Bazen insanoğlu her şeyi tanımlamış mıdır diye aklıma bir soru gelir. Ota, ot, çöpe çöp demiş hadi geçtik. Güzele güzel, iyiye iyi, kötüye kötü demek nerden aklına düşmüş acaba? Tabii Türkçe 🙂
Kelimelerin nasıl doğdukları ilgi çekici bir konu benim için. Peki, yaşayıp da adı konmamış durumlar var mıdır? Kıvranıp durduğunuz bir türlü tanımlayamadığımız, ad veremediğimiz durumlarınız var mı? Mesela birinin beni söylemese de onayladığını biliyorum, o kişi de benim bunu bildiğimi biliyor. Yani kişiler arasında ifade edilmeyen ancak her iki tarafın da kesin olarak bildikleri, anladıkları şey: (manadaşlık) ?? olabilir miydi acep? Ya da telepati’den türeyen (Türkçe değil bu sözcük, ya neyse) bir sözcük olabilir miydi? Hıh?
Sizin de benzer durumlar ya da bazı durumlar için uydurduğunuz kelimeleriniz var mı? Ya da bildiğiniz ama normalde kullanılmayan kelimeler ve anlamları? Yoksa da icat edin canımm 😉
Yazar: 0Kimliksiz
Sosyal Darwinizm
Evrim kuramı konusu, dindarların tam olarak bir türlü anlamadıkları konulara çok iyi bir örnek bence. Çoğu zaman dindarlar, evrim kuramını değil, kasıtlı olarak kendilerine yanlış, eksik ve çarpıtılmış olarak anlatılan bir karikatürü eleştiriyorlar. sosyal darwinizmin tümüyle bilim dışı ve geçersiz olduğu çoktan gösterilmiş olan savlarının evrim kuramı ile karıştırılması da bunun başlıca örneklerinden biri.
Dindarların, evrim kuramı ile ilgili kaygıları tamamen yersiz değil; gerçekten de ortaya atılmasından kısa bir süre sonra, evrim kuramı, kimileri tarafından, bireyler ve toplumlar arasındaki eşitsizlikleri açıklamak, bazı ırkların diğer ırkları köleleştirmesini haklı kılmak için kullanıldı. Beyaz ırkın daha üstün bir ırk olarak, diğer ırkların üzerinde egemenlik kurmasının doğal olduğunu, dahası bunun kaçınılmaz bir sonuç olduğunu ileri sürenler ortaya çıktı. İnsan topluluklarının birbirleri ile kıyasıya rekabet ettiğini ve bu rekabetin sonunda üstün ve güçlü olanların kalmasının, diğerlerinin yokolmasının kaçınılmaz ve aynı zamanda da -ideolojik ve ahlaki açıdan- gerekli olduğunu ileri süren görüşlere, Darwin ile aslında doğrudan hiçbir ilişkisinin olmamasına karşın, genel olarak “sosyal darwinizm” denilir. Sosyal darwinizm, en acımasız olarak, naziler tarafından, milyonlarca yahudi ve çingenenin katlini haklı ve adil göstermek için kullanılmıştır.
Fakat sosyal darwinizmden yola çıkılarak evrim kuramının reddedilmesi gerektiği yolundaki sav, iki açıdan geçerli değildir.
Bunlardan ilki teknik bir geçersizlik: böyle bir argümanın, evrim kuramının, ya da aşağıda göstereceğim gibi, aslında evrim kuramı ile ilgisi olmamasına karşın ona yamanmaya çalışılan sosyal darvinizmin doğruluğu ile ilgisinin olmamasıdır. “A yanlıştır, çünkü eğer doğru ise bunun çok korkunç sonuçları olur” ya da “B doğrudur, çünkü ben onun doğru olmasını istiyorum” türünden argümanlara Noel Baba argümanları diyorum. Çünkü böyle bir uslamlamanın, geçerliliği, Noel Baba’nın gerçekte varolmadığını kabullenemeyen saf bir çocuğun argümanlarının geçerliliği kadardır. Gerçek, biz gözlerimizi kapattığımızda ortadan kaybolmayan bir şeydir. Gerçek bizim isteklerimizden bağımsızdır. Bizim işimize gelse de gelmese de gerçek, gerçektir. Sonuçlarından hoşlanmıyoruz diye hiçbir gerçek, gerçek olmaktan çıkmaz. Doğa yasalarını ben tasarlasaydım, hiç kuşkusuz, güçlü olanın hayatta kalması, güçsüz olanın da silinip gitmesi gibi acıması olmayan bir kuralı, yaşamın temel kuralı olarak ortaya koymazdım! Dolayısı ile sosyal darwinizmi haklı çıkaracağı endişesi ile evrim kuramının temeli olan doğal seçilim ilkesinin gerçekliğine itiraz etmek, mantıksal bir hata içermektedir.
İkinci nokta, evrim kuramının sosyal darwinizmi doğruladığı savının tümüyle yanlış bir sav olduğudur. Bir kere, insan ırkları arasında, sosyal darwinizmin ileri sürdüğü kadar büyük bir genetik farklılık yoktur. En uzak ırklar arasında -Avustralya yerlileri ile insanların geri kalanları arasında- en fazla kırk bin yıllık bir ayrılık vardır. Kızılderililerle Avrupalı ırklar en fazla on beş-yirmi bin yıl önce ayrılmışlardır. Bu ise, genetik farklılaşma için olağanüstü kısa bir süredir. Tüm insan ırkları, genetik olarak, yüz yıl önceki sosyal darwinislerin sandığından çok daha fazla birbirlerine yakındır. Bir Pigme ile bir Çinli, bir Basklı ile bir Malezyalı, bir Sibiryalı ile bir İzlandalı genetik olarak, neredeyse ayırdedilemeyecek kadar yakındır. Genetik olarak bunların birbirlerine karşı hiçbir üstünlüğü ya da eksikliği olmadığı defalarca kanıtlanmıştır. 500 yıl önce Amerika’yı keşfeden Avrupalıların Kızılderililere tek biyolojik üstünlüğü, çiçek, veba, tifüs gibi bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık geliştirmiş olmalarıydı. Bu da genetik bir farklılıktan değil, coğrafi nedenlerden ötürü daha fazla hayvanı evcilleştirmiş olmalarından kaynaklanıyordu. Zaten Kızılderililer de bir kaç kuşak sonra, aynı hastalıklara Avrupalılarla aynı şekilde bağışıklık geliştirdiler.
İnsan ırkları arasında elbette bir takım genetik farklar vardır. Bazı genler bazı toplumlarda daha büyük sıklıklarla görülür. Ancak yine de insan ırkları arasındaki ayrım bilimsel ve nesne bir ayrım değil, keyfi bir ayrımdır. Hangi ırkın sınırı nerede başlar, nerede biter belli değildir. Bir yahudi ile bir almanı ayıracak genetik bir standart yoktur ve böyle bir standart kurulamaz. İnsanlık tarihi boyunca ırklar defalarca birbiriyle karışmış ve tekrar ayrılmıştır. İnsanlık tarihi -modern homo sapiens sapiens olarak- yaklaşık iki yüz bin yıllık bir geçmişe sahiptir, oysa insanların Türk, Arap, Anglo Sakson, Çinli vs. diye ayrılması en fazla bir kaç bin yıllık olgudur. Ayrıca bu ayrımlar olduktan sonra da halklar göçler ve komşuluk ilişkileri ile tekrar tekrar birbirinin içine girmiştir. Günümüzde ise ırklar ve etnik gruplar giderek artan bir hızla birbiriyle karışmaktadır. Dolayısıyla, sosyal darwinizmin maddi temeli yoktur. En baştaki öngörüsü yanlıştır.
İnsanların derilerinin, gözlerinin, saçlarının rengi, yüzlerinin ana hatları, elbette genetik etmenler tarafından belirlenir. İnsanların yaşadıkları ortama uyum sağlamaları sonucu, bir takım genler seçilir, topluluktaki sıklığı artar. Ama insanlar arasındaki, yaşam tarzı, alışkanlıklar, örf ve adetler, düşünce ve inançlar gibi asıl değişikliklere neden olan farklar genetik değil, kültürel, yani doğuştan gelen değil, sonradan edinilen farklardır. Türkleri gözüpek ve korkusuz, Yahudileri paraya düşkün, Arapları da tembel kılan genler yoktur. Peru’nun yüksek yaylalarında yaşayan kızılderililerin göğüs hacimleri, avrupalılardan daha büyüktür. Çünkü göğüs kafesinin daha büyük olmasına yol açan genler, yedi sekiz bin yıllık bir süre boyunca seçilmişlerdir. Peru yerlilerinin yüksek yaylalara uyum sağlama konusunda avrupalılardan üstün oldukları savunulabilir; ancak bu üstünlük, sadece Peru yaylalarının koşullarına özgü bir fizyolojik üstünlüktür. Peru’luların toplumsal yaşamları ile avrupalıların toplumsal yaşamları arasındaki fark genetik farkların değil, tarihsel ve coğrafi nedenlerin sonucuyladır.
Sosyal darwinizmi geçersiz kılan en önemli nokta, insanı insan yapan yani diğer hayvanlardan ayıran temel özelliklerin kalıtımsal olarak değil, kültürel olarak aktarılmasıdır. Biyolojik olarak insan, diğer memelilerden hiçbir farkı olmayan bir hayvandır. Ancak, insan diğer hayvanlardan farklı olarak, olağanüstü gelişmiş beyninden ötürü, düşünme ve öğrenme ile tüm yaşamını değiştirme yeteneğine sahiptir. On bin yıl önce taş cilalayan atalarımızla bugün Hollanda’da yaşayan insanlar arasındaki muazzam kültürel farka karşın, genler arasındaki fark bununla karşılaştırılamayacak kadar küçüktür. Aradaki farkın nedeni genler değil, kuşaktan kuşağa aktarılarak biriken bilgilerdendir. İnsanı insan yapan değerler olan bilim, kültür ve sanat genetik olarak değil, öğrenme ile aktarılır. İnançları, gelenekleri, tarım ve hayvancılık tekniklerini, bilimsel bilgileri kuşaktan kuşağa aktaran genler yoktur. Avrupalı bir bilim adamının ya da bir sanatçının beyni fizyolojik olarak, bir aborijinin beyninden farklı ya da üstün değildir. Her ikisinin de beyni aynı derecede işlev görür; her ikisi de beyinlerini aynı kapasite ile kullanırlar. Eğer arada bir fark varsa bu fark, her ikisinin deneyimlerinin ve öğrendiklerinin farklı olmasından kaynaklanır.
Sosyal darwinizmin savları olgularla uyuşmamaktadır; çoktan çürütülmüştür ve sosyal darwinizmin evrim kuramı ile bir ilgisi yoktur. Evrim kuramı canlıların ve dolayısıyla insanın ortaya çıkmasını ve zaman içinde değişmesini açıklayan bilimsel bir kuramdır ve hiçbir ideolojinin emrinde değildir; sosyal darwinizm ise, bilim dışı ve ideolojik bir öğretidir. Evrim kuramı sosyal darwinizmi gerektirmez. Tam tersine, günümüzde insan toplulukları arasında genetik araştırmalar yapıldıkça ve insan evriminin eksik halkaları aydınlatıldıkça, ırkçılığın sözde bilimsel dayanakları, evrimci biyologlar, paleontologlar ve antropologlar tarafından birer birer ortadan kaldırılmaktadır.
depreme yardım yalakalığı
“Tv lerde GIRLA yardim kampanyasi suruyor. Yih diyorum. Vergi ver o kadar para ver. Deprem diye para ver. Kalici vergo olsun. Yalakalik girtlagi gecti. Hala karsima gecip yardim dileniyorlar. On yildir 2 ucak onlarca araba aldi. Her valiye cip her baskana makam arabasi al. Evleri denetlmeden rant yarat. Yasa cikarirlar kahraman olacaklar. Olmeye devam olmek var baska sey yok. Oncelik baska köşe donme oncelikli donem “
Bu alıntı daki eleştiriyi doğru buluyorum açıkçası.Başbakan cumhurbaşkanı ve çevrelerindeki üst düzeydekiler(bunlara televizyonda telefon başına geçen ünlüler dahil) varlıklarının yüzde kaçıyla yardım ediyorlar deprem için. Bizim de o oranda vermemiz doğru olurdu sanırım değil mi.Tahminime göre çoğumuzdan 1 kuruştan fazla çıkmazdı.sizler ne düşünüyorsunuz?
Deprem Sonrası
Her deprem sonrasında bundan haz alan insanlar topluluğu nasıl bir psikoloji ile oluşuyor.
* İçki içtikleri için deprem oldu
* Fuhuş yaptıkları için deprem oldu
* Devlete karşı geldikleri için deprem oldu
* Polise taş attıkları için deprem oldu
* Teröre destek verdikleri için deprem oldu
* Hakettikleri için deprem oldu
şeklinde söylencelerin hepsi kin, nefret dolu vandalist ve insanlık dışıdır.
Bu akılalmaz zihniyetin kökeni nedir lütfen yardım edin.
Siyasi Görüşünüz?
Sitede yazan arkadaşların genel olarak hangi siyasi görüşe yakın olduklarını merak etmekteyim.
Siyasetle biraz ilgilendiği halde, kendi siyasi görüşünü bir yere oturtamayan, bu konuyu da merak eden arkadaşlar da olabilir.
Genelde internet ortamındaki siyasi görüş testleri pek işe yaramaz.. Ama benim elimde yararlı bir tane var.. Testi çözmek isterseniz aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;
Testi bir kaç defa çözmüşlüğüm var.. İlk zamanlardaki sonuç ile şu andaki sonuçlar birbirinden farklı.. Gelişim şu şekilde olmuştu;
Aslında konuyu anket olarak açacaktım, fakat hem bu şekilde bir yorum yazıp hem de anket açamıyoruz sanırım.. Böyle olmasını tercih edelim madem.