Özetleme Kavramı

“Özetleme, büyücülerin zamanlarının çoğunu adadıkları bir çalışmadır.Yaşıyor olduğun sürece hiçbir zaman çok geç değildir.Enerjinin ne kadar yitirildiği ve çarpıldığı bu açıdan önemli değildir.Her zaman sıfırdan başlayıp enerjini yeniden yapılandırabilirsin.Önemli olan ilk adımı atmak ve başlamaktır. Enerjilerini korumak ve yeniden yapılandırmak isteyenler için en etkili yol özetlemedir.

“Bir büyücü bilir ki eğer hayaletlerinden kurtulmazsan, onlar senin için gelirler.”

Bu nedenle bir büyücü arkasında çözülmemiş bir konu bırakmaz. İnsanlar yaşamlarını geçmişlerinde yaşanmış olaylara çengellenmiş şekilde, bu olaylar tarafından incitilerek geçirirler.Bunlar kurtulmayı akıl edemediğimiz artık anlamsız yüklerdir. Enerjimizi, geçmişte yaptığımız duygusal anlaşmalara bağlı bırakmak tam bir deliliktir.”

“Özetleme bizi geçmişten alır ve şimdiki ana girmemizi sağlar.
Geçmişimizden kaçamayız, sıkkın bir cinsel ilişkinin ürünü olmaktan da. Ama bunların enerjimiz üzerindeki etkilerini durdurabiliriz. Gerçekte enerji aleminde zaman ve mekan yoktur. Dolayısıyla olayın olduğu yere ve ana dönebilir ve onu değiştirebiliriz.
Özetleme eski görücülerin mirasıdır ve büyücünün temel uygulamasıdır. O olmadan yol da olmaz.
Don Genaro benimle asla el sıkışmazdı. Kazara ona dokunacak olursam hemen dokunduğum yeri sanki ona bir şey bulaştırmışım gibi yıkamaya koşardı. Bu komik rutinle bana özetlemenin hijyen demek olduğunu belletti.

Özetleme için özel bir koşul gerekmiyor. Bir savaşçı yürürken, elini yıkarken, yemek yerken vs. özetleme yapabilir. Önemli olan tek şey bunu yapmaktır. Nasıl yaptığının bir önemi yoktur. Ancak büyücüler bu uygulamayı ciddiye alırlar. Tahta sandıklar yapar ve bunun içinde özetleme yaparlar. Gece karanlıkta yatağına oturup özetleme yapmak da iyi bir yoldur. Kendini izole edebileceğin her yol iyidir. Nefes önemlidir. Ancak hiçbir şeye takılmamalı çünkü tin özetleme yapana yolu gösterir. Önemli olan niyettir ve yapmaktır.
Özetlemeyi psikolojik çözümlemeyle karıştırmayın. Eğer ihtiyaç duyduğunuz şey yorumlarsa psikiyatriste gidin. O size olduğunuz halinizle bir idiot olarak nasıl yolunuza devam edeceğinizi anlatacaktır. Özetlemeden dersler çıkarmaya da çalışmayın. İçinde ahlaki dersler olan hikayeler sadece çocuk kitaplarında vardır. Özetleme özel bir iz sürme uygulamasıdır. Hikayenizi olduğu gibi görmelisiniz. Onu yargılamadan, ahlaki sonuçlar çıkarmadan, pişmanlık duymadan, kendinize kızmadan veya kendinizi takdir etmeden. Geçmişinizdeki hiçbir şey diğer bir şeyden önemli değildir, en nihayetinde hepsi geçici ve devamlı olmayan şeylerdir.”

Özetlemenin Etkileri:

“Özetlemenin iki temel sonucu olur.Hızlı etkisi içsel diyalogları durdurmasıdır. Bir savaşçı içsel söyleşisini durdurmayı başarınca enerjisiyle ilişkisini sağlamlaştırır.Özetleme onu anıların yükümlülüğünden ve hislerin ağırlığından özgürleştirir. Savaşçı gerçek şeylere değer biçmeye başlar, o şeylerin yorumlarına değil. Bu noktada savaşçı büyücülerin kavranılmaz dünyasıyla ilk defa temasa geçmiştir.
“Savaşçının bu aşamada her şeye gülmeye başlaması normaldir. Enerji mutluluk vericidir.”
“öte yandan ürkütücü bir insan olmaya başlar. Parıltısını eksiksiz hale getirdikçe, yaşamını temizledikçe o an için ne gerekiyorsa o şeye karar verip yapacaktır ki bu da başka insanlar için ürkütücü gelecektir.”
İşte bu zaman bir savaşçı daha fazla aklı başındalığa ve ayıklığa gereksinir. Aksi halde kendini ve çevresindekileri gereksiz risklere atabilir.

Özetlemenin ikinci etkisi şudur: Özetleme, Tin’e yapılmış bir davet olarak çalışır ve Tin’in gelip bizimle yaşamasını sağlar. Diğer bir ifadeyle geçmişimizi anımsamak, yıllardır birbirlerinden ayrı olan enerji beden ile fizik bedeni yeniden ayrılmaz bir birim haline getirmenin en etkili yoludur. Büyücü böylelikle yaşam öyküsünün bir kopyasını yaratıp ölümü kandırır. Bu, özetlemenin nihai amacıdır: Çiftini yaratıp ayrılmaya hazır hale gelmek. Bunların önemini takdir etmek için büyücü olmanıza gerek yoktur: Borç içinde ölmek zavallı bir ölüm şeklidir. Öte yandan bir çifte sahip olmak, kartalın size devam etmenize izin vermesini sağlamanın yoludur. Büyücünün savaşımı efsanevidir. Özetlemeyle yaşamlarını kusursuzlaştırırlar. Bu sayede bütün farkındalıklarıyla ayrılabilecekleri bir denge durumuna erişirler. Tutarlı, arıtılmış ve bütünlenmiş olan anıları, bağımsız bir varlığı olan ve farkındalıkları karşılığında değiştirebilecekleri bir bilettir onlar için. Kartal yaptıkları bu ödemeyi kabul eder ve öte yana geçip devam etmelerine izin verir. Bu kusursuz kopyamız Kartal için yeterlidir. Görücüler bu anda bir enerji patlaması olarak görülürler: Kılıflanmış farkındalık içten gelen ateşle yanıp fışkırır, birleşim noktaları sonsuzca genişler…”

Carlos Castaneda

http://www.sessizbilgi.com/node/7

Özetlemenin nasil yapilacagina dair detayli bilgiler icin:

http://www.carloscastaneda.net/index.php?option=com_content&view=article&id=44&Itemid=63

 

 

Yeryüzünün Birleşim Noktası

“Ustamın bana verdiği iş ve nagual olarak benim görevim, yeni başlayan dönem için, yeryüzünün birleşim noktasının yerini değiştirmek.(Yeni Dünya)”

“Bu iş böyledir. Böyle bi şeye katılmak için deli olmak gerekir ve bunu yapmanın olanaklı olduğuna inanmak için daha da deli olmak gerekir.”

Ona böylesi bir meydan okumayı bir insanın nasıl düşünebildiğini sordum.

“Kendi hareketli birimine sahip olan öteki dünyaya-inorganik varlıklara- benzer biçimde yeryüzü de kendi hareketli birimine sahip ve bu biziz. Yeryüzünün çocuklarıyız. Kâfi sayıda savaşçının ( Kritik kütle) birleşim noktasının hareketi, çağın kipliğini (*) değiştirebilir, yani benim üstünde çalıştığım şey de bu.”

“Bu olağanüstü, çünkü bir kez sabitlenince, insanlık öteki dünyaya gitmenin bir fırsatını yakalayacak ve erkek-kadın insanların çoğu bilinçlenecek (yüzüncü maymun fenomeni). Geleceğin görücüleri için meydan okuma; çok doğal bir biçimde, herhangi bir anda dönebileceğimiz, yeni bir merkez, gezegenin düzenli bir konumu haline gelene, orada sabitlenene kadar, gerektiği kadar uzun bir zaman süresince bu odaklanmayı yerinde tutmak olacak.”

“Yeryüzü dikkatinin yeniden odaklanması, birçok nagual kuşağının müşterek bir eyleminin ürünüdür. Yeni görücüler onu bir olanak gibi tahayyül etmiş ve onun Kural’a ait olduğunu keşfetmişlerdi. Niyetleriyle onu kuluçkaya yatırdılar ve bu işe adanma zamanının şimdi olduğuna karar verdiler.”

 

Nagual ile karşılaşma-Armando Torres

Not: Parantez içlerindeki ifadeler bana ait.

(*)kip   İng. mode 

Birbirine karışmadan incelenebilen titreşim ya da devinim biçimlerinden her biri.

 BSTS / Fiziksel Kimya Terimleri Sözlüğü 1978

ET kip: sıkı; bitişik; dar; boşluksuz, kalıp gibi oturan. || kip dutmak: bitişik ve sımsıkı tutmak || kipleşdirmek: sıkıştırmak

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü 

kiplik   İng. modality 

(Lat. modus = kip) : Varlığın ya da olayların varoluş biçimi, tarzı; bir şeyin nasıl var olduğu, nasıl olup bittiği,ya da nasıl düşünüldüğünün türlü biçimleri. // Kiplik kategorileri: Olanak, gerçeklik, zorunluluktur; buna karşılık olan yargılar da: belkili (problematik), yalın (assertorik), zorunlu (apodiktik) yargılardır.

 BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975

Gölgeler

Eskiçağ Meksika’sı büyücüleri uçuşan gölgeleri gören ilk kişiydiler ve onları her yerde izlediler. Onları evrendeki akış içindeki enerji halinde görerek deneyüstü bir keşifte bulundular.Bu keşif onların insanların ömür boyu eşlikçileri olmalarıydı. Kozmozun derinliklerinden gelip insanoğlunun yaşamının hakimiyetini ellerine geçirmişlerdi. Don Juan’a göre onlar insanoğlunun sahibi ve efendisiydiler insanoğulları da onların tutsakları. İnsanlar karşı çıkmak istediklerinde onları bastıran, bağımsız hareket etmek istediğinde aksini buyuran varlıklardır.

Don Juan, Carlos’a “insanoğlunun onlar tarafından esir tutulması gerçeğinin eski çağ Meksika’sı şamanları tarafından görülen bir enerji gerçeği oldugunu anlatır. İnsanoğlunun onlar için bir besin olduğunu bu nedenle idareyi ele aldıklarını belirtir. Carlos’a bunu şöyle anlatır; “Çözümsel zihnine hitap etmek istiyorum.Bir an düşün ve bana mühendislik tasarımları yapan insanın zekası ile aynı insanın inanç sistemlerinin ya da tutarsız davranışlarının ahmaklığı arasındaki çelişkiyi nasıl izah edebileceğini söyle. Büyücüler inanç sistemlerimizi, iyilik ya da kötülük kavramlarımızı, ahlak kurallarımızı bile onların düzenlediğini anlatır.Bunları bize yağmacıların vermiş olduğunu söylerler. Umutlarımızı, beklentilerimizi, başarı yada başarısızlığa ilişkin hayallerimizi içimize yerleştiren, onlar. Bize tamahkarlık, açgözlülük, yüreksizlik vermişler. Yağmacılar bizi kendini beğenmiş, sıradan ve aşırı bencil hale getirmiş. Onlar sınırsız ölçüde daha örgütlü ve iyi çalışır. Bizi itaatkar, yumuşak başlı ve zayıf tutmak için muazzam manevra gerçekleştiriyorlar. Bize zihinlerini veriyorlar ve o bizim zihnimiz oluyor. Yağmacılarınki şatafatlı, çelişkili, marazi bir zihin ve her an keşfedilmeye hazır. Hiç açlık çekmemiş olmana rağmen yiyecek kaygın oldugunu biliyorum bu duygunun her an manevrasının açığa çıkıp yiyeceğinin esirgeneceğinden korkan yağmacının kaygısından bir farkı yok. Zihin yoluyla, ki eninde sonunda kendi zihinleri bu, yağmacılar insanoğullarının yaşamlarına kendileri için elverişli olan ne ise onu şırınga ediyorlar. Ve bu yolla korkularına karşı bir tampon görevi yapacak kadar güven sağlıyorlar.

Eskiçağ Meksika’sı büyücüleri yağmacıyı gördüler. Ona uçucu dediler. Çünkü havada zıplıyor, hoş bir görüntü değil. Büyük bir gölge, zifiri karanlık, kapkara bir gölge havada zıplıyor. Sonra yayılarak yere konuyor. Yağmacı organik olmayan bir varlıktır ancak öbür organik olmayan varlıklar gibi hepten görünmez değildir bizim için. Sanırım çocukken onu görürüz ve bize öyle ürpertici gelir ki onu unutmayı yeğleriz. Çocuklar bu görüntüye odaklanmakta ısrarcı olabilirler elbette ama çevrelerindeki herkes onları caydırmaya çalışır. Büyücülerin bebek insanoğullarını, baştan asağıya parlak bir tabakayla enerji kozalarının üzerine sımsıkı uyan plastik muhafaza gibi birşeyle örtülü, garip, ışıltılı enerji küreleri olarak gördüklerini açıklayan don Juan, yağmacıların yedikleri şeyin işte bu parlak farkındalık tabakası olduğunu ve insanoğulları erginliğe eriştiklerinde parlak farkındalık tabakasından geriye kalanın, yerden ayak parmaklarının üzerine kadar ancak çıkabilen dar bir saçaktan ibaret olduğunu ve bunun da ancak yaşamı sürdürmeye yetecek kadar oldugunu söyler.

Castaneda don Juan’la aralarında geçen bu konuşmalarda, o ana kadar ki dinlediklerinin arasında en yıkıcı cümleleri duyduğunu söyler.
Don Juan, insanın çaresiz bir şekilde yakalandığı yer olan o dar farkındalık saçağının, özün yansıtılmasının merkezi olduğunu söyler. Yağmacılar, insana kalan tek farkındalık noktamız olan özün-yansıtılması üzerinde oynayarak, amansızca tükettikleri farkındalık parlamaları yaratıyorlardı.

Bizi farkındalık parlamalarımızı yükseltmeye zorlayan anlamsız sorunlar oluşturuyorlar ve bu yolla uydurma kaygılarımızın enerji alevlenmeleri ile beslemek için bizi canlı tutuyorlardı. Castaneda , eskiçağ Meksika’sı büyücüleri ve günümüz büyücülerinin tümünün yağmacıları gördükleri halde neden hiçbirsey yapmadıklarını sorar. Don Juan şöyle yanıtlar,” senin benim yapabileceğim hiç bir şey yok. Tüm yapabileceğimiz bize dokunamayacakları noktaya ulaşıncaya kadar kendimizi disipline etmek. Dostlarından disiplinin o güç koşullarından geçmelerini nasıl isteyebilirsin? Ama her insanoğlunun ta içindeki derinliklerde, yağmacıların varlığına dair atalardan kalma içsel bir bilgi bulunur. İnsanlık için kalan tek seçenek disiplindir. Disiplin oluşturulabilecek tek engeldir ama disiplinden kasdettiğim insafsız yöntemler degil. Büyücülerin disiplinden anladığı beklentilerimiz arasında olmayan olasılıkları dinginlikle karşılama yetisidir. Onlar için disiplin bir sanattır. Sonsuzlukla çekinmeden- ama güçlü ve dayanıklı olduğu için değil, huşu içinde olduğu için çekinmeden- yüzyüze gelme sanatıdır.

Büyücülerin disiplini parlak farkındalık tabakasını uçucular için yenip yutulamaz hale getirir. Bu, yağmacıyı şaşkına çevirir, yenmeye elverişli olmayan bir farkındalık tabakası bilişselliklerinde mevcut değildir sanırım. Böyle faka basınca, alçakça işlerini yarıda kesmekten baska çareleri kalmaz. Eğer yağmacılar bizim parlak farkındalık tabakamızı bir süre yemezlerse o büyümeyi sürdürür. Bu meseleyi en basit şekilde ortaya koymak gerekirse, büyücüler disiplinleri sayesinde parlak farkındalık tabakalarının ayak parmaklarının hizasından yukarı doğru büyümesine izin verecek kadar uzun süre yağmacılardan uzak dururlarsa doğal boyutuna gelecek kadar büyür.

Eski çağ Meksika’sı şamanlarının en büyük hileleri uçucuların zihnine disiplinle eziyet çektirmektir. Uçucuların zihni içsel sessizlikle zorlandığında, yabancı donanımın kaçtığını keşfetmişlerdir. Yabancı donanım geri gelir ama eskisi kadar güçlü değildir ve öyle bir süreç başlar ki, uçucuların zihninin kaçışı rutinleşir ve sonunda bir gün tümüyle kaçıp gider.

Gerçekten hüzünlü bir gündür bu, artık kendi başının çaresine bakman gereken gün gelmiştir ve neredeyse sıfırsındır. Ne yapacağını söyleyecek kimse yoktur artık. Sana alışık olduğun ahmaklıkları buyuracak yabancı kökenli bir zihin yoktur artık. Büyücülerin asıl savaşımının o günden itibaren başladığını söyleyebilirim.

Alıntı: http://www.yokluk.co.cc/index.php?topic=16.0

YENİ Castaneda Gurup çalışması

Merhaba Arkadaşlar,
Biliyorsunuz bizler küçük bir gurup halinde ikibuçuk yıldır Castaneda
bilgileri üzerinde çalışıyoruz. Bu süre içinde özellikle son
zamanlarda konuya ilgi duyan kişiler arttı, onları bazı haftalar kendi
çalışmamıza misafir ettik ancak her öğretide olduğu gibi burada da
kendine has bir terminoloji var bu sebeple misafirleri tam olarak
konuya dahil edemediğimizi gördük.
Bu sebeple konuya ilgi duyanlar için YENİ bir Castaneda çalışma gurubu
oluşturmaya karar verdik. Yeni Gurup da aynen bizler gibi kitaplara
sıfırdan başlayacak ve haftada bir gün olan çalışma temposunu disiplin
ve kararlılıkla devam ettirecekler. Yeni gurubun yönlendirilmesi ve
çalışmanın kararlı ve sürekli olması amacıyla kendi gurubumuzdaki
arkadaşlar münavebeli olarak yeni guruba önderlik etmeyi kabul
ettiler.
Yeni gurubun çalışma gün yer ve saati katılımcıların ortak istekleri
doğrultusunda belirlenecektir.
Carlos Castaneda ve toltec bilgeliğini burada anlatmaya çalışmayacağım
zaten sitemizde ve internet üzerinde sayısız açıklama bulmak mümkün
oluyor.
Yeni Gurubun muhtemel çalışma başlangıcı Kasım başı gibi görünüyor,
böylece önümüzdeki iki hafta içinde katılımcı olmak isteyen
arkadaşlarımızın müracaatlarını bekliyor olacağız, sonraki hafta ise
çalışma yer ve tarihlerinin belirlenmesi için bir tanışma toplantısı
düzenleyeceğiz.

Böyle bir organizasyon gerçekleştirmek için gerekli desteği sağlayan
gurup arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Sorularınız varsa memnuniyetle ve bildiğimiz kadarıyla cevaplamaya
çalışacağız, katılım için müracaat ise doğrudan Ufuk arkadaşımızın
mail adresine ([email protected]) yapılacaktır.

Hayırlı olması dileği ile,

http://groups.google.com/group/donjuanmatus?hl=tr

Eski ve Yeni Büyücüler

Söyleşilerimizin biri esnasında Don Juan, rüya görmeyi değerlendirebilmek için, insanın günümüzdeki büyücülerin, büyücülüğü(*)somutluktan soyuta doğru yönlendirme çabalarını anlaması gerektiğini söylemişti. “Somutluk dediğin nedir?” diye sordum ona.

“Büyücülüğün uygulamaya dönük yanı, zihnin uygulamalar ve tekniklere saplantı derecesinde kilitlenmesi, insanlar üzerinde bırakılan yersiz etki. Tüm bunlar geçmişin büyücülerinin alemindeydi.” dedi. “Peki soyut dediğin nedir” diye sordum.

“Özgürlük arayışı-insanoğlunun elinden geldiğince, her şeyi saplantısızca algılama özgürlüğü. Günümüz büyücülerinin özgürlük arayışlarından ötürü soyuta yöneldiklerini söylüyorum; somut kazanımlarla ilgileri yokonların. Geçmişteki büyücülerinkine benzer toplumsal işlevleri yok. Bu yüzden onları asla resmi görücüler ya da yerleşik büyücüler olarak göremezsin.”

“Günümüz büyücüleri için geçmişin hiç değer taşımadığını mı söylemek istiyorsun don Juan?”

“Elbette değeri var. Sevmediğimiz, sadece geçmişin tarzı. Kişisel olarak ben zihnin karanlık ve sapkın oluşundan tiksinirim. Ben düşüncenin enginliğinden hoşlanırım. Yine de, hoşlandıklarım ve hoşlanmadıklarım ne olursa olsun, bugün bildiğimiz ve yaptığımız her şeyi ilk keşfedenler ve yapanlar eski çağ büyücüleri oldukları için, onların hakkını vermek zorundayım.”

-Rüya Görme Sanatı Kitabından)

(*)Büyücü/Büyücülük: Don Juan, çeşitli zamanlarda bilgisini benim için adlandırmaya çalıştı. Nagualciliğin en uygun ad olabileceğini; fakat bu terimin fazlasıyla anlaşılmaz olduğunu düşündü. Ona sadece bilgi demek yetersiz, sihirbazlık demek ise küçültücüydü. Niyette ustalaşma çok soyut, mutlak özgürlük arayışı ise çok uzun ve mecaziydi. En sonunda, daha uygun bir ad bulamadığı için, kesin olmamasına rağmen, buna büyücülük dedi.

“Zaman ilerledikçe büyücülüğü öğreniyor değilsin, aslında sen erke(enerji) biriktirmeyi öğreniyorsun. Ve bu erke, şu anda senin için ulaşılmaz olan erke alanlarına işleyebilmeni sağlayacak. Büyücülük işte budur: bildiğimiz sıradan dünyanın algılanmasında kullanılmayan erke alanlarını kullanma yetisi. Büyücülük bi bilinçlilik durumudur.

Ayrıca Don Juan CC’ye, kendisine gösterdiği ya da öğrettiği şeylerin aslında önemli olmadığını yapmak istediği şeyin sadece, kendi varlığındaki gizli erke ve ona ulaşabileceğine inandırılmaya razı olmasını sağlamak olduğunu söylüyor!

Bize gereken, burnumuzun dibinde ölçüsüz erkin var olduğuna bizi ikna edecek bi öğretmendir.

Not: Castaneda öğretisindeki diğer kavramlar için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=163