Olgunluk

Büyücülük doğal bişeydir aslında, fakat hedef değildir bana göre. Olgunluk, her halin varlığının doğal olduğunu anlamakla başlıyor. Örneğin Don Juan da büyücülük yerine bilgi adamı olmayı arzu ediyordu. Ancak bi bilgi insanı (herhalde anadolucası insanı kamil olsa gerek) özgürlüğüne kavuşur. Ya da tersi, ancak özgürleşen biri, bilgi insanı olur.

**

Erkek-kadın fizik bedeninde olmak eski dünyada isimden sonra en belirleyici ayraçtı ama şimdi artık her iki yön birleşiyor, dengeleniyor ve BİR insan olunuyor. Ben böyle görüyorum. Tabi geçiş aşamalarında huysuzluklar olur biras 🙂

**

Gece rüyaları, gündüz rüyaları, vizyonlar… Şu anın kalitesini yükseltmak için tüm zamanlardan gelen mesajlar. şu anınızın kalitesini yükseltmek ilginizi çekiyor mu?

http://www.facebook.com/RuyaKampiDunyaYili2012

**

Bilinç alanını ,bilinçdışına doğru genişletmeye başlayan birey, iç dünyasını keşfeder, kendini tanımaya başlar, yaşadığı dünyayı yeniden görür ve varoluşsal yolculuğunda bir basamak daha evrilir.

Birey bilinci, gölgelerle çarpışa çarpışa güçlenir.
Tüm zamanların en büyük kandırışı bu manevra olabilir hani…

Lisan’ın dualitik olduğu kadar komik zekası bana kozmik şakayı andırıyor!

Rüya Kampı

Merhaba sevgili dostlar,

Bu yıl rüya çalışmasını yalnızca kişisel terapiler düzeyinde yapmıştık; ancak rüya görüşmeciliği sistemi de sıkça sorulur hale geldiği ve İstanbul dışından da katılım sağlayabilmek için bu kez farklı bir uygulama yapmaya karar verdim.

Rüya kampı, sadece üç kişilik mini bir guruba, iki tam gün boyunca rüya analizi uygulandığı ve ilerde Rüya Görüşmecisi olmak isteyenlerin seçimi için bir basamak teşkil edecek atölye çalışmamıza verdiğimiz isim.

Katılımcılar bu eğitim süresince bir yandan rüyalarının çözülmesi yoluyla aydınlanacak diğer yandan soru sorma yöntemini öğrenerek, kendilerine ve çevrelerine yararlı olabilecek büyük bir yetenek kazanacaklar.

Toplam 13 saatlik yoğun bir çalışma ve yanı sıra keyifli bir ortamda hafta sonu geçirmek için rüya konusuna özel ilgisi olan arkadaşlarımıza dikkat çekici bir fırsat sunduğumuzu düşünüyoruz. Özellikle sağlık ve farkındalık konusunda eğitmenlik yapan kişiler, psikologlar için danışanlarına büyük yardımı olabilecek bir sistem olduğunu da belirtelim. Daha önce bu eğitimi alan arkadaşlarımız, çalışmalarında kullandıklarını ve çok iyi sonuçlar aldıklarını belirtiyorlar.

Karamürsel’deki merkezimizde yapılması planlanan “Rüya Kampı” hakkında detaylı bilgi -Etkinlik programı ve tarihleri – için lütfen [email protected] adresinden bizimle iletişime geçiniz.

Tabi bu çalışmamızı, yakından tanıdığınız kişilerle paylaşmanızda bir sakınca yok, hatta beni çok sevindirir.

Ayrıca, kendi çevrenizden üç kişilik gurup oluşturabiliyorsanız, hafta içi size özel bir zamanlama yapabilmek de mümkün olabilir.

Sorularınız için buradayım 🙂

sevgi ve selamlar

sa

Rüya kadına benzer; ilk sözü söylediği gibi son sözü de söyler. (DR.Jung’un bi dostuna yazdığı mektuptan)

Farkındalık, biz insanlara dışarıdan gelen bir etki değil, içteki tıkanık ve karartıların şifası neticesinde ulaşılan parlaklık seviyesidir.
Fizik bedende bir rahatsızlık olduğunda modern tıbbın öncelikle ne yaptığını hatırlayalım; Röntgen ya da daha gelişmiş yöntemlerle bedenin sorun/karartı bulunan bölgelerini belirlemeye çalışır. İşte rüyalar da psişenin (bir bütün olarak insanın) röntgen filmleridir.

Bu filmlerin (rüyaların) dilini çözmek için hiç şüphesiz bir uzmana ihtiyaç vardır. Aslında uzman, bu sembol lisanını bilen kişi değil, sembol lisanını ortaya çıkarabilecek olan “soru tekniğinin” uzmanıdır.

Bir G.Jung izdeşi olan Gayle Delaney şöyle söylüyor:” Rüyalar, gerçekten düşündüğümüz ve hissettiğimiz şeyi bize anlatırlar, düşündüğümüzü ve hissettiğimizi ileri sürdüğümüz şeyi değil. Uyanıkken kendimizi körleştirebilir ve bir budala yapabiliriz; ama uyurken bunu asla yapamayız! Rüyalar tıpkı ruhumuzdan gelen bir mektup gibidir; güç, bilgi, yaratıcılık ve sağlık kaynağıdır. Eğer rüyalarımızı göz ardı edersek kendimizi “herkes için erişilir olan ama çoğu insanın farkında olamadığı” zekâdan yoksun bırakmış oluruz. “

Rüyada uyanmak namı diğer Lücid

Rüyada uyanmak, yani lücid rüya görmek herkesin yapmak istediği birşey. Hani bazı şeyler açıktan bazı şeyler gizliden karalanır ya toplumda, lücidin üzerinde böyle bi gölge yok, uyan uyanabildiğin kadar!
Benim merak ettiğim bu hayattan ne farkı kalıyor o rüyanın?

  • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü yıllardır rüyalarında uyanabilen biriyim. uyanmakla kalmayıp, rüyanın içindeki kişilere, benim rüyamda olduklarını söylerim ve rüya mekanının dışında gezinebileceğim, yapabileceğim şeyleri araştırırım. bikaç gün önce birdenbire, uyanık rüyaya dair oluveren şeylere dünya gerçekliğimizle kıyaslamayı düşündüm:) şu yukarda yazdığım cümlelerde bile, rüya kelimesinin yerine dünya yada yaşamım kelimelerini koyduğunuzda ortaya çok çarpıcı bir durum çıkıyor. dünyanın olağan gerçekliğinde, yani dünya uykusunda uyanabiliriz, dünyada olduğumuzun farkına varabiliriz, çevremizdeki insanlara ben dünya rüyasındayım, sen de benin dünya rüyamın içindesin diyebiliriz, dünya rüyasının sahnelerini değiştirebilir, mevcut durumlarımızın arkasındaki şeyleri görebiliriz..çok heyecan verici öyle dimi?:)

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Biz tanrının düşünceleriyiz ,tasarımlarıyız ya . iki aynayı karşı karşıya koyarsanız sonsuza uzayan görüntüler sunar ya , Rüyalarda öyle . Rüyanın Rüyası rüyanın rüyası şeklinde uzar.Yada uyanmanın uyanması şeklinde . Rüyayı gören kim ? Aslında rüyayı gören tek . Bakanda tek . Şuursuz bir görme içinde mi olmalıyız yoksa görenin/bakanın gözlerinde ki idrak mi olmalıyız esas soru bu . O anda bizim vasıtamızla biliniyor demektir. Yine burda aklıma Gülşeni Raz geliyor .” Orda Benimle görür ve benimle işitir ‘der .

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ben de hep dünya bir uyku halidir, uyanmak lazım der dururdum ama ilk kez gerçek bir farkındalıkla, rüyalarda uyanabilmek/rüyada olduğunu bilmekle, dünyada uykuda olmak ve burada da uyanabilmek arasında tam ve içsel bir bağ kurabildiğimi düşünüyorum. kavrayışlarımız ve aymalarımız, zihinsel olanın ötesine pek sıklıkla geçemiyor ve ne yazık ki, zihinsel olanları gerçek bir algı durumu zannetme yanılgısına çok fazla düşüyor-um-uz..

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Anda gören biz isek kendine bizden dolayı baktığı için ona uyanma diyoruz . Bizimde gördüğümüz aslında o . Göz göze gelmek anının yakalanması gibi . Bir idrak anı yakalıyoruz veya tekrar dünyanın Mayası içinde kayboluyoruz . ( Teşbihte hata olmaz 🙂 küçük anlayış dalgaları ,sonra tekrar okyanusa karışıyor . Asılı kalmasına imkan yok . Herşey durmadan deviniyor .

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü ‎”küçük anlayış dalgaları ,sonra tekrar okyanusa karışıyor . Asılı kalmasına imkan yok . Herşey durmadan deviniyor .” şahane 🙂

Masallar, mitler aynen rüyalar

Masallar, mitler aynen rüyalar gibi çok ihmal edildi. Batının 300 yıllık mantık ve analitik rüzgarı bizlere de sert bi rüzgar gibi çarptı. Para kazanmadığın bi faaliyet faydasız bulunuyordu yıllardır. Bundan sonra ne olur bilmem.

Turan Erdal Maslowun ihtiyaclar pramidine gore karın doyurmak ilk basamaklardan biri. Karın doyurma korkusu olmayanlar “felsefe” yapabilirler.

Sibel Atasoy Masallar mitler ve rüyaların (MMR) felsefe yapmak denilebilecek özelliği onların yarar sıralamasında çok arkalarda gelir. MMR’nin ilksel faydası; mümkün olduğunca acısız karın doyurmak ve yaşamayı öğretmektir zaten.

Turan Erdal Hani bazıları derler ya, insanoglu aya gitmeyi becerdi ama birbirleri ile gecinmeyi beceremedi. Keşke birbirimizle gecinmenin bir yolu olsaydı…
Sibel Atasoy Var. bu soruyu yalnızken ve tercihen gece kendine yüksek sesle sor lütfen. Cevabı kafanın içinde gayet net bir sesle duyacaksın. Benim merak ettiğim, bakalım o yolu tercih edebilecek misin?
  • Turan Erdal Ben henuz ogreniyorum Sibel. O yol galiba cok tehlikeli bir yol…

    Sibel Atasoy Kim diyor?

    Turan Erdal Tercih edebileceğini sormussun da ondan öyle dedim. İyi bir yol neden tercih edilmesin ki?

    Hanife Altuntas az önce sabah şekerlemesinden kalktım..rüyada uyanmak, sonra uçmayı isteyip yükselmek, o uçuşu ve rüyayı yönlendirmek olağanüstü bişi..:)

    Sibel Atasoy Turan, sen daha baştan ona tehlikeli deyip yolunu kestin bile. Söylediğim uygulamayı denemeye bile kalkmayacaksın sanırım :
“Öykü anlatmak, yalnızca algı sınırlarını genişletmek için öncü koşucu göndermek değil aynı zamanda, kusursuzluğa, erke ve tine bir geçit, bir kapı açmak demektir. Calixto Muni’ninki gibi bir öyküyü alıp sonunu değiştiren bir büyücü bunu tinin doğrultusunda ve onun desteği altında yapar. Çünkü o, niyet ile olan eşsiz bağını kullanarak gerçekten bir şeyleri değiştirebilir. Öykü anlatıcı büyücü şapkasını çıkarıp yere koyar ve onu saat yönünün tersi doğrultusunda üç yüz altmış derece döndürerek buna niyet ettiğini ima eder. Tinin desteği altında, bu basit eylem onu tinin kendisine daldırır. Böylelikle düşüncesinin kavranamaza doğru bir perende atmasına izin vermiş olur. Öyküyü anlatan büyücü içinde kuşkunun zerresi olmadan bilir ki, orada sonsuzlukta, tam şu anda, tin inmektedir.” (Sessizliğin Erki)

Aranızda öykü severler vardır hatta anlatmış olanlar da vardır, siz hiç burada söylenildiği gibi bi öykünün yönünü değiştirdiniz mi?

  • Turan Erdal Oykunun yonunu degistırmekle ne elde ediyoruz?

    Sibel Atasoy unusözcüklere dökünce sihrinden kaybedeceğini düşünüyorum. Eminim senin içine bişeyler doğmuştur ve o şimdilik sana ulaşabilendir muhtemelen.

    Turan Erdal Soylediklerinden anladogım kadarıylan oyluler hem anlatanı kendi sihri icine buruyor hem de dinleyeni…

    Sibel Atasoy ve üçüncüsü dünyayı bile eğip büküyor!

    Turan Erdal Anlatmanın dunyayı nasıl degistirdigini anlatırmısın?

    Sibel Atasoy Bu soruyu sormanın sebebi muhtemelen bir tane dünya, 7 milyar da insan var kabulünden kaynaklanıyor 🙂

    Turan Erdal Bence iki turlu dunya var. Birincisi fiziksel, digeri ise psikolojik.

    Hanife Altuntas ‎”öykü anastmak yalnızca algı sınırlarını genişletmek için öncü koşucu göndermek değil aynı zamanda kusursuzluğa, erke ve tine bir geçit, bir kapı açmak demekmiş.”

    Hanife Altuntas süper.. ben kişisel öykülerimizin yönünü de böyle değiştirebildiğimize inanıyorum.

    Sibel Atasoy İşte iki dünya 7 milyar insan kabulüyle yola çıkılırsa, üçüncü etkiyi yani öykü anlatıcının dünyayı değiştireceğini anlamakta güçlük çekersin.

    Hürriyet Kalalı Muhteşem…
  • Turan Erdal İstedigimizi olma luksune sahip miyiz?
  • Sibel Atasoy onu lüks diye tanımladığımız sürece cevabım hayır 🙂
  • Turan Erdal Ya digerlerinin bizi yargılamalarını ne yapacagız?
  • Sibel Atasoy o yargılar büyük ölçüde, diğerleri üzerinden kendine yolladığın öz be öz kendi yargılarındır 🙂
  • A.O. :
    Alien serisinin en değerlisi ve onu kültleştiren Alien 1′ i çeken Ridley Scott Alien öyküsünü başlangıcını çekiyor. 30 küsür yıl sonra film “Prometeus” ismiyle 1 haziranda sinemalarda gösterime girecek. Serinin çok fena bir hayranı olarak, Senaristin Bu güçlü simgeyle alien’ı nasıl harmanladığını delicesine merak ediyorum. Lafı şuraya getireceğim, bazende öyküler sondan başlıyor…Murathan Mungan’ın cenk hikayeleri elimde bu ara, Şahmeran öyküsünü cemşap’ın büyüyüş hikayesi üzerinden okadar güzel ele almış ki çok sevdim. Öykünün sonunda bir değişiklik yok…Birde meddahlar geliyor aklıma, onların da sihri şu, bir hikayeyi onbin farklı durum için uyarlıyarlıyabiliyorlar söz ettiğin büyücüler gibi…Benim bazen kendimi iyi, zihnimi duru hissettiğimde, meddahlık damarım tutar. kendi minik hayatımdaki minik öykülerin manasını, temasını, zedelemeden, ki kendiliğinden uyumlanır meseleye ben bile şaşarım buna çoğu zaman…Bazen başı değişir bazen sonu..
  • Sibel Atasoy Yapabildiğine hiç şaşmadım, sen de bi öykü anlatıcısısın

Zaman çok hızlı ve berrak

Günaydınn frekanslarrr… İlginç bir sisteme dahiliz, bunları hem farketmek ve belki ucundan kıyısından çözmek ama hem de sosyal ilişki konumundan kopmadan bütünselliği birarada tutmak kolay iş değil. Farkındalık ışığıyla bir an apaçık aydınlanan bölümler, bir an sonra yalnızca hayret ve şaşkınlık dolu bir anıya dönüşüyor, hatta bir  iki gün sonra anı da kaybolup gidiyor yerinde sadece bi şey oldu ama neydi gibi belirsiz bir his kalıyor.

Dünyanın eski zaman sisteminde bunları önemsemiyorduk herhalde pek; çünkü aklımız o anıda kalmıyordu bile, hatta bunun farkında bile olamıyorduk çoğu kez.  Zaman bu denli hızlanıp berraklaştıktan sonra hala eskiden olduğu gibi yaşayabilenler var mı bilemiyorum. Ne de olsa ben köşemde bir kişiyim, sadece kendi dikkatimin dolaştığı yerleri algılayabiliyorum.

Unutulan parlaklık anlarına yeniden dönmek(dünmek!) mümkün oluyor mu?

Cevap: Oluyor ama kolay değil, ya ilki gibi bilmeden, bazen de çok arizi olarak, geriye yürüme yöntemiyle.