Ali Şeriatide varlık, insan ve tarih algısı
Ancak –bir- sayıdır
Ancak -bir sayı- dır
Yıldızların, evrenlerin, yerlerin, göklerin sayısı -Bir-
Önünde sonsuz sayıda sıfırlar,
-Birvardır-
-bir yoktur-
Allahtan başka hiç bir şey ve kimse yoktur (1)
Şu halde her şeyden önce insan olma ve insanlaşma sorunu çözülmelidir, her sorunun temeli budur, ister dini,ister dindışı, ister sosyalist,ister onun karşıtı,ister ilerici, ister gerici olalım bu sorun hepimiz için çözülmelidir. (2)
Her ideolojinin bir ideal insan arayışı vardır, faşizm; süpermeni, Nietzche; üstün insanı, marksizm ; tam insanı, budizm; kamil insanı arar.
Kuran Ademin yaratılış kıssasında,insanı; “Allahın ruhu+kokuşmuş balçık=insan” olarak tarif eder.
Doga, mutlak anlamda evrensel aklın iradesi altındadır. İnsan ise bir tanrımsıdır; yani Sartre’nin dediği gibi insan kendi haline bırakılmış, terkedilmiş bir varlıktır. İnsan denilen özgür irade bu yol ayrımında seçim yapmak durumundadır. İdeal insan aynı kanı taşıdığı Allaha yönelen insandır.(3)
Atinadan günümüze kadar 3 bin yıl içinde gelmiş-geçmiş insanın asaletine inanan bütün öğretiler (en meşhuru Sartre ve Heideggerin eksisyantalizmidir) bunlar islamın Adem kıssasında geçen manadan daha aşağı bir manaya inanıyorlar. (4)
Ali Şeriati’de varlığın kaynagı insan-doğa-Allah birliğine dayanmaktadır. Bu irade akıl,duygu ve hedefi olan bir şairin canlı bir beden ve genel bir varlık olarak vurgulamalarında gözlemlenebilir. Eş’ari’ nin tesadüfi ilişkisini redderek, Allahın dünyayla ilgili,yapmak istediği bir işle, Allah’ ın mutlak iradesini sınırlandıran doğa arasındaki neden-sonuç ilişkisinden bahseder.
Dünyanın temel gücünü; hem bilinmez, hem görünmez bir öz olarak görmektedir. Bu öz, madde ve enerjinin sentezinden meydana gelir. Madde ve enerji bu özün birbiri ardı-sıra oluşan görüngüleridir.
Fenomenolojik bilgi teorisi ve olguların bilinebilirliği bilgi felsefesini oluşturur. Tabiat; yani şehadet alemi, ayetler ve sünnetler toplulugundan ibarettir. İnsan kendi toplumsal hareketleriyle ilgili, özerkliğe sahiptir. (5)
Aristonun; insan konuşan hayvandır tanımlaması dogru bir tanımlamadır. Bitki ve hayvan; ben bilinci olmayan, doğanın tezgahında dokunmuş, doğanın oyuncagı varlıklardır. İnsan prometevari bir varlıktır. Özgür insan, iradesi ve isteklerinin menşeinin kendisi olduğu insandır. (6)
Müşrik dünya görüşünde insan; dört veya yüz istikamette koşan atlara baglanmış fayton gibidir. Bu esatiri tanrılar da tıpkı bunun gibi, her birisi kendi tarafına çekiyor. Bu çekişmeler insanın dağılıp yokolmasını gerektirir.
Camus gibi bir adam, her eserinde bu nedeniyle çelişkiye düşer ,kainat düzeninde her tarafta boğulan bir insan nasıl vücut bulabilir? Tanrıyı tabiattan kaldırdığımız zaman, tabiat ahmaklaşır, kendisine ve insanlara karşı şuursuz, irtibatsız, hissiz ve leş….
Sartrenin ifadesiyle; gökyüzünde kimsenin olmadığına ,bir haberin olmadığına, inandığında boş ve saçma bir dünya ortaya çıkar.
Tevhid; bu çekişmeyi ortadan kaldırır. Dünya ve tabiat, kendisine vahdet düzenin egemen oldugu tek bir vücuttur. Çekişen üç kutuplu insan, tabiat ve tanrı anlayışı, timsalleri ve tanrıları Tevhid te yok olur (7)
Ali Şeriati sonsuzluğa dogru bir evrimden bahsetmektedir. Allahı sonsuzluk olarak görmektedir, balçıksal benlikten tanrısal benliğe sürekli evrim…
İki insan kavramı vardır Şeriatiye göre; birisi biyolojinin konusu olan insan (beşer), diğeri filozofun, şairin, din adamının üzerinde durduğu insandır. Beşer bir imek, insan bir olmaktır ,beşer durağan insan ise dinamiktir.
İnsan olma; “bilme” ile gerçekleşmektedir. İnsan; üst varlık olarak insan, evren içinde kendi konumunu tanırsa kendini bilebilir. Adem ve insan tabiri, bireylerden oluşan bir varlık degil ,her bireyin kendisini ortadan kaldırarak oluşturduğu odur.
İnsan dört duvarla örülmüştür ,bu duvarları bilim yardımıyla; dördüncü zindan olan ego zindanını din ve aşk ile aşabilir. (8)
Her bir zikir ve hatırlatma Kuranın mesajı, risaleti, hatta peygamberin kendisini zikir olarak tanımlaması çok enteresandır.Yani sizin sorumluluğunuz, özünüzde ve fıtratınızın derinliklerinde gizlidir. Bütün cevherler, bilgiler, bilinçler, ihtiyaçlar içinizde yaşamaktadır. Siz peygamberin, hatta Allahın bile bunları size vermesini beklememelisiniz…
İnsanın ihtiyarı, yalnız tarihin kanunlarını keşfederek harekete geçmektir.Tarih; zaman ve doğa gibi Allah’ ın tayin ettiği istikamete akmaktadır. (9)
Humanizm ve insan kavramının her ideolojideki anlamlandırılmasına bakmak gereklidir. Kurana göre Allahın isimleri ögretmesi, bilimsel gerçekleri kavrama yeteneğidir.
Tanrıyla iblisi tabiatta birbiriyle savaşan iki güç olarak koyan diğer dinlerin yerine islam, dualizmi insanda görür. Şeytan Allaha değil insanın Allaha meyleden yönüne rakiptir..
İslamın peygamberi, toplumdaki bozguncu varlıklarla mücadele içinde olan, bu dünyada yeni bir toplum ve medeniyet kurulmasıyla ilgilenen bir şahsiyettir. (10) Francis Bacon şunu ilan etti; insana hayatta güç kazandıran bilim ve felsefe kabul edilebilir son üç asırda bunun peşine düşüldü günümüzde bilimin hedefi sanayidir. Bacon; “insan nasıl iyi olabilir” sorusunun peşine hiç düşmedi. Bilim sadece insana hizmet etmektedir. İnsanın iyi olması için hiç bir misyon üretmemektedir..
Sözü Abdulkerim Suruş’ un Ali Şeriati tespitleriyle bağlayalım;
Yeni bilgiler, yeni sorular,yeni beklentilerle kişi eski şeyleri yeni bir şekilde anlar. İşte yeniden kurmanın esası bu yeni anlayıştır.. Ali Şeriati buna; kültürel elemanların çıkarılıp arıtılması der..
İnsana ilişkin her tanımlama, şeriata ilişkin anlayışımızı doğrudan etkiler. Çünkü; peygamberler sonunda insana mesaj getirmişlerdir.
O halde antropoloji (insanbilim) peygamberin risaletini bile anlamlandırır (11).
Ali KAYA
KAYNAKLAR
1- BİR ÖNÜNDE SONSUZ SAYIDA SIFIRLAR / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
2- İNSANIN DÖRT ZİNDANI / ALİ ŞERİATİ / İŞARET YAY.
3- ALİ ŞERİATİ / ERTUGRUL CESUR / BAKIŞ YAY.
4- ALİ / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
5- DÜNYADA ALİ ŞERİATİ / EKİN YAY.
6- İNSAN / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
7- TEVHİDİ ALTYAPI / ALİ ŞERİATİ / YZY
8- ALİ ŞERİATİ / ERTUGRUL CESUR / BAKIŞ YAY.
9- KURANA BAKIŞ / ALİ ŞERİATİ / FECR YAY.
10- İSLAM SOSYOLOJİSİ / ALİ ŞERİATİ / BİRLEŞİK YAY.
11- DİNİ DÜŞÜNCENİN YENİDEN KURULMASI VE ALİ ŞERİATİ / ABDULKERİM SURUŞ / KIYAM YAY.
Yazı hakkında yapılacak çok yorumum var fakat şu kısmı merak ettim.
Bu şeytan, hani Allah’ın emrine kafa tutan şeytan değil mi?
link to sonsuz.us
xenix: Ayrıca noktalama işaretlerine dikkat ettiğin ve anlaşılabilir cümleler kurduğun için de ayrıca takdir ederim.
şeytan;kötülük ve pislik,fuhuş ve ahlaki yoksunluktur…
yoksa cisimsel bir şeytan yoktur…
insan hakka riayet etmezse şeytanın(kötülüğün)emrine girer…
Yani diyorsunuz ki “şeytan görecelidir.”
Size göre şeytanları tanımladınız. Ahlakın her topluma/kültüre göre değiştiğinin bilincindesiniz. Veya fuhuşun kötü olduğunun yargısına nasıl varıyorsunuz? Veya pislik, kötülük bunların sabit bir tanımı var mı?
xenix
hayır,ahlak tüm toplumlara göre özde degizmez..
ahlakın degişirliği tarihsel koşullar nedeniyledir..
mesela;kuranda geçen,asli suçlar,tüm insanlıgın ortak ahlaki degerleridir.
Mesela Muhammed’e ve Allah’ına inanmamak hangi suçlara giriyor?
Şu özde değişmeyen ahlak konusunu biraz daha açabilir miyiz? Neler mesela bunlar.
xenix
tüm insanlık vicdanına sıgmayan davranışlar;
fuhuş-alkol-kumar-hırsızlık
hayır Allah ve muhammed nesnel tarihsel süreç içinde ele alınmalı …
senin kişisel tercihlerin baglayıcı olabilirmi?
bu bir vakıadır ve tarihi belirlemiştir…
aynı şeyleri sokratın,platonun,hegelin,marksın vicdanı ve düşünce yöntemi açısındanda degerlendirebiliriz..
illa somut putlarmı istiyoruz?
bilgi;zaten soyutlamadır….
madde vardır,düşünce vardır…bunların soyut izahıdır…
muhammedin yaptıgıda budur…
Alkol kişisel tercih değil midir? Bunu nasıl ahlaksızlık olarak nitelendirirsiniz? Şu an toplumların büyük bir kısmı alkol tüketiyor. Hatta devletler bunu destekliyor.
Gelelim fuhuş’a. Fuhuşu evlilik dışı ilişki olarak ahlaksızlıktır diye nitelendirmeniz yine insanlık dışı olur. Şu an yine milyarlarca çift evlenmeden birlikte olabiliyor.
Kumar!! Yine Milli Piyangosundan, iddiasına tüm devletlerin ve toplumların yaptığı, uyguladığı bir eylem. Hiç te ahlaksız gelmiyor bana.
Gördüğünüz gibi bu iddialarınız bir tek sizi bağlayan şeyler. Toplumlar ve kültürler bunların hiç birini ahlaksızlık olarak görmüyor.
xenix
şimdi verdiğin bu örnekteki toplumlar,kendi özüne yabancılaşmış toplumlardır…yozlaşmış toplumlardır…aile dışı ilişki ,kumar,alkol insanın hissiyatını öldürür…yücelttiğin kapitalist toplumlar;ancak romanın ,yunanın gelişmiş halleridir…
.. bu işler böyledir zaten, “gelin dostlar hep birlikte “insanı” arayalım diye başlar da her sohbet.. aaaah, ah.. daha dakka 1 yozlaşmış toplum 2 yabancılaşmış öz 3.. – ve bişey söyliyeyim mi ali k, bu işin sonu öyle ya da böyle testere 4 –
[kabak gibi ofsayttı ama verdi golü italyan , evet evet kesin satılmış bu federasyon.]
Bak işte anlayamadığın veya içine sinmeyen nokta bu. İnsanların “kişisel tercihlerine” sana zarar vermediği halde karşı çıkıyorsun ve cezalandırmaya çalışıyorsun. Ahlaksızlık olarak nitelendiriyorsun.
Bunun arkasından gelecek şey, taşlayarak öldürelim olacaktır. Çünkü kişisel tercihlere saygımız yok malesef. İğrençse sana iğrenç başkasına gelmiyorsa sorun yok. Size giren-çıkan olmadığı sürece bu yaptığınız ahlakçılıktır.
xenix
Ne mesnetsiz bir örnek.
bay xenix,
tüm içtenliğimle söylüyorum…ben bununla karşılaştığım ve halende sürdüğü için söylüyorum…
Var.
Ama bunu anlayacak kapasiteniz yok. Kaldı ki binlerce yıldır tüm toplumlarda bu olduğuna göre (her ikisi de) demek ki bunlar insan özellikleri. İnsanın doğasına aykırı olmayan şeyler. Siz kafanızda ki ahlaklı insanı dayatmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.
xenix
bana fuhuşun-ahlaksızlıgın-alkolün-yıkım getirdiği toplumlardan örnek verditmeyin lütfen….
Hangi toplumlar fuhuş, alkol ve kumar yüzünden batmış.
Hangi toplumlar da “faşist dayatmacılık” yüzünden batmış.
Karşılaştıralım.
xenix
Bir çiftin karşılıklı istek ve arzuyla üçlü seks yapmak istemesi o çiftin varoluş alanlarından sadece bi tanesidir ve kendilerini ilgilendirir, ama eğer sekse dahil olmayacaksan asıl sen neden kendini ısrarla orda var etmeye çalışıyorsun ali k?
Yani hadi ahlakçılığı geçtim bu aynı zamanda düpedüz röntgencilik ya..
Örnekleri alalım konuyu kaynatmadan.
xenix
sen zaten bu işi yapanlarla uğraşıyorsun doğru, hatta yattığın yerde bile kesin dert oluyodur içine.
Yav bi eleman vardı askerde, komutanım bunlar sinemada porno film seyrediyolar diye şikayete geldiydi birilerini. Yavrum seyredebilirler, sana zorla seyrettiriyorlar mı, yok, peki fazla volüm yapıp gürültü çıkarıyorlar mı, gene yok.. eee, ne diye rahatsız oluyosun o zaman? Ama komutanım porno film seyrediyorlar…
ali k bu işlerin sonu gelmez arkadaşım. Eline oklavayı aldın mı açacak hamur hep bulunur.
emperyalizmin;itici kuvvetidir bunlar,sömürünün….güç ilişkilerini bu ilişkileri yaşayan toplumlar oluştururlar…
yıkım-hile ve çatışma getirirler…ilkçagdan günümüze bu toplum ilişkilerini inceleyebilirsiniz..yıkımın altyapısı ahlaksızlıktır,toplumları bozar ve sirayet eder…
hayır gamaro…
örgütlü bir gurup,seni bu işin içine çekmek istiyorlarsa ne dersin?
Sana özel durumlarla istediğin kadar uğraş. Senin varlığını tehdit ediyorsa, özgürlüğünü elinden alıyorsa, vesaire. Ama gelip evlenmeden sevişen insanlar fuhuş yapıyor, bu ahlaksızlıktır, toplumlar bu yüzden batar diye ahlakçılık yapmamalısın.
Bana somut örnek göster. Bilinen tarihte alkol, kumar veya fuhuştan batan ülke söylecektin. Bekliyorum hala.
xenix
Toplumun Yıkımı nedir yahu ?
Neden yıkılsın toplum ?
Bunca savaşa rağmen insanlık çoğalıyorsa, bu söylediğinin hiç bir mantıklı açıklaması ve herhangi bir mantıksal tutarlılığı yok.
Manasız ve mesnetsiz tarif ve örneklerle GÖSTERİLEN bu gibilerin geçirdiği CİNNET ile ilgilidir.
Sana ne kardeşim milletin seks hayatıyla, içkisiyle bilmemnesiyle…
Bence sen hemen bir psikoloğa görün.
arkadaşım,benim izahlarımı anlamadınız….
sen tercih etmediğin bir şeyi zorla tercih ettirilmeye kalksan
ben sana islamı zorla kabul ettirmeye kalksam?
arkadaşım demek istediğimi anlamadın…
bana bir şeyler, zorla kabul ettirilmeye çalışılıyor…
ben sana ,falan islam aliminin müridi ol desem,senin tepkin ne olur?
Bunu zaten yapıyorsunuz. Tüm gücünüzle…
Dinime küfreden bari müslüman olsa….
arkadaşım beni anlamadınız…
bana zorla bir durum tercih ettirilmek isteniyor…
senin tepkin ne olurdu?
mesela islami cihad militanı yapılmak istensen zorla….
arkadaşım…
beni anlamadınız…
kimse tercihinde birisini zorlayabilirmi…
ben bunu anlatmak istiyorum…
Seksten girdin, Alkolden girdin
Karıdan girdin
Kumardan girdin
Şimdide militan olmaktan
Ne anlatmaya çalışıyorsun anlamadım gerçekten.
Çok geniş bir alana yaydın konuyu puzzle gibi birleştiremiyorum….
Tamam ali k işte kendi sorununu kendin çözdün….::))
hayır hiç bir kimse tercihinde zorlanabilirmi?
Size iyi akşamlar kolay gelsin.
saygılar…
ben bunu diyorum…
yani ali k, ne diyorsun?
öyle bi yere getirdin ki konuyu, efendim şimdi birileri gelip eşinizi çocuğunuzu zorla kaçırsa, sonra götürüp genelev patronlarına satsa, hatta üstüne bi de eroin basıp senet imzalatsa siz buna karşı çıkmayacak mısınız der gibi filan oldu… (nası görünüyoruz ordan, yaşasın manukyan der gibi bi halimiz mi var yoksa?)
[ama astığın yazı hala yukarda.. alaka? bağışla ben kuramadım.]
çok afedersin;şimdi adamın eşi başkasıyla ilişkiye giriyor,adam tebrik ediyor batıda….
kızı ve eşi;aynı adamla düşüp kalkıyor onur duyuluyor…
disiplinli alınan alkol;alkolun ahlakta yaptıgı tahribatı mazur göstermez..
bir ara türkiyeli komunistler;karılarımızı ortak kullanabilirmiyiz diye tartışıyorlardı..
çok afedersin..
ne kadar iğrenç…
bu insanmıdır ya…yoksa …
ben bu mesajı farketmemişim.. ama aferin ali k aferin, zaten ne zaman pörtleyeceksin diye merak edip duruyordum ben de, hiçbir şüpheye yer bırakmadan.
Sırada ne var? Evlilik öncesi seks ve flört meselesi mi? Peki ya sonra, aman efendim parkta öpüşmek de neyin nesi mi? Sonra? Kamışı şaha kaldıracak (öhm, yani çok pardon erkeğin yüreğine şeytani fikirler sokacak diyecektim ki dilim dişime dolandı valla very sorry) kadın giyimi ve bunun yıkıcı sosyal etkileri filan mı? Mayo bikini, öyle de süslenilir mi, bu nası yürüyüş, o nası bakış, saç, baş ?
İnsan olalım tabi insan olalım.. kırmızı çizgilerimiz de ali k nın midesinin sınırları olsun. (tabi kendileri “geleneksel” tebrik, takdir ve onur plaketlerinin havada uçuştuğu fantazi alemi ödül törenleri tertip etmekten kafasını accık kaldırabilirse eğer)
Senin derdin ne kardeşim, az mı seviştin?
ali k bunu daha önce de yapmıştı aslında. (Gerçi yukardaki kadar detaylı değildi söylemi, ama o zaman da “sınırsız seksle kendinden geçmiş avrupa” filan diye bişeyler dediydi.)
Valla ben çok meraktayım, ali k acaba avrupayı hiç gördü mü? Gördüyse ne gördü, görmediyse de böyle mi tasavvur ediyor herşeyi?
eşini başka bir erkekle birlikte olduğu için tebrik eden kocalar..
aynı adamla yatıp kalkan ve bundan onur duyan analı kızlar..
disiplinli de alınsa (ne demekse?) ahlakı bozan alkol..
sınırsız seks..(?)
vay vay vay.. insan-varlık-akümülasyon-salla gitsin şişesinden çıkanlara bak sen..
Adam avrupaya bakıyor ve gördüğü şey bu.
(ali k’nın cümlelerini okuyunca, ismi lazım değil fetva vermeye meraklı bi hoca efendi geldi aklıma. Hazretleri konuyu pornonun zararlarına getirdiydi de bir seferinde -hadi o kadarı hakkıdır ve konuşacaktır diyelim- ama sonra işin teknik detaylarına kadar inip “bunun softu var hardkoru var hepsi de çok fena” deyiverdiydi bi anda..
ikisi de fenaymış..
ama özellikle hardkoru tam bi felaketmiş.
ben de böyle bir hakimiyet karşısında apışıp kaldıydım naçizane.
bu şiir konuyu anlatmaya yeter umarım…
Destan
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu;
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap.
benim derdim bir insanın ,kendini toplumunu,tarihini ve evrensel sirkülasyon dahilinde yerini tanımasıdır…
temsil ettiği tarihsel çehreyi tanımasıdır..
tarihinden ders alarak;dönüşümün mahiyetini tanıyabilmektir…
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz
mesele buradaki anlatımda yatmaktadır..
avrupanın,mirası grek-roma medeniyetinin üzerine hıristiyanlıgın ikamesidir..
spinozasıda-hegelide-marksıda aynı mirastan beslenirler..
ya biz kimiz?
Ali K.
Bırak şimdi entellektüel görünme ayaklarını… Ve kusura bakma! saydığın felsefecilerin hiç biri senin gibi ahlakçı değildi. Hatta tam tersiydi… Onları hiç okumuşa benzemiyorsun, ya da okuduğundan birşey anlamıyorsun.
Ahlakçılığında durmuştuk oradan devam et… Sorular yukarıda…
Ve ayrıca,
avrupanın,mirası grek-roma medeniyetinin üzerine hıristiyanlıgın ikamesidir..
spinozasıda-hegelide-marksıda aynı mirastan beslenirler.. demişsin.
Tam bu noktada ayrıca dur:
Anadolu bir grek-roma mirasıdır. Fatih’in başına taktığı TAÇ roma imparatorluğu tacıdır. Sultanlık iki şekilde olur, ya sultan oğlu olursun ya da bi sultanlığı fethedip tacı başına takarsın. Bir “bey” sülalesiyken aniden sultan olunmuyor.
Sonuçta, Roma hukukunu ve yönetim tarzını ve onun devletini devralmadın mı? Hatta ve hatta osmanlı bu hakkı öyle bir kullanmıştır ki, kendini Avrupanın doğal mirasçısı ve imparatoru varsaymıştır. Yüzyıllar sonra Karlofça antlaşması şartlarından biri şuydu : “Avusturya Kral’ının Osmanlı Sultanı ile denk sayılması”
Aman ya kime ne anlatıyorum…
Evet sayın ahlakçı…
Gelelim karşılaştırmalı ahlaka:
Osmanlı, sarayında yüzlerce cariyeyle gününü gün ederken, şaraplar, keyif verici maddeler içip alem yaparken avrupa kralları çoğunlukla tek eşliydi. 4.Murat bir erkeğe aşıktı ve aşikardı… Birçok osmanlı sultanı GUT hastalığından ölmüştür. (aşırı yemek yüzünden)
Osmanlının sayısı belirsiz çocukları kapatıldıkları karanlıkta gün ışığı görmeden ölümü beklerken (veliaht dışındaki tüm erkek çocuklar öldürülürdü) avrupanın prensleri dış dünyada eğitim görüyordu.
Osmanlı kendi alem yaparken halka herşey yasaktı…
Aynı devirlerde isviçre ünlü saatlerini yaparak Mekanik atılım, Fuarlarını kurarak kapitalist devinimi kutluyordu. Sanırım bu devinim başarısını senin bahsettiğin ahlaksızlığa! borçlu…
Kim iyi örnek kim kötü örnek ?
Avrupanın mirasını olumlamak gibi bir düşündenin içindesin…haçlı savaşları,roma sömürgeciliği,isanın yandaşlarının avlanması,sömürgecilik,milliyetçi-faşist-kapitalist paylaşım…
BİLİM ADAMLARININ ALINACAK YÖNLERİ VAR…
osmanlı gerçekten islammıydı,yoksa;aynı zamanda,hurafeci bir gelenegin devamımıydı?
tarihe dönüş;insanın ademi mahiyetine dönüş demektir…
batıda -doguda buna eşit uzaklıktadır…
ama yine biz ,cografyamızdan hareketle sonuçlar çıkartmak zorundayız…
batının yaptıgı kendi paradigmasının kurulması sürecidir…Halbuki,islam tüm insanlıgın öz degerlerine seslenir,ademi bilince dayanır…
ancak islamın mirasının tam anlaşıldıgı söylenemez..
kendi sürecinden hareket bir doga ve tarih yasasıdır….
kürt cografyası-türk cografyası -alm cog….yani doga-kültür-din ve bilimiyle birlikte….
Diye yazmışsın.
Offff sıkıldım ya daral geldi.
Çıldırıcammmmmmm…
Tamam batı kötü… Osmanlı kötü… Kim iyi ?
İslam iyi fakat islam örnek olamamış.
İslam iyi fakat islam gaspı bırakınca güdükleşmiş.
İslam iyi ürettiği sadece laf…
Evet, sizlerde geçmişin küllerinden çıkarmaya çalıştığınız fakat aslında hiç olmayan o müthiş ahlakınızla! ve o müthiş fikirlerinizle sadece bir ses olacaksınız. Gelecek insanın kendine ait olacak.
ali k tehli k
an ve güç meselesidir sadece.
çok afedersin;şimdi adamın eşi başkasıyla ilişkiye giriyor,adam tebrik ediyor batıda….
kızı ve eşi;aynı adamla düşüp kalkıyor onur duyuluyor…
disiplinli alınan alkol;alkolun ahlakta yaptıgı tahribatı mazur göstermez..
bir ara türkiyeli komunistler;karılarımızı ortak kullanabilirmiyiz diye tartışıyorlardı..
çok afedersin..
ne kadar iğrenç…
bu insanmıdır ya…yoksa …
benim ahlaki olan sosyalizme hiç bir vakit düşmanlıgım sözkonusu olamaz…
hatta ben kendimi islami sosyalizm içine dahil edebilirim…
bir yazarın,güvendiğim bir yazarın,böyle bir ifadesi oldugundan bu ibareyi kullandım..
eşitlik-adalet-hak mücaddelesi yapanlara benim bir diyecegim yoktur…
Yanılıyorsunuz ben fikir adamı değilim,
kesinlikle iddiam da yok olamazda.
Batıda yani Türkiyede değil..
ve
mesnetsiz bir örnek demeye devam edicem ayıp.
Konuyu anlamaya çalışıyorum. Fakat siz fikir adamısınız anlatırken konumu dağılıyor yada benmi konuyu kaçırıyorum. ..!!!
Dinden başlayan konu birden yatağa, mahremiyete ordan da militanlığa geliyor.
sayın deccal,
fikir adamysan,sıkılmayacaksın…
gamaro ,türlü yerlerden giriyor,ben sükunetle dinliyorum…
ali k, tehli k ,ne anlama geliyor?
xenix,şeytanla ilgili bir soru sormuştu…
şeytanıda ben ahlaki yoksunlukla izah etmiştim…
ben konuyu basitleştirerek anlatırım,örnek vererek..
buralara gelmesini istemezdim…
marksizm ve dahi sosyalizm ahlaki olarak ele alınırsa kıymete haizdir..
evrensel sorumluluga sahip olan sosyalistler çoktur…
fakat,ben tıpkı bir dönem milliyetçilerin çelişkileri gibi,marksistlerin kendi içindeki çelişkilerinden bahsediyorum…
genelde avami ve ayak takımının argumanları…
şimdi,iran devrimi oldugu sıralarda;hararetle müta nikahı tartışılıyordu,ehli sünnet ulemasından bunları zinacılıkla suçlayanlar vardı….
marksistlerin kötü oldugu anlamına gelmemeli,o düşüncenin benim maşerimdeki iğrençliği….
zaten marksistlerin çogu bu olayı;fröydizm olarak reddediyorlardı…
ben avrupya gitmedim ama okudugum kadarıyla,cinsellik ,ve kadın erkek ilişkileri;evlilikle kayıt altına alınmış degil…
yoksa benim;takip ettigim çok karakterli ve usta marksist yorumcularda vardır…
idris küçükömer,ahmet bin bella,h.kıvılcımlı,sultan galiyev üstün seviyeli ahlaki marksistlerdir..
ben ,maksadını açan o ifadeyi;her kesimin avami mantalitesine hasrediyorum…
şimdi bir ara türkçüler;türk ırkının en üstün ırk oldugunu savunmuyorlarmıydı?
böyle bir hata..
aklı başında marksist yada milliyetçiler;bu duruma tepki vermişlerdir…
bir kesimi(maalesef)olayı yukarıda saydıgım mecraya çekmeye çalışmışlardır…
Gayet açık söylüyorum;
etik, ahlak, ve ahlak tarihi gibi kategorilerin yakınlarında dolanırken “ne kadar iğrenç… bu insan mıdır ya…yoksa …” şeklinde bir ifade kullanmak (veya olumlayarak alıntılamak) tarifi zor bir tuhaflıktır.
bu tuhaflığı bu sayfada yapan kişi ali k dır.
ali k nın şu anki konumu tefri k dır.
yarın güç onunla olursa bu kez de tehli k olur.
Ali K.
Orta asyanın ortasında şaman bir moğol kabilesi düşün (Türk demedim- Aslında demeliydim)
Ve kendi aklınla hiç bir şey okumadan bilmeden bir düşle… Nasıldır ? Neler yaparlar ? Nasıl Yaşarlar ?
Ve bu kabileyi batıyla- islam arapla- hatta peygamber dönemi arap kültürüyle bir karşılaştır.
Sonra Peygamber ölünce neler oldu hatırla… O ölünce onunla beraber tüm değerleri öldü mü ölmedi mi bi düşün…
Ve sonra tekrar bizim kabileye dön hangisi senin değerlerinle ahlaklı bana söyle…
Şimdiden tşkler.
sayın oikos,
Arap-türk-kürt-alm-yunan-v.s…dünyanın degişik yerlerine yayılmaları sonucu farklılaştılar… etnik köken ve dil ve yapı farklılıkları;dogayı anlama ,tarihsel sirkülasyon,üretim ilişkileri ve din gibi nedenler her toplum arasına sınır çekti…ilkçag tanrıları tabiat-insan arasındaki ilişkilerden dogmuşlardı..
yunan-türk-hint-germen v.s tanrıları…
peygamberler her topluma gelerek;dogadaki;güneş-ay-yıldızlar-kabile liderlerinin kutsallaştırmasına karşı çıkarak tevhid düşüncesini ikame etmeye çalıştılar..
bu evrensel bir düşünceydi,türkleri-kürtleri-alm.ları aşan tüm evreni saran inanç manzumesiydi..
türklerin veya hint-iran-yunan-kelt toplumlarının birtakım üstün meziyetleri bu asli din içinde düşünülmelidir..
asıl sirkülasyon..
keza araplarında…kendine göre iyi ve kötü durumları vardır..
okadar ihatalı bir soru sormuşsunki;kozmik verilerden,etnik genetige,cografi faktörlerden,insan anlayışına kadar izahı gerekiyor..
türkler neden şamanizmi,çinliler gök tanrıyı,yunanlar çok tanrıyı,japonlar binlerce tanrıyı,hintler onlarca tanrıyı v.s..
ama hepsinde rig vedada dedigi gibi;tek tanrının farklı görünümleridir..
nihayetinde teke dayanır…
keza ahlaki farklılaşmaların izahıda böyledir..
sosyolojik bir izahtır bu…
zaman ve süreç içindeki gelişmeler ve toplumsallıklar ve sirkülasyon;bu anlayışı çoklu ahlak haline getirmiştir..
benim incelemelerime göre;taoizm-şamanizm-budizm-konfüçyanizm-zerdüştlük,hıristiyanlık,yahudilik…aslını kaybetmiş tevhidi dinler..
yunan düşüncesi-humanizm-akılcılık-varoluşculuk-liberalizm-marksizm..v.s…evrenin izafi yorumlarıdır…
doga-tabiat-tanrı-tarih-insan yorumunda ;islamın ademi yorumu,tarih felsefesi,toplum anlayışı,diyalektiği,kıstas için önemli ve temel rehberdir..
dünya tarihinden akan zamanı tek bir aklın tüm zamanları kuşatan bilincinde görmek gerekir…
türk tarihi,ve diger tarihsellikleri;birbirinden koparmadan,iletişimi kurmak gerekirt…yukarıda Ali Şeriatinin bir şiirinde Allahtan başka kimse yoktur deniliyor..
ve insan çözümlemelerine geçiliyor….
sokratında-hegelinde-marksında-nietzcheninde yaptıgı aynı mantalite içinde degerlendirilmelidir…
saglam verilerden sonra ;saglam ahlakı bulmak gerekir…
bak hegele;geist-kutsal-ruh-mutlak ruh anlayışına..
bak nietzchenin ;üstün insan anlayışına…
bak sokratın;etik ögretisine-iç sese…
bak heiddeggerin varlık ve zaman ögretisine….
bak marksın diyalektiğine;öz islamı anla…..
Dünyanın temel gücünü; hem bilinmez, hem görünmez bir öz olarak görmektedir. Bu öz, madde ve enerjinin sentezinden meydana gelir. Madde ve enerji bu özün birbiri ardı-sıra oluşan görüngüleridir.
Fenomenolojik bilgi teorisi ve olguların bilinebilirliği bilgi felsefesini oluşturur. Tabiat; yani şehadet alemi, ayetler ve sünnetler toplulugundan ibarettir. İnsan kendi toplumsal hareketleriyle ilgili, özerkliğe sahiptir. (5)
Camus gibi bir adam, her eserinde bu nedeniyle çelişkiye düşer ,kainat düzeninde her tarafta boğulan bir insan nasıl vücut bulabilir? Tanrıyı tabiattan kaldırdığımız zaman, tabiat ahmaklaşır, kendisine ve insanlara karşı şuursuz, irtibatsız, hissiz ve leş….
tüm bunlardan sonra ahlak bir çırpıda izah edilebilirmi?
şöyle düşün;eksisyantalizm batıda insana dair en ileri yaklaşımdır…
en akli adamları kuruntuya düşürmüştür…
karşısına tüm evreni saran bilinci koy…
keza türk tarihselliğinin ahlaki anlayışınıda koy…
nerede ne hata yapıldı?
İslamın peygamberi, toplumdaki bozguncu varlıklarla mücadele içinde olan, bu dünyada yeni bir toplum ve medeniyet kurulmasıyla ilgilenen bir şahsiyettir. (10) Francis Bacon şunu ilan etti; insana hayatta güç kazandıran bilim ve felsefe kabul edilebilir son üç asırda bunun peşine düşüldü günümüzde bilimin hedefi sanayidir. Bacon; “insan nasıl iyi olabilir” sorusunun peşine hiç düşmedi. Bilim sadece insana hizmet etmektedir. İnsanın iyi olması için hiç bir misyon üretmemektedir..
şöyle düşün;afrika toplumlarının halini….avrupanın sömürgeleştirdiği…neyle kendi kendini üretebilir…her şey mübahtır afrikada…nasıl kendisi olacaktır;üstün bir ahlak ögretisiyle…
buyur;sartremi,marksmı,smitmi,webermi önderlik etsin bunlara?
türk ahlakı ve arap ahlakı konusunda şuraya gelmek istiyorum..
eger bir toplum kötülüğe karşı beraberse,tamamdır…
türk ahlakının içeriği böylee deegerlendirilmelidir…
dikat et;ben tarihsellikten yola çıkarak,mahiyet konusuna geliyorum,varoluş temel problemimdir.ve ahlakta bunun içindedir…
arkadaşım;fenomenolojik yöntem ne anlama geliyor?
ali k nın mesajlarında bişey var.
sanki canlılar, her baktığımda biraz daha büyümüş oluyorlar.
nasıl büyümüş?
Büyüyorlar.
Hızlı bir şekilde…:::)))
Bilimin iyi kötü ayrımında (veya farkındalığında) bir rolü/etkisi olmadığını söylemek laf salatasıdır.
Su kenarında oturuyorum ve canım sıkkın.
Bir yandan düşüncelerimle boğuşurken, arada bir de suyu taşlıyorum.
Sonunda biraz rahatladım.
Peki ben neden yavru kedilerle değil de taşla çalıştım?
heralde psikolojik..
psikolojik mi?
taş ile kedi arasındaki farklılıkları “bilmek” suya fırlatacağın nesneyi seçerken seni hiç etkilemedi demek ve bu da psikolojik öyle mi?
siz izah edin…benim kafamda çok geniş bir ag oluştu…
canlılıga kıymamamı?
neşe içinde ve severek oynadıkları kediyi hiç farkında olmadan boğan çocuklarla konuşmak faydalı olabilir.
Dinsel bir bilgi istememiştim…
Şeriati, marks vs… ne yapmış sormadım. Basit bir soru hangisi daha ahlaklı ?
Anladığım kadarıyla o kadar laf kalabalığından sonra : Kabilemiz içlerinde en ahlaklı ve bunun sebebi içimizde tanrı tözü olması…(DİN değil)
Tekrar teşekkür ederim.
benim anlayışımda dini-dindışı yoktur…
örnegin;ruh kavramını-ahlak kavramını ;nesnel-toplumsal-tarihsel ve bilimsel anlamda,süreç içinde ele alarak en yetkin anlamaya gidiyorum…
Şunu da ilave edeyim :
İnsanlık hatası, savaş ve doğayı yoketmekten başka bir şey olamaz. Bireylere ve topluma “kötü” nitelelemesi yapılamaz. Yapıldığında TANRILAŞARAK toplum için en iyi olanı bilme gibi bir rol üstlenmen gerekir. Doğal olarak bu “azizlik” mertebesini kendi kendine verirsin ve bu durumu benim onamamı istemen halinde benimle çelişkiye düşersin.
Basit bir mantıkla, onayanlar ve onamayanlar olarak toplumu tekrar ikiye ayırmak zorundasın. Senin yargının (veya senin gibi düşünenlerin) koşulsuz doğru olduğunu ancak ve ancak toplumun tamamının kabulü sonucu onayabilirsin. Kısaca ancak tanrı olduğunda kendinin tam doğru, yanılmaz ve şüphesiz olduğunu tanıtlayabileceğini unutmamanı rica edeyim.
İşte ahlakçılık bu denli tehlikeli ve yansımaları insanın kendine olacak biçimdedir. Koyu ahlakçılığın ve yaftalamanın sınırlarını kim çizecek. Ben şimdi desem ki “sen bu sitede yazdığın için ahlaksızsın” sonu nereye varacak belirsiz bir noktaya doğru yolculuğa başlarız. Ve ayrışmalarımız artarak dayanılmaz seviye varır.
ben insan ve tarih felsefesi üzerinde duruyorum…
insanın mahiyeti üzerinde duruyorum…
ali k,
hak, hukuk, çıkar, iyi, kötü gibi kavramlar, “söyle hele nedir senin aslın” dedikçe avuçlarının arasında intehar eden tuhaf yaratıklardır. Geride bir not filan da bırakmazlar.
Burdaki sorun pratiğe ait bir sorundur.
Kedi ve taşı ayırdedebilmenin,kedinin kaderini ne yönde etkileyeceğini bilemem.Heleki bu ayırdetme kaplan neslinin tükenmek üzere olduğu bir zamanda düşünülürse.
Ahlak kavramını tehlikeli yapan şey sanıyorum onu inandığınız bir öğretiye bağlamak olmalı.
sayın gamaro; ahlak,erkten-yayılan bir içdisiplinmidir,yoksa;kitleden erke,bir belirlememidir?sözgelimi,sevgi dogru tarif edildiğinde sınıf zincirlerini aşabilirmi?
1.yusuf ve züleyha hikayesi,bu baglamda nasıl anlaşılmalıdır…
2.sosyalist tecrübe nasıl anlaşılmalıdır…
3.demokrasi nasıl anlaşılmalıdır..
demokrasi;bu bagları aşmada ;eşitlikte gerçekten ileri bir aşamamıdır?
eger demokrasiyi;iktisadi piyasa liberalizminin ;nihayetinde kendini arz ve talep kanunları içinde yetkinleştirmesi olarak tarif edersek,ahlaki seçimleri nereye yerleştireceğiz?
piyasa liberalizminin dengelendiği toplumlarve dengelenmediği diğer toplumların,kültür ve inançları ile ahlak arasında vaziyet alış arasındaki sıkıntılar giderilebilirmi?
gerek köleci,gerek feodal,gerekse kapitalist-demokratik toplumlarda;erkin dimagı ;hangi seçimlere ve anlayışa kitleleri zorlamıştır?
sayın gamaro…sözlerimi sakın kişiselleştirme…
saygılar…
ali k,
Benim bi kedim var, arada bir bahsediyorum burda ve muhtemelen sana da denk gelmiştir.
Ama tekrar etmekte zarar yok; kedi rahatsız. Denge ve koordinasyon problemi var, iyi olduğu günlerde bile sarhoş gibi yürüyor, (gerçi koşu performansı yürüyüşüne oranla çok daha iyi ama bu kez de bi kediden çok bi ata benziyor) ayrıca çenesini iyi kullanamıyor, su içerken yüzüne sıçratıyor, hatta yüzüne sıçrayan damladan korkuyor ve geriye doğru zıplıyor.
Asıl problemiyse arasıra gelen nöbetleriyle ilgili, -gerçi son zamanlarda biraz azaldı ama- bi anda kasılıp gergin ve hareketsiz bir kitleye dönüşebiliyor. İşte bu anlarda (önceki sakarlıklarından farklı olarak) çok farklı bir ses çıkarıyor ve beni durumdan haberdar ediyor. Bu kez de kucağa alma ve güzel sözler eşliğinde masaj faslı başlıyor..
Ama aynı zamanda daha enteresan şeyler de olabiliyor. Daha doğrusu oldu. Mesela bir gün yine böyle kasılı kalmış ve bendeniz de masajı arka bacakları üzerine yoğunlaştırmıştım ki.. ne yapsa beğenirsiniz? O an aceleyle koltuğun üzerine bırakmış olduğum pasta tabağına kafayı daldırmış ve krema yemekle meşgüldü kendisi…
ne güzel bi sadeleşme..
“piyasa liberalizminin dengelendiği toplumlar ve dengelenmediği diğer toplumların, kültür ve inançları ile ahlak arasında vaziyet alış arasındaki sıkıntılar giderilebilir mi?”
sadeleş ali k, sen de sadeleş..
bir anlamı kısaltarak başka türlü nasıl açıklayabilirim…
gayet açık halbuki…
piyasa ilişkilerinin seyrü sefer içinde dengelendiği toplumlar…
dengelenmedigi diğer toplumlar..
bunların uyumsuzlukları nedeniyle hasıl olan durumları giderebilirmiyiz…
tamam.. giderebiliriz.. uyumsuzlukları.. spastik nöbet gibi.. ya da bozuk denge.. masaj yani.. peki ya krema? sen ne görüyorsun sadeleştiğinde ali k?
ekmek bulamadıysan pasta yemi…..
Din’i kanıtlamak adına pastayı yedin bile Ali , Hatta pastanın tamamını götürdün bize birşey bırakmadın.
Ahlaktan sosyo ekonomiye geçişle ahlakı izah etmeye çalışman biraz saçma kaçtı desem…
Mesela ben ahlaksızım (nasıl en iyi olayım) Peki hal böyleyken nasıl ahlaktan bahsedebilirim ? Soruları sadeleştir evet.
Ben ancak kendi ahlaksızlığımı başkalarına pompalayabilirim. Bu psikolojik bir varsayıştır Ali, “ben ahlaklıyım” neye göre ? Nereden bileceğiz kapalı kapılar ardında Ali’yi, Agnostiği ?
Ve bana kalırsa dinci, belden sadece aşağı düşünen bir kimliktir. Dincinin görece ahlakı, yapamadıklarının hırsıdır. Diğerine duyduğu öfkedir. Hemde korkunç bir öfke…
kardeş beni araştırabilirsin..açıkça…hatalarımala sevaplarımla ,gelişimlerimle…beni tanımazsın,bende seni tanımam…
ama söz bana göre senettir..hatadan dönmeyi erdem kabul ederim…
“Disiplinli alkol almak ahlaksızlık mıdır?”
xenix
ali k aslında gayet sade, ama sade halini beğenmediği için karışığa meylediyor işte, üçüncü kez mi alıntı yapalım?
dini açıdan bunu yaşar nuriye sormak gerekir….
fakat,alkolün yaygınlaştıgı toplumlarda,deger bilincinin zayıfladığı aşikardır…
kendinden geçme-coçmave gayri aklilik getirdiği tıbbende tespit edilmiştir…
birey belki bundan dolayı ayıplanamaz..
ama toplumsal kurumsallaşma bazında beraberinde pek çok etkiyi getirir…
ben bu tabirle alkolizmin kurumsal hale gelmesinden bahsettim…tüm toplumu sarmasının hukukileşmesinden bahsettim…
sen muhtemelen bir deger dünyasına sahipsindir…
ama dünya toplumaları öylemi….
bir sektör meydana getirip düşünceyi çökertiyor….
ben alkolün disiplinli alınan toplumlarda;insani tavır-adalet ve zulme muhalefet anlayışının olmadıgını gördüm….
ŞUNU TEKRAR İFADE EDEYİM;BENİM SENİN KİŞİSEL TERCİHLERİNLE BİR İŞİM YOK;TOPLUMSAL BAKIŞ FELSEFESİ AÇISINDAN İLETİYORUM GÖRÜŞLERİMİ…..
saygılar sunuyorum…
her tercihihinde hürsündür,dogru buldugun şeyi sonuna kadar yap..
bu bir toplumsal dönüşüm anlayışıdır..
Avrupa ve ABD alkolu serbestçe tükettiği (toplumca) için gayri akli davranıyor, hiç bir bilimsel gelişme, sosyal gelişme gösteremiyor.
Ama İran, Malezya, Sudan gibi ülkelerde alkol alınmadığı için akıllıca kırbaçlama, recm, adam asma gibi cezalar var.
Siz söyleyin, öyle mi? Bulunduğunuz yerden hangileri daha akli geliyor?
xenix
kendinden geçme, coşma ve buna eşlik eden gayri aklilik..
evet evet, bu da tıpkı seks meselesinde olduğu gibi tüyler ürpertici bi durum. Neyse ki seksin disiplinlisine izin var (mesela maksimum disiplinizasyon açısından klasik misyoner pozisyonu diye bişey var) buna karşın alkolün disiplinlisi bile zarar.
Yani Ali k ya göre seks ve alkolün tabu olmadığı toplumlar en dandirik toplumlar. Ama kişisel tercihlerle işi olmaz, toplumsal bakış felsefesi açısından..(?!)
Avrupanın medeniyet tarihi ortadadır!!!!
islam alemininde geri kalmışlığı…
ben sana soruyorum…dünya tarihi medine vesikası benzeri bir adalet düzeni gördümü?
Avrupanın toplumsal yapısı ortadadır evet. Tükettiği alkol ve medeniyet yapısıda ortadadır. Demek ki alkolle olmuyormuş bu işler.
medine vesikası nedir?
xenix
SÖZLEŞME METNİ
?Bu, Peygamber Muhammed (s.a.v) tarafından Kureyşli ve yesribli mümin ve müslümanlar, onlara bağlı olanlar, bağlanacaklar ve onlarla savaşanlar arasında yazılmış bir belgedir.
Bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmettirler. Kureyşli muhacirler kendi geleneklerine göre kan diyetlerini kendi aralarında ortaklaşa ödeyecekler ve kendi esirlerini kurtarmak için ödenmesi gereken fidyeyi adaletle ve müminler arasındaki esaslara uygun olarak karşılayacaklar. Ben-i Avf, aralarındaki geleneğe göre kan diyetlerini aralarında paylaştıracak ve her taife kendi esirlerinin fidyesini adalet esasına ve mü?minler arasındaki örf ve adete göre ödeyecekler. Ben-i Saide Ben-i Hars, Ben-i Cuşem, Ben-i Nec-car, Ben-i Amr Bin Avf, Ben-i Nebeyt, Ben-i Evs, her bir taife öncekilerin diyetlerini ve esirlerin fidyelerini Müminlerin arasındaki örfe ve adalete göre paylaştırıp ödeyecekler. Mü?minler, borçlu kimsenin ailesini ve çocuklarını diyet yada fidye ödemeksizin serbest bırakmayacaklar.
Hiçbir mü?min bir diğer mu minin mevlasıyla (ahitleştiği kimseyle) onun izni olmadan ahileşemez. Allahtan sakınan müminler, kendi aralarında zulmeden haksızlık eden yada zulüm ve haksızlık etmek isteyen yada Müslümanlar arasında fesat veya günahı yaygınlaştıran kargaşa çıkarmaya çalışan kimseye karşı birlik halinde karşı çıkacaklar. Bu günahkar, zalim ve mütecaviz kişi onlardan birinin evladı dahi olsa hepsinin eli ona karşı kalkacaktır.
Hiçbir mümin bir kafirin kan davasından dolayı bir başka mümini öldüremez. Ve bir mümine karşı bir kafire yardım edemez. Allah için yapılmış olan ahitleşme birdir ve Müslüman ların en düşüğü de eğer bir kimseyi kendi himayesine alırsa herkes onu kabul edecektir. Müminler başkalarından ayrı olarak birbirlerinin velisidirler. Yahudilerden bizim peşimizden gelen her kişi hainlik etmediği ve zulmetmediği sürece bizim yardım ve haklarımızdan eşit şekilde yararlanacaktır.
Müslümanların barışı birdir, herkesi kapsar (bir kişi barış yapsa herkes kabul edecek). Allah yolunda savaş zamanında da müminlerden birisi ile barış yapmak diğeri ile yapmamak olmaz. Aksine, barışta herkesin arasındaki adalet esasına riayet edilecek. Bizimle birlikte savaşan savaşçılardan her bir grup diğer bir grubun yerinde olacaktır.
Müminler, Allah yolunda kendilerinden akıtılan kanlar konusunda diğer bazısını engellerler. (Birisi diğerinin yerini alacak). Muttaki müminler en doğru ve en sağlam yol üzerindedirler.
Hiçbir müşrik, Kureyşe ait bir malı yada bir insanı kendi himayesine almayacak ve onun ile bir mümin arasında engel olmayacak. Her kim günahsız yere bir mü?mini öldürür ve bu öldürme onun üzerine ispatlanırsa onun öldürülmesine karşılık kısas uygulanır, (aynı şekilde öldürülür). Ancak öldürülen kişinin akrabaları razı olurlarsa öldürülmeyebilir. Müminlerin tümü bu katile karşı olacaklardır. Onun aleyhine kıyam etmeyen başka bir davranış onlara yakışmaz.
Bu sözleşmeye evet diyen, Allaha ve ahret gününe iman eden her bir mü?min, bir bid?atı ortaya çıkaran (kötü bir davranışta bulunan) bir kimseye yardım etmemeli yada onu himayesine almamalıdır. Böyle bir kimseye yardım eden yada onu himaye eden bir kişi olursa Allah?ın lanet ve gazabı kıyamet gününe dek onun üzerine olsun. Böyle bir kişiden yapmış olduğu bu kötü davranışına karşılık herhangi bir mal veya buna benzer bir şey alınmayacak (Bilakis hakkettiği cezayı almalıdır).
Siz Müslümanlar, her ne zaman bir konuda ihtilafa girerseniz, onu Allah?a ve Muhammed (s.a.v)?in hakemliğine götürün. Müslümanlarla birlikte savaşa katılan Yahudilere infak edilecek. Ben-i Avf Yahudileri müminlerle bir tek ümmettirler. Yahudiler kendi dinlerinin gereklerini takip eder, Müslümanlar, da kedi dinlerinin gereklerini takip edecekler. Ancak zulüm eden yada bir günahı irtikaba eden (başlatan) bir kişi bundan istisnadır ki bu durumda kendisini ve kendi halkını helak etmiş olacaktır.
Ben-i Neccar Yahudileri (toplumsal haklar konusunda, Ben-i Avf Yahudileri gibi olacaklardır. Ben-i Hars ve Ben-i Saide Yahudileri, Ben-i Cuşem Yahudileri, Ben-i Evs Yahudileri ve Ben-i Sa?labe Yahudileri de Ben-i Avf Yahudileri gibidirler. Ancak zulüm eden ve bir günahı işleyen kişiden başka. Bu durumda kendisinden ve halkından başkasını helak etmemiş olacaktır. Cefne, Ben-i Sa?lebe?nin bir kolu (kabilesi) dur. Hukukta onlar gibidir. Ben-i Şuteybe, toplumsal hukukta Ben-i Avf Yahudileri gibidirler. ?Ahde bağlı kalmak sözleşmeyi ihlal etmeğe engel olacaktır.? Ben-i sa?lebe?nin dostları da onların kendileri gibidirler. Yahudi kimseler de onlar gibidirler. (Bu sözleşmenin haklarından yararlanacaklar.) Muhammed (s.a.v)in izni olmaksızın onlardan herhangi bir kimseyi bu sözleşmeden çıkarmamak gerek. Hiç kimseyi ceza olarak yaralamamak gerek (vücudunda yara açmamak gerek). Sebepsiz yere bir başkasını öldüren bir kimse kendisini ve halkını da ölüme atmıştır. Ancak bir zulme uğramış ise bu istisnadır. Allah bu sözleşmeye sadık kalanlarla beraberdir. Yahudilerin nafakaları Yahudilere ait, Müslümanların nafakaları da Müslümanlara aittir. Onlar, bu sözleşmeyi imzalayanlarla savaşanlara karşı savaşmalıdırlar ve onlara boyun eğenlere iyi davranıp yardım etmelidirler. Ahde bağlı kalmak, sözleşmeyi ihlal etmeğe engeldir. Taraftarları sözleşmeye riayet etmeyenler bir günah işlemezler. Ancak o da mazlumun sözleşmesi olmaktadır.
Müslümanlarla birlikte düşmana karşı savaştıkları sürece Yahudilere infak edilecektir? Yesribin içi bu sözleşmeye imza atanlar için haram sayılmaktadır. (Hiç kimse orada bir başkasına eziyet edemez) Komşusu da bir zarar vermediği ve bir günah işlemediği sürece kendisi gibi insandır.
Sahibinin izni olmaksızın evlere izinsiz girilmeyecek. Bu sözleşme hakkında kabul edenler arasında bir ihtilaf meydana gelirse ve bu ihtilafın bir kargaşalık ve fesada dönüşeceğinden korkulursa Allah?ın ve peygamber (s.a.v)?in hakemliğine başvurulacaktır. Kureyş liler ve kureyş lilere yardım edenler himaye edilmeyecek. Ansızın Yesrib?e saldıran kimselerle savaşılacaktır. Şayet barışa yanaşırlarsa barış yapılacaktır. Eğer böyle bir şeyi yaparlarsa barışı kabul etmek müminlerin elindedir. Bu sözleşmeye imza atanlar kendi kavimleri adına da atmış sayılırlar. Evs Yahudileri ve dostları bu sözleşmede yer alan haklardan yararlanacaklardır. Bu sözleşmeye sadık kalanlarla iyi geçinilecektir, Allah, bu sözleşmeye sadık kalanlarla beraberdir. Bu sözleşme günahkar ve zalim kimseyi korumaz. Yesrib?den çıkan ve onda kalan herkes amandadır. (güven içindedir). Ancak zulüm eden ve günah işleyen kişi bunun dışındadır. Allah, iyilik yapan ve Allahtan korkup kötülüklerden sakınanların koruyucusudur. Muhammed (s.a.v) Allahın resulüdür.?
Burada Vesika’dan çıkarabileceğimiz ilk kurucu ilkenin altını çiziyoruz:
Doğru, adil, hukuka saygılı ve insanlar arasında gerçek barış ve istikrarı amaçlayan ideal bir projenin, farklı gruplar (dini, felsefi, siyasi vs.) arasında bir sözleşme temelinde ortaya çıkması gerekir. Sözleşmenin hazırlanması esnasında sosyal blokların kendileri veya temsilcileri hazır bulunmalı, özgür bir ortamda, diyalog çerçevesinde ve karşılıklı görüşme ve müzakerelerle sözleşmenin hükümleri (temel yasalar) tespit edilmelidir.
Toplumsal hayata katılan gruplar heterojen olduklarından, her bir madde bir örtüşme noktasını teşkil etmeli ve oydaşma yoluyla tespit edilmelidir. Her örtüşme maddesi sözleşmenin bir hükmünü oluşturur ve anlaşmazlık konusu her madde de grupların kendilerine terk edilir. Örtüşme sözleşme alanına, farklılık özerk alana aittir. Bu, birlik içinde zengin farklılık, yani sahici çoğulculuktur.
İkinci kurucu ilke ‘hâkimiyet’in değil, ‘katılım’ın hareket noktası seçilmesidir. Çünkü totaliter bir siyasal yapıda farklılıklar kabul edilemez. Medine Vesikası, Müslüman ve Yahudileri kabile kabile (tek tek) zikreder. Müşriklere de ayrı bir maddede değinir (Md. 20/B). Vesikada geçen mevlâ, yukarıda değinildiği üzere kan ve akrabalık bağı olmaksızın bir kabileye bağlı veya onunla anlaşmalı olan kabile, aşiret veya topluluktur. Bu demek oluyor ki, ismiyle ve imzasıyla sözleşmeye taraf olan her bir sosyal blok, kendisine bağlı diğer toplulukları da temsil etmekte ve aynı hak ve sorumlulukları onlara da tanımaktadır. Ancak 20/B maddesi müşriklerle ilgili özel hükümler getiriyor ve 43. md. ile destekleniyor. Bu da Medineli müşriklerin Mekkeli müşriklerle her türlü siyasi ve askeri ilişki kurmalarına engel teşkil etmek içindir. Esasında Medineli müşrikler de Mekkelilerle ittifak kurma arzusunu taşımıyor, hatta başlarına bir tehlike gelir diye çekiniyorlardı. Ama onlar da, diğerleri gibi 39. md.de belirtilen Site’nin alanı içinde her türlü hak ve özgürlüklere sahip olmak istiyorlardı, Vesika bu talebi de hukuki bir teminat altına almaktadır. Nitekim Mekkelilerle girişilen Bedir ve Uhud savaşlarından sonra da, Vesika’ya taraf müşriklerin Medine’de yaşamaya devam ettiklerini ve Müslümanlarla aralarında çatışmaya dönüşecek ciddî sorunlar çıkmadığını biliyoruz.
Kabilelerin bir bir zikredilmesi, toplumda var olan dini ve etnik toplulukların sosyal, etnik ve dini kimliklerini tanımak ve belgelemek içindir. Muhtemelen, kabile liderleri bunu özellikle talep etmişlerdir.
Bundan şu sonuç çıkar: Her bir dini ve etnik grup kültürel ve hukuki tam özerkliğe sahiptir. Yani din, topluluğu ilgilendiren yasama, yargı, eğitim, ticaret, kültür, sanat, ibadet, gündelik hayatın düzenlenmesi vb. alanlarda herkes ne ise öyle olacak ve kendini tanımladığı hukuki ve kültürel standartlar içinde ifade edecektir. Söz konusu dini ve hukuki özerkliğin teminatı, ‘Yahudilerin dinleri kendilerine, mü’minlerin dinleri kendilerinedir. Buna gerek mevlâları ve gerekse kendileri dahildirler.’ diyen 25. Madde’dir.
Kan davaları, ailelerin rehin tutulmaları, helak edilmeler vs vs.. Kopyala yapıştır değil de kısaca sizden özet alabilir miyiz ali k?
Bir sürü güzel olduğunu iddia ettiğiniz şartlar anlatılmış en sonunda not düşülmüş.
Bu mu şimdi kişisel tercihlere saygı? Ben içki içtiğim için veya müslümanların Allah’ına inanmadığım için bütün bu haklardan yararlanamayacağım öyle mi? Ne anladık o zaman bu haklardan veya adaletten?
xenix
günümüz itibariyle degerlendirirsek;tüm toplum kesimlerinin,hak ve özgürlük yanlısı kesimlerin,beraberce yaşabilecegi bir antlaşma-sözleşmedir…
tarafların istemleri,toplumsal adalet kıstası üzerine bir sorumlu aydınlar heyeti tarafından degerlendirilmelidir..diyecegim bu….
Bence de en güzel yönetim biçimi Aristokrasi. Katılıyorum bu konuda size. Aydınlar yönetmeli toplumu. Seçimle değil, bilgiyle yönetilmeli.
xenix
sınıfsal ayrım üzerine degilde katılım üzerine…kolay degil…toplumsal adalet temel olmalı….
ülkemizde;mezhebi anlamda bir tunceli-hacıbektaş aleviligi-ve ehli sünnet baglıları var…
siyasal anlamda radikal ve merkez guruplar var..
etnik anlamda kürtler-türkler-lazlar v.s var…
azda olsa marjinal yaşam gurupları var..
hedef toplumsal adalet degilmi::
bunu kademeli olarak yapmak gerekiyor..
şu anda dünyada olan çifte standart….
ülkemizdede keza…
sırada ne var ali k?
evlilik öncesi genç kadın popülasyonun bakirelik oranı ve bunun bilinç-ahlak eksenindeki (pardon, kişisel olmayan toplumsal bakış felsefesindeki) yıkıcı etkileri filan mı? Sonra ama nice olur insanlığın hali di mi?
Sen çoktan sadeleşmişsin ali k, çoktan sadeleşmişsin de haberin yok, yediğin kremadan belli.
günümüz itibariyle yapılması gerekenlerin ne olması gerektiğini söylemiştim…
Gitmişti makama arzuhal için
Beyy dedi yutkundu eğdi başını
Bir azar yedi ki oldu o biçim
Şeyy dedi yutkundu eğdi başını
Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı
Gözler çakmak çakmak benzi sapsarı
Bir konağa baktı alttan yukarı
Vayy dedi yutkundu eğdi başını
Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasını sigara sardı, daldı…
Neden sonra garsonu gördü
Çayy dedi yutkundu eğdi başını
İçmedi masada unuttu çayı
Kalktı ki garsona vere parayı
Uzattı çakmağı ve sigarayı
Sayy dedi, yutkundu eğdi başını
Döndü gözlerinde bulgur bulgur yaş
Sandım can evine döktüler ataş
Sordum memleketin nere gardaş
Köyy dedi yutkundu eğdi başını
Yürüdü kör topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı dilini vazgeçti birden
Oyy dedi yutkundu eğdi başını
A.Karakoç
DOKTUR BEY
Avrat yeğin sayrı benim karnım aç
Keyf için gelmedik bura doktur bey
Fukara harcından yaz da bir ilaç
Olsun derdimize çare doktur bey
Tama vatandaşık kardaşık tama
Bunca pahıl m’olur adam adama
Geldik ta sabahtan kaldık akşama
Yarına mümkün mü sıra doktur bey
Yedi baş horanta yıkık hanede
Tüm kazancım bini bulmaz senede
Yüz pangunot helal olsun gene de
Ben nereyim beş yüz nere doktur bey
Tek kaşıkla çorba içer dördümüz
Kul başından ırak ola derdimiz
Senden benden asker ister ordumuz
Candan da mı yeğdir para doktor bey
Dert bela tebelleş oydu başıma
Her gece tahsildar girer düşüme
Beni mahcup etme can yoldaşıma
Erkeklik öldü mü bre doktor bey
Büyük oğlan asker öteki çırak
Han için param yok oteli bırak
Mevsim kış yollar sarp köy hayli ırak
Bir değil beş değil yara doktor bey
Memur gelir karşılarsın köşeden
Zengin gelir kırılırsın neşeden
Öte kaçma bizim garip Eşe’den
Bakıp boynundaki kire doktor bey
Hemi Müslümanım insanım hemi
Halimi arzettim darılma emi
İçinde mangır yok gördün kesemi
Bir de ceplerimi ara doktor bey
Daha sayayım mı noksan mı daha
Yalvara yalvara tükendim aha
Bu yüzle mi çıkacaksın Allaha
Vallahi yanarsın nara doktor bey
bu 2 şiirde neler hissettin gamaro.dogru yerde anlarsan bu şiirleri,anlatmak istediğimiz odur….
sırada bişey yok kardeş..
helal lokma….haramdan uzak durma…
Ritm dört dörtlük, ama çalınan şey çiftetelli değil ali k.
Alkol kullanmak ile ‘değer bilinci’ nin ne ilgisi var anlayamadım.
Alkol, aklı başında canlı için aşırı duyarlılıklara katlanamamak ve bir şekilde zihni susturmak amacıyla da alınabiliyor.
Kapitalizmin vahşetine alternatif olarak ‘Din’ i göstermek için epey alkol almış olmak gerekir. 🙂
disiplinli alınan alkol;alkolun ahlakta yaptıgı tahribatı mazur göstermez..
..
ha..islam ülkelerinin aydın yetiştirmediği…birkaç isim hariç…ayrı tartışma konusu…
kardeeeeş…
dayatmak isteyen ben degilim,
adam iktidara geliyor, ve buna göre bir hukuk oluşturmaya kalkıyor, ,varmı böyle bir şey?
zulmün ve yıkımın nedeni zaten budur…tüm yıkımın nedeni ahlaki yoksunluktur…tüm tarihin izahı ahlaki yoksunlukta aranmalıdır…hangisini örnek vereyim..
bana zarar geliyor…….ya degilse niye yazayım…
müslüman ve felsefe, kaçırmayın izleyin:)
Şu halde ben hiçbir şey anlamadım, müslüman usulü felsefe taşı mı bu ne?