YENİ’den Doğanlara -Kitap

İnsan evrelerini, yaşamlarından kesitler, fantastik ve bilimsel olgularla bütünleyerek sunan gerilim romanlarının yazarı Sibel Atasoy, bu kez Dünyanın 2000 yılından bu yana hızlanan bilinç yolculuğunda, algılarımıza şok geçişler yaptıran rastgele 12 istasyonun öyküsünü anlatıyor.

İnsanların aşkla, endişeyle, geçiş sancılarıyla, fantezileri ve belki bozamadıkları sözleşmelerle, öyle ya da böyle uğradıkları ara istasyonlarda, bilincin; her birimiz vasıtasıyla damıttığı öz’ün, bazen hüzünlü bazen eğlenceli ama çokça gerilimli hikâyesi, Yeni’den Doğanlara kitabında okuyucusuyla buluşuyor.

Nisan 2012

Albümlerden…

Sanırım bu resimdeki Esra Erol Olsa gerek eski albümlerde buldum.

Bir ara onunla bi proje üzerinde çalışmıştık, sonradan çok ünlü olduğunu duydum. Aslında o gün de belliydi, çok azimli ve çalışkan bi genç hanım. Ses tonunu, doğallığını, samimi hallerini sevmiştim. Demek ki halkımız da sevmiş 🙂 Benim eski evde çalışırken bi sürü fotoğraf çekmişler o zaman, siyah beyaz denemeler, renkliler filan 🙂

Pek fotoğraf sevmediğimden ancak digital ortamda tesadüfen kaybolmamış olanları buluyorum bazen.

Her Şekilde kendini ifade atölyesi

Sibel Atasoy ile ‘Yazarak Kendini İfade Atölyesi’ 02 Şubat Perşembe gününden itibaren her Perşembe 19:30-21:30 arası Tuva Sanat’ta…

Bilgi için: http://tuvasanat.com/index.php/program-takvimi/yazarak-kendini-ifade-atolyesi/

İşler ciddileşti Galiba 🙂

Sırıtkan Kırmızı Ay

ND: Sırıtkan Kırmızı Ay kitabınızı bir solukta okudum…kendimden ne çok şey bulduğumu ve kitabı ne çok sevdiğimi size nasıl anlatabilirim bilmiyorum…Ben kitaplarınızdan daha yeni haberdar oldum ve aslına bakarsanız çok da kolay buldum diyemem(ikinci el kitap satan sahaflarda bulabildim kitaplarınızı)ama çok mutluyum böylesine içime dokunan bir yazarı keşfimden dolayı…söyleyeceğim şu..siz roman yazmaya devam etmelisiniz…ve kitaplarınız daha fazla insan tarafından okunmalı…bunun için kitap sitelerine mesaj atıp kitaplarınızın yeniden basılması için talepte bulundum ve devam edeceğim…arkadaşlar sizden de aynı duyarlılığı bekliyorum…sevgiyle,farkındalıkla kalın;)

  • Sibel Atasoy Beğenen çok olmuştu fakat sizin kadar duyarlı davranan bi elin parmağını geçmedi 11yıldır. Teşekkür ve sevgilerimle

    Bu kitap iki kez ve toplamda 5000adet basıldı (iki ayrı yayımevinden), fakat ben inanıyorum ki en az 25000 kişi okudu; çünkü gençlere ve zamana çokuygundu ve hiç bi zaman kitapçılarda bulunamadı(diğer kitaplarım gibi yayımlandıktan 15gün içinde kitapçılarda bitti). Belki de bu ve benzeri sebeplerle her bi kitap en az beş kişi tarafıından okundu 🙂 bu da bana gelen yorumlardan çıkarsadığım bi sonuç:)
  • Berrin Yılmaz zorlu bir sürecin ardından ben de bulmuştum kitapları… özellikle sırıtkan kırmızı ay benim için de çok özel bir kitaptı. umarım yeniden basılır ve daha çok kişi okur.

  • Sibel Atasoy walla her şeyi zaman ve kişilerin ihtiyaçları belirliyor. Bi bilinmezlik denizinde yüzüyoruz. 🙂

  • Nevrotik Dervişe Sibel Hanım,
    Bu işleri çok bilmiyorum ama akaşa,dharma,ruh ve madde gibi pek çok yayın evi var…bunlarla iletişim kurmanız ve kitaplarınızı tekrar hatırlatmanız mümkün olmuyor mu? Daha doğrusu kitabı olan bir yazar reklamını nasıl yapar…kitapların basılmasına nasıl ve neye göre karar verilir…böyle sessiz beklemekten başka yapılacak bir şeyler olmalı muhakkak…

  • Sibel Atasoy Açıkçası ben reklam yapmadım (hani siz bile yazar olduğumu daha bu hafta öğrenmişsiniz, mesajınızda belirttiğiniz üzere), yeni arayışlara da geçmemiştim çünkü bunun bi zaman meselesi olduğunukuantum fiziğine başladığımdan beri bilir ve yaşarım. Neden son günlerde gündeme geldi? Belki zamanı geldi belki başka bişey bilemiyorum. Az Önce -ikide birde karşıma çıkan-Kırmızı Kedi yayınlarını aradım, minik bi sohbet yaptık ve tanışmaya karar verdik 🙂 İlginç bi gün oluyor

  • Hanife Altuntas Sibel Atasoy’un bütün kitaplarını elime aldıktan sonra ara ver-e-meden okudum ben.Hepsinin yeri farklıdır bende ama “bir kadını öldürmek” kitabı için söylenecek şey çok çok fazla.Tüm öğretiler fevkalade bi şekilde ve garip bir tılsımla bir araya getirilmiş, özenle harmanlanmıştır bu kitapta.okuduğum anda da ve şimdi de emin olduğum şey, bilebileceğimiz evreni ve varoluşu anlayabilmek için tek başına “bir kadını öldürmek” yeterdir.

  • Sibel Atasoy Hepsinin ayrı zamanı var herhalde. Bir Kadını Öldürmek, ancak sekiz sene sonra ve sadece bi iki kişi tarafından ağza alınmaya başladı (ikibin basıldı anında bitti, o ayrı konu, anlaşılmak ayrı bikonu). Bu arada kendini ifade ettiğin için teşekkürlerimi sunuyorum.

Ölümsüz Öyküler Kulübü

Bugün bahtıma hep eski şeyler çıkıyor-benim web site saatlerdir açılmıyor, ben de birikmiş işleri yapmaya çalışıyorum- O zamanlar basında çok yer alırdık, Gazeteler dergiler televizyonlarda, Ölümsüz Öyküler yayımevi sebebiyle. Türkiye’de böyle çılgınca girişimler pek sık olmuyo ne de olsa 🙂

2001-2004 yılları arasında binlerce ham öykü, roman denemesi okudum, hem de bilgisayardan (rakam abartılı değil),değerlendirdim, yarışmalar düzenledik, kitaplarını öykülerini bastık, fantastik ve bilimkurguyu diğer yayımevlerinin gözüne sokana kadar uğraştık. o kadar çok gençle hatta çocukla irtibat kurduk ki elimde bikaç foto kalmasa hatırlamam zor. Güzel anılar, gülümseten, iyi ki yapmışım dedirten.

Hürriyet arşivi 2003’ten bi geniş röpörtajda:

Xasiork Ölümsüz Öyküler Kulübü’nü, sadece bir internet sitesi olmaktan çıkarıp, yayınevine dönüştüren süreç, Sibel Atasoy’un gönderdiği mail ile başladı. ‘‘İnternette gezerken siteyi buldum. Fantastik resimlerin, labirentlerin olduğu karmaraşık bir siteydi. Bana çok uygundu, çünkü ben düzeni sevmiyorum. Ne güzel bir yer, diye düşündüm. Mesaj atıp kutladım. Baktım cevap geldi. Sonra, geçen mayısta bir kafede Orkun’la buluştuk. Kafeden kalkarken yayınevini kurmaya karar vermiştik. O hafta düşüncemizi gerçekleştirdik. Orkun’un ve benim kitabım hazırdı. Ertesi ay ikimizin de kitabı çıkmıştı.’’

demişim. Gerçekten samimi, biraz toyca belki ama yüreklice 🙂