Bir zamanlar insanın en tehlikeli düşünceleri günlüğünün arasında, yarım kalmış mektuplarında ya da gece arkadaşına fısıldadığı cümlelerde yaşardı. Şimdi ise düşünce, daha doğmadan paylaşılabilir bir biçime sokuluyor: fotoğrafı çekilecek, beğenilecek, ölçülecek, sıralanacak ve belki de unutulacak. Dijital sınırların en büyük başarısı insanı zincirlemek değildir; zinciri görünmez kılıp onu bir aksesuar gibi sevdirmesidir.
Gözetim denince akla hâlâ karanlık odalar, duvarlara gizlenmiş kameralar ve devlet arşivleri geliyor. Oysa çağdaş gözetim daha nazik, daha parlak ve çok daha davetkâr. Bize ücretsiz uygulamalar, kişiselleştirilmiş öneriler, anında teslimat ve kaybolmayan anılar sunuyor. Karşılığında ise nerede olduğumuzu, neye baktığımızı, neyi arzuladığımızı, hangi saatte kırıldığımızı ve hangi şarkıyı dinlerken eski sevgilimizi düşündüğümüzü istiyor. Bedava hizmetin faturası çoğu zaman verilerimiz değil, davranışlarımızdır.