Ruhsal Dünyaya Uyanış-Sandra İngerman (1)

Hank wesselman, Afrikalı kabilelerle yaptigi uzun sureli antropolojik çalışmalardan sonra bu yazidaki sonuca varmış.. Ruhsal Dünyaya Uyanış kitabından alıntılar:

Şamanlığı uygulamakla bir şaman “haline gelmek” arasında fark vardır. Kişisel gelişim ve şifa için şamanlıgı her yönüyle hayatımiza tasiyabiliriz ama bu durum illa ki şaman oldugumuz anlamına gelmez. Şaman olmak kafaya takılacak bir şey olmamalıdır. Bilfiil geleneksel bir şaman olmadan da bu kadim sanatı günlük hayatımızda pratik sonuçlar almak icin, vizyoner amaçlar icin kullanabiliriz. İşte bu sebeple urban şaman kavramı dünyada hızla yer bulmaktadır.

Sana muazzam bir mutluluk ve sevgi veriyorum. Buraya gelen ya da geçen herkes mutluluk, bolluk, bereket ve esenlikle kutsansın.

Devamını oku “Ruhsal Dünyaya Uyanış-Sandra İngerman (1)” →

Maceracı Şamandan inciler

Yaşamın karşılığı Hawaii’ce “ola”dır, Ola destek, gelir, iyileşmek, iyileştirilmek, yaşamı güvence altına almak, refah, güvende ve özgür olmak anlamında kullanılır. Sözcüğün kökünde; ışık saçmak, ışıkla dolmak anlamı da vardır. Bu insanlar ışığı hem enerji hem de farkındalık simgesi olarak kullanırlar. Bunun arkasındaki temel fikir; sağlıklı, üretken ve doyurucu bir hayatın sürekli artan bir farkındalıkla sıkı sıkıya bağlantılı olmasıdır.
HayrOLA o halde 🙂
Aloha

*

Siz de Batılılar gibi yaşlanmak korkunçtur diye düşünürseniz bu durumda ölmeyi tercih edersiniz. Oysa coşku, sağlık, mutluluk dolu ve genç evet genç yaşlanacağınıza dair derin bir inanca sahipseniz, 100 yaşınızda bile canlı olursunuz, bu durumda vakti doldurduğunuzu düşündüğünüzde huzur içinde ve sessizce bu hayattan göçüp gidersiniz.
Uzun yıllardır tüm ölümlerin intihar olduğunu ancak bunun LONO tarafından bilinmediğini, bütünsel bilinç (kane&Ku&Lono) tarafından işleme konulduğunu söylerdim ve şimdi dünyanın en eski en bilge uygarlığı tarafından onaylandım, teşekkür ederim. Aloha

Aloha; sevgiyle birlikte büyümek anlamına geliyor. Yani Hawaiice her merhaba dediğinizde ya da hoşçakal, aslında sevgiyle birlikte büyüyelim niyeti tekrar ediliyor. Çünkü felsefenin temeli ilişki olmadan varlık aleminin olamayacağına dayanıyor, son derece kuantumsal bir algıdır bu. Yukardan şapka gibi giydirilmiş bir kuantum görüş değil, temelde yayılıp gerinen bir kuantumsallık 🙂  Aloha

*

KU bizimen büyük asistanımızdır sevgili preshamanlar. Tabi her şey gibi o da iki yönlü işler; bazen Sezar’ın Brütüs’ü olur, bazen de Sokrat’ın Platon’u olur. Her ikisi de sonuçta o anki ihtiyacımıza cevap veren en yakın olasılıktır. Neticede tesadüfen örnek verdiğim bu iki kişi de öldürüldüler 🙂 Sokratın ölümü asistanının elinden olmadı da değişmek istemeyen Atina’nın baldıran otunu vasıta etmesiyle oldu. O halde Sokrat neden kendine sunulan Atina’yı terket opsiyonunu kullanmadı? Oysa onun iç rüyası pekala dış rüyasında görünür olmuştu 🙂 Bazen en ulu filozoflar bile inatçılık yapabiliyor. Allah bizlere esneklik nasip etsin. Aloha sevgili ustam Sokrat.

Not: Tabi ki inatçılık sebebini öne çıkarmam ona halen içlendiğimi gösteriyor oysa sebeplerin başka birçok bileşeni var ve bunların en başında geleni, kendinden önce ve sonra gelen bir çok aydınlanmış varlık gibi Ölümle yaşam arasında fark görmeyişi idi. Bu tamamiyle doğru fakat bu gerçekliğin titreşiminde bedensel olarak kalmaları bana sanki kahraman olup yüceltilmelerinden (yüceltme kişiler için değil dünyada kalanların yararınadır diye yapılsa da) önemli geliyor, tipik şaman faydacılığı. Bu cümleden OLArak, madem gitmekle kalmak fark etmiyor, neden kalmıyorlar ki, biraz da bunun üzerine tefekkür edin derim.

İnancın Biyolojisi – Prof.Dr. Bruce H Lipton

DNA biyolojiyi kontrol etmez ve çekirdek tek başına hücrenin beyni değildir. Tıpkı sizin ve benim gibi hücreler de yaşadıkları yere göre şekillenirler.
Tıpkı Bilim insanlarının yıllardır yaptığı gibi sadece şablonlar üzerinde yoğunlaşırsanız çevrenin etkisini anlamanız imkansızdır.

… Tıp bilimi ilerlemeye devam ediyordu ama yaşayan organizmalar inatçı bir şekilde ölçülmeyi reddediyorlardı.
Atomik düzeyde maddenin mevcudiyeti kesin bile değildi; sadece var olma eğilimi vardı…

… Kuantum fiziğinden yoksun geçmişim, çekirdek merkezli biyolojiyi reddedip hücre zarını benimsediğimde bile bu geçişin anlamını neden tam anlamıyla kavrayamadığımı açıklıyor.
Entegral hücre zarı proteinlerinin hücreyi güçlendirmek için çevreden gelen sinyallerle işbirliği yaptığını biliyordum; ancak kuantum evreniyle ilgili hiçbir şey bilmediğim için, süreci başlatan çevresel sinyallerin doğasını tam anlamıyla takdir edememiştim..

… Trajik sonuçlarına rağmen farmasötik firmalar tarafından ilaç bağımlısı bir ulus haline gelmek üzere programlanmış durumdayız. Doğanın yasaları ile uyumlu olan daha yeni ve sağlıklı bir hekimlik sistemi oluşturabilmek için biraz geri adım atmalı ve kuantum fiziğinin bulguları ile biyotıp bilimini birleştirmeliyiz… (1)

… Vücudumuzdaki her işlevsel protein çevresel bir sinyalin tamamlayıcı “görüntüsü” olarak oluşturulmuştu. Eğer bir proteinin eşleşebileceği tamamlayıcı bir sinyali yoksa protein işlevini yerine getiremez. Yani her şeyin kafama dank ettiği o anda düşündüğüm gibi, vücudumuzdaki her protein çevredeki bir şeyin fiziksel ya da elektromanyetik tamamlayıcısıdır. Çünkü bizler de proteinlerden oluşan makineleriz..(2)

… Her hücrenin kendine özgü bir grup “kimlik tanımlayıcı reseptörü” (Hücrelerin dış kısmında yer alan ve lökosit antijenleri diye de adlandırılan) ANTEN gibi çalışarak tamamlayıcı çevresel sinyalleri YÜKLERler. Bu kimlik reseptörleri hücrenin içinde yer almayan ancak dış çevreden gelen KENDİ sinyallerini okurlar.

Bir an için insan vücudunu bir TV alıcısı gibi düşünün. Böyle bir karşılaştırmada televizyon fiziksel olarak hücreye karşılık gelmektedir. Yayını sağlayan TV anteni kimlik tanımlayıcı alıcılarımızı, yayın ise çevresel sinyali temsil eder. Eğer Newtoncu düşünürsek hücrenin protein alıcılarını BENLİK zannedebiliriz. Bu TV antenini yayın kaynağı olduğunu sanmaya benzer! Oysa hücrenin alıcıları kimliğini oluşturmazlar; “benliğin” çevreden YÜKLENMESİNE aracı olurlar.
Bu ilişkiyi tam olarak anladığımda, kimliğimin yani benliğimin vücudum olsa da olmasa da çevrede var olduğunu fark ettim. Kimliğim aynı zamanda çevreyi de oluşturan bir yığın bilgiyi içeren çok karmaşık bir yapıdır.
Çevre “olan her şeyi” temsil ettiği için ve benlik reseptörü antenlerimiz tüm tayfın sadece çok dar bir ŞERİDİNİ  yükleyebildiği için, hepimiz bütünün küçük bir parçasıyız.(3)


(1) Sibelin notu: Eğitim sistemleri de maalesef hemen her şey gibi ekonomi adına-yüzü suyu hürmetine- politikaya alet edilmiştir. Adı da bellidir; halk böyle istiyor!   Halka rağmen halk için çalışmanın eski yolları iflas etti fakat insannesli yeni yolları bıkıp usanmadan icat eder, dener, yeniden dener. İşte aslında bu “kahramanın Sonsuz Yolculuğu” denen şeydir bana göre.

(2) Sibelin notu: Hawaii şamanlığının kendini en basit tanımlaması; ilişki sağaltıcısı olduğudur; çünkü algılarımızın dünyasında mutlak şeyler olmadığı için hiçbir şey başka bir şeyle İLİŞKİSİ dışında tanımlanıp deneyimlenemez. Öyle ki birçok farklı manasından önde geleni sevgi olan ALOHA; “şimdi ve burada birlikte büyümek için bir deneyimi paylaşmak” anlamını taşımaktadır. Soyut/somut her şey ilişkiyle varlık dünyasında görünür olur.

(3) Sibelin notu:  Prof. Lipton’un tüm bu kendisine şok yaşatan deneyimlerini kendi profesyonellik sahalarında yaşayanlara her gün daha çok şahit oluyoruz (benimki doksanlı yılların ortalarında olmuştu). Bütün bu kendini (newtoncu kimliğini) geride bırakmak için; tamamen kendimize özel bir kelime dağarcığı ve örnekler ile kanıtlarımızı sunarız (kitap yazarız, konferanslar veririz, her çeşit başka aracı da kullanırız). Bütün bu süreçler Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’nun her seferinde yenileyen ve asla ilki gibi olmayan spiralin fazlarıdır. Dünyada ne söylenirse hepsinin 7 ana prensibin içeriği olduğuna aydığınızda neler olur? Ursula L.Guin’in Rüyanın Öte Yakasındaki kahramanı Bay Orr gibi olunur.

Bütün güç içerden gelir.

“Biofotonik alanında öncü bir biyofizikçi olan Alman doktor Fritz Albert Popp, bütün canlı hücrelerin ışık saçtığı ve ışığın kaynağının DNA olduğuna dair araştırmasını yayınladı.
Araştırma sonuçlarına göre DNA sadece tek frekans değil, birden çok frekans yayınlayabilir, hem organizmanın içinde hem de organizmalar arasında foton alışverişi oluyor. Yani kelimenin tam anlamıyla her birimiz birer ışık parçasıyız.”

Urban Shaman konseptinde bu içerik çok daha geniş biçimde bilinir ve şifa işlemlerinde temel olarak kullanılır. 5.prensip ALOHA’nın ikinci sonucu; “Her şey uyanık, her şey canlı ve her şey cevapçıdır”. Şamanlar her şeyin bir KU’su olduğunu , harekete ve canlılağa sahip olduğunu, farklılığın yalnızca titreşim hızında olduğunu bilirler.
Hastalıkların ve sorunların kolayca giderilememesinin sebebi 6. prensibin, MANA’nın (bütün güç içerden gelir) iyi bilnmemesi, sindirilmiş olmamasından kaynaklanır. Eğer biliniyor olsaydı ve tabi dünyadaki mevcut halin aynen devam etmesi için gösterilen sabırların ve olağan üstü çabanın sadece küçük bir kısmı bu uygulamalara sadık kalmak için kullanılabilseydi, mucizeler günlük hayatımızın daimi parçası olurdu. Bu sonuca ulaşmak ise sadece LONO’nuzun bir karar vermesini gerektirir; öncelik sırasını YETKİLENDİRMENİN içerden geldiği hususuna tahsis etmesiyle mümkün olur. Sadece keskin bir karar vermek, hepsi bu.

Mekanizma mükemmel ve güncellemelere açık. İyi bir hafta dilerim frekanslar. Aloha

Bu sabah notunu yazdıktan sadece 2 dk sonra Prof. Dr. Bruce H. Lipton’un bu videosu ile karşılaştım kendisi İnancın Biyolojisi adıyla türkçeye kazandırılan kitabın da yazarı olan ünlü hücre biyologu ve genetik bilimci. UŞ 1. seviye eğitimi almış olanlar bu videoda anlatılan şeyleri kendi terminolojimize aktaracaklar bunu biliyorum çünkü ben dinlerken kendimi bu kez erkek sesiyle dinlermiş gibi hissettim   Çok hoş değil mi? Eksik bıraktığı bikaç ufak şey var fakat etkinliği yüksek bir eksiklik, bakalım bunun ne olduğunu bulabilecek misiniz?

Videoyu izlemek için lütfen tıklayınız.

Mutlu bir haftasonu

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da Urban Shaman’ın 2. seviyesini açıkladık, uygulamalarla yaşadık ve günlük hayatımızda gerçekliğe taşımak üzere sözleştik çünkü tümüyle armonik ve barışçıl olduğunu hissettik. Tüm katılımcıların bedenlerinde ve yüzlerinde bu şaşkınlığı ve mutluluğu görmek benim ödülümdü.

Ayrıca İki seans da Rüya Görüşmeciği yapabildik, sanırım özellikle pre-shamanlar için oldukça anlaşılabilirdi ve ilerleyen seanslarda soru sorma ve dinleme sanatının güzelliği giderek tüm katılımcıları saracak.

Çok yoğun dört gün geçirdik ve fakat gerçekten muhteşemdi, Ankara bize tam bir bahar havasıyla eşlik etti. Çok şanslı olduğumu bir kez daha hatırladım. teşekkür ediyorum, seni seviyorum. Aloha

Aloha Nedir? Merhaba. Sevgi. Birlikte büyümek ve gelişmek. Yaşam deneyimini paylaşmak. Birlikte mutlu olmak. Şifa. Ayrıca; Kaçınma ve kısıtlama (Hawaii’ce de tüm kelimeler ters etkisini de içinde taşır, böylece kendini nötürler)

*

Gezgin savaşçının yolunda, Psişik yetenekler için kullanılan sözcükler:
Kaula:                Elçi veya sihirbaz
Ho’ola:                Şifacı
Ho’okalakupua: Usta veya sihirbaz
Po’ko’i:                Büyücü
Mo’okiko:           Kara büyücü
Kilo’uhane:         spiritüalist
Ho’ike papalua:  psişik kişi
Kahuna:               Huna bilgisini yaşatan, yayan kişi
Puhi okaoka *:    Kahunanın arzulayabileceği en yüksek pozisyon
..
* Bu düzey dört farkındalık düzeyinin en armonik şekilde kullanımı olsa gerek. Savaşçının yolunda Don Juan buna bilgi adamı olmak derdi.