Bilim Felsefesi

Bilim felsefesi, bilim kavramının veya bilim dallarının içeriklerini, temellerini, sonuçlarını, uygulamalarını ve bunlarla ilgili yaklaşımları ve yöntemleri felsefî anlamda irdeleyen felsefe dalına verilen isimdir.

Bilimin Özellikleri

  • Bilim olgusaldır. Bilim, olgulara yönlenerek doğrulanabilir olan ifadeleri inceler.
  • Bilim mantıksaldır. Bilimsel ifadeler, mantıksal açıdan doğru çıkarımlar ile ulaşılmış, çelişkisiz ifadeler olmalıdır.
  • Bilim objektiftir. Bilim, öznel ifadeler ile değil nesnel ifadeler ile ilgilenir.
  • Bilim eleştireldir. Bilimdeki mevcut her kuram yeni olgular ışığından çürütülebilir veya değiştirilebilir; her kuramın yerini başka bir kurama bırakabilir.
  • Bilim genelleyicidir. Bilim, tek tek bütün olgular ile ilgili gözlem yapmaz; bunlar ile ilgili genel kurallar ve bağıntılar bulmaya çalışır.
  • Bilim seçicidir. Bilim, her türlü olguyla değil yalnızca ilgi alanına giren ve önemli olgular ile ilgilenir.


Bu özelliklerin dışında bilimin bir takım inançlara dayandığı ifade edilir:

  • Bilim realisttir. Buna göre dış dünya özneden bağımsız ve gerçektir.
  • Bilim rasyonalisttir. Buna göre dünya anlaşılabilir ve akla uygun bir dünyadır. Bu nedenle olguları akıl yolu ile kavramaya elverişli bir düzeni vardır.
  • Bilim nedenselcidir. Buna göre doğadaki her şeyin bir nedeni vardır, doğadaki bütün olgular arasında neden-sonuç ilişkisi bulunur.
  • Bilim nicelcidir. Buna göre var olan her şey ölçülebilirdir.

Bilimsel yöntem ise sistemli gözlem, ölçüm, ve deney, ve formülasyon, test etme, ve hipotezlerin değiştirilmesini içeren yargılama metodudur.

İnsanların bilim ile bilgiyi karıştırdığını düşündüğüm için böyle bir başlık açmaya ve bilimin ne olduğunu tartışmaya yatırıyorum.

Kapitalizm ve Mülkiyetçilik

Doğada insan dahil bir çok canlı mülkiyetçidir. Mülkiyetçilik ise kaçınılmaz bir şekilde kapitalizmi doğurmaktadır. Sorunun temeline inmeyi kimse istemez. Kapitalizmi sorun olarak gören çoğu kişi kendi mülkiyetçiliğini sorun olarak görmez. Sorun olarak görmemesi bir yana, kendini bu konuda haklı bile görür.

Temelinde, doğal olan mülkiyetçilik varken kapitalizmin uzaydan veya dış dünyalardan geldiğini iddia edemeyiz. Doğanın ve insanın içinde olan bir şeye düşman olmak, kendi doğamıza düşman olmak gibidir.

Yapılması gereken; ya düşmanlığımızı bitirmek veya doğamızı köklü bir şekilde değiştirmektedir.

Ockham’ın Usturası

Ockham’ın Usturası teorisi temel olarak “her şeyin birbirine eşit olduğu bir ortamda, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır” felsefesi üzerinde şekillenir.

  1. yüzyıl filozofu Ockham’lı William tarafından ortaya atılmıştır. Latince “Entia non sunt multiplicanda praeter necessitatem” olarak ifade edilen ilkeye göre zorunlu olmadıkça varlıkları çoğaltmamak gerekir. Bilimsel düşünüşte önemli bir yeri bulunmaktadır.

Başka bir deyişle şöyle özetlenebilir: Bir olayı, fenomeni açıklamak için kullanılacak olan iki açıklamadan daha basit olanı yani daha az varsayımda bulunanı tercih edilmelidir. Söz gelimi dünyanın uzaydaki hareketini açıklamak için daha önce geliştirilmiş olan genel cisim hareket yasalarını kullanmak bu duruma özgü yepyeni varsayımlar geliştirmeye kıyasla daha makbuldür.

Bilim ile sahte bilimi ayıran en önemli unsurlardan biridir. Sahte bilim olayları açıklamak için daha karmaşık olgular üretirken bilim daha sade açıklamalar üretir. Sitemize sıkça uğrayan “sözde bilimsel” yazılar makaleler ekleyen bir çok kişinin açıklamalarına bakarsanız, problemin kendisinden daha karmaşık olduğunu görürsünüz.

Eşcinsel Evliliğe Bakışınız

  • Eşcinseller evlenebilmelidir. Yasalarda gerekli düzeltmeler yapılmalıdır.
  • Eşcinsellere bir şey demiyorum ama evlenmeleri taraftarı değilim. Kötü örnek olmasınlar veya özendirmesinler.
  • Kesinlikle evlenebilmelerine karşıyım.
  • Eşcinselliğe karşıyım. Evlenmesinler de birlikte olmasınlar da.
  • Başka bir düşüncem var bu durumla ilgili.
  • Hiç bir fikrim yok.

Soykırım Nedir?

Soykırım, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum ya da başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda önemli sayıda ve düzenli biçimde yok edilmeleridir.

Hukuksal tanımı ise “ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: grubun üyelerinin öldürülmesi; grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi; grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması; grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması; [ve] çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi.” şeklindedir.

Şimdi olayı kendimizden (örf, adet, milli duygular, dinimiz vs) bağımsızlaştırarak objektif bir şekilde değerlendirelim ve örnek hayali bir olay üzerinden gidelim.

Bozkurt sülalesinin bir kaç eli silah tutan erkeği tarafından bir banka soygunu gerçekleştirilir ve güvenlik görevlilerini de öldürürler. Elbette kamera kayıtlarından bu soygun yakalanır ve Anadolu’da yaşayan bütün Bozkurt sülalesinin mallarına, topraklarına el konulur. Çoluk, çocuk, yaşlı, kadın dinlemeden bütün Bozkurt sülalesi (yaklaşık olarak 469 kişiler) Irak topraklarına ve meteliksiz bir şekilde sürülürler. Sadece İstanbulda yaşayan 2-3 tane Bozkurt sülale mensubu kalır.

Şimdi bu örnek olayımız soykırım mıdır? Yoksa Bozkurt sülalesi bunu haketmiş midir? Veya Bozkurt sülalesinin ileride yapacakları bir takım başka soygunları engelleme adına atılmış çok yararlı bir adım mıdır? İstanbul’da kalan bir kaç Bozkurt mensubu bunun bir soykırım olmasını engeller mi?