Ayrılık İllüzyonu

*Özetlemenin gücü yaşamımızdaki süprüntüleri karıştırıp yüzeye çıkarmasıdır.

*Sınıflandırmaların kendine özgü dünyası canlanır ve sonra hükmeder!

*

AYRILIK illüzyonundan uyanmak için buradayız.
#urbanshaman olarak bunun yolu ayrılığın bir amaç uğruna tesis edilmiş keyfi bir uygulama olduğunu bilmek/inanmak ve KU’muzu buna ikna etmekten geçer. Ayrılık, ona kapılmak için değil onu bir araç olarak kullanmak için tesis edilmiştir. Her şey birdir zaten fakat birlik halindeyken bilinç bebeğini büyütmek için elimizde enstrüman olmaz.

Ruhsal Dünyaya Uyanış -2

Önceki paylaşım, 1.blm için tıklayınız

Bazı Aborjin kabilelerinde DADİRRİ denilen bir varoluş hali vardır; bunu DERİN DİNLEME olarak tercüme edebiliriz. Yaşlıbiraborjini olan Miriam Rose dadirriyi, hepimizin içinde uzanan derin kaynakla bağlantı kurmamızı sağlayan özel birnitelik olarak tanımlar. Kurulan bu bağlantı, dadirri ya da sessiz, sakin, dingin bir farkındalık halini gerektirir.

Dadirri, barış ve huzur getirerek, uyum ve ahenk yaratarak, denge oluşturarak, nerede hastalık varsa orada sağlığı yeniden tesis eder.

Bu videodan bizzat kendisinin sesinden dinleyebilirsiniz, tıklayınız

Aborjinin sesini dinlerken ne hissettiniz (ingilizce bilin ya da bilmeyin önemli değil)?

*

Okyanusun ruhu Kanaloa; “büyük barış” anlamına geliyor ve o ALOHA’dır yani sevgi.

*

Doğa mistisizmi dahilinde DOĞA ile yani hayat-veren güçle doğrudan, kişi-ötesi bir bağlantı kurarız ve bu bağlantı ne tür bir yöntemle olursa olsun onun ruhunun canlı olduğunu hiç bir şüphe olmaksızın anlarız. Vizyonerler onu içkin ve dost bir varoluş şeklinde hissetmişlerdir.  Özgün mistikler, bu muazzam tecrübenin uzay-zaman sürekliliği boyunca günümüze uzanan deneyimlerini fark etmemiz için boşluğa basamaklar döşemişlerdir.

Bizler bilinçli farkındalığımızı genişletmemize imkan veren bir donanımla genetik olarak programlanmış durumdayız. Bu programın nasıl aktive edileceği ile ilgili pek çok şamanik bilgiyi öğreniyor, uyguluyoruz. Böylelikle doğa üzerinde egemenlik ve kontrol kurmaya çalışan batılı zihnimizi dayanak almaktansa doğamızdaki özgün zihnimiz ve yüreğimizle aynı çizgide, daha uyumlu şekilde yaşamış oluruz.
Devamını oku “Ruhsal Dünyaya Uyanış -2” →

Ruhsal Dünyaya Uyanış-Sandra İngerman (1)

Hank wesselman, Afrikalı kabilelerle yaptigi uzun sureli antropolojik çalışmalardan sonra bu yazidaki sonuca varmış.. Ruhsal Dünyaya Uyanış kitabından alıntılar:

Şamanlığı uygulamakla bir şaman “haline gelmek” arasında fark vardır. Kişisel gelişim ve şifa için şamanlıgı her yönüyle hayatımiza tasiyabiliriz ama bu durum illa ki şaman oldugumuz anlamına gelmez. Şaman olmak kafaya takılacak bir şey olmamalıdır. Bilfiil geleneksel bir şaman olmadan da bu kadim sanatı günlük hayatımızda pratik sonuçlar almak icin, vizyoner amaçlar icin kullanabiliriz. İşte bu sebeple urban şaman kavramı dünyada hızla yer bulmaktadır.

Sana muazzam bir mutluluk ve sevgi veriyorum. Buraya gelen ya da geçen herkes mutluluk, bolluk, bereket ve esenlikle kutsansın.

Devamını oku “Ruhsal Dünyaya Uyanış-Sandra İngerman (1)” →

ŞEKİL DEĞİŞTİRME-Kulike

Şekil değiştirme insanlığın yapabildiği tuhaf ve doğal şeylerden biridir. Bu tüm insan deneyimin bir kabiliyeti olup kesin bir gelişmeyi işaret eder. Hawaiicedeki karşılığı KULİKE’dir ve Anlamı ise KU gibi olmaktır. Bu kabiliyetin en küçük faydası, taklit kabiliyetini geliştirmektir. Bir çok hayvan da kolayca şekil değiştirebilmektedir. Balık kaya gibi, şempanzeler insan gibi hareket ederler. İnsanlar da hayvanlar gibi hareket edebilmektedirler. Örneğin hiçbir araç ya da kostüm kullanmadan bir gergedana dönüşebilen Zero Mostel’i duymuşsunuzdur. Hayvanlara dönüşebilen insanların hikayelerini anlatan bir çok film de var .

İnsanların taklidi denemedikleri herhangi bir şey-bir yer neredeyse yoktur. Bilinçsizce niyetli olarak başka bir şeyin yerinde olmak isteriz ve buna çabalarız. Bu işlemin bilinçli olarak yapılması bir şamanik yaratımdır. Adı da ROL YAPMAK tır. Tüm tiyatro vb sanatların yöntemi, şamanların bu benzer yönteminden gelmektedir. CC öğretisinde gerek erk toplamak gerekse iz sürücülük konularında uzun uzun anlatılan bir yöntemdir. Bu sadece bir role bürünmek değil büyücülük etkisi anlamında kullanılır. Amerika, Afrika şamanları arasında bu ritulellerin çok çarpıcı olarak sergilendiğini izlemiş olanlarınız vardır. Modern dünyada bu fikir biraz alay ve şüpheyle karşılanmış olabilir. Eğer birinci farkındalık düzeyindeyseniz dolayısıyla dış dünyanın sizden bağımsız olduğuna , her şeyin ayrı enerjinin sizden bağımsız hareket ettiğine inanıyorsanız böyle de düşünmeniz doğaldır. (alaycı ) fakat eğer 7 prensibi özümsemiş bir şamansanız, zaten her şeyin bağlantınız, enerjinizin seviyelerine bağlı olarak mümkün olduğunu bilirsiniz. Bu sebeple bu bölümde bağlantı seviyemizi yükseltmek için gerekli açıklama ve çalışmaları yapacağız.

Bu kadim uygulama insanları her zaman büyülemiştir. Elbette ki tanrıların zaten şekil değiştirmekte olduğu kabul edilir. Örneğin Zeus, Evropa’ya kur yaparken boğa olmuştur. Odin, ilhamın özünü kazanmak için bir yılan ve kartal olmuştur. Modern literatürümüz ister lanet isterse kutsama olsun bu gücü insana vermiştir. Kont Drakula vampire, Dr Jakle Mr. Hide’a dönmüştür, şekil değiştirmiştir. Bu şekil değiştirme durumu, bizlere fantastik öğeler içinde normal olarak sunulmuştur. Bu sebeple bize yabancı gelmiyor, belki bunu yapan birini görmedik ama yapılabilir bişey gibi gelmesine aşinayız. Mitler, bunu işleyen filmler çok değerli, önemli. Fringe dizisinde shapeshifterlar yani görünümünü ya da şeklini değiştirebilen varlıklar vardı. Onlar bunu teknolojik olarak yapıyorlardı.

Şamanların da bu gücü paylaştığı kabul edilir. Onların hayvanlara, kayalara, ağaç köklerine dönüşerek sorunları şifalandırdığını anlatan sayısız masal ve yapıt vardır. Hiç şüphesiz ki bu öykülerin çoğu AO’dan (görünen dış dünya, tonal) ziyade PO’da (içsel rüya, nagual) geçmektedir ama bu mutlak gereklilik değildir. Eğer her şey kendi enerji kalıbından yayınlanıyorsa, size uygun gelen her şeyin görünüşünü ve kalitesini alıp takınabilirsiniz. Eğer masallardaki öğelere bu gözle bakabilirseniz, konsantrasyonunuzun seviyesini arttıracaktır ve bir çok şey bu gözle daha farklı görünür. Şu sözü hatırlatalım: yeterince uçuruma bakarsanız, o da size bakacaktır. Yani Niyet çok önemli.

Şekil değiştirme şifa alanında dört çeşit şekilde kullanılmaktadır.

devamı için tıklıyanız

Yöntem Sorunsalı

. Düş bize tamamlayıcı bilinçaltının yüzünü açımlar yani bilinçaltında yer alan gereçleri verir. Bunu da bir anlık bilinç durumundan yararlanarak yapar.
Anlaşılmaz bir düşle karşılaşıldığında önemli olan söz konusu düşün anlaşılması yorumlanması değil içeriğin özenle belirlenmesidir. Yani sadece düşün imgelerinden hareketle serbest çağrışımları araştırmak değil düşün çevresinde oluşan çağrışımların ilişkileriyle ilgili özenli incelemelerdir önemli olan.
(Jung’un buradaki tespiti çok doğru. Çünkü rüyanın görüşmecilik yolu ya da Hawaii şamanlığındaki adıyla Moike yönteminde çağrışım kullanılıyor aynı şekilde ancak bunun için bir rüya şart değil. Jung da aynen bunu belirtiyor; kişinin herhangi bir cümlesini alın en son kullandığı, gazetedeki herhangi bir cümleyi alın, o cümleden hareket ettirin hastayı- ya da işte hepimiz değişik oranlarda nevrozlara sahibiz, hasta kelimesini kullansak da kullanmasak da fark etmiyor. Oradan yine bir çağrışıma gidebilirsiniz. Çağrışım yoluyla hastanın/soranın bir takım durumlarını ortaya çıkarabilirsiniz ama düş yalnızca bundan ibaret değil, bu hususa dikkat çekmek istiyorum ben. “O nedir, bu nedir?” yalnızca bu çağrışımlardan ibaret değil rüya. Rüyanın bütünüyle ilgili, genel çerçevesiyle ilgili bir önsezi, bir yakınlaşma, bir ortaya çıkarma özenli bir inceleme gerektiriyor. Jung da bunu “insan ruhuna yöneliş” te harika bir biçimde örnekleriyle anlatmış.)
Tüm kuşkuculuğuma ve eleştiriciliğime karşın düşlerde savsaklanacak bir yan bulunduğunu asla kabul edemem. Akla aykırı görünmeleri aslında gece varlığımızın gizemli bildirilerini çözecek gerekli bilgiden yoksun olduğumuzu gösterir. Hiç kimse bilinçli yaşamdan ve onun deneylerinden kuşku duymaz öyleyse bilinçaltı olaylarının anlamından niye kuşku duyulsun? Bilinçaltı ürkütücü bir canavar değildir doğal bir organizmadır ancak bilinçli davranışımız işe yaramaz bir duruma girdiğinde tehlikeli olur. Kendimizi baskı altına aldıkça bilinçaltının tehlikeleriyle daha fazla yüz yüze geliriz. Hasta o ana kadar bilinçdışı kalan verilerini özümlemeye başladığı anda tehlikelerde gitgide azalır. Kişilik bölünmesi, gece ve gündüz yaşamımız arasındaki önemli ve ürkütücü ayrılık özümlemenin ilerlemesiyle birlikte kaybolmaya başlar.