Mental beden

Bu yazıyı,(bana biraz mistik gelse de) elimden geldiğince tercüme ettim, çünkü bedenlerimiz konusunu önemsiyorum, orjinali için tıklayınız.

Zihinsel bedeniniz hava maddesinden oluşmuştur. Parlak ilahi fikirleri indirmek için bir kadeh gibi alıcı olacak şekilde tasarlanmıştır. 

Zihinsel bedeniniz bu fikirleri uygulanabilir biçime dönüştürme gücüne sahiptir. Zihin zihinsel bedende bulunur. Bilinç olarak da adlandırılan zihin, efendiniz değil, hizmetkarınızdır.

Zihinsel vücut; desen ve vizyon tutmak için,  arzular ile form oluşturma aracı olarak oluşturuldu. 

Çoğumuz istemediklerimizi yaratmak için zihinsel bedenimizi kullanıyoruz.  

Ne olmasını istemediğine dair kafanda bir resim tutarken kendini bulursan eğer bunu durdurmak ve iptal etmek için tereddüt etmeyin.

Oraya gitmek istemiyorsun fakat dikkatini istemediğin şeye veriyorsun. Zihninizde geviş getirerek, neler olabileceğini yansıtarak ve başkalarıyla konuşarak, bu korkuyu tam anlamıyla tezahür ettiriyorsunuz. 

Zihinsel bedeni,  aslında yaratılış işlevinin tersine kullanıyorsunuz.

Zihinsel karmaşa içinde kendinizi bulduğunuzda sorulması gereken soru şudur, “bana ait bu düşünceler Ne kadar önemli?”  

Çünkü birçok kez, eğer empatik veya enerjiye duyarlıysanız (benim gibi), başkalarının düşüncelerini alırsınız.  Aurik alanınızı güçlü tutmanın bu kadar önemli olmasının bir başka nedeni de budur.

Pratik yapalım:

Devamını oku “Mental beden” →

Uzun bir aradan sonra….

İnsanın ne zaman ne fark edeceği belli olmuyor. Az önce eski bir ses kaydıma rastladım, katmanlar ve miktar arasındaki ilişkiye dairdi. O günü hatırladım. Karamürsel’de bir kafedeydim, Yiyecek sipariş etmiş önümde uzanan körfezi seyrediyordum. Yemek geldi fakat miktar olarak gözüme az geldi, sanki doymayacakmışım gibi bir his duydum. İşte o an “katmanlar” ile ilgili bir ayma yaşadım. Doyma duygum miktarla ilişkili değildi, o şeyin katmanlarına ne denli nüfuz edebileceğimle ilgiliydi! Her şey böyle işliyordu:)
Lineer mi çok boyutlu mu meselesine kadar gider bu katmanlar konusu 
Günaydınnn dostlar

*

Az sonra size anlatacaklarımı ister masal ister kehanet ister bir kişinin yüksek benliği ile teması isterseniz de yalan dolan olarak değerlendirin benim açımdan fark etmiyor ben kafamdaki sorunun cevabını merak ediyorum:
Kryon bir anlatısında, dünyadaki ilk canlılardan pleadesliler tarafından genetikleriyle bilimsel olarak uzun süren bir çalışma sonucunda insan ırkının ortaya çıkarıldığını öne sürmekteydi. İkinci aşama ise o güne kadar bu gezegene çeşitli hayvan ağaç vs bedenlere girmek suretiyle gelen ve mutlu mucuk yaşayan Siriusları bu yeni yapıtları olan insan bedenine davet etmek olmuştu. Fakat Siriuslular bu daveti çok uzun süre geri çevirdiler hattta sonunda Gönülsüzce kabul ettiklerinde dahi kendilerini ikiye bölerek yarılarını bir hayvan bedenine yarılarını bir insan bedenine adapte ettiler.
Şimdi gelelim benim 65000 pesoluk soruma 😀 Siriuslular neden bu geçiş için bunca gönülsüzdü?
(Gerçek bir sorudur hatta mümkün olsa bu soruyla bir BAK yapmak isterim)

*

İnsan bilinci karmaşıktır. Biliminizin İnsan bilincini fiziğin bir dalı olarak düşünebileceği bir gün gelecek. Bunun nedeni İnsan bilincinin bilinen lineer fiziğin kalıplarını veya hatta kuantum fiziğinin kalıplarını izlememesidir. Bilinç, yapısı olan senkronize bir enerjidir. (Sonunda keşfedeceğiniz gibi) Kuantum modellemeye sahiptir, ama mantık kuralları setine sahip değildir. Bunun yerine, bireysel İnsan Varlığının Akash’ından etkilenir. O karmaşıktır ve kendi gündemine, kendi kişiliğine ve iletişim kurma yeteneğine sahip olduğu bilinen tek senkronize ve eşevreli enerjidir. Demiş bir zamanlar Kryon
Ruh için de bir nevi enerji diye konuşulur. Yani normalde ruh deyince ben şöyle anlardım; bi sürü teknolojik aletin var o halde onu kullandığın sürece prize takmalısın! Eğer enerji kesilirse madde işlevsiz kalır. İnsanın bilincinin 3 bölümünden biri aumakuamız (yüksek benlik der batılılar) bizimle ruh arasında ilişki kurar. Yani anladığım kadarıyla ruh bizatihi içimizde değil. Ona bağlanacak bir enstrümana sahibiz. Ruh ise açık biçimde yaratıcı kaynak ile bağlıdır.
İçimize girdiği söylenen şeyin daha süptil bedenlerimiz(daha önce üretebilmişsek) olduğu söylenebilir belki! Duygu/rüya bedeni, Mental beden, ışık bedeni gibi. Bunlar fizik bedeni ölüp dünyanın toprağını oluşturmak üzere dönüşüme girdiğinde çıkıp kendi titreşim bölgelerine giderler.
Bu gün ne kadar gevezeyim, şaştım kaldım. Üstelik söylediklerimin hiçbiri hakkında emin değilim, kanıtım da yok.

Bedenlerimiz ve Enerji Merkezleri

Hawai şifacılığında, bedende 8 merkez ve 4 köşe bulunur. Bunları çakraların değişik versiyonu olarak düşünebiliriz.

8 Merkez

1- Taç
2- Göğüs
3- Göbek
4- Kasık kemiği
5-6 Avuç içleri
7-8 Ayak tabanları

4 Köşe

1.2 Omuzlar
3-4 Kalçalar

Bunlara ek olarak 2 tane de, 7. omur yani ensenin altındaki çıkıntı ile kuyruk sokumu kemiğinde enerji kaynağı var.
Toplamda 14 tane bölge oluyor, bunların hepsi birer güç merkezi yani enerji kaynağı (çakra)
Hint felsefesinde 7 ana çakra olarak biliriz ama çok daha fazla sayıda başka güç merkezleri de vardır.
Hawai şamanlığındaki bu 14 merkez de ana güç merkezleridir.

Sihirli Dokunuş, KAHİ denilen bir şifa sistemi var. Bu sisteme Hawaii bilgisinde Lomi lomi adı veriliyor. (bu sistem bir masaj olarak şu an Hawaii turizminde kullanılıyor). Bu bir beden çalışması.
Sergei hoca , Kahi’nin, şu ana kadar kullandığı pek çok yöntem arasında en sık uygulanan ve en kolay sistem olduğunu söyler.
KAHİ’nin Hawaiice karşılığı BİRLİK anlamına gelmektedir.
(Bütün güzellikler birlikten, bütün hastalıklar ayrılıktan geliyor, lisanlarının yapılanması bunun üzerine kurulmuş ve lisanın ilk çıktığı zamanki sihrini en azından bizim lisanlara göre çok daha iyi koruyor)
Lomi lomi de denilen bu teknikte, çok hafif bir el dokunuşu veya parmak baskısı ile yapılıyor.

#urbanshaman

*

Devamını oku “Bedenlerimiz ve Enerji Merkezleri” →

Gökyüzünde yalnız gezmeyin yıldızlar

Edindiğiniz her bir bilgi, gökyüzünde yalnız gezen bir yıldız ya da okyanusta bir adacık gibidir, bunlardan binlercesini edinmektense bir tanesine/bikaç tanesine bağlanın! Köprü kurmakla; farkındalığınızın bağlantısal düzeyine geçer ve bir anda hayal bile edemeyeceğiniz adacıklara ulaşırsınız.
KALA’nın her şey birbiriyle bağlantılıdır özelliğini hatırlayınız.
Urban shaman, birey olmanın ilişkiyle (bağlantısallık) mümkün olabileceğini savunmakla kalmaz, tüm şifalandırma teknikleri ile çoğu kez istenen sonuca ulaşıldığını kanıtlar.
Biz insanların nasıl ilişki kurduğumuzu anlamak için yapılan bir dizi araştırma sonucunda; yeryüzündeki herhangi iki insanı birbiriyle ilişkilendirmek için 5 ila 7 bağlantının yeterli olduğu kanısına varılmış, hatta bu durum “altı derecelik ayrılık” teriminin doğmasına sebep olmuştur. Bu konuyu anlamak için basitçe facebook’un çalışma biçimini düşünseniz bile yeter 🙂
Tabi farkındalığın üçüncü düzeyi olan bağlantısallık yalnızca insanların birbirine bağlarını değil, zaman/uzay/madde arasında kurulan köprülerdir. Bilgiye ulaşımın en kestirme yoludur, fiziksel ya da duygusal hareket gerektirmez. Çünkü bunlar öylesine çok kez tekrar edildi ki dünyada, onların bıraktıkları ısı izlerini takip etmek yeterli olur. aloha

*

Mental bedenlerin, biyorobotik (insan) fiziksel kılıfları yerine teknorobotik kılıflar içine yerleşme olasılığı nedir acaba? Bunu düşünen oldu mu?
Örneğin Asimov’un üstün özellikli R. Daneel olivaw ve R. giskard reventlov robotları mental bedenlere sahip olabilir mi? Bu durumda insan tanımı nasıl yapılacak?
http://tr.wikipedia.org/wiki/Robot

Şimdi robot teknolojisi iyice geliştiğinde, bazı robotların diğerlerinden farklı olduğu görülebilecektir diyorum tıpkı Daneel ve Riscard gibi çünkü bazılarının içine mental beden (bazıları buna ruh da diyebilir) girmiş olabilecek ama diğerleri bu anlamda boş kılıflar olabilecekler!   Dünyanın bir çok değişik coğrafyasında şaman kültürlerinin içinde buna benzer mitler dolaşır, öyle ki; bazı usta büyücülerin kendilerini uzun süre yaşayan varlıkların içine nakledebildikleri, örneğin bir çınar ağacı içinde bin yıl, bir kristalin içinde onbinlerce yıl yaşadıkları söylenir. Olmayan bi şeyi söyleyebilmek zordur bu sebeple eski meseller ve mitler yaratıcı meslekler icra edenlerin en büyük dostu olmuştur 🙂

Sebebini tartışmıyorum şu an ama diyelim ki nöronların bilgi trasnferlerinden/elektromanyetik sinyallerden ya da bilemediğimiz başka nedenlerden bazı insanlarda mental beden aktive olmuş diyelim bir an için. Nasıl ki rüya bedenleri var yani onlar da daha farklı titreşimdeki bedenler, astral beden diyorlar ve bir çok kişi bunu deneyimlediğini anlatıyor. Tıpkı bunun gibi mental beden aktif olduğunda, kendini fizik bedenle sınırlı görmek istemez (onun ömrü aşağı yukarı belli) ve fakat fizik bedenin kaybından sonra bile titreşim aralığı düşük mevcut gerçekliğimizde kalmaya devam etmek isterse, işte o zaman gelişmiş teknorobotlar kullanışlı birer yuva olabilir mi diyorum 🙂

Benim mental bedenle ilgili soruma benzemekle birlikte çok daha basit bi öngörü Hiçi destanı üçlemesinde gayet başarılı biçimde ortaya atılmıştır. Okuyanlarınız varsa, orada bir insanın bilinci ölüm anına kadarki tüm anılarıyla birlikte sonsuza kadar ulaşılabilecek biçimde bir yere nakledilebiliyor ancak Hafıza-bilincin yaşamasını sağlayamıyordu, yani fizik ölüme kadar ne toplandıysa o total, ya da enerji kalıbı artık değişmeyecek biçimde donup kalıyordu. Güzel bir üçlemedir hatırlayan varsa.