Etiket: rüya
Son kitabımız Laniakea çıktı
Gelin gibi süzülerek beş aydır sessizce bekleyen kitabımız birden bire bugün çıkıverdi! Anayurt Lemurya üçlemesinin ilk kitabı LANİAKEA şu andan itibaren tüm internet kitapçılarında ve D&R’ larda satışı sunuldu.
Okuyucuyla buluşmak için Hıdrellez gününü seçen (Bu konuda hiç bir dahlim olmadı) Laniakea’mızı anneler günü münasebetiyle kendi anneciğime ve tüm annelere armağan ediyorum. Bereketi bol ve açık olsun, keyif ve sevinç versin dilerim.
İçinde hiç savaş olmayan bir Bilimkurgu (interstellar gibi) nasıl olur acaba diye merak edenler için bir öneridir Laniakea.
Laniakea’nın hazırlık ve yazım sürecinde yaklaşık iki yıl boyunca, fikirleri, onay ve geri bildirimleri ile teknik ve manevi desteklerini esigemeyen tüm arkadaşlarıma ve özellikle çok yakınımdaki Rezzan, Hanife, Ahmet, Feryal,Berrin, Ayten ve Josu‘ya teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca beş aylık güzellik uykusunda bize coşku ve sevgiyle eşlik eden çarşamba sohbetleri katılımcılarına minnetarım. Özellikle gövdenin oluştuğu 2015 yazında çektiklerime şahit olmak durumunda kalan annem ve çınar ağacına kendimi affetireceğime söz veriyorum. Aloha
Ve işte Annem hediyesini inceliyor:)
Yapısı itibariyle heyecanlı bir fantastik-Bilimkurgu olan Laniakea, içinden Lemurya bilgeliği olan Huna Bilgisini geçiriyor, yani urban shaman rüyası görüyor. Hayrolsun diyoruz
Rüyalar Afrika’dan nasıl görünüyor?
Zulu dilinde uykunun karşılığı “Butongo” dur. Yani yıldız tanrılarıyla bir oluş hali. Rüyanın karşılığı ise “İpupo” dur. Pupa fiili uçmak demektir. Dolayısıyla rüya gördüm demek “uçtum” anlamına gelir.
Afrika’da biz, rüyamızda bir şey gördüğümüzde onu gün ışığında da gerçekleştirmek gerektiğine
inanırız. Kişinin rüyalarını ciddiye alışı çok iyidir çünkü biz bir rüyayı gerçekleştirdiğinizde, rüyayı yapan
ruhun yaratıcı gücünün bunu fark ettiğine ve size rehberlik edecek yeni rüyalar üretip, yaşamınızı daha zengin ve daha ilginç kılacağına inanırız. Siz rüyalarınızı fark ettikçe onların da bunu fark ettiklerine inanırız. Rüyalarınızı görmezden gelmek veya onlara yersiz, gülünç şeyler olarak bakmak iyi değildir.
Rüya ruhuna, onun mesajını aldığımı ve o mesaj uyarınca davranmaya hazır olduğumu göstermek zorundayım. Bazen tüm varlığınızı derinden etkileyebilecek bir sorunla karşılaştığınızda uykuya dalabilirsiniz ve sabah olduğunda sorununuzun çözümü oradadır. Tüm bu süre zarfında yanıt nerede saklıydı? Belirli bir şeyi daha önce hiç görmemiş olan bir insan, nasıl olur da yalnızca bir rüya rehberliğinde kendini o şeyi inşa ederken bulabilir. Rüyalar mucizevi doğalarını bize bu şekilde gösterir.
Bir keresinde aydaki dağları kendi gözümle görebilmek için bir teleskop yapmak istedim. Bir rüya bana mercekleri bilemek ve bir teleskop yapmak konusunda rehberlik etti. Ne zaman bir hata yapsam rüya gelip beni düzeltiyordu. Sonunda bugün hala evimde duran dört inçlik bir teleskopu tamamlayabildim.
Şimdi kendime soruyorum: Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? Rüyalarımda belirip beni yönlendiren insanlar kimdi? Bilmiyorum. Tek bildiğim onların kesinlikle Afrikalı insanlar olmadığı!
Vusamazulu Credo Mutwa-Afrikalı şaman şef
Dekorasyon gerçeğe uyum göstermez, gerçeğin de dekorasyona ihtiyacı yoktur.
Afrika ata sözü
Üniversite projesi
Dün gece uykuya dalmadan önce ki muhtemelen boyhood’un bölük pörçük sahneleri geçmekteydi aklımdan, rüya ve vizyon arası bir şey gördüm:
Sanırım ölmüşüm ve birden kendimi bi sürü üniversite öğrencisi kıvamında insanın arasında buluyorum, bugün ölenleri karşılamak üzere verdikleri partiymiş bu!
Elime bir kadeh tutuşturuyorlar, bahçe gibi bir yer ya da en azından açık alan çünkü büyük odunların yandığı bir ateş var. Herkes neşeli, coşkulu
biri bana “nasıl değerlendirdin yaşarken gerçekliği? Örneğin gerçek olup olmadığına % üzerinden bir puan verebilir misin?” diye sordu. Şöyle özet halinde hayatımı düşündüm, galiba dedim 18 yaşına kadar hayat hakkında pek de gerçekmiş gibi düşünmüyordum, bir sorun olduğu açıktı! Ortalama %40 verebilirim gerçek olma ihtimaline.Sonraki yirmi yılda bu oran yükseldi çünkü can derdine düştüm herkes gibi ve apaçık sırıtan aksaklıkları görmezden geldim, hadi buna da ortalama %80 diyeyim. son yıllarda ise bu oran giderek düştü, %50 filan desem? tam emin değilim, daha sistematik değerlendirmem lazım dedim ciddiye alarak, zaten her şeyi ciddiye alıyorum belki de arkadaş sırf tatava yapıyordu, oysa ben resmen düşünüp değerlendirip ölçtüm!
Neyse ardından “şu istatistiklere bakabilir miyim?” dedim
düşünebiliyor musunuz beni! Tam kurtulmuşum sorduğum soruya bak, korkunç! tevekkeli değil üniversitede istatistik dersinden en yüksek notları almakla kalmaz, bir çok arkadaşımı da çalıştırıp bu meret dersten geçmelerini sağlardım.
Yani meğerse bu hayat, birçok fakültenin katıldığı interaktif bir deneme projesiymiş!
Ne hissettiğimi sorarsanız, çok rahatladım tabi. Kimseyi yargılamıyorum, çocuklar iyi çalışmış, coşkulu, sabırlı, yaratıcıler, bunda beis yok. Yine de eğer yeniden bir projede denek olursam daha olgun bir programı tercih edebilirim gibi bir his vardı içimde
-end of dream
19 numerolojisi rüyası olduğunu fark edince gözüme daha önemli göründü şu an 🙂 sonrasında bir şeylere epeyce kahkaha attım ama şu an konuyu hatırlamıyorum.
İyi ki bilinçaltımız var
Borges’in dediği gibi: “İyi ki bilinçaltımız var.Tamamen bilinçli olsaydık, hayatlarımız tam bir işkence olurdu. Her şeyden kendini sorumlu tutan, yaşanan tüm acılarda payı olduğunu düşünen bir insanın hayatının nasıl katlanılmaz olduğunu düşün. Bir sakat, bir felçli gibi yaşayabilir ancak. Bilinçaltı da, aynen geceleri uyumak gibi, bizi yaşama daha kolay katlanır, yaşamla daha kolay başa çıkar kişiler yapmakta işe yarıyor. Tamamen bilinçli olmak bir insanın dayanabileceğinden çok daha fazla gerçeklik içeriyor.”
Lineer düşüncenin gerçekliğinde şekillenen insan için gerçekten de bilinçaltı adeta bir kurtarıcı.
Burada Borges’in söylemediği ya da yazının bütününde yer aldıysa bile görmediğim husus, tamamen bilinçli olmak diye bir durumun söz konusu olamayacağı, eğer olursa bildiğimiz insan kavramının ortadan kalkmış olduğunun göstergesidir.
Bu da çok basit bir gereklilikten ortaya çıkıyor zaten, iyi/kötü, yanlış/doğru diye tanımlayarak inşa ettiğiniz bir temelin üzerinde tam bilinçli yanlış rolünü kimse oynamak istemez. Filmlere, romanlara baktığımızda kötülüğü ile öne çıkan karakterlerin önüne ardına sebepler, haklı şüphe uyandıracak bahaneler serpiştirilir, aksi takdirde ne oyuncu ne de seyirci bu rolü anlamlandıramaz.
*
