Bir sabah telefonunuzu açıyorsunuz ve dünya yine haklı olduğunuzu kanıtlamak için sıraya girmiş gibi görünüyor. Haberler sizin öfkenizi besliyor, videolar şüphelerinizi cilalıyor, yorumlar iç sesinizi kalabalıklaştırıyor. Ne güzel, değil mi? İnsanlık tarihinde ilk kez herkes kendi kişisel doğrulama sarayında yaşıyor. Fakat sarayın duvarları aynadan yapılmışsa, orası biraz da hapishaneye benzer.
Sosyolojide yankı odası, benzer fikirlerin birbirini tekrar ederek güçlendirdiği, karşıt görüşlerin ise ya içeri alınmadığı ya da karikatüre dönüştürüldüğü iletişim ortamıdır. Eskiden bu odalar kahvehanelerde, parti binalarında, cemaatlerde, akademik çevrelerde veya aile sofralarında kurulurdu. Bugün ise algoritmalar onları cebimize taşıdı. Üstelik artık kapıda bir görevli yok; kapının kendisi görünmez. Beğendiğimiz, paylaştığımız, izlediğimiz, üç saniye fazla baktığımız her şey, dijital evrenin bizi biraz daha tanımasını sağlar. Sonra sistem kibarca fısıldar: Bunu da seversin.