Yılanın Maskesini Düşürmek

Ve Allah oğulları RABBİN (Yehova’nın) önünde kendilerini takdim etmeğe geldikleri gün vaki oldu ki, onların arasında Şeytan da geldi.”—Eyub 1:6.

ŞEYTAN isminin kökeni nedir? Ne anlama gelir? Mukaddes Kitapta bu isim üç İbranice harften (Şin), (Teyt), (Nun)’ dan oluşmuştur. Sesli harflerin de katıldığı bu harflerden oluşan Şeytan sözcüğü, bilgin Edward Langton’a göre “‘karşı koymak veya düşman olmak ya da düşmanca davranmak’ anlamına gelen bir kökten türetilmiştir.” (I. Petrus 5:8 ile karşılaştır.) Şeytan ismi Mukaddes Kitapta 50 kereden fazla geçmesine rağmen, İbranice Mukaddes Yazılarda sadece I. Tarihler, Eyub ve Zekarya kitaplarında olmak üzere 18 kez geçer. Bu nedenle: ‘İnsanlar Şeytan’ın isyanının ve etkilerinin ilk kez acaba ne zaman farkına vardılar? Şeytan, İbranice Mukaddes Yazılarda ilk kez ne zaman açıkça tanıtıldı?’ soruları doğar.

Mukaddes Kitap, yeryüzünde günah ve isyanın Ortadoğu’daki bir cennet bahçesinde nasıl başladığını basit fakat derin bir şekilde anlatır. (Tekvin 2. ve 3. baplara bak.) Adem ile Havva’yı isyana kışkırtan varlık, yılan olarak tanıtılıyorsa da yılanın çıkardığı sesin ardındaki gerçek gücün veya zekânın kim olduğuna dair hemen bir ipucu verilmez. Fakat Adem’in, Aden’den kovulmasına yol açan olaylar üzerinde düşünmek üzere bol zamanı olmuştu.

Adem, hayvanların insanlar gibi konuşamadıklarını mutlaka biliyordu. Ayrıca, Havva’nın günah işlemesinden önce, Tanrı’nın kendisiyle hiçbir hayvan vasıtasıyla konuşmadığını da biliyordu. Öyle ise karısına Tanrı’ya isyan etmesini söyleyen acaba kimdi? Pavlus, ‘kadının aldandığını fakat Adem’in aldanmadığını söyler. (Tekvin 3:11-13, 17; I. Timoteos 2:14) Adem, belki, görünmez bir yaratığın, Tanrı’ya itaatten başka bir seçeneği ortaya koyduğunu fark etmişti. Gerçi yılan kendisine yaklaşmadı ama Adem, itaatsizlikte karısına katıldı. Adem’in bilerek ve isteyerek yaptığı itaatsizlik fiili, kâmil yapısını bozdu, günaha ve önceden bildirilen ölüm mahkûmiyetine yol açtı. Böylece yılanı vasıta olarak kullanan Şeytan, ilk katil oldu.—Yuhanna 8:44; Romalılar 5:12, 14.

Aden’deki isyan, Tanrı’nın peygamberane bir hüküm vermesine yol açtı. Bu hükmün ne ifade ettiğinin tamamiyle anlaşılması, binlerce yıl süren ‘kutsal bir sır’ olarak kaldı. Tanrı yılana: “Seninle kadın arasına, ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasına düşmanlık koyacağım; o senin başına saldıracak (ezecek) ve sen onun topuğuna saldıracaksın (ezeceksin)” dedi.—Efesoslular 5:32; Tekvin 3:15.

Bu hayati önem taşıyan peygamberlik birçok sırrı içeriyordu. “Kadın” ile aslında kim kastediliyordu? Havva mı? Yoksa Havva’dan daha önemli olan sembolik bir kadın mı? Ayrıca, ‘kadının zürriyeti’ ve ‘yılanın zürriyeti’ ile ne kastediliyordu? Onun zürriyetiyle kadının zürriyeti arasında düşmanlık konan yılan aslında kimdi? Biraz sonra göreceğimiz gibi, Yehova’nın, bu soruları uygun gördüğü zamanda, tam olarak cevaplandırmaya karar verdiği anlaşılıyor.—Daniel 12:4 ve Koloseliler 1:25, 26 ile karşılaştır.

                                     <strong>Göklerdeki İsyanın Başka Delilleri</strong>

Mukaddes Kitap tarihi, ilk insanın günah işlemesinden 1500 yıl kadar sonra, Tufan’dan önce, insanüstü yaratıklar arasında görülen başka bir isyanı da açıklar. Mukaddes Kitap kaydı, bize, “Allah oğulları adam kızlarının güzel olduklarını gördüler, ve bütün seçtiklerinden kendilerine karılar aldılar” der. Doğaya ters düşen bu birleşmelerden doğan melez soy “Nefilim” diye adlandırıldı. “Bunlar eski zamandan zorbalar, şöhretli adamlardı.” (Tekvin 6:1-4; “Allah oğulları”nı tanımak üzere Eyub 1:6 ile karşılaştır.) 2500 yıl kadar sonra Yahuda bu olaya kısaca değinip, şunları yazdı: “Kendi meskenlerini terketmiş olan melekleri büyük günün hükmü için ebedî bağlarla karanlık altında sakladı.”—Yahuda 6; II. Petrus 2:4, 5.

Tufandan önceki zamanda “yeryüzünde adamın kötülüğü çoktu, ve her gün yüreğinin düşünceleri ve kuruntuları ancak kötü idi.” Ne var ki, ilhamla yazılan Tekvin kitabında Şeytan’ın, meleklerin isyanının ve insanların kötülüğünün ardındaki kuvvet olduğu açıkça tanıtılmadı. (Tekvin 6:5) Gerçekte Şeytan ‘dünyada dolaştığını’ itiraf etti; buna rağmen Mukaddes Yazıların ilhamla yazılan Hâkimler, Samuel ve Kırallar kitaplarında, Yahuda ve İsrail tarihi boyunca bu milletlerin tekrar tekrar putperestlik ve sahte tapınmaya dönmelerinin ardında yatan görünmez kudret olarak Şeytan’ın hiçbir zaman adı geçmez.—Eyub 1:7; 2:2.

Eyub’un ve geçirdiği denemelerle ilgili önemli kaydı gözden geçirdiğimizde dahi, Eyub’un başından geçenleri, hiçbir zaman Tanrı’ya karşı koyan Şeytan’a atfetmediğini görürüz. Nitekim Eyub’un, İblis’in davranışlarının sonucuna bağlı olan bu davanın varlığından habersiz olduğu anlaşılır. (Eyub 1:6-12) Eyub, Yehova’nın önünde gösterdiği bütünlüğe meydan okuyan ve başına gelen felaketlere neden olanın Şeytan olduğunun farkında değildi. Bu nedenle karısı: “Sen hâlâ mı kemalini (bütünlüğünü) sıkı tutmaktasın? Allaha lanet et de öl” diyerek kendisini azarladığında Eyub, sadece “Allahtan iyilik kabul edelim de kötülük kabul etmiyelim mi?” demişti. Denemelerin hangi kaynaktan geldiğini bilmeden, onların Tanrı’dan geldiğini ve bu nedenle hepsini kabul etmesinin gerekli olduğunu sandığı anlaşılıyor. Aksi halde, bütünlüğü gerçekten denenmiş olmayacaktı.—Eyub 1:21; 2:9, 10.

Şimdi bir soru ortaya çıkmaktadır: Eğer inandığımız gibi Eyub kitabını Musa yazdıysa ve o, bu nedenle Şeytan’ın yeryüzünde dolaştığını biliyorduysa, acaba neden yazdığı Pentatök’te Şeytan’ın adını hiç anmadı? Evet, İbranice Mukaddes Yazılarda Şeytan’dan neden nadir olarak söz ediliyor?

                               <strong>Şeytan’dan Nadiren Söz Edilmesi </strong> 

Hikmetle davranan Yehova, İbranice Mukaddes Yazılarda cinlerin eylemlerini sık sık kınıyorsa da, düşman olan Şeytan’dan şüphesiz geçerli nedenlerle sadece birkaç kez söz etmektedir. (Levililer 17:7; Tesniye 18:10-13; 32:16, 17; II. Tarihler 11:15) Her ne kadar İbrani yazarlar Şeytan ve göklerde onun oynadığı isyankâr rol hakkında bazı şeyler biliyorsa da, onlara sadece Tanrı’nın kavmi ve etraflarındaki milletlerin işlediği günahları açıklayıp ortaya sermeleri ve kötülüklerine karşı uyarıda bulunmaları ilham edilmişti. (Çıkış 20:1-17; Tesniye 18:9-13) Şeytan’dan nadiren söz edildi.

    Aden’deki olaylar, “Allah oğulları”nın yozlaşması ve Eyub kitabındaki kayıt nedeniyle, İbranice Mukaddes Yazıları ilhamla yazan yazarlar, Şeytan’ın insanüstü kudreti ve kötü etkisi konusunda bilgisiz değillerdi. MÖ altıncı yüzyılın sonunda kitabını yazmış olan peygamber Zekarya bir rüyette başkâhin Yeşu’yu ve “ona hasım olmak için onun yanında durmakta olan Şeytanı” gördü. O rüyette “RAB (Yehova’nın meleği) Şeytana: Seni RAB (Yehova) azarlasın, ey Şeytan; evet, . . . RAB (Yehova) seni azarlasın” dedi. (Zekarya 3:1, 2) Ayrıca MÖ beşinci yüzyılda İsrail ve Yahuda’nın tarihini yazan yazıcı Ezra da “Şeytan İsraile karşı kalktı, ve İsraili saymak için Davudu tahrik etti” dedi.—I. Tarihler 21:1.

   Böylece Zekarya’nın zamanında mukaddes ruh, Mukaddes Yazılarda Şeytan’ın rolünün daha da belirgin olmasını sağladı. Fakat Tanrı’nın Sözünde, bu kötü yaratığın tamamen açığa vuruluşuna kadar beş yüzyıl daha geçecekti. Şeytan’ın tam olarak açığa vurulmasının bu şekilde zamanlanması için bizler, Mukaddes Kitaptan hangi mantıklı nedeni çıkarabiliriz?

Muhafazakar Üreme Bilgisi

Son zamanlarda bu konuda çok fazla bilgiye ihtiyaç olduğu için önemli olduğunu düşündüm.. Bir rehber niteliğinde görüp faydalanabilirsiniz;

Alıntı; Şerefsiz Martı

Takdim

Zamanının ötesinde bir öngörüye sahip olan muhterem Başbakanımızın, ‘en az 3 çocuk’ politikasının devamı olarak ‘kürtaj cinayettir’ demesini fırsat bilerek, muhafazakar üreme ahlakı konusunda bir kaç laf etme şansı bulmaktan dolayı çok mutluyum.

Konu kadın bedeni olunca, Başbakanımızın toplum bilgisi ancak ve ancak Harun Yahya’nın engin biyoloji bilgisiyle tamamlanabilir. Büyük yaradılış biyologu Harun Yahya üstadımızın açtığı aydınlanma patikası, çocuklarımıza maddeci biyoloji yerine, manacı biyolojiyi öğretmenin zamanının geldiğini müjdeleyen en önemli göstergedir.

Buna ilim tahsil eden diğer aklı selim insanların çabası da eklendiğinde Anadolu topraklarında bir Helal Rönesans’ın inkişaf edeceğini söylemek yanlış olmaz.

Ancak bu şahlanış sayesinde, bir mahalle dolusu aile babası tarafından tecavüze uğrayan 12 yaşında kızlarımıza kürtaj zulmünü midesi kaldırmayan Türk aile yapısı huzura kavuşacaktır.

Maddeci Biyolojinin Zararları

Maddeci biyoloji, organizmaların yapısını ve işleyişini ‘madde’ye has özelliklerle anlattığı için yanlıştır. Esasen ‘evrim’ denilen saçmalığa dayanan bu biyoloji türü, hücrenin maneviyatını, lizozomların itikadını, mitokondrinin ihlasını anlatmakta yetersiz kalır; hücre içi ve hücreler arası vakaları materyalizmin yalanlarıyla örter. Bundan öte, iman dolu hücrelerimize Golgi Aygıtı namıyla bilinen cünup bir cisimcik yerleştirip Müslümanları küfre salma gayretindedir.

Bugün bizi hayatta tutan tüm ilaçlar, alet edevat ve aksamlar her ne kadar maddeci ilmin icatları olsalar da, içinde yaradan korkusu olmayan nöronu, kası, saçı, kim ne yapsın? Helal yumurta ile haram yumurtayı birbirinden ayıramayan kafir spermlerin kamçılarına övgüler düzen bu biyoloji türünün temsilcileri elbette yüce mizanda hesap vereceklerdir. (Sen de Mendel!)

Manacı Biyolojinin Faydaları

Manacı biyoloji, canlıların bedenlerinde yer alan sistemlerin, organların, dokuların ve hücrelerin ne kadar muhteşem yaratıldıklarını öven bilim dalıdır. “Arılar hangi ilahi emirle bal peteklerini mükemmel bir şekilde beşgen yapabiliyorlar?” “Yapraklarında besmele yazılı olan ağaçlar hangileri?” “Örümcek ağlarından kurşun geçirmez yelek yapılabileceği kitapta yazıyor mu?” gibi önemli soruların yanıtlarını arayan manacı biyoloji, Harun Yahya’nın amansız çalışmaları sayesinde nesli tükenen ‘çelik kancalı balık yemi’ni keşfederek zooloji alanında da önemli buluşlara imza atmıştır.

Bununla da kalmayan manacı biyoloji, Golgi Aygıtı’nın aslında bundan bin yıl önce Müslüman bir tıp alimi tarafından bulunan Hamdi Aygıtı olduğunu tespit etmiştir. Bu aygıtın işlevi, hücreleri Allah’a hamd etmeye yöneltmektir.

Cenine ruhun 177.günde, ahize aracılığıyla üflendiğini de ortaya çıkaran manacı biyoloji temel referanslarını, bilimsel açıdan tüm zamanların en parlak dönemi olan 6.yy Arap kabile hayatından alır.

Bayan Üreme Organları

Türban, kadını güzelleştirir; cildi gerginleştirir; elhamdülillahmesuduz hormonunun salgılanmasını arttırır.

Edep, bayan üreme organlarının olmazsa olmazıdır. Kadının edep yeri, bütün bedenidir. Manacı biyolojide edep, kolay hatırlanması adına, iki meme ucuyla ifade edilir.

Helal Sensörlü Şalvar’ın lastikli kısmı, namahrem sezdiğinde büzüşür; kendi beyini sezdiğinde gevşer. Bu yapısıyla cimanın dostu, zinanın düşmanıdır. Bu kabuk, yılda en az bir kez kendini yeniler.

Ziynet, üremenin önemli organlarından birisidir. Erkeğin üreme niyetinin tescillenmesiyle kazanılan bu organ, bayanlar tarafından orgazma yaklaştıkça şındırgatılırsa, bey hanımının ne halde olduğunu anlayabilir; cima (cim’a, cinsel birleşme) süresini uzatmak ya da kısaltmak için edeplice bir takım önlemler alabilir.

Bayanlar gerekli durumlarda sahte ziynet şıngırdatması ise eşlerini üremeye teşvik etmekle yükümlüdürler. Beyleri tarafından bir türlü şıngırdatılamayan bayanlar ise, şu fani dünyadan az zevk almanın ahiret aleminde çok zevk almak demek olduğunu akıllarından çıkarmamalı, Allah’a karşı isyankar olmamamalıdırlar. Zira bu hanımefendiler, ahirette kocalarına verilen huriler sayesinde, dayak, aşağılama, taciz ve tecavüzden uzak, mutlu bir hayat yaşayacaklardır. Kadının gerçek kurtuluşu, her fırsatta müminlere zehrini akıtan feminik harekette değil, ahirettedir!

Erkek (Bey) Üreme Organları

Bıyık, bir beyin en seksi bölgesidir. Toplumsal faydalarının yanı sıra (Bkz. Bıyığın faydaları) bu üreme işlevi ile de şahane bir organdır. Dudak üstünde kesilen bıyığın bereketi saymakla bitmez. Bıyığın işlevi, bir erkeğin doğal örtüsü olan göğüs kılları organcıklarıyla desteklenir. Göğüs kılları ara ara mesh edilmeli, sağdan sola doğru taranmalıdır.

Göbek, üreme işlemi esnasında şahlanışa geçen imansız libidoyu dizginleyen bir tampon bölgedir. Yaradan ne güzel düşünmüş de, nefs-i emmaremizin yol açacağı kazalardan korunmamız için bize güzel bir hava yastığı bahşetmiş!

En az göbek kadar önemli bir başka beylik organı da tesbihtir. Boyutu erkekten erkeğe değişen bu organın en makbul olanları deve kemiği, fil dişi ve gül ağacındandır. Tesbih şıkırtısının artması beyin -Allah’ın izniyle- boşalmaya yakın olduğunu gösterir. Rüyada tesbihini kaybetmek ya da düşürmek pek hayra yorulmaz.

Muhafazakar Doğum Kontrol Yöntemleri

Prezervatifin Ecnebi dillerinde ‘muhafazakar’ anlamına gelmesi, maddeci biyolojinin oynadığı şeytani bir oyundur. Çünkü muhafazakar insan menisini muhafaza etmez; onu hayatta en güvendiği kişiye, yani hanımına, teslim eder.

Zaten muhafazakar bir insanın menisini muhafaza etmesi için bir nedeni yoktur. Menisini saklayıp 20 yıl sonra peçete üzerinde sunanlar, kelimenin tam anlamıyla gericidirler. Oysa muhafazakar insan, iman dolu bedeninin ihlaslı yepyeni meni hücreleri üreteceğine inanç duyacak kadar yenilikçidir! Gücünü gelenekten alan bu yapısıyla, gerici laik ateistlere tur bindirmenin keyfini yaşamaktadır. Ayrıca bu gericiler bir gecede en fazla 2 posta yapabilirlerken; her türlü dinsiz harekete karşı tahrik olan muhafazakar insan, bir gecede hanım başına 9-10 posta icra edebilir.

İş gebelik engelleme yöntemlerine geldiğinde, muhafazakar insan, eğer çok zor bir durumdaysa, kalpten niyazda bulunur. Ellerini göğe açıp, ‘Ol’ deyince olduran Rabbe edilen duanın kontraseptif etkisi, henüz tıp ilminin ölçemeyeceği derecede kuvvetlidir.

Sonuç

İnsanların Allah’ın emri peygamberin kavliyle evlenmeleri ve çocuk yapmalarına üreme denir. Hijyenik bir üreme için helal sertifikalı et kullanımı oldukça önemlidir. Böylelikle doğacak çocuk tinerciliğe meyledip mundar olmaz. Dinine, milletine, vatanına ve ümmetine hayırlı bir hale gelir; sağlığınıza duacı olur.

Buraya kadar muhafazakar üreme hakkında yeterli bilgiyi almış bulunuyoruz. Aşağıdaki mini test ile üreme konusundaki düşüncelerinizin helal mi haram mı olduğunu öğrenebilir. Gerekli durumda kendinize çeki düzen verebilirsiniz. (Yönlendirme Kaygısı Olmayan Ön Not: Yanıtlarınızın çoğu ‘Evet’ ise doğru yoldasınız.)

1- Hanımlar için evlilik yaşı 9’dan başlar, ideali 15’tir.

2- Beyler dörde kadar hanım alabilirler. (Hanımlarının yaşlarının toplamı kırktan az olmamak kaydıyla.)

3- Dölünü de döşünü de korkak alıştırmamak gerek. Üç beş fark etmez, rızkını Allah verir. Bu sebeple dünyanın en müreffeh ülkeleri Müslüman ülkeler, en hali-vakti-yerinde ve en eğitimli insanları da inananlardır.

4- Doğu’nun tenasül uzuvlarını, Batı’nın ise kötü ahlakını aldık. Oysa Batı’nın sadece tekniğini almamız gerekiyordu.

5- Biber gazı abdest bozar. Kazara da olsa, biber gazı yemiş halde cima yapılmaz.

6- Masturbasyon yapmak haramdır, fazlası -mazallah- körlük yapar.

7- Kürtaj cinayettir.

8- Tecavüz de nahoş bir olaydır, ama cinayete değmez. Psikolojisi Allah’tan gayet normal olacak o aşk çocuklarına devlet bakmalıdır.

9- Yine de tecavüz kaçınılmazsa, üç kulhuvallah bir elham okunmalı; kazara da olsa zevk almamaya bakılmalıdır.

10- Önce sağ… Sonra sol…

Contorium Gerçeği: ‘Milliyetçi Dangalaklık’ta son nokta

Yaklaşık 1 sene önce, Boğaziçi Üniv. Kimya bölümünde okuyan bir arkadaş, Bor madeni safsatasının bir parodisini oluşturmak için Contorium diye bir element uydurmuş.. Bir video çekip bunu youtube’a da yüklemiş.. Tabii beklenen kısa bir sürede olmuş.. Komplo teorileri bataklığından çıkamayan milliyetçi çevreler hemen konunun üzerine atlamış.. Bir çok sitede konu olarak açılarak, ”İşte bilinmeyen gerçekler, hepimizden saklanan sırlar” diyerek konu yayılmış da yayılmış.

Nedense devletin sitesini kapatmak için dahi her hangi bir girişimde bulunmadığı, Türk Nazi Partisi isimli uyduruk sanal hareket, bu elementle ilgili olan bölümleri parti programlarına almayı ihmal etmemişlerdi.

Daha sonra videoyu yapan arkadaş bu elementi uydurduğunu, böyle bir şey olmadığını ilan etmiş.. Tabii daha sonraki süreçte tehdit mesajları gırla gitmiş.

Açık Radyo ve Taraf gazetesine haber bile olmuş bu konu.. Şuradan ulaşılabilir.

İşte ‘milliyetçi dangalaklığın’ son olmasa bile bir gün uğramış olan duraklarından biri, Contorium Gerçeği;

Not; Taraf gazetesinin haberi tam değildir.. Tamamı videoyu youtube’dan açtığınızda, en altında yazıyor.

Teremin nedir?

Teremin ilk elektronik ve çalarken temas gerekmeyen müzik aletidir. İsmini mucidi olan rus Profesör Leon Theremin den alır, 1928 de mucidi tarafından patenti de alınmıştır. Orijinal adı Termenvox veya Aetherphone dur, daha sonra ingilizceleşerek zamanla Theremin adını almıştır. Kontrolü iki metal anten arasında sağlanır, bu antenler aleti çalan kişinin ellerinin pozisyonunu algılarlar. Bir el ile titreşim dalgaları gönderilir diğer el ile de sesin şiddeti ayarlanır. Teremin ürkütücü sesler ile birleşik bir alettir. Elektrik sinyalleri Teremin uzerinde büyütülür ve bağlı olan hoparlörlere gönderilir.

Teremin sanat müziklerinde ve rock gibi popüler müziklerde de kullanılır.

The theremin /ˈθɛrəmɪn/,originally known as the ætherphone/etherphone, thereminophone or termenvox/thereminvox is an early electronic musical instrument controlled without discernible physical contact from the player. It is named after its Russian inventor, Professor Léon Theremin, who patented the device in 1928. The controlling section usually consists of two metal antennas which sense the position of the player’s hands and control oscillators for frequency with one hand, and amplitude (volume) with the other, so it can be played without being touched. The electric signals from the theremin are amplified and sent to a loudspeaker.

The theremin was used in movie soundtracks such as Miklós Rózsa’s for Spellbound and The Lost Weekend and Bernard Herrmann’s for The Day the Earth Stood Still and as the theme tune for the ITV drama Midsomer Murders. This has led to its association with a very eerie sound. Theremins are also used in concert music (especially avant-garde and 20th- and 21st-century new music) and in popular music genres such as rock. Psychedelic rock bands in particular, such as Hawkwind, have often used the theremin in their work.

Operating principles

The theremin is rare among musical instruments in that it is played without physical contact. The musician stands in front of the instrument and moves his or her hands in the proximity of two metal antennas. The distance from one antenna determines frequency (pitch), and the distance from the other controls amplitude (volume). Most frequently, the right hand controls the pitch and the left controls the volume, although some performers reverse this arrangement. Some low-cost theremins use a conventional, knob operated volume control and have only the pitch antenna. While commonly called antennas, they are not used for receiving or broadcasting radio frequency, but act as plates in a capacitor.

The theremin uses the heterodyne principle to generate an audio signal. The instrument’s pitch circuitry includes two radio frequency oscillators. One oscillator operates at a fixed frequency. The frequency of the other oscillator is controlled by the performer’s distance from the pitch control antenna. The performer’s hand acts as the grounded plate (the performer’s body being the connection to ground) of a variable capacitor in an L-C (inductance-capacitance) circuit, which is part of the oscillator and determines its frequency. (Although the capacitance between the performer and the instrument is on the order of picofarads or even hundreds of femtofarads, the circuit design gives a useful frequency shift.) The difference between the frequencies of the two oscillators at each moment allows the creation of a difference tone in the audio frequency range, resulting in audio signals that are amplified and sent to a loudspeaker.

To control volume, the performer’s other hand acts as the grounded plate of another variable capacitor. In this case, the capacitor detunes another oscillator; that detuning is processed to change the attenuation in the amplifier circuit. The distance between the performer’s hand and the volume control antenna determines the capacitance, which regulates the theremin’s volume.

Modern circuit designs often simplify this circuit and avoid the complexity of two heterodyne oscillators by having a single pitch oscillator, akin to the original theremin’s volume circuit. This approach is usually less stable and cannot generate the low frequencies that a heterodyne oscillator can. Better designs (e.g. Moog, Theremax) may use two pairs of heterodyne oscillators, for both pitch and volume.