En Fazla Kaç Kese Altın?

kese-altin

Elimizde, her birinin içinde 10’ar adet altın bulnan X adet torba var. Bu X adet torbadan sadece biri diğerlerinden daha ağır. Hem normal torbaların içlerindeki 10 altın birbirleriyle eşit hem de ağır torbanın içindeki 10 altın birbiriyle eşit. İki kefeli bir terazide, 3 tartı yaparak hatali torbayı bulmayı garantiliyorsak X en fazla kaç olabilir?

Terazi şu şekilde işliyor: Eğer sol kefeye 5 gr, sağ kefeye 2 gr koyarsanız tirazi 3’ü gösterir. Eğer sol kefeye 2 gr, sağ kefeye 5 gr koryarsanız terazi -3’ü gösterir.

Not: Altınları torbalardan istediğiniz gibi çıkarabilir, tekrar koyabilirsiniz.

Üretim Kuralı Sorusu

uretim-soru
4 kart veriliyor ve size kartların kesin bir kurala göre üretilmiş oldukları söyleniyor.

Kural şu “Bir yüzünde çember olan kartın öteki yüzü sarıdır.”

Her kartın bir yüzünde şekil öteki yüzünde ise renk var. Size sorulan üretim kuralının doğru olup olmadığını kesin olarak anlayabilmek için en az kaç kartın ve hangi kart yada kartların arkasına bakılması gerektiği…

Düşünen Hayvanlar

Akıllı hayvanlar bizlere icat etme, plan yapma, değerlendirme -ve hatta aldatma- becerilerimizde yalnız olmadığımızı söylüyor.

Araştırmacılar, zaman içinde gerçekleştirdikleri yaratıcı deneylerle insana özgü zannedilen yetenekleri başka hayvan türlerinde de belgeleyerek, bize kendi becerilerimizin kaynağına ilişkin bir kapı aralıyor.

Hayvanlar da düşünebiliyor mu?

Darwin’den beri biyologlar hayvanların düşünüp düşünmediğine ve duyguları olup olmadığına kafa yormuşlardır. Hayvan (ve tabii ki insan) beyninin, diğer özellikler gibi evrim geçirerek, belirli ortamlarda işlev görmek için gerekli becerileri edindiği görüşünü ortaya atan kişi Darwin’di. Ama herkes bu görüşe katılmadı. 20. yüzyılın ilk yarısında ağır basan teori davranışçılık, yani hayvanların bilinçli karar alma yetisinden yoksun olduğu ve bütün eylemlerinin doğal davranış çerçevesinde açıklanabileceği görüşüydü.

Günümüzde hayvan bilişselliği alanı davranışçılığın ötesine geçerek, birçok yeni araştırma dalını kucaklayan bir yapı kazanmıştır. Yabanıl ortamda birçok değişkenle karşılaşılmasından dolayı, çalışmaların büyük bölümü esaret altındaki hayvanları kapsıyor. İncelenen hayvanlardan bazıları ve bilişsel becerileri konusunda elde edilen bulgular aşağıda sıralanıyor.

Hayvanların şaşırtan zihinsel becerileri

Devamını oku “Düşünen Hayvanlar” →

Satranç ve Ruh

satranc-siyah-beyaz

Satrançta insan zekası şartlı refleks veya alışkanlıkla açıklanmayacak bir özellik gösterir: yaratıcılık. Büyük satranççıların, çok satranç oynamak sonucu, bir çeşit otomatizm kazandığı ileri sürülmüştür. Büyük satranççı değişik satranç pozisyonlarına şartlanmıştır ve fazla düşünmeden en uygun hamleyi bulur; bir diğer deyişle oynadığı yüzlerce oyunun izleri belleğinde kalmakta ve o bir kompüter gibi belleğine baş vurarak en uygun hamleyi bulmaktadır. Gerçi satrançta pratik yapman önemi yadsınamaz, ancak unutmamak gerekir ki, satrancı çok oynayan herkes büyük satranççı olamamaktadır; nitekim bir insan çok konuşmakla hatip, çok şiir okumakla şair, çok keman çalmakla besteci de olamaz. Büyük satranççı için satranç teorisi ve geçmiş oyunlarda kazanılmış deneyimler elbette gereklidir; fakat bunlar yetmez Bir mucide de çalıştığı alandaki teorik bilgiler gereklidir, bir bestecinin elbette teorik müzik bilgisi olmalıdır, ancak bu teorik bilgiler “yaratıcılık” yolunu açmaz. Büyük satranççının hamlelerinde icada, keşfe, resim, heykel, ve beste yapışa, şiir, roman vb. yazışa benzeyen bir yaratıcılık vardır. Bütün yaratıcılarda ortak olan yön, geniş bir hayal gücü sayesinde gizli kalmış olanakları bulup çıkartmak ve bu yolla dünyayı değiştirmektir. Bir bilim adamının bir laboratuarı ve yeteneği bulunur, yapacağı keşif büyük ölçüde bu iki öğeye bağlıdır. Benzer olarak satranççının önünde pozisyon ve ruhunda yetenek vardır; en iyi hamleyi (veya satrancın şiiri denilen hamleyi) başlıca bu iki faktör belirleyecektir. Diğer faktörler, örneğin katılımla kazanılmış kişilik, duygular, tecrübe ve çevre de tabii rol oynar. Fakat bilim ve sanat alanında da görüldüğü gibi, büyük satranççılar diğer faktörler kendilerine karşı olduğu zaman bile, özel yetenekleri sayesinde turnuvaları kazanabilir.

Curielerin kötü laboratuarlarla, Bethooven’in kulakları ile savaştığı gibi, gerçek satranççılar da bir kere oyuna başladılar mı hiçbir şeyden etkilenmezler. Tabii gürültü hariç. Tüm dünyada satranç turnuvaları büyük bir sessizlik içinde yapılır. Seyirci turnuva salonuna alınmaz ve oyunları, binanın dışına asılmış büyük manyetik panolardan izler. Satrançta yenilginin tek sorumlusu oyuncunun kendisidir; kazandığında tek kahraman kendisi olduğu gibi. Satranç tek kişilerin yönettiği ordular arasında bir savaştır. Oyunun başında her iki tarafta eşit şansa sahiptir ve elinin altındaki kuvvetin başkomutanı durumundadır. Karşı tarafın yapması olası pek çok hamle vardır, fakat gerçek savaşta olduğu gibi her olasılığı değil, en olası olasılığı düşünerek hareket etmek gerekir. Çünkü zaten bütün olasılıkların sayısı düşünemeyeceğiniz kadar büyüktür.
Devamını oku “Satranç ve Ruh” →

IQ Testi

Genetik deterministler tarafından özellikle IQ testi alanında sıklıkla yanlış kullanılan bir kavramdır kalıtım. Britanya’da Hans Eysenck ve ABD’de Richard Herrnstein ve Arthur Jensen adlı psikologlar, zekânın büyük ölçüde kalıtımsal olduğu düşüncesini geliştirmişlerdi. Aynı zamanda, siyahların ortalama IQ’sunun beyazlardan, İrlanda’daki İrlandalılarınkinin de İngiltere’deki İngilizlerden genetik olarak daha düşük olduğunu savundular. Eysenck görünüşe bakılırsa, siyahların ve İrlandalıların “düşük IQ” genleri nedeniyle seçmeli üretildiklerine inanmaktadır. Aslına bakılırsa IQ testlerinin içsel olarak kusurlu oldukları kanıtlanmıştır. Boy ya da kilo gibi, “zekâ” için de bir ölçü birimi yoktur. IQ keyfi kabullere dayanan hayali bir kavramdır.

IQ testi, yüzyılın başlarında, Alfred Binet’nin öğrenme güçlüğü çeken çocukları tespit etmek için basit bir test oluşturmasıyla başladı. Binet’ye göre bu test, zorlukları tespit etmenin bir aracıydı, ardından bu zorlukların “zihinsel ortopedi” sayesinde çaresi bulunabilecekti. Bunun bir tür “değişmez” zekânın ölçüsü olduğuna kesinlikle inanmadı ve böyle fikirler ileri sürmeye niyetlenenlere Binet’nin yanıtı çok sertti: “Bu canavarca karamsarlığa karşı çıkmalı ve tepki göstermeliyiz.” Binet’nin testinin temeli oldukça basitti: daha büyük yaştaki çocuklar, daha küçüklerin yapamadığı zihinsel işleri yapabilirlerdi. Böylece her yaş grubuna uygun düşen testleri bir araya getirdi; daha parlak ya da daha az yetenekli olanlara buna göre karar verilebilirdi. Çocukların zorluklarla karşı karşıya geldikleri noktalarda tedavi edici bir harekete girişilecekti. Ne var ki, başkalarının elinde bu sistem farklı sonuçlara varmak için kullanıldı. Binet’nin ölümüyle birlikte öjenik taraftarları determinist mesajlarını pekiştirme fırsat buldular. Zekâ, artık kalıtım sayesinde aktarılan ve toplumsal sınıf ve ırksal kökene dayanan doğuştan gelen ve değişmez bir şey olarak düşünülüyordu. Stanford-Binet testlerini ABD’ye getiren Lewis Terman’e göre düşük zekâ, “güneybatılı İspanyol-Yerli ve Meksikalı aileler ve zenciler arasında çok yaygın ve ortak bir şeydir. Kalın kafalılıklarının ırksal olduğu ya da en azından geldikleri aile soyunda doğuştan olduğu görülmektedir… Bu grubun çocukları özel sınıflara ayrılmalıdır… Bunlar soyutlamalara hakim değildirler, ama çoğu durumda verimli işçiler haline getirilmeleri mümkündür…
Devamını oku “IQ Testi” →