Varlığın Kuantum Alanı

“Fizik bedeninin burada bulunuşu sana hatırlama konusunda
tam bir avantaj sağladı diyebiliriz; çünkü diğer gezginler
gibi rüya bedeninle gelmiş olsaydın bu hatırlamanın bir
garantisi olmazdı. Her varlığın kendi konumunun frekansına
uygun olan bedeni -fizik beden diyorsunuz buna- o konum
için esastır ve çok özeldir.”
“Neden?”
“Çünkü o, belirgin konumun frekanslarına uygun olacak
şekilde programlanmıştır, yani onun sayesinde deneyim
yaşayan bir varlık olarak onurlandırılmışsın anlamına geliyor.
Bir gezegene doğduğunuzda, ilk nefesi aldığınız an
varlığınızın kuantum alanı, gezegeni çevreleyen kristalimsi
kabuğa bakar ve DNA nızın verim oranını gezegenin enerjisine
ayarlar. Bu kabuk ise kolayca tahmin edebileceğin
gibi o gezegende yaşamış herkesin enerjilerini ve tarihini
barındıran bir bellektir.”

Laniakea‘dan alıntı

“İnformatif” bir kitap

285 Sayfa “SIR mıSIR” ya da “Sır Mısır” sıkıştırılmış zamanlarda okumama rağmen, kısa süre içinde bitti. Tatil döneminde okunası lezzette ve başarılı “informativ” bir kitap.

Zemin, Kenan’a yarenlik edecek çocuk … Daha ilkokul çağında, tabiriyle “bacak kadar çocuk” ama dilinden akan ifadelere bakın …

“Neymiş seni okuldan soğutan başka şeyler?”
Aklımdan taciz, dayak filan gibi şeyler geçiyordu ne yalan söyleyeyim. Sahipsiz, fakir çocuklar ne de olsa.
“Immm … Nasıl söylesem bilmiyorum ki …Immm …”
“Yeter ımmmladın ama.” Korkmaya başlamıştım.
“Bunu söylemesi zor. Hani bir şey hissedersin, ama birine anlatmak için davrandığında rüya gibi kaybolur ya elinden. işte öyle. Abi, ben okulda öğrettikleri şeylerin bana zarar verdiğini sanıyorum. Dur kızma hemen. Yani belki iyi niyetle yapıyorlardır, ama insanın düşlemesini öldürüyor bunlar. Hani ne diyorlar; fast food muydu, yani hazırlop acele şeyler. Herkese aynı şey. Bakalım herkes ayni şey yemek isteyecek mi? Kimsenin bunu düşündüğü yok.”

Bende oluşan duygular:

Devamını oku ““İnformatif” bir kitap” →

Her uyandığımda daha iyiydim.

Üzerimde son bir haftadır enteresan bir şekilde negatiflik yüklüydü. Laniakea okuyarak ve bolca uyuyarak iki gündür daha iyi hissediyorum. Kitap çok güzel bitti, merakla bekleyeceğim ikincisini.

Laniakea önceki kitaplardan daha farklıydı. Daha çok odaklanıp okumak gerekiyordu. Kitabın en çok beni etkileyen yönü belki bana öyle geliyordur 266. Sayfada Kuantum ve kendi düşüncelerimiz ile ilgili sözler. Muhteşem kesinlikle eğer anladığım gibiyse ya da ben ilk kez aydım. Yani kuantumu anlamak için kendimize ve düşüncelerimize bakmak yeterli. Kararlar, seçtiklerimiz, seçmeyip öldürdüğümüzü düşündüklerimiz, seçmeyip hayal ettiklerimiz, geçmişi geleceği düşündüklerimiz hepsi hepsi hem var hem yok.

Karakterler çok iyi. Po köyü sakinleri varlıkları güzel anlatılmış hayal edebildim. Bazı yerlerini anlamadım tabii doğal olarak birkaç kez okumam gerekti. Ama Serap’ın da dediği gibi hissettirdikleri önemli bazen ya da bıraktığı tat, koku işte her ne ise. Zamanı gelince düşünceler bulur yerini.

Po köyü sakinleri ile Urban Shaman prensiplerini önce karşılaştırmak istedim. Yani kim kimdi bakayım diye ama kitabı öyle okuyup devam etmek istedim. Uzun zaman oldu. Benim okuyuşum hem aşina hem yabancı okuyuşu oldu. Ama şunu söyleyebilirim ki yeni okuyan biri Po karakterlerini ayrımsayamayabilir. Laniakea hepimizin bütünlük içinde olduğu yer evet, prensipler evet.

Rüyaları ve çok boyutluluğu 2037 de ki o sıvı tank olayı biraz daha somutlaştırdı. Sanırım şapkalı ayı örneğinde hissettim bunu iyice. Serap’ın o altı günü söndürürken yaşadıkları üzücü ve düşündürücüydü.

Birinci kitap tam. Lezzeti damakta, ikinci kitabı bekleyin tadında. Tabii ki sorular var ama açıkta kalmış değil, devam eden süreçte yanıtlanacak sorular onlar.
Güzeldi vesselam 😊😊
Şu son birkaç gün çok ilginç bir şekilde sağalttı beni. Yarı bir anda gelen uykuyla satır aralarında, yarı okumayla. Çok ilginçti gerçekten. Her uyandığımda daha iyiydim.
Teşekkürler 🙏🙏😘

 

Gülbahar Biler, 03.09.2016

Farklı evren versiyonları

Dr. Hugh Everett tarafından Princeton Üniversitesinde mezuniyet tezinde geliştirilen fikir temelde belirli bir anda evrenin sayısız benzer örneklere bölündüğünü varsayıyor. Ve sonraki anda, bu “yeni doğan” evrenler benzer tarzda bölünüyorlar. Bu dünyaların bazılarında, tek bir evrende bu makaleyi okuyarak veya bir diğer evrende TV izleyerek var oluyor olabilirsiniz.
Everett bu dünyaları çoğullaştırmanın tetikleyici faktörünün eylemlerimiz olduğunu açıkladı. Eğer bazı seçimler yaptıysak, anında tek bir evren sonuçların iki farklı versiyonuna bölünüyor.
Laniakea gri sayfalardan

Zekânın mizahla görünen incelikli yüzü

“Son demlerin bizi kıskıvrak boğuntuya getirdiği ülke ahvalinin psikolojisi en iyi tanımla koyu gri( siyah demeye dilim varmıyor 🙂  Darbedar hale savrulmadan bir öncesi de açık griydi sanki. O zamanda okuduğum Sibel Atasoy’un kitabı o grilikte ışınlı şavkımalar yaratmıştı içimde. 2037’nin Türkiye’sini de içinde barındıran çok boyutlu bir kurgusu var, aynı zamanda bir bilim-kurgu. Dedim ki için için, yahu tabii ki böyle ışıklı bir gelecek bu kafalarımızın içinde oluşabilmeli, gerçek dediğimiz realite zaten bilim alanında da muğlak bir yere savruldu kuarklarla ama bizim kafamızın içindeki rasyonel akıllı mahkumiyet , bu kitaba kendi açılışımızla kalkabilir, umutlu kurgulara açılabilir, kendimizin de dirimli kurguları kurmamızı sağlayabilir ve gerçekliği silkeleyebilir. Bu yaklaşım belki uzak açılı bir yarar üstüne kurulu ki ben o uzağı yakın gibi düşünüyorum, ama en kötü ihtimalle ruhumuza ve hapise girmiş vizyonumuza devrimci umutkâr bir nefes aldırabilir. Üstelik de bir ağaçla iç içe geçivererek yutulmuş bir adamın gizemli ölümünün peşinden de çok boyutlu, merakla kovalanan bir yolculuğa da çıkarıyor insanı. Ayrıca fizik dünyasının kuantum alanına ilgi duyanlar için de çok zevkli bir okuma oluyor, zekânın mizahla görünen incelikli yüzü de benim edebiyat metinlerinde zevkimin debisini arttıran bir yön. Ben Lemurya dünyasına kadar bizi sürükleyecek olan diğer bölümleri de merakla bekliyorum, ama bunu bir-iki kez daha okurum tahminen 🙂 Teşekkürler Sibel Atasoy, dünyanı bize böyle açtığın için..”

ilaveten; Kızkardeşim okurken demişti ‘abla ben PO köylerinde yaşamak istiyorum’ diye :))
Aslında be de bu kitabın okuyanlarla birlikte bir vortex yaratacağını düşünüyorum. Aslında sayımız az değil, heyulaya direnen rasyonel akıl ruhun pusulasını kilitliyor, korkuya eğilimliyiz çıkamıyoruz kolayca, bunu ben kendimden biliyorum ‘ sen işini kış tut, yaz çıkarsa bahtına’ diyerek büyütülmüş bir temkin abidesi olarak çok zorlandım dengeyi kurmakta , halâ zorlanıyorum. Gece de ben düşündüm, dedim ki herkes 2037 yi kursa kafasında neler yakıştırır bu tarihe? Beylik savaşlar parçalanmaların dışında bir şey düşünebilme yetimiz kaldı mı acaba bu topraklarda? Bence bu yetiyi dürtüklemeliyiz, en karanlık tabloda bile 13. yy olduğu gibi bir ıhlara vadisi kurulabilir.

Suzan Çal -11.08.2016

Sibel Atasoy Hayatta kalma dürtüsünden kurtulmak kolay değil (tüm korkularımızın beslendiği kaynak da bu zaten). Şu an Arthur clark’ın çok güzel bir kitabından uyarlanan childhood’s End dizini izliyorum, dinsel mitler bana çok uzak olduğu halde etkileniyorum. Bir robotun canlanması ne denli zorsa bizim de hayatta kalma dürtüsünden özgürleşmemiz o denli zor fakat imkansız değil.

Suzan Çal İşte tam da bu … İnsan kendi programını kendi ormanına kendi yerleştirdiği ekmek kırıntılarına gömdüğü yazılımı hatırlayarak hackliyor :))) İçerideki cadı hem korkumuzu hem hevesimizi besliyor, onu da sinaps ağıyla yakalayıp cizirdatıyoruz tahminen :)))Çok deli saçması gibi oldu ama, zaten kendi hakkımda tersini de iddia edemeyeceğim 🙂 Çocuksu bilincin masalsılığını seviyorum, çocukları sağlam masallar kurtarır gibi geliyor bana…Zaten korkmayan yola çıkmazmış, annemin dediği gibi ‘ hem korkar hem sarkar’ türünün bir kimsesiyim, ama korku denen şeyin gölgeliğinin de içine girdikçe yavaş yavaş yok olduğunun da tanığı oldum denebilir, illüzyon oluşuna ancak onunla yaklaşabildim..

Sibel Atasoy Tamamen katılıyorum. Her zaman hatırlattığım şu üçlemeyi bir okusan, neden bütünlüğümüzün sadece minicik bir kısmının aydınlıkta yani bilincinde olduğumuzu ama çoğunun bilincimizin dışında çalışmakta olduğunu ve bunun bir eksiklikle alakası olmadığını basitçe görürsün. İnsan olmayı öğrendiğimiz-(0-6 yaşında yüklenen ana program) için bütünlüğümüzün büyük kısmının kuantum dolaşıklık içinde yaptığı şeyleri bizim minik aydınlığımız kabul etmez, kabul etmek ne kelime, dilini yutar! https://en.wikipedia.org/wiki/His_Dark_Materials