Kutsallık ve Taraftarlık

“Taraftarlık” hiç bir insanın hak etmediği ayrımcı ve köleleştirici bir konumdur.
İnsanın kendine verilmiş muhteşem kabiliyetleri ve özgür iradesini hiçe saymak ve zaman içinde bütün bu hediyelerin dumura uğratılması anlamına gelir.
Her birey hayatı boyunca yapabileceğinin en iyisini ya da ona yakınını yapıyor zaten. Ruhsal, blinçsel ya da daha sübtil arayışlar, katı gerçeklikten doymuşlukla ilgilidir, ihtiyaçlarımız bizleri niyetimiz doğrultusunda yönetiyor, bunu unutmayalım. Eğer unutursak, kibirli bir elit tabaka oluşuyor, sanki daha sübtil, ruhani şeylerle ya da belli bir partiyle ya da futbol takımıyla ilgilenmek kutsalmış ve onlar bunu yapabiliyorlarmış gibi! Herhangi bi şeyin kutsallığa itilmesi facialar yaratmıştır insanlık tarihinde, yaşam zaten tüm dokusuyla her şeyiyle kutsaldır. Bu kelimeye dikkat etmeliyiz.
Kutsallık kelimesinin vehametinden ancak onu herşeye yüklemekle kurtulunabilinir.

Taraftarlık ayrımcılıktır, her yeni an kendine uygun bir taraf olmak özgürleşmek, sunulan nimeti son kerte kullanabilmek anlamına gelir.

Yapacak çok iş var

2005.Günlükten

Elimdeki kitaplar biriktikçe birikiyor.

Ve ben bundan oldum olası hoşlanmam. İlgimi çekenlerle, okuma hızım birbirini karşılamalı. Belki daha az internete takılmalı, daha az briç oynamalıyım.

Üstelik dün yayımeviyle görüştüm. Elime nur topu gibi bi yayın takvimi tutuşturdular.

Demek ki bi de yazmam gerekecek!

Sibel olarak eskiden tanıdığım şahıs, bu kadar tembel ve sorumsuz değildi.

Neyse, yapacak bi şey yok, biraz gayret edeceğiz. Sızlanmakla bi yere varılmaz.

Unutmadan not edeyim;

Dün gece en iyi dostumla karşılıklı sohbet ederken birden zihnimin içinde bi görüntü belirdi; sakallı 2 – 3ooo yıl öncesinin arap giyimine benzer örtünmüş bi adam, çevresindekilere karşı gür bir sesle şöyle bağırıyordu: “Allahın yarattığı hiçbir şeyi inkar etmiyorum”

Ses öyle güçlüydü ki kulaklarımdan dışarı patlarcasına çıktılar. Aynı ses tonuyla cümleyi bi kaç kez tekrar etmek zorunda kaldım. Arkadaşım dedi ki; “bu cümle bedeninde belirgin titreşimler mi yaratıyor?” Evet bu doğruydu.

İşin ilginç tarafı, adamın çevresinde hiç kimse göremedim ben. Kendinden başka görünürde kimse olmamasına rağmen, bu cümleyi dinleyenlere söylüyormuş gibi duran o adama hüzünlendim biraz.

Neyse…

“İnanmak için, bütünlük halinde ve kusursuz olman gerekir. Oluştaki en ufak bir çatlak ve şüphe gölgesi, seni ölmeleri kaçınılmaz olan yenilmişlerin, yani inanmak için görmek isteyen, cehenneme kısılıp kalmış, kendi telif haklarından vazgeçmiş binlerce kişinin arasına geri döndürecektir. Dreamer’dan

Kanıt arama şüphedir.
Şüphe şeytandır
şeytan insanı insan yapandır.
İnsan, insan olarak kaldıkça
başka kapılar da kapalı kalır.
Kapalıysa yoktur.
Açıksa bilirsin

bilirsen kanıt aramazsın. Bir Kadını Öldürmek’den bölüm 49

“Kendine acıma duygun, ardına gizlenmek ve dayanabilmek için, insanlığın koşullarını kullanıyor. Kibrin, artık iyileştiğini ve başkalarına yardım edebileceğini düşündürüyor.

Dünyaya yardımcı olmayı, kendilerini ondan ayıranlara bırak.

Yüreklerinde yalanı yenemeyenler, yani içlerindeki sürekli kendini baltalama eyleminin bilincinde olmayanlar, başkaları için hiçbir şey yapamazlar. İnsan yalan söylediği için ölür.” Dreemar’dan

Dışarlarda kendinden menkul bişey yok! “Anlamaya çalışma, anlamlandırma” çabaları günümüzü doldurmak, kendimizi işe yarar ve kıymetli hissetmekten öte hiç bir özel önem arzetmiyor.
Topluca eğlen-iyoruz!

Nedir Eğlenmek?

2005.Günlükten

Anasının Karnından dizisi