Tohumlar

Yeşerme Potansiyeli taşıyan siz bütün Tohumlar !
Zifiri Karanlığa Gömülmeden asla Yeşeremezsiniz…
Varlığınızın amacı yeşermek ve çiçek açmaksa hayata ,
varlığınızın derinliklerine inip karanlık ve sessizliğin sihirli elleriyle
yoğrulmayı göze alacak kadar cesur olun …
Ya da , tohum olarak , yeşeremeden çürüyün…

Kişi Kültü

Bu konuyu daha önce başka bir sitede tartışmıştık.. Oradan beğendiğim/istediğim yorumları buraya aktararak konunun tartışmaya açılmasını istiyorum;

“Ölülerden yardım istemek uygar bir topluluk için utanç vericidir…”

M. Kemal Atatürk
H.R. SOYAK, Atatürk’ten Hatıralar, s.268

Giriş

Kişi Kültü nedir?

Kişi kültü birden fazla biçimde tanımlanabilir. Benim beğendiğim tanımlardan ikisi şu şekilde:

1-Bir şahsın geniş kitlelerce ‘bir insandan daha fazlası’ olarak görülmesi durumu.

2-Bir şahsın halkın gözünde medya, propaganda, eğitim gibi yöntemleri kullanarak idealize edilmiş, sorgulanmayan övgü ile beraber gelen bir imaj yaratması durumu. [1]

Siyaset, antropoloji gibi sosyal bilimlerin literatürlerinde bu ve benzer olgulara ‘seküler din’ gibi başka adlar da verilebiliyor. [2]

Dünyadaki Kişi Kültü Örnekleri

Konu kişi kültü olduğunda akla gelen ilk örnek şüphesiz Kuzey Kore ve Kim Jong-il. Buradaki kişi kültünün gücü hakkında 2004 Nisan’ından çok etkili bir örnek vermek mümkün. Patlayıcı taşıyan bir tren Nisan ayında havaya uçtuğunda yakınlardaki binalarda yangınlara sebep olmuş, ve birden fazla insan yangından “Sevgili Lider” Kim Jong-il’in portrelerini kurtarmaya çalışırken canından olmuş. [3] (bu linkteki makalede K. Kore, Türkmenistan ve Togo’daki kişi kültlerine ilişkin güzel bilgiler var, konunun meraklısına duyurulur)

K. Kore’de neredeyse tüm müzik, resim ve heykel sanatı örneklerinin “Büyük Lider” Kim Il-sung’u yücelttiğini gazeteci 1979’daki gezisinde gözlemlemiş. Bu durumun aynısının oğlu için geçerli olduğunu günümüzde K. Kore’yi ziyaret edenler gözlemliyorlar. [4] (Bu linkte dünyanın Suriye’den Romanya’ya dört bir yanından örnekler hakkında bilgi var) (Astur)

Evlilik vd.

Bir tv programında bayan bir kitap yazarı evliliğin ortaya çıkışıyla ilgili şöyle birşey söylemişti..(ne yazık ne yazar ismi nede kitap ismi hatırlayamadığımdan aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum) Konuyu açmadan önce araştırdım ama google amca bana bu konuda pek cimri davrandı..Kaynağı bulamadım..

Kadınların birden fazla erkekle beraber olmalarında bir sakınca görülmez kadın hamile kaldığında erkekle beraber yaşamaya başlar ve bebeği beraber büyütürlermiş. ( BİR SÜRE! ) Kadın çocuk belli bir yaşa geldiğinde o erkekten ayrılırmış. Zaman ilerleyip 🙂 işin içine şu toprak meseleleri girince..erkek malını mülkünü kendi soyundan (nereden emin olucaksa =) ) birine bırakmak istemiş.Önceki şartlarla çocuğun kimden olduğu pekte belli olamayacağından.. kadına tek eşlilik getirilmiş olmuş.. Ve evlilik- kurumu 🙂 ortaya çıkmış. ( Der yazar bayan )

Tam olarak böyle olmasa da cümlelerin içinde söylenenin dışında ‘zıttı’ bir anlam yok.Kurulan cümleler veya kelimelerin yeri değişmiş olur olsa olsa.. =)

Bayan yazar anlatırken.. sanırım okuyan herkesde olacağı gibi benide gülümsetmişti yukarı da yazdıklarım.Ama bu böyle bir araştırmanın yapılmış olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabi..

Kaynak arayışı içinde googla amcaya -evliliğin tarihçesini danışırken.. karşıma birbiriyle alakasız bir dünya sayfa çıktı. Hatta Tuğba ekincinin evlenme haberi bile bunu araştırırken çıktı :))) Ama elle tutulur bir biriyle örtüşen hiçbirşey bulamadım..Birkaç cümlelik gülümseten bir forum konusu açarken ben.. Evlilik hakkında ne meraka düşmüş bulundum..

Evlilik kurumu – çöküyor derler. Evlilik aşkı öldürür derler.. Nikahta keramet vardır da derler.derler derler
Mantık evliliği aşk evliliği cava civa..

İnsanlar neden evlenmek gibi (muhteşem!) bir fikir sunmuş? =)
İlk evlilik? (en azından öyle kabul edilen)

Kısacası evlilik hakkında fikir veya bilgilerinizi paylaşınız..İlginç bilgiler/yorumlar çıkabilir 🙂 ..
Ben yinede konu hakkında alta birkaç paylaşım yapıcam.En azında benim gibi merak edip araştıran olursa konuyla ilgili birkaç bilgiye de tek bir siteden ulaşsın 🙂

Biyonik – Doğadan Öğrenmek

Biyonik teknik problemleri biyolojik işlevleri örnek alarak çözmeye çalışan uygulamalı bilim dalıdır. Doğada mevcut metod ve sistemleri inceleyip modern mühendislik sistemlerinde ve teknolojilerinde kullanmayı hedefler.

Leonardo da Vinci, Otto Lillienthal:

Doğadan öğrenme, süreci basit anlamda doğanın yöntem, teknik ya da süreçlerini birebir taklit etmek anlamına gelmiyor. Biyomimikri ile anlatılmak istenen, doğanın çözümlerinden esinlenerek insanlığın (belki tümüyle farklı alanlardaki) sorunlarına çözümler üretmek… Doğayı birebir taklit etmeye çalışmak, her zaman iyi çözümler vermeyebilir; hatta ciddi yanlışlara neden olabilir.

Günümüzde nanateknoloji adı verilen uygulamalı bilim dalının gelişmesi ile birlikte biyomimikri kendine yeni ufuklar buldu. Bu çerçevede biyolojik alanda esinlenme sistematiği, nano ve makro ölçekli yapılar ve süreçlerle eklemlenerek “nanobiyomimikri” yeni bir alana zemin hazırladı. Diğer yandan günümüzün yenilikçi teknolojilerine bakıldığında; biyolojinin bir bilim dalı olarak hızla yükseldiğini ve başka bilim dalları ile ortak paydalar üretmeye başladığını görüyoruz. Bilim ve teknoloji tarihinde biyolojinin yıldızı hiçbir zaman bu denli parlamamıştı.

Doğadan Örnekler: Böcekler

Doğa bilimcilerinin yaptıkları gözlemler, biyomimikri alanında önemli bulgulara yol açıyor. Örneğin çekirgelerin sürüler halinde dolaşırken neden çarpışmadıkları doğa bilimcilerinin sorguladıkları ve gözlemlemeye çalıştıkları ilgi konularından birisini oluşturmuş. Çekirgeler konusunda yapılan deneyler, bir sinyal sistemi kullandıklarını ortaya koymuş. Kendisine doğru bir cismin geldiğini fark eden çekirge, ilgili cisme doğru bir sinyal göndererek onun konumu ve uzaklığını tespit ediyor; daha sonra da kendi konumunu buna göre değiştiriyormuş. Araştırmacılar ve buluşçular, böyle bir bulguyu yoğun trafik sorununa çözüm bulunması için yararlanılacak bir esin olarak görmüşler.

Her zaman verdikleri rahatsızlıktan dolayı şikâyetçi olduğumuz hayvan türlerinden birisi sineklerdir. Bir doğa bilimci için ise sinekler de diğer canlılar gibi incelenmesi gereken bir türdür. Uzmanlığı olmayan bir kişi bile sineklerin havadaki hareketlerini incelediğinde; bazı ilginçlikler gözleyebilir. Örneğin sinekler, uçuşları sırasında kolayca yön ve hız değiştirebilmektedirler. Bir anlamda otomobillerin sahip olduğu vites ve direksiyon sistemine sahip oldukları gibi bir kanı oluştururlar. Bir otomobilin yöne ve hız değiştirme sistemine oranla sineğin kullandığı mekanizmanın çok küçük olduğu ortada… Demek ki; sineklerin bu konudaki doğal uzmanlıklarını inceleyerek daha başarılı görev yapan otomotiv sistemleri oluşturmamız mümkün olabilir.

Su Canlıları

Doğadan edinebileceğimiz çözüm esinleri için ilginç örneklerden birisini bir tür kalamar oluşturur. Bilimsel adı Loligo Vulgaris olan bu su canlısı, suyun içinde kendi yüzme mekanizması aracılığı ile 30 km kadar hıza ulaşmaktadır. Gözlemler, bu kalamarın, başının altındaki tüpten aldığı suyu daha sonra geri püskürterek yüksek hız çıkabildiğini göstermektedir. Bu deniz canlısının kullandığı teknikten esinlenerek daha ileri deniz (altı) araçları geliştirmek mümkün olabilir.

Bir başka su canlısı yunuslar, bir tür radar haberleşmesi kullanıyorlar. Başlarındaki bir organdan yüksek frekanslı ses dalgaları yollayan yunus, bunların geri dönüşünü analiz ederek karşısındaki hareketli nesnenin yönünü, hızını ve büyüklüğünü öğrenebiliyor. Sonar cihazlarının geliştirilmesi için yunusların iletişim sisteminden öğrenilecek pek çok konu olabilir.

Başka Örnekler

“Lotus efekt”, karahindiba – paraşüt, kancalama ile yapıştırma, yüzgeçler

Mimariler:

Doğa harika, belki baska örnekler topliyorsunuz burda 😉