DEĞİŞİMİN SEZGİDEN BAŞLAMASI

Şamanla sezgiselliği öğretmezler, bunu üstlenirler. Bunu nefes almak kadar kolay ve doğal yaparlar. Aslında bu durum ilk 3 prensibin (İke-Dünya düşündüğün şeydir, Kala-Limit yok herşey birbiriyle bağlantılıdır, Makia-enerji dikkatin gittiği yere akar) doğal sonucudur.  3 prensibin doğal sonucu insana zaten sezgiselliği yaşatır. Sadece nefes alarak sezgisellik rafine bir şekle getirilebilir.

Sezgi kelimesinin aktif ve pasif yanları:

Sezgi genellikle bir bilgi ya da bilgilendirme şeklini ima eder. İçsel hisler, görme, duyma, koku, tat yoluyla gelirler. Telepati kelimesi bir şeylerin aktif ve sözel çağrışımından kaynaklanır. Duru görü ise pasif ve görsel hissinden kaynaklanır.

Telepati ve duru görü, sezginin bir çeşit ifadesi olmuş oluyor.

Bu içsel bilgiler sezgisel olarak alınabildiği gibi verilebilen de bi şeydir. Aktif-pasif olarak ayrılırlar.

Sezginin alınması pasif bi şey iken sezgi iletilmesi aktif bi şey olmaktadır, çünkü burada bilinçli bir durum söz konusudur.

Sezgiyi bazı metaforlar kullanarak tarif edebiliriz. Çünkü ilk seviyede olan bir bilim insanı gibi (Serge hoca bunu henüz sadece fiziksel kuralları uygulayıp bunun ötesine geçmemiş anlamında kullanıyormuş) sezgiyi ufak parçalara bölerek anlama yolundan gidemeyiz
Sezginin varlığına dair kanıtlar, sorgulanamaz derecede açık ve nettir. Yeter ki siz onları görmezden gelmeyi seçmeyin. Şaman düşüncesine uygun olarak fiziksel bir temel olsun veya olmasın-fiziksel dünya, fiziksel olmayan dünya-tarafından üretilmiştir. En genel yanlış anlama ise kişinin algı gücünün limitinin, algıya dair bir limit olduğu şeklindeki düşüncedir. Yani kişinin algı gücünün limitli olduğuna dair bir yanlış anlamadır.

Sezgiye dair ilk ve en sık kullanılan ikinci metafor da ağ (web) benzetmesidir. Hawaiicede buna akaweb deniyor. Aka’nın anlamı; fiziksel evrenin temel maddesi, yansıma, ayna, gölge , öz., maddenin yapıtaşı

Bütün boyutlardaki varlık ya da madde diyebileceğimiz her şey aka’dan yapılıyor.

Madde , düşüncelerle oluşuyor ve Mana (içimizdeki her şeyi yapabilme gücü) deposu oluyor . İçimizdeki Mana, dikkatimizle bir şeye yönlendiriliyor ve aka devreye giriyor.

Devamını oku “DEĞİŞİMİN SEZGİDEN BAŞLAMASI” →

Bedenlerimiz ve Enerji Merkezleri

Hawai şifacılığında, bedende 8 merkez ve 4 köşe bulunur. Bunları çakraların değişik versiyonu olarak düşünebiliriz.

8 Merkez

1- Taç
2- Göğüs
3- Göbek
4- Kasık kemiği
5-6 Avuç içleri
7-8 Ayak tabanları

4 Köşe

1.2 Omuzlar
3-4 Kalçalar

Bunlara ek olarak 2 tane de, 7. omur yani ensenin altındaki çıkıntı ile kuyruk sokumu kemiğinde enerji kaynağı var.
Toplamda 14 tane bölge oluyor, bunların hepsi birer güç merkezi yani enerji kaynağı (çakra)
Hint felsefesinde 7 ana çakra olarak biliriz ama çok daha fazla sayıda başka güç merkezleri de vardır.
Hawai şamanlığındaki bu 14 merkez de ana güç merkezleridir.

Sihirli Dokunuş, KAHİ denilen bir şifa sistemi var. Bu sisteme Hawaii bilgisinde Lomi lomi adı veriliyor. (bu sistem bir masaj olarak şu an Hawaii turizminde kullanılıyor). Bu bir beden çalışması.
Sergei hoca , Kahi’nin, şu ana kadar kullandığı pek çok yöntem arasında en sık uygulanan ve en kolay sistem olduğunu söyler.
KAHİ’nin Hawaiice karşılığı BİRLİK anlamına gelmektedir.
(Bütün güzellikler birlikten, bütün hastalıklar ayrılıktan geliyor, lisanlarının yapılanması bunun üzerine kurulmuş ve lisanın ilk çıktığı zamanki sihrini en azından bizim lisanlara göre çok daha iyi koruyor)
Lomi lomi de denilen bu teknikte, çok hafif bir el dokunuşu veya parmak baskısı ile yapılıyor.

#urbanshaman

*

Devamını oku “Bedenlerimiz ve Enerji Merkezleri” →

Garden Tiki Nedir

Garden Tiki Nedir: Hawaii bilgeliği Huna geleneğinden bir terim olup, hayal ederek yarattığımız, çeşitli amaçlar için rüya bedenleri ile gidebildiğimiz kahiki (orta dünya) içinde bir yerdir. Orada merak ettiğiniz her şeyi sorabilir, normal hayatta bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylarla birebir görüşüp, karşılaşabilirsiniz. Bahçe, içsel dünyamızın tutarlı bir kısmıdır çünkü PO’nun yakın bölgelerinde bulunduğu için daha tanıdıktır.

Yapılandırılmış rüya- Bu içsel yapının Hawaii ismi TİKİ dir.

PO’ya daha derin girdikçe odaklanmanız da güçleşir. Sık sık istediğiniz amaçtan uzak düşersiniz ya da bilinçli farkındalığınızı yitirebilirsiniz. Bu zorluğu aşmanın bir yolu en eski şamanların bulduğu Yapılandırılmış Rüya çözümüdür. Yapı her zaman özgür irade içerir. Bir şeyi yapmadan önce birden çok rehberlik almış olabilirsiniz ama onu yaptığınızda ortaya farklı bir şey çıkar. Çünkü özgünlüğünüz bunu gerektirir. 
Kendini serbest bırakarak, neyi nasıl yaptığını formülize ederek değil de zevk aldığınız şeyleri toplayacaksınız, sisteme sürekli veri girişi yapacaksınız, bunların ne işe yarayacağını o kadar da dert etmeden planlamadan, veri almak adına zevkli vakit geçireceksiniz. Veriler sizin içinizde size özgün bir bağlanış gerçekleştirirler, aklınızla buna müdahale etmeniz gerekmiyor ve birden bire ortaya sizi şaşırtan şeyler çıkıverir (‘bunu nasıl yaptım nerden biliyorum da nasıl söyledim’ dersiniz). Aslında öyle bir veri girişi yoktur ama yüzlerce başka veri girişi vardır ve sizin iç rüyanız, onun içinde yeni bir bağlanış gerçekleşmiştir.
Bunun gerisinde derin bir fikir bulunmaktadır. 

Garden Tiki, Kahiki’nin (orta dünya) içindedir ve hatırlayabildiğimiz rüyaların ötesindedir. Bu özel yer , hayal ederek- hafızamızın ya da arzularımızın dışında- yarattığımız ve sadece rüya bedenlerimizle (enerji bedeni) ve çeşitli amaçlarla gidebildiğimiz bir yerdir. Dinlenmek için, şifalanmak için, kavramak için, macera için vs amaçlarla garden tikiye gidebilriiz. Bu bahçenin sizin gözetiminizde çalışan uşaklar,elfler, periler yardımcı bir ekibi bulunur. Onları bahçenin efendisi (yani siz) öneriler ve araçlarla ve çeşitli kaynaklarla beslemektedir.
Her kişiye özel bir garden tiki var. Bu bahçenin de ağaçları florası ve hayalinize uyan bilinçli ya da bilinçsiz bir görünümü olacaktır. Bahçeyi değiştirseniz o da sizi değiştirir. Bu tüm hayat deneyiminizin değişmesidir.
Garden Tikide merak ettiğiniz her şeyi sorabilir normal hayatınızda bir araya gelemeyeceğiniz kişi ve olaylar birebir görüşebilirisiniz (onları çağırın, arzu ettiğiniz şekilde misafir edip ağırlayın). Bahçe, içsel dünyanızın tutarlı bir kısmıdır. PO’nun uzak bölgelerinden daha tanıdık gelebilecek bir kısmıdır.
Rüya Görme sırasında ikinci dikkate girip hiç tanımadığın yerlere savruluyorsun, bi çok şeyi tanımlayamıyorsun, çok hızlı geçiyor, tutamıyorsun ya da çok nadir objeleri tutabiliyorsun çünkü bu PO’nun daha derin kısımlarına sürükleniyorsun anlamına geliyor. Ama Garden Tiki, PO’nun Kahiki bölgesinde kurulduğu için daha tanıdıktır.
Size bir an evvel bir rüya bedeni (enerji bedeni )yaratmaya başlamanızı (yani farkındalık kazandırmanızı) öneriyorum diyor Serge hoca. Bu beden, fiziksel bedeni bıraktığınızda kullandığınız aslında bir rüyaya dalar dalmaz otomatik olarak ortaya çıkan bir başka bedeninizdir. Onu şimdi arzunuza göre bir şekle dönüştürebilir isterseniz yeniden değiştirebilirsiniz. Ona bu şekilde bilinçli odaklandığınızda güçlenecek ve esneklik kazanacaktır. Bahçenizde istediğiniz her şeyi değiştirebilir, istediğiniz detayı ekleyebilirisiniz. Fiziksel bedeninizden çıkıp rüya bedeninize geçip düşlediğinizde önce bir mağaraya oradan da bahçenize geçtiğinizi hayal edin. Bahçenizdeki birkaç objeye odaklanın. Bazı seslere, kokulara dikkat edin. Onları döndüğünüzde hatırlamaya ve her gittiğinizde yeniden bulmaya niyetlenin. Sınırsız bir alandasınız rahat olun. Oraya her gittiğinizde, bıraktığın şekilde bulduğunda onu büyümek ve değiştirmek için serbest bırakmış olursunuz. Bu bahçe, deneyiminizin bir başka gerçekliği olarak serpilip büyür. (Ben bunu sadece hayal ettim oysa yatağımda yattığımı biliyorum, öyleyse gerçek olamaz demeyin! Her şeyin bir başlangıcı var)

Özel bölgelere şaman seyahati;
Bir çok kültürün efsaneleri hatta masalları bazı sihirli yerlerden bahseder, hatta onun fiziksel özelliklerini tanımlar, isimlerini verir. Öyle ki; bazı maceracılar oraları bu fiziksel dünyada aramaya çıkmışlardır. (Kaf dağının ardı  ) Hayır, onlar burada değildirler ama gayet gerçektirler. Onlar PO’da bulunur, oranın sakinleri ve ziyaretçileri için tamamen gerçektir. Oralara aslında rüyalarınızda bir çok kez seyahat ettiniz. Çok çeşitli görünümdeydiler. O yerlere Hawaiice PAİULE denir. Çok modern yerler olabileceği gibi volkanlar, çöller de olabilir. Siz öncelikle kendi bahçenizle bilinçli olarak başlayın, bunu zaten bilinçsiz olarak yaptığınız seyahatlerin bilinçli hale gelmesi takip edecektir.
Aloha sevgili frekanslarım

Huna Prensipleri ve Kahuna

“Onları verdikleri meyvelerle bilmelisiniz”

Reenkarnasyon ve zaman konuları Kahuna felsefesinde oldukça farklı. Özetle, zaman tıpkı ses ve ışık gibi bir enerji titreşimi şeklidir ve onlarda olduğu gibi farklı frekans seviyeleri vardır. Tüm zamanlar bir kerede oluşur fakat fiziksel duyularımız şimdiki zaman dediğimiz kısıtlı bir seviyeyi algılayacak şekilde bilincimizi zorlar.
20140718_125312

20140718_123348 İlk kez içsel bilişime uygun bir tarifle karşılaştım. (serde bi kahunalık mi var nedir)

Huna felsefesinde (Lemuryan uzantısı), şeytan, günah, iyilik ve kötülük, yargı ve ceza konulari da aynen benim bilisimle örtüşür bicimde gayet pratik ve sade. Tüm bilgelik günlük hayatın yararlı ve mutlu yaşanması ve yapılan işlerde kişisel ve toplumsal farkındalığın büyütülmesine endekslenmiş görünüyor. İhmal yüzünden hata yapmak (hala) ve aşırılık ve abartı (hewa) her ikisi de şeytani hareketler değil “aptallık ve çılgınlıktır. Şeytani suçlar ise (ino) “kasıtlı” zarar vermektir. Ve niyet (kasıt) anahtar kelime olduğundan eylemi sadece onu yerine getiren birey yargılayabilir; çünkü benzer sonuçlara benzer olmayan sebeplerle varılabilir. Niyet(kasıt) fark yaratır ve ahlaki alanda bireyin yargıcı kendisidir. Toplumun kendi kurallarına uymayan kişiye yapabileceği şeylerin dışında insanın asıl yargıcı kendi tanrısal benliğidir. Evrensel olan tek günah, hayata karşı uygulanan kasıtlı şiddettir.

Huna felsefesinde sevginin anlamı kelimenin (Aloha) kökeninde görülebilir: “birlikte büyümek ve gelişmek”, “yaşam deneyimini paylaşmak” ve “birlikte mutlu olmaktır”. Sevgi şifa, şifa da sevgidir. Elbette her şey sevgi olarak adlandırılabilir fakat sevgiyi belirleyen asıl sınav onun “büyümeyi ve mutluluğu” teşvik edip etmediğidir. Kahunalara göre duygular bir heyecan veya bedendeki bir enerji hareketidir. Genelde hayali su dalgaları, sıçrayan damlalar ve suyun akması gibi kavramlar kullanılır. Belli bir duyguya verilen isim o duyguya eşlik eden düşüncelere dayanır. Duygularınızın akışı düşünceleriniz ve dış olaylar tarafından uyarılabilir fakat her durumda “duyguları sürekli kılan düşüncedir”.

Ölümden sonraki hayat kahunalar tarafından çok az düşünülmüştür. Kahunaların ilgi odağı yaşanan anın deneyimi olmuştur. Ölümden sonraki yaşam için kullanılan kelime Po dur. Bu kelimenin ingilizceye çevrimlerinde sanki bir mekanmış gibi anlamlar çıkmıştır ama bu durumu tam olarak ifade etmeye yetmez. Bu daha çok fiziksel yaşamla eşzamanlı ve eş uzamlı ortaya çıkan çok boyutlu bir durum. Kahunalar buraya geceleri vücudumuzdan uzakta özgür geçirdiğimiz rüyalarımızda ve bazı trans hallerinde gittiğimize inanırlar. Po’nun dışında doğduk, düzenli olarak orayı ziyaret ederiz ve belki de (!) yeniden doğmak için oraya döneceğiz.
Huna’ya göre Uyanıklık Yaşamı (Ao) ise, belli deneyimleri yaşamak üzere belli gerçeklik kanallarına açık olmak gibi bir şeydir.  Üst benlik yani Aumakua, sürekli Po’da olduğundan burada(Ao’da) biz kelimesinin anlamı Zihin ve Bedendir (yani bütün bedenin Lono/KU bölümleri).

Po ve Ao arasında iletişim mümkündür. Çünkü tam bir kişilik her iki durumda da aynı zamanda var olur. Buna tüm katılanlar farkındalık alanında atılmış birer adımdır.

Batılılar psikokineziyi (Kalakupua) “sadece irade gücüyle bir nesneyi harekete geçirmek” olarak tanımlarlar. Fakat bu kahunalara sınırl bir tanımlama olarak gelir. Her şeyden önce, tek başına irade gücünün (ono) hiçbir şey başaramayacağını öğretirler. İrade gücünden başka hareketin düzenini sağlamak için hayal gücüne (no’ono’o), gücü sağlamak için enerjiye (mana) ve gücün işletilebileceği tepkisel bir aracıya(aka) ihtiyaç vardır.
Kahunalar psikokinezi kapsamına, psişik tedavi, hava durumu kontrolü ve geleceği değiştirmek gibi farklı faaliyetleri de katarlar çünkü bunlarda değişen tek şey niyettir.

Huna Prensibi (Felsefesi) yedi temel prensipten olusuyor. Bu yedi prensibi herkes kendi yaşam biçimine göre alir, dilediği gibi prensiplerin maddelerini çoğaltarak hayat felsefesi yapar:

7 Prensip:
Ilke: Dünya düşündüğün şeydir.(Görme)
Kala: Limit yok. (Arınma)
Makia: Enerji dikkatin odaklandığı yere akar. (Odaklanma)
Manawa: Şimdi gücün bulunduğu andır. (Huzurda olma)
Aloha: Sevgi, birlikte sevinçle büyümektir. (Şükran)
Mana: Bütün güç içerden gelir. (Yetkilendirme)
Pono: Doğrunun ölçüsü etkinliğidir. (Rüya dokuması)

Tanrı sonsuzdur. Bu yüzden tanrı tüm gerçektir. Dolayısıyla gerçek sonsuzdur. Bu yüzden var olan her şey gerçektir. İnsanın sonsuzluğu kavrayamaması nedeniyle kişi ancak gerçeğin belli bir bölümünü kavrayabilir ve bu bölüm de bütünüyle kişinin inanç sistemine bağlıdır. İnsanın inançları değiştiğinde ardından gerçekleri ve ardından deneyimleri değişir. Yani gerçeğin kavranması zihninizin durumuyla ilişkilidir, bu sebeple belli bir zaman diliminde zihin durumunuzla ilişkili tek bir gerçeklik yaşayabilirsiniz.

Sözcüklerin anlamları koşullara bağlıdır. Anlam sadece çevresel şartlarla ilgili olarak anlaşılabilir. Bu yüzden kelimeler ancak içerikleriyle düşünüldüğünde gerçekten etkili olabilir. Evrenin her hangi bir parçası, karşılaştırılabileceği başka bazı parçalarla ilişkili olarak açıklanabilir. Mutlak yoktur, ilişkiler olmadan anlam yoktur, her şey yalnızca karşılıklı ilişkiyle değil, karşılıklı bağımlılıkla da birbirine bağlıdır. Kahunalar her tür sınıflandırma ve bölünmeyi potansiyel olarak yararlı fakat keyfi bulurlar. Ayrılık sadece pratik değeri olan bir yanılsamadır. Kahunalar amaçlarına hizmet eden açıklayıcı her hangi bir anlayış geliştirmede kendilerini özgür hissetmişlerdir.

Huna felsefesinde, aslında bana uygun gelen ancak psikoloji bilimi özellikle benim ilgili olduğum Jung jargonun pek uymayan bi durum tespit ettim, henüz tam yerine oturmadığı için sanırım bende minik bi rahatsızlığa sebep oldu 🙂
Şöyle ki, Huna bilgisinde zihnin üç yönü var; Kane (Üst benliğe denk düşüyor), LONO (bilinçli zihin) ve KU (bilinçaltı. Bunlardan ilk ikisi nispeten batı psikolojisiyle denk düşüyor ancak üçüncüsü yani KU, bilinçaltı olarak işlediğimiz uçsuz bucaksız ve Jung tarafından bize nerdeyse kutsal bilinmeyen bölge gibi prezante edildiği gibi değil.
Kahuna onun maddesel olmayan canlı bir bilgisayara benzetilebileceğini ve işlevlerinin: Bedenin bütünlüğünü sağlamak ve işleyiş tarzını incelemek; yeni bir şey kavrandığında bunu almak ve bilinçli zihne iletmek; anıları depolamak, enerjiyi üretmek, depolamak, yaymak, iletmek ve emirlere uymak olarak tarif ediyor. İyi bir hizmetkar gibi emirlere uyar diyor!
KU iki tür programlamaya yanıt verir: İçgüdü ve Alışkanlık
İçgüdü, istemdışı tüm fonksiyonları simgeler ve YÜKSEK BENLİK tarafından oluşma evresinde programlanmışlardır! DNA molekülü bunun nedeni değil ancak ifadesi olabilir!
Alışkanlık ise doğrudan ya da dolaylı biçimde LONO (bilinçli zihin) tarafından KU’da programlanmış tüm davranışları içerir. İçgüdüsel davranışların aksine bunlar öğrenilmiş davranışlardır.
Alışkanlıkların oluşumu ve korunmasına yönelik dürtü KU’nun temel özelliğidir. Bu dürtü olmadan hayatta kalamazsınız.
Şunu da ilave edeyim (unutmamak için), tüm alışkanlıklar bir ya da birkaç inanca dayanır ve lono ile ku’nun işbirliği ile bireyin kişiliğini oluşturacak şekilde organize edilir.

Kahuna kelimesinin kökeninde aşçılık, gücü hazırlayan, sonra da diğer insanlarla paylaşan kişi anlamı vardır.

  • Hay galaksinin mutfak işçileri! :))))

Huna lisanında “geçmiş” kelimesi wa’ae’oia; “anlaşmaya dayanma süreci olarak tercüme edilebilir. Bu da geçmişin, olduğunu hatırladığımız ve üzerinde uzlaştığımız(!) şey ve bugün varolan anılar olduğu fikrini yansıtır.
*
Bu lisan gerçekten bulmaca gibi her an insana bir çeşit zaman-mekan yolculuğu yaptırıyor. Bu lisana vakıf olmak çok güzel olurdu herhalde.

İngilizce ruh (spirit) kelimesi, kahunaların farklı algıladığı geniş bir olgu yelpazesi içeriyor. Kısaca; Bu kategori içinde Düşünce Formları, enerji alanlarının görünür kılınması, başlı başına kişiler olarak ortaya çıkan kompleksler, ileri telepatik ya da durugörüye ilişkin duyarlığın etkileri, meleklere karşılık gelen varlıklar ve “eyleme geçmiş” fikirler vardır.
Kahuna felsefesi, gerçek şeytanlar, iblisler veya ölümün ortalıkta gezinen ruhları fikrini içermez. Bunlar bilinçli veya bilinçsiz olarak yaratılan düşünce şekilleri veya negatif komplekslerin açığa çıkması olarak görülür.

*

Hawaii dili, birbirine yakın birkaç sesten oluşan kolay ve esnek bir dildir. H,K,L,M,N,P ve W olmak üzere sadece 7 sessiz ve A,E,I,O,U olmak üzere 5 sesli harften, yani toplam 12 harften oluşur.

Masallar, hikayeler, öğretiler bunların hepsinde kullanılan isimler bir çeşit şifre tekniği ile içrek anlamını taşırlar. Örneğin Hawai şefi Moikeha ve evlendiği Ho’oipo nun efsanesi, buradaki iki isim içinde içrek olarak bulunur:

Büyük acıları(eha) ve zorlukları(ke) atlatıp yükseklere tırmanarak (keha), ruhsal (ha) bilginin (ike) efendisi (mo’i) olmak için hareket eden (mo) kimse. Eski şefin kızı Ho’oipo “aşk yapmak” anlamına gelir ve tanrının krallığında gerçekle yüzleşmek ya da gerçeğe ulaşmak anlamlarını içerir. Böylece bir serüven masalının altında spiritüel bir yolculuğun öyküsünün yattığını görürüz.

Kahuna Şifacılığı- Serge King

özetleyen Sibel Atasoy

19.07.2014

Not: Urban Shaman eğitimleri için lütfen tıklayınız

 

Şifa nedir?

Benim nacizane bilebildiğim tek şifa yöntemi var. Bunu kimseden öğrenmedim sadece işlerliğini gözlerimle gördüm yüreğimde hissettim.
Şifa, onaylamaktır.
Ve gerçek olmalıdır. Yani sözcükler yeterli olmaz.
Nasıl ki bir bebek sözcüklerle değil kendisine ulaşan dalgalarla kavrayış içinde oluyorsa, hastayı (sevgi özünden sapmış kişi- kişi olmak bizatihi sapınçtır, bunu da unutmayalım) da bir bebek gibi düşünmeliyiz. Ona ulaşacak olan gerçek onaylamadır.
Bu nasıl yapılabilir?

Çok kolay 🙂

(Aşağıdaki etapların biri bile sağlanamazsa operasyon bozunuma uğrar)
1. Hastanın (kişi) iyileşmesini GERÇEKTEN istiyor muyuz?
2. Kişiye onda beğeneceğiniz hayran olacağınız bir özellik bulmak niyetiyle bir süre bakın. Bu özellik somut ya da soyut anlamda olabilir hiç fark etmez.
3. Hayran olabileceğiniz bir özelliğini bulduğunuz an bunu yüreğinizde hissedeceksiniz.  Sanki ışık daha artmış gibi gelir.
4. Şimdi ona ve başkalarına onun hayranlık uyandıran özelliğini yüksek sesle söyleyin.
5. Öyle söyleyin ki ona aşık olduğunuzu sansınlar.

Bildiğiniz, hançerenizden kopan en güçlü kelimeleri kullanarak onurlandırın.
Bitti
🙂

Onurlandırmak, çift yönlü bir şifa operasyonudur.