi analizini yapmayı iddia ettiği kişilerle saçma saçma salak sürtüşmeler ya da buna benzer kısır gereksizliklere girmez.
3) Analizi yapan kişi analiz yapabilecek zihin niteliğine sahip olmalıdır ki yapılan analizin ”gsmaro il padrino” lüzumsuzluğundaki gibi sarkastik, ciddiyetsiz ve konuya kilometrelerce uzak alanlara sürüklenmesine izin verilmesin.
Konuyu psikanalitik bilgisi olmayan kişilerden kurtarmak mı? Dalga geçiyor yahu. Sen analiz mi yapıyorsun bir analiz yöntemi üzerinden etrafa mı kusuyorsun?
Analizinizin sonucuna göre 3 – 6 yaş aralığında yaşadıklarınızın analiz edilmesi, gerekiyor.
Bu davranış biçimlerine göre ortada hatırı sayılır bir ciddiyetsizlik var ancak analiz yapıyoruz. Yok canım sen mizah dahi yapamazsın. Hoş ben de yapamayabilirim ayrıca fakat analizler bunu gösteriyor.
Bu kadar gülmemiştim. Bol kenarından artı verdim. Sence olmayacaktı da, kimce olacaktı yaw?! Boğaziçi Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre mi?! :)))))
Ve gamaro 😀
Sayın üstüme gelen sonsuz uz üyeleri;
TRANSAKSİYONEL ANALİZ hakkında edindiğim bilgileri sonsuz uz aracılığıya paylaşmak istedim. Seneler önce bu konuyu ilk öğrendiğimde tartışma konusu olmaktan ziyade çok ilgi çekici bir konu olarak araştırdım. Yabancınında dediği gibi bu konu psikosansasyonel bir durum haline geldi. Ama bu duruma gelmesinin tek sebebi sizlerin psikanalatik konular hakkında temel bilgilerden yoksun olmanızdır. Transaksiyonel Analiz karşıtı bir psikoloji bilimcisi olmamasına rağmen alayınızın karşı çıkmasıda çok şaşırtıcı ve üzülenici bir durum. Yazdığım yazıyı defalarca okudum ve hatalı yazdığım yerler olmuşmu diye baktım ama bulamadım. Anlaşılması çok kolay bir dillede yazdım. Ancak anlamamakla ısrar ettiniz. Genel olarak bir çoğunuzunda yazısını cevapladım. Nasibini almayan tek YABANCI kaldı. Onada yazıyım ve son olsun.
”Örneğin çocuk kendini ifade etme konusunda sıkıntı yaşıyor ve bunun sebebi ebeveyn’in nevrozunu çocuğun üzerinde yaşaması ya da cinsel deneyim yaşayabilme konusunda yaşının da ilerlemiş olmasına rağmen hala ketlenmeler yaşıyor. Bu ve benzeri rahatsızlıklar konusunda transsaksiyonel analiz (o neyse artık) yaparsın canım amma analiz manaliz tanımayan bir algı hali vardır ki orada bütün tercihler farkında olunarak yapılır. Çünkü neticede insanımız haz dediğimiz ve bağımlılıklarla örülmüş edimin de yönelimi altındadır. Hazzın mutlaklığı tartışılmaz oysa hazzın yöneldiği alanlar tartışılır. Şimdi siz nasıl olur da insanı genel olarak transpoze edersiniz yahu.”
İnsanların hazlarının durağan olmadığının farkına varmanız gerek. O yüzden kişinin hazzından ziyade Kendilik psikolojisine değinseydiniz bişey bildiğinizi ya da anladığınızı sanıcaktım. Ama siz şunu anlamışsınız; transaksiyonel analize göre insanın tüm yaşamı boyunca yaptığı herşey içmek, sıçmak ,osurmak, yastığı yorganı ellemek, kara deliği bilmek, mutlak soğukluğun -273 derece olduğunu bilmek gibi edinimleri 3-6 yaştan geldiğidir. Ben hiçbir açıklamamda böyle bişeye değinmedim. Karakterler üzerindeki kavramsallaştırmalar yapılırken belli kriterler üzerinde durulur. Bu adamında hazları ne diye sorulmaz öyle işkenbeden atma. Kişiliklerin özelliklerinin değil, dinamik etkileşimlerinin üzerinde durulur ,bilinçlendirilir, yardımcı olunur tekrar İNŞA edilmez. sizde bireyin dinamiklerini sabote edip bilişsel seviyede edinilen hazları laf diye yazmışsınız.
”Şimdi diyelimki kişi itirazcı ve muhalif değil bu durumda kabullenen, biat eden, sığınmacı bir psikokondisyonalite (o neyse) etrafında çark eden algıya sahip olması beklenir değil mi? Pek tabi öyle olur. Peki nasıl oluyor? Anne ezmiş, baba itmiş, toplum bastırmış, kıstırmış bi köşeye sıkıştırmış. Ohooo maazallah bu çocuğa nefes alacak alan kalmamış. Peki hepsi aynımıdır insanların? O kadar kolay mı sindirilir, törpülenir, susturulur? ”
Halkın direnişini yapan koministlerle birey psikolojinden anlayan psikoloji bilimcilerini karıştırmayalım. bir bireyin tahripkar ve dirençli niteliği azaltılmasında terapistler ancak yardımcı olabilirler. çekirdek nitelikteki içsel senaryolar birbirinden farklı olsada beklentilerini ve savunmalarını korurlar ve SÜRDÜRÜRLER. ama temel kişiliklerinin içerdiği ögeleri değerlendirilsede gerçekçi özsaygıda ve dinamiklerde artış olamaz.
YANİ KISACASI ; Transaksiyonel analizin çocuklukta şekillenen davranış şemalarının yetişkin yaşamını nasıl etkileceğini GENİŞCE bir biçimde sizlerle paylaştım.bu analizde kiminiz zırvalıklar yaptınız kiminiz gerçekten ilgilendiniz. Ancak bu konu öyle 90 eleştiriyle güvenilirliğini ve kanıtlılığını kaybetmez. Herşeyi unutun ve tek şunu bilin yeter; RUHSAL EKONOMİYİ DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ AMA RUHSAL DİNAMİKLERİ ASLA…..
meraklılara dipnotlar:.
1. normal çocuklarla çalışmalar yaptım ve başarılı oldum
2.özel eğitim gerektiren çocuklarla çalışmalar yaptım ve başarılı oldum.
3. 3-6 yaş arasında yaşanılanları uzun vade de takip ettim ve 3-6 yaş çocuğunun ilerde karşılaşacağı nevrotizmalara kalıcı çözümler getirdim ve çocuğu DEĞİŞTİREBİLDİM.
4. Yetişkin bireylede çalıştım, karşılacağı ya da karşılaştığı nevrotizmalar geçici çözüm getirdim ve yetişkini DEĞİŞTİREMEDİM.
SAYGILAR
1.
Sayın perspektivist, onca dincinin ahlakçının başaramadığı şeyi başardınız ya… size müteşekkirim. Sayenizde yabancı yine eskisi gibi agresif, sivri dilli ve seksi oldu:)
Şaka bir yana ben sizi sevdim. Hatta bütün muzipliğime rağmen kendi 3-6 yaş dönemimi sizinle paylaşmak isterdim.
(Ama yemin billah olsun birbirimiz yalamıyoruz burda. Çünkü ateistiz, hatayı gördük mü hiç affetmeyiz, pis dalarız vesaire:)
not: Dünya şartları önemlidir. Örneğin II. Büyük savaşın ardından da legoterapi bi yirmi-otuz yıl kadar popüler ve etkindi. Zamanla kurbanlar azaldıkça bahsettiğiniz dinamikler değişmedi (veya başkalaşmadı) ama yeni jenerasyonlar için resesifleşti. (diyebiliriz belki.)
Konuyu boşverin. Ben o konuya döner tekrar tekrar kurcalar alt-üst ederim nasılsa fakaaat biri bana ilk defa ”seksi” olduğumu söyledi. Tuhaf geldi kimse bana böyle bişey söylememiş. Şimdi farkettim. Güzel bişeymiş ha. İnsan kendini değerli sanabiliyor mesela. Sevgili gamaro, belkide şu an 12.000 mt yükseklikten aşağıya bakıyorum. Birazda başım dönüyor. 🙂
Bu işin ciddi boyutu; çocuğunuzu veya kendinizi bir şekilde perspe gibi manyaklara teslim edip etmeyeceğinizdir. Perspekstivistin bahsettiği konular zaten psikoloji biliminin üzerinde çalıştığı argümanlardır. Çok boyutlu edinim gerekli akademik sorunların sanki tamamı çözülmüş gibi 3-6 deyiverip üzerinden bir başarı öyküsü* anlatılması bana inandırıcı gelmiyor ve olayı surreel bir ortama taşıyor.
Dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise;
1. normal çocuklarla çalışmalar yaptım ve başarılı oldum
2.özel eğitim gerektiren çocuklarla çalışmalar yaptım ve başarılı oldum.
3. 3-6 yaş arasında yaşanılanları uzun vade de takip ettim ve 3-6 yaş çocuğunun ilerde karşılaşacağı nevrotizmalara kalıcı çözümler getirdim ve çocuğu DEĞİŞTİREBİLDİM.
Diyebilmesi…
Değişim neye göre sorusunu sormam gerekiyor ayrıca sonuçları nelerdir; Farzımahal; “dikkat sorunu” çözmek bir başarı mıdır ? Aynı kişinin ergenlikte yaşayacağı yeni sorunlar arkadaşın değişiminden kaynaklanabilir mi?
Psikoloji bilimine daha fazla güvenimiz sarsılmadan bi sussa diyorum.
Yenilen pehlivan gurese doymazmis:)
Yuru be Perspektivist, kim tutar seni :))
Bu online, kisilik belirleme seysi pek bir keyifli olmaya basladi yahu.. “Wagner’in Acilari” birden Perspektivist’in sancilari oluvermis:D
G Milat
Bir diğer nokta:
“O halde neyi tartışacağız burda, değişimin aslında ne demek olduğunu mu?”
“Değişim neye göre sorusunu sormam gerekiyor ayrıca sonuçları nelerdir?”
Sayın oikOs ve gamaro’nun dikkatlerinden kaçmamış. Ben de katılıyorum aynı sorulara.
Sayın perpspektivist, konuyu taşıdığınız noktada şu soruyu sormamız gerekiyor: mesleğiniz nedir? Görüştüğünüzü beyan ettiğiniz çocuklar ve yetişkinlerle nerde, nasıl şartlar altında ve hangi yetkiyle görüşüyorsunuz? Merak ettim. Çünkü yakın arkadaşlar bile yeri gelir birbirlerinin psikoloğu olabilirler, sohbet önemlidir, kendinize dışardan bir gözle bakmanıza fırsat tanıyabilir, hepsi tamam… Ama çocuk ve yetişkin görüşmelerinizi nasıl bir ünvanla yaptığınızı açıklamanız gerekir diye düşünüyorum.
”Farzımahal; “dikkat sorunu” çözmek bir başarı mıdır ? Aynı kişinin ergenlikte yaşayacağı yeni sorunlar arkadaşın değişiminden kaynaklanabilir mi?”
Bu soru ve daha nice sorular gerçekten oki0s üşenmesem bütün sorduğun saçmalıkları alıp alıp buraya yapıştırıcam.Dikkat eksiliği yaşayan bir çocuğun tanısı nedir ne biliyim ben. bu çok basit bişi kurumların rehberlik servislerinin ilgilendiği bi durum ama yinede bu da bi başarıdır. hakkaten niye sordun bunu:))))))))
”mesleğiniz nedir? ”
1.çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanlıyım
2.özel eğitim uzmanlığım ve küçük adımlar projesinin geliştiriciliğini yaptım.
3.Yüzme antrenörüyüm.
4.Havalimanında dış hatlar terminalinde cafe ve restoran işletmeciliği yapıyorum.
(bunları bilmek neyi değiştirdi burada meslekler ve eşeyler değil düşünceler konuşur kamil seni, pardon kaminendo seni:))) )
”Biyolojik psikiyatrinin bireyin benlik-kişilik yönünü görmezden gelerek onu biyolojik bir organizmaya indirgemesini.”
1960 yıllarında analitik modellerin hiçbirinin hastalarının sorunlarını tam olarak dile getirilmediği bilinir ve onlara seninde dediğin gibi biyolojik bir organizmaymış gibi bakılırdı. HEİNZ KOHUT’un geliştirmiş olduğu benlik-kişilik teorisiyle dediğin biyoljik organizma bakış açısı yok olmaya başladı. Ve böylece çocukluktan yetişkinliğe içsel süreçlerin nasıl oluştuğuna yönelik yeni bir yönelim sağlanmış oldu. Transaksiyonel analiz de aynı yönelimin bir parçasıdır. Senin kafa tuttuğun prangalara vurulmuş insan tasfirlerine bu yöntem de karşı çıkar.
İnsanların görüşlerini korteks kalınlığına göre değerlendiren sendin. Nereye gitti o dönemki biyolojik indirgemeciliğin … Us’unu zorla biraz, hatırlarsın …
Bu perspektifvist bana insanları ruh hastası olarak yaftalayan ve hücrelere kapatan korkunç zihniyetleri hatırlattı şimdi.
Biyolojik psikiyatrinin bireyin benlik-kişilik yönünü görmezden gelerek onu biyolojik bir organizmaya indirgemesini.
Psikiyatrinin kullandığı şiddet yöntemlerini sonra: Kardiazol, insülin şoklarıyla başlatılıp elektrik akımı ve cerrahiyle sürdürülen tedaviler gibi.
Peki nasıl oldu da sonradan değişebildi bu yöntemlerin birçoğu? Hasta olarak yaftalanan insanlara nasıl oldu da hücrelere kapatılmadan da tedavi yönetemleri uygulanabildi?
Nedir bu manyakların sorunu?
Demek takip ediliyormuşum. Ama senin yaptığın gibi ”hadi sizi analiz edeyim” diyemeyeceğim. En azından vaziyetimin farkındayım. Psikoloji konusunda 3 – 5 makale kurcalamış biriyim ben. Olsun öğrenmeye açım neticede. Bir süredir zihnimde çarpışan fillerden soluksuz kaçıyorum sadece. Motivasyonum sıfır, bilgi biriktiremiyorum ki fikir üretebileyim.
Doğru söylemişsin ha. Biyolojik indirgemecilik yapmışım bende. Kabul ettim. 🙂
Biraz daha düşünmem ve bilgi biriktirmem gerekiyor sanırım. oikOs, xenix, gamaro imdaaat.
Sitenin ateist karakterini çok seviyorum 🙂
Sevgili yabancı,
Şimdi hemen yardımcı olayım:)
Arkadaşa,; “yaptığımız analojik tespitlerden sonra söz konusu perspo’nun ifla olmaz saplantılı olduğu ve hiç bir şekilde çocuk teslim edilemeyeceği, kendisinden ruh sağlımız adına uzak durmamız gerektiği ve saçmalamanın sonu olmadığını” bildir. Rahatlasın, 3 kase balı varsa otursun hepsini yesin… Bu da yetmezse bi ara buluşalım içelim, güzelleşelim, bu konudan bahsedip bol bol gülelim.
sen lütfen zaten psikiloji konularından epey uzakta dur büyük olasıkla daha ergenlik çağını tamamlamış, temel güvene karşı güvensizlik dönemindede epey gel-gitler yaşamışsın. bana çocuk emanet edilirde sana ne emanet edilir bilemedim valla. Yabancı sizde böyle dengesiz bi karakterden yorumlarınızı savunmasını talep etmişsiniz. bu arkadaş bu yazının başlarında kıçını yırttı ben perspektiviste katılıyorum diye ben ve benim kıçım ozaman bile bunu sallamadı sizde bence çok sallamayın derim hani en mayonezlisinden…..
psikiloji= kedi sevme bilimi
Evet kedileri seviyorum. 🙂