Her uyandığımda daha iyiydim.

Üzerimde son bir haftadır enteresan bir şekilde negatiflik yüklüydü. Laniakea okuyarak ve bolca uyuyarak iki gündür daha iyi hissediyorum. Kitap çok güzel bitti, merakla bekleyeceğim ikincisini.

Laniakea önceki kitaplardan daha farklıydı. Daha çok odaklanıp okumak gerekiyordu. Kitabın en çok beni etkileyen yönü belki bana öyle geliyordur 266. Sayfada Kuantum ve kendi düşüncelerimiz ile ilgili sözler. Muhteşem kesinlikle eğer anladığım gibiyse ya da ben ilk kez aydım. Yani kuantumu anlamak için kendimize ve düşüncelerimize bakmak yeterli. Kararlar, seçtiklerimiz, seçmeyip öldürdüğümüzü düşündüklerimiz, seçmeyip hayal ettiklerimiz, geçmişi geleceği düşündüklerimiz hepsi hepsi hem var hem yok.

Karakterler çok iyi. Po köyü sakinleri varlıkları güzel anlatılmış hayal edebildim. Bazı yerlerini anlamadım tabii doğal olarak birkaç kez okumam gerekti. Ama Serap’ın da dediği gibi hissettirdikleri önemli bazen ya da bıraktığı tat, koku işte her ne ise. Zamanı gelince düşünceler bulur yerini.

Po köyü sakinleri ile Urban Shaman prensiplerini önce karşılaştırmak istedim. Yani kim kimdi bakayım diye ama kitabı öyle okuyup devam etmek istedim. Uzun zaman oldu. Benim okuyuşum hem aşina hem yabancı okuyuşu oldu. Ama şunu söyleyebilirim ki yeni okuyan biri Po karakterlerini ayrımsayamayabilir. Laniakea hepimizin bütünlük içinde olduğu yer evet, prensipler evet.

Rüyaları ve çok boyutluluğu 2037 de ki o sıvı tank olayı biraz daha somutlaştırdı. Sanırım şapkalı ayı örneğinde hissettim bunu iyice. Serap’ın o altı günü söndürürken yaşadıkları üzücü ve düşündürücüydü.

Birinci kitap tam. Lezzeti damakta, ikinci kitabı bekleyin tadında. Tabii ki sorular var ama açıkta kalmış değil, devam eden süreçte yanıtlanacak sorular onlar.
Güzeldi vesselam 😊😊
Şu son birkaç gün çok ilginç bir şekilde sağalttı beni. Yarı bir anda gelen uykuyla satır aralarında, yarı okumayla. Çok ilginçti gerçekten. Her uyandığımda daha iyiydim.
Teşekkürler 🙏🙏😘

 

Gülbahar Biler, 03.09.2016

Ebedi TAO’yu kavramak

Hiçbir günah
kıskançlığın kışkırtılmasından daha büyük değildir;
Hiçbir felaket
Hoşnutsuzluktan daha kötü değildir.
Lao Tzu

Kendimi bildim bileli felsefem bu olmuştur. Bunun bir Tao çıkarımı olduğunu ise yeni öğrendim.

Ebedi TAO’yu kavramak, bir örgüte üye olmanızı veya bazı dini kuralların ve düzenlemelerin taraftarı olmanızı gerektirmez. Ona Tao demeniz veya kendinize taocu demeniz gerekmez. Gereken tek şey; yaşamın gizemini MERAK etmektir.

Tao1

Dikkatimiz, lineerligi aşmanın, zaman ve mekan üstü seyahatin aracıdır, bedavadır bir anlamda ancak içimizdeki enerjiyi seyahat ettiğimiz objeye akıtır.

Molla nasreddin fikralarında şimdi kuantumsal kavram olarak anlatmaya çalıştığımız bir çok şey yer bulmuştur, tabi biz onları yalnızca gülmek için şaka zannederiz.

Örneğin bu konuda bi kaçı aklıma geldi şimdi biri şudur:

Devamını oku “Ebedi TAO’yu kavramak” →

Tuzluk_Biberlik oyunu ve DNA Katlanışı!

DNA katmanlarının çok boyutlu işleyişi hakkında Kryon’un verdiği bilgileri epeydir biliyoruz ve bu konuda bilimin atacağı adımları ve hamle sırasını da heyecanla bekliyoruz. En azından ben merakla bekliyorum. Bu haberdeki katlama olayı ki geçenlerde de benzer bir haber paylaşmıştım, Dna’nın lineer araştırmasındansa çok boyutlu anlaşılmasına bir adım olabilir gibi düşünüyorum şu an. Varlık alemimizin çeşitlenmeyi ne denli teşvik ettiğinin de bir kanıtı adeta.
Bizim çocukluk dönemimiz halen iletişim çağı öncesiydi ve şu an oynadığımız bazı oyunları anımsattı bana. Onlardan biri kağıt katlama oyunuydu, ismini unutmuşum annem hatırladı; tuzluk biberlik oyunu! Kağıdı özel biçimde katlayıp her bir dilimine bir kelime yazıyorduk. sonra kağıdı parmaklarımıza geçirip her defasında başka bir dörtlü-sekizli kombinasyon oluştuğunu görüp seviniyorduk. Hatırlayanlar vardır?
Şimdi yeniden DNA’nın katlanma bilgisine dönecek olursak; bu bize iletişimle ilgili,yaşam derslerimize dair bir ipucu veriyor, yani DNA’nın Kryon’a göre ikinci katmanı. Onu bir hatırlayalım.
” DNA ile ilgili bilmeniz gereken bir şey vardır ve bu, DNA’nın manyetik bileşenlere sahip olmasıdır. DNA’nın her döngüsü (halkası) yanındaki döngünün üzerine binen manyetik bir alana sahiptir, yanındaki DNA döngüsü de, kendi yanındakinin üzerine biner. Trilyonlarca üst üste binme tek bilince eşittir. Sonra bu manyetik bir damgayı temsil eder, bu damgayı İnsan kendisinde taşır. Manyetikler boyutlararası bir enerjidir, kuantum enerjidir ve bu damga İnsan aurasını yaratır. Aura manyetik bir alan değildir ve aurayı manyetik ekipman ile göremezsiniz. Aura İnsan bedenindeki DNA iletişiminin birlikte akmasının sonucudur, kuantum damgadır, gezegende henüz herhangi bir şey tarafından ölçülemeyen bir kuantum alan yaratmak için enerjinin kaynaşmasıdır.

…DNA’nın 2 nci katmanı İnsan Varlığının hayat dersi olarak tanımlandı. DNA’yı enerjilere bölümlendirdiğiniz zaman, onu öğreti için 3B’ye koyarsınız, anlaması kolay olur. Hayat dersinin ne olduğunu ve onun neden DNA’nızda olduğunu anlamanız önemlidir. Bu gezegene bununla birlikte geldiniz ve bu, Akaşik Kayıt nedeniyle sizin için yapılandırılmış bir şeydir. Yani, hayat dersiniz geçmiş yaşamlarınıza bağlıdır.Bundan dolayı, geçmiş yaşamlarınızla ilişkili olduğu için, kişisel Akaşik DNA kaydınız yedi ve sekizinci katmanlara bağlıdır [DNA’nızın Lemurya katmanları]. Zaten, etkileşiyoruz, öyle değil mi? Hiçbir katman tek başına çalışmaz, ama iki numaraya dönelim.

“Hayat dersi mi? Karmaya benziyor” diyebilecekleriniz için, öyle değildir. Karma ile ilgisi yoktur. Bunun yerine, bazılarının amaç dediği üzerinize yerleştirilen bir enerjidir. Sizi iteleyen şey nedir? Bazılarınız gelirsiniz ve hücreler “Asla yalnız olmak istemiyorum” diyen bir mesajla şarkı söyler. Hayat dersinizin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Yalnız olmak! Bu adil görünmüyor, öyle değil mi? Ama bu hayat dersinin enerjisidir.

Geçmiş yaşamlarınızın henüz gerçekleştirmemiş olduğunuz şeyleri temsil eden bir bulmaca olarak bir araya koyduğu şey, sizin hayat dersiniz oluyor. Bu odadaki birçoğunuz çok benzer hayat dersine sahipsiniz ve size bunun ne olduğunu söylediğimde, haklı olduğumu bileceksiniz. Nesillerdir, Baltıklar sizin için tanımlanmış yaşam realitesine sahiptiniz. Siz busunuz, siz şusunuz. Bu şekilde düşünürsünüz, şu şekilde düşünürsünüz ve birçoğunuz neden bahsettiğimi biliyorsunuz. Bu nedenle, bu odada aynı olan birçok hayat dersleri vardır: Asla bir daha bir topluluk olarak sizi tanımlamalarına izin vermeyin. Sizin olan özgürlük ve bağımsızlık düşüncelerinize yansısın. Bu, sizin hayatınızın dersidir.

Bunun bir grup olarak sizin için ne yaptığını biliyor musunuz? Enerjinizi yükseltir! Burada ruhsal temelli olan bu yerde, bir uyanış olursa şaşırmayın. Bu şekilde işler. Bu katman ikidir ve değişmektedir. Modifiye olmaktadır. “Pekala, nasıl değişmekte? Hayat dersi hayat dersi olmalıdır. Eğer gerçekte olan şeye dayanıyorsa nasıl değişebilir?” diyebilirsiniz. Şu şekilde yanıt vereceğim: tezahür ettirilme yeteneğinde değişmektedir. Ders aynı olabilir, ama dersin sonucu büyük ölçüde gelişir, güçlenir.” 

 

Lineer Sıkıntılar!

Dünyanın geleceği ne olacak babında düşünenler, bilimsel çıkarımlar yapanlar, medyumlar ve vizyonerler her zaman olmuştur. Herkes işlevi ve merakı yönünde çalışıyor. Bu normal ve güzel bence. Zaten bu tür çıkarımların içinde genel tasvip görenler de gelecek denilen gerçekliklerin netleşmesinin önemli bir etkeni.
Son yıllardaki gözlemlerim sanki mantıklı çıkarımların pek de oluşa yansımadıkları yönünde. Sebebini de bütün bu çabaların lineer sistemle yapılmaya çalışılması olarak görüyorum. Bu da çok doğal, çok boyutluluğu sindirebilmek zaman alacak. İşin doğası bu, geçişler bir süreç meselesi.
Benim şöyle bir görüm var, Dünya gezegeni yaşayan bir varlık olarak beşinci boyut titreşimine geçti. Bu durumda onun üzerinde/içinde yaşayan bilinçli varlıkların yaşayabilecekleri alt düzey titreşim dördüncü boyut olmalı. Bu ne demektir; dördüncü boyut olan zamanı kendilerine katmış olan bir insanlık yaşayabilecek bu gezegende artık. Bunun çok ilginç gelişmelere gebe olduğu aşikar. Bir kere doğarken 3.boyut titreşiminde gerekli şart olan “unutma perdesi” kalkıyor: Çünkü yeni varlıklar için zaman bir değişken değil kendilerine dahil bir boyut. Son yıllarda bunu doğrular biçimde çocuklar ve olaylar sıkça rastlanmaya başladı. Bütün bunlar olurken beşinci boyut varlığı gezegen, kendisi ve mütemmim cüzleri için neler hazırlıyor tahmin etmek için çabalamak lazım, Üç boyutun üzerinde bi şeyleri nasıl tahmin edeceğiz lineer düşünce biçimiyle değil herhalde. Her zaman dediğim gibi atış/saçmalamak serbest 🙂
Öncelikle zamanı bünyeye katmak gerekiyor, bu da şu çocuğunu yaptığı gibi bir şey! yüzündeki ifadeye bakın lütfen!
Ruiz’in dediği gibi: Çok küçük bir çocukken, hiçbir sembole ɑnlɑm veremediğiniz, enformɑsyonun kɑfɑnızı işgɑl etmediği zɑmɑnlɑrı hɑtırlɑmɑyɑ çɑlışın. Vɑrlığını yeniden buluncɑ tıpkı bir çiçeğe, rüzgɑrɑ; tıpkı okyɑnusɑ, güneşe, ışığɑ benzersiniz. Siz tıpkı size benzersiniz. Doğrulɑyɑn, inɑnɑcɑk hiçbir şey yoktur. Burɑdɑ sɑdece olmɑk için bulunuyorsunuz. Hɑyɑttɑn zevk ɑlmɑktɑn, mutlu olmɑktɑn bɑşkɑ ɑmɑcınız yok. Tek olmɑnız gereken, gerçek siz olmɑk. Sɑhici olun. Vɑrlık olun. Mutluluk olun. Sevgi olun. Coşku olun. Kendiniz olun; esɑs mesele bu. Bilgelik bu.

Dokuzuncu Tabaka: İnsan şifasının Eksik Bölümü!

Dokuzuncu Tabaka çok-boyutlu enerjiye karşılık verir! O nedir, diye sorabilirsiniz. İnsan bilincidir. İnsanlık tarihi boyunca bunun sonuçlarını görmüş ve ona birçok isim vermişsinizdir: Dua, meditasyon, ibadet, iman ve olumlu düşünme. Sonuçlar? Mucizeler, kendiliğinden iyileşmeler, tam şifalar.

Böylece, İnsan bedeninde gerçekte iki bağışıklık sistemi bölümü bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan biri, bir ilk savunma sağlayan, ama Dokuzuncu Tabaka ile çalışması gereken ve genellikle bunu yapamayan 3B kimyasıdır. Dokuzuncu Tabaka, her DNA molekülünde bulunan çok-boyutlu bir tabakadır; ama o, İnsan ya da başka bir çok-boyutlu enerji ona bir biçimde hitap etmedikçe (onunla konuşmadıkça), hiçbir şey yapmaz. Bu ikinci bağışıklık sistemi bölümü (Dokuzuncu Tabaka) çok derindir, ama kimyasal kurallara bağlı değildir. O, hücresel çerçevenin manyetik bölümlerini değiştirebilir; anlaşılmayan, bir mucize gibi görünen, ama çok-boyutlu olan ve bedenin sahip olduğu her kimyasal tepkiden daha güçlü olan bir tür şifa yaratır.

Çok-boyutluluk Lemuryalılar için bir yaşam biçimiydi ve onlar rastgele görünen kuantum bir haldeki bir şeyi anlamakta hiç zorlanmıyorlardı. Onlar bilimsel olarak ilerlemiş miydiler? Hayır. Onların bilgisayarları ve teleskopları yoktu. Ama DNA’yı biliyorlardı! Güneş sistemini, hatta galaksiyi biliyorlardı.

Modern İnsanlar, daha bilimsel hale gelirken, daha 3B hale de geldiler. Kuantum düşüncenin fikirleri dine ve spiritualiteye ayrıldı. Bunun da bir kısmı bölünerek gizemcilik, hatta büyücülük oldu. Ama gerçek şu ki, kuantum hal somut bilim olarak görülmedi; çünkü o tahmin edilebilir değildi, görülemiyordu ve 3B lineerliği içinde mantıklı gelmiyordu. Bugün ironik bir dönüş içindesiniz, çünkü şimdi parçacıkların rastgele bir biçimde davrandığı ve aynı anda iki yerde birden olabildiği kuantum hali keşfetmekte olan, bilimdir. Evrenin, tüm olasılıklara karşın, “yaşam’a eğilimli” göründüğünü keşfetmiş olan bilimdir. En sonunda, çok-boyutlu zarif enerjiyi -ironik bir biçimde, ezoterik temelli olan ve çok boyutlu enerjiyle çalışmaya yıllarını harcamış olanların yardımıyla- keşfedecek olan da bilimdir.

Bu tabakanın numerolojisi ilginçtir. O bir dokuz’dur, böylece o, “tamamlama”yı temsil eder. Onun temsil ettiği tamamlama türü, İnsanın şifa senaryosunun ikinci bölümünü, Birinci Tabakadaki 3B işlemini tamamlayan çok-boyutlu bir işlemi uygulama yeteneğinin tamamlanmasıdır. Bu yapıldığında, İnsan tamamlanmıştır ve tasarlandığı gibi iş görmektedir. Dümen yerini almıştır ve biyoloji, ilk başta uzun yaşam, sağlık ve kendini nasıl iyileştireceğini “bilen” bir sistem yaratmak için DNA’ya yerleştirilmiş olan nitelikler (dümen) tarafından yönetilir.

Dokuzuncu Tabaka, İnsan şifasının “eksik bölümü”dür. O, Üçüncü Lemuryan Tabakadır. Bağışıklık sisteminin kimyasının çok ötesinde, o, bedenin içinde bulunan, neyin yolunda gitmediğini “bilen” ve muazzam şifa gücü ve istikrar sağlayarak hücresel yapıyı kuantum düzeyde değiştirebilen bir enerjidir. Bu tabaka hareketsiz bir şekilde durur, İnsanın niyeti (bilinci), şifacıların saf enerji çalışmaları ve insanlığın halen üzerinde çalıştığı bazı yeni mekanik buluşlar gibi değişik kaynaklardan gelecek boyutlar-arası “işaretleri” bekler. O, İnsanın kendini iyileştirme, sağlıklı ve çok uzun bir ömür yaşama yeteneğinin senaryosunu tamamlar.

Kryon’dan özetleme-sa

Not: Örneğin, Reiki yöntemi ile aldığımız sonuçların temelinin neye dayandığını daha iyi anlıyoruz. Reikiye bağlanırken, niyetimizle dokuzuncu tabakanın beklediği boyutlar-arası işareti vermiş oluyoruz.

Tüm eski bilgiler Lemuryan kaynaklı ve biz bunları bilmeden ve bütünleyemeden, farklı kaynaklardan parça parça tanıyoruz ve kullanıyoruz. Bunların hepsi şamanik uygulamalar aslında. Her düzeyden sunum belli bir aşamanın göstergesi yani hem doğru hem de eksik oluyor, örneğin şamanik uygulamayı davul çalıp ayahuska içmek sanmak yüzeysel bir başlangıç sunumu oluyor ki bizzat Castaneda da böyle sanıp işe başlamıştı 🙂