Castaneda: Efsane, İnsan, ve Şükran / Victor Sanchez – Röportaj (1. Bölüm)

Jordan Gruber’in 17 Eylül 1998 tarihinde Hilton Oteli lobisinde Victor Sanchez ile yaptığı röportaj.

Castaneda: Efsane, İnsan & Şükran

JG : Hedeflerin Castaneda’dan oldukça farklıdır. O, “Kartalın çevresinde koşma” olayını gerçekleştirmek gibi, bir çeşit ölümsüzlükle çok ilgili olduğu anlaşılıyor.
Sen ise daha çok insanlara yardım edilmesi ile genel olarak daha çok özgürlük verilmesi, ve yerli insanlara ve Toltek’lere destek sağlanması ile kendi geleneklerini devam etmelerini sağlamalarına ilgileniyorsun. O, kendi küçük grubu için ölümsüzlüğe odaklanmış gözüküyor, senin ise daha geniş bir bakış açın var. Bu doğru mudur?

Sanchez : Gayet iyi açıkladınız, buna ne ekleyebileceğimi bilmiyorum. Temel farklardan biri Toltek bilgeliğinin mümkün olan en çok insanı kapsadığıdır; hepimiz diğer insanlarla ve çevremizde yaşayan diğer şeylerle bağlantıda olduğumuz duygusu ile, her küçük varlık, bizimle ilgili olan her şey, yaptıklarımıza dahil edilmesi gerekir.
Bu duyguda, Castaneda’nın önerisi bana çok kısıtlı geliyor. Özgürlüğe bakış görevini üstlenmiş bir Nagual tarafından yönlendirilen 16 kişilik tek bir grup konusuna gelince, gerçekten sıradan insanların yaşadığından uzak bir şeyden bahsetmiş oluyorsun.
Bu Carlos Castaneda’nın son yaptıkları ve kitapları için geçerlidir, ancak önceki kitaplarında önerilenler daha açıktı, orada yerli algıları daha yaygın olarak bulunuyordu. Son kitaplarında, yerli insanların deneyimlerini bulmak ve onlarla bağdaştırmak zordur. Daha çok entelektüel öneriler gibi, gerçekten de soyut bir şeyler idi.

JG : ClearGreen’in Castaneda için kült benzeri bir etki yaratması ve maksadını değiştirme etkisi iddialarına ne diyorsunuz? Bunlar hakkında her şeyi okudunuz mu?

Sanchez : bir kısmını okudum. İlk elden bilgilere sahip değilim. Görüşlerim için çok dikkatli olmak istiyorum. İlk elden bilgilere sahip değilsem “Ne olduğunu gerçekten bilmiyorum” derim. Bu tür olaylar spiritüel liderimizi bulutlarda yaşayan, maddi dünya ile bağlantısı olmayan biri gibi görmeye çalıştığımızda hatalı olduğumuzu gösteriyor gibi gözüküyor.

JG : Onlar yalnızca insandır.

Sanchez : Tabi ki. Castaneda’nın son yıllarında olanlarda alacağımız çok büyük dersler var. Birini yalnızca bir kişi bir insan değil, insan hatalarını aşan bir spiritüel boyuta koyduğumuzda … kutsal ve sıradan her zaman karışmaktadır.

JG : Kutsal ve sıradan birdir.

Sanchez : Bu halletmesini öğrenmemiz gereken bir şeydir. Eğer kitaplarda bulduğumuz mükemmel ve saf ustaları ümit etmeye devam edersek, o zaman gerçek dünyada, bir birey olarak bizim için özgürlüğe bakış veya bilgeliğe bakış çok zor olacak. Kitap okuyup, gerçek ve maddi ifadeleri günlük yaşamda mümkün olmayan şeyleri yapan, spiritüel bir kişi hakkında bir izlenin edinmek veya bir görüntü sahibi olmak çok farklı bir deneyimdir.

JG : İsa, Buda ve Musa gibi kişilerin dahi -gerçekten de yaşadıklarını farz edersek- çoğu zaman sıradan insanlar oldukları ihtimalini düşünüyor musunuz?

Sanchez : Onlar insandı –sıradan insanlar değil- fakat insandı. Burada çok değerli bir şey var. “İsanın son Günahı” nın yazarı Nikos Kazantzakis akla geliyor. Ön sözde çok önemli bir sorundan bahsediyor. Eğer İsa Tanrı olsaydı, yaptıkları gerçekten çok büyük, çok önemli şeylerdi. Fakat eğer İsa bir insan varlığı idi ise, yaptıkları bunlardan daha da büyük, gerçekten inanılmaz şeylerdi. Bir kez insan boyutunu, bir kişinin insan seviyesini değerlendirdiğinde, bu kişinin yaptığı şeyin değerini gerçekten anladığında oluyor.
Yani, bu haberler Castaneda’nın ekonomik ilişkilerinde, işi hakkında, ve eski eşi ile sorunlarının olduğu veya her neyse, bu tür şeyler bize insanın kusurlarının olduğunu ve bu insanın her şeyinin pek de mükemmel olmadığını gösterdi. Bu bir eleştiri olarak anlaşılabilir. Fakat diğer taraftan anlıyoruz ki, iş sorunları, aile sorunları vs. ile sorunlarla uğraşan diğerleri gibi bir insandı.

JG : … sağlık sorunları …

Sanchez : Evet. Eğer bunu kabul edersek Carlos Castaneda’nın diğer tarafını da anlayabiliriz, o gerçekten de –temel olarak daha önceki işlerinde- ruha ulaşmıştır. Ama, diğer herkes gibi maddesel dünyada başlamıştır. Bu bizim içi çok önemlidir, çünkü bu yaşadığımız mekandır. Bu tür konuların çok da tuhaf sayılmadığı bu dünyada yaşıyoruz biz. Kendi deneyimimizle bu mekandan ayrılıp ruha ulaşabiliriz. İnsan kaygısının ötesinde saf spiritüel varlıklar olmak meselesi değil konu. Olay bu şekilde olmaz.

JG : Tam tersi: dünyada olman gerekir. Yeni kitabın “Yeni bin yılın Toltekleri” kitabında insanların bedenlerini, mali durumlarını, ve ilişkilerini kullanmayı öğrenene kadar senin daha ileri seminerlerine katılmalarını istemediğini söylüyorsun. İnsanlar dünyaya demir atmak zorundalar.

Sanchez : Burada iki ders var. İlki, insan mükemmel üstatların o kadar da mükemmel olmadığı ile yüzleşmelidir. Bu alınacak derslerin ilkidir. Dersin diğer tarafında ise mükemmel üstat eğer insan varlığı, yalnızca bir insan ise, bu o kadar da kötü değildir. Bunun anlamı o benim ve senin gibi yaşamımızda uğraştığımız aynı sorunlarla uğraşıyor, ve sonra da daha yüksekteki bir şeye ulaşıyor.
Biz hiçbir zaman mükemmel olmayacağız, ve bu zaten amacımız da değil, bu yalnızda zihnimizdeki bir simgedir.

JG : Bazı kişiler, Castaneda’nın sağlıklı bir sistemi olduğunu, ve son birkaç yıldaki Tensegrity seminerleri ile bu tamamen değiştirdiğinin tuhaf ve garip bir şey olduğunu söyledi.

Sanchez : Evet, yıllarca yazdıklarından tamamen farklı şeylerdi.

JG : Bu ClearGreen’in, onu pazarlayan grubun, etkisi altında kaldığını söylemesine sebeplerden biridir.

Sanchez : Castaneda’nın yaşamı her zaman bir gizem olmuştur. Gerçekten de, çevresindeki insanların onun üzerindeki etkisinin ne kadar güçlü olduğunu, içinde neler olup bittiğini, insanın kalbinde ne olduğunu ölçmek gerçekten zordur.
Yalnızca bir an için otuz yıldır bir efsane yaratmış ve onu yaşamış bir kişiyi düşünün. Bu kolay bir şey değildir. Kendi çevresinde bir efsane, ve sonra da bu efsaneye inanmış milyonlarca insan yaratmıştı. Tüm bu enerji, tüm bu dikkat, insan varlığı için inanılmaz bir baskı yaratmış olmalıdır.
Oynadığı inanılmaz bir oyundu. Bir kez kendini milyonlarca kişinin önüne koyup, “Ben nagual’im, ben tek varisim.” dediğinde, bir kez kendini üzerinde o kadar çok dikkatin ve enerjinin odaklandığı bir yere koyduğunda … bu inanılmaz bir baskı yaratır. Bu kadar uzun seneler içindeki böyle bir baskının, insan varlığı üzerine ne tür etkiler yapabileceğini önceden tahmin etmek zordur, ancak, eğer yaşamının son yıllarında bu baskı onu bir çeşit çöküşe veya tuhaf bir şeylere götürürse o kadar da garip olmayacak.

JG : Birinin kişisel erki ve ne kadar enerjiye sahip olduğu, onun nasıl ne olduğunun doğrudan sonucu hakkında konuştun. Ölümünden sonra olan tüm dağınıklığın, New York Times’daki makaleler dahil, o tür bir kayıp olduğu …

Sanchez : Evet, bu konuda açıklığa kavuşturmak istediğim bir şey var. Bu kadar çok enerji ve dikkat ile ilişkili konuştuğumuzda, şu soruyu sormamız lazım: “Bu enerjinin sahibi kim?” bu onun enerjisi miydi, yoksa dikkatlerini ona yönelten tüm bu insanların enerjisi miydi? Bu çok, çok ilginçtir, çünkü tarihteki pek çok önemli ve güçlü insan, diğer insanlar tarafından üzerilerine konan dikkat ve beğeninin gücünü kullanmıştır.
Örnek olarak, birçok insan milyonlarca kişinin beğenisine sahip sinema yıldızlarını beğenir ve onların dünyanın tepesinde olduğu gözlenir, fakat bir kez bu beğeniyi kaybettiklerinde, onlar hiçbir şeydir, veya gerçekte oldukları duruma dönerler. Bu durumda sonuç: uyumaya gittiğinde ve gözlerini kapattığında sen kimsin. Tam o anda sen kimsin.

JG : Yalnız ölürsün.

Sanchez : Bu doğru. Castaneda veya bir başkası hakkında konuşurken, bu tür bir deneyim hakkında bir tek kelime bile söylemek mümkün değil, çünkü bu o kadar kişisel ve o kadar gizemli bir şeydir ki, anlaşıldığını iddia etmek için çok uğraş gerekir.

JG : Şimdi eski Castanada’ya bakalım. Sen seminerler ve gruplara eğitim verdin …

Sanchez : … Özür dilerim, eklemek istediğim bir şey daha var. Bir ayrım yapmak önemlidir, çünkü benim 1991 yılındaki “Don Carlos’un Öğretileri” kitabımda, kendimi Castaneda’nın yazdıklarından çok güçlü olarak etkilenmiş buldum. Kitabım onun önerilerini nasıl uygulayacağımıza tanıklık ediyordu, bu yüzden yazdıklarına ve yaptıklarına çok yakındım.
Fakat sonraki yıllarda olaylar çok değişti, ve şimdi seminer ve çalışmalarımda insanlar Tensegrity çalışmaları hakkında sorular soruyor. İnsanlar, çalıştığım yaşayan Toltek’lerde uygulamalarında Tensegrity’ye benzer bir şeylerin bulunup bulunmadığını soruyorlar. Buna benzer bir şeylere rastlamadığımı söylemeliyim.
Aslında, bir kere Carlos Castaneda’nın teklifleri gerçekten önceki kitaplardaki doğanın bağlantısından uzaklaşmaktadır, dünyaya karşı olan sevgi, yerlilerin dünyası ile olan bağlantı … eğer önceki kitapları son önerisi olan Tensegrity çalışmaları ve son yazıları ile kıyaslarsanız, çok önemli bir fark bulacaksınız.
Bu yüzden, benim için ve tahmin ediyorum ki pek çok okuyucu için, olaylar kendi ölçütlerinin ve anlayışının kullanılacağı bir noktaya doğru gitmiştir, yazara büyük bir beğeni hatta sevgi dahi hissediyorsan kendi ölçütlerinden asla vazgeçemeyeceksin. Uygulamalarının sonuçlarında değerlendirdiklerin. Uygulamalar yaşamını nasıl iyi ya da kötü yapıyor? Bu yolla daha iyi olduğunu sandığını seçecek ve kavrayacaksın, çünkü kitaplar bağnazlık için değil, okumak ve en iyi yolu bulman içindir.
Okuduğun bir şeyi gerçekten beğenip sevdiğin, ve bazen de gerçekten senin için iyi olmayan bir şeyin olduğu anlar vardır. Okuyucunun “İkinci Erk Çemberi” nde, Pablito’nun annesinin bir bıçakla onu kovaladığı ve onu öldürmeye çalıştığı garip benzer hikayelerdeki anlarda olduğu gibi. İnsanalar “Bu benim hoşuma giden bir şey değil,” diyebilirler, fakat bunu yazarı beğendikleri veya sevdikleri için kabullenirler mi? Uzun süre kendi ölçütlerini kullanmayabilirsin, ve sonunda öyle bir noktaya gelirsin ki orası bir kült noktasıdır, ustanın söylediği her ne ise sen yalnızca onu takip edersin.
Bu yalnızca tehlikeli değil, fakat aynı zamanda Carlos Castaneda’nın önceki kitaplarında bize verdiği olağanüstü değerli şeylere uygun değil. Bu yüzden eğer, iyi olduğu noktanın ilerisine geçtiğinde, veya daha önceleri yazdıklarını unuttuğunda, önceki yazılarındaki iyi şeyleri unutmaz ve ona olan saygımızı ve sevgimizi devam ettirerek iyi bir şey yapabiliriz.

JG : Sanki önceki Castaneda’nın sonraki Castaneda’ya inanmamamızı istediği gibi bir şey.

Sanchez : Evet, sanki iki tane Castaneda var, şirket kuran bir iş adamı, diğer kişileri mahkemeye verip piyasa için rekabet eden bir kişi, önerilerini kişisel bir eşya gibi korumaya çalışan bir kişi … bu kişisel olarak anlayamadığım tuhaf Castaneda’ların biridir. Fakat bir diğer Castaneda daha var ki kalbimize çok yakın olan, ve özgürlük çağrısı ile pek çok insanın hayatlarına gerçekten inanılmaz katkılar yapan.
Önceki çalışmaları ile hayatıma çok değerli katkılarından dolayı “Teşekkür ederim” demek, ve onun son yıllardaki karmaşık ve hüzünlü hikayesinin yerine onurlu çıraklığına odaklanmayı hatırlamak istiyorum.

JG : Bu size verilenlere dikkat etmekle ilgilidir, çünkü bu konudaki son karar kalbinizde ve ne gördüğünüzdedir.

Sanchez : Bu doğrudur.

JG : Burada karar vermeniz gereken bana bu röportajı verip vermeyeceğinizdir, ve bunun kararını şu anda vermelisiniz.

Sanchez : Kesinlikle.

JG : Ve gerçekten de bu her zaman çöküşün nasıl olduğudur, eğer ilgileniyorsanız.

Sanchez : Kesinlikle.

Çeviri : Aki
Devam edecek
Sonraki bölüm : Seminer problemi

Ruh Molekülü, DMT, Ayahuska

Önce videoyu izlemek lazım

http://vimeo.com/22275825

Video çok uzun, sanırım bir çok kişi zamansızlıktan(!) ötürü seyredemiyecektir. “Zamansızlık” durumu ise tam da bu videonun işaret ettiği bir konuyla ilişkili. Yani her zamanki gibi zehir,panzehiri ile bir-likte.

Bu sunumu daha önce de seyretmiştim ama malum bizler iki kez görmeden onu gördüğümüzün farkında olamıyoruz. Böylece oturup ikinci kez izledim.. Bittiğinde aklımda şu cümle dönüyordu; “acaba biraz kuantum fiziği, biraz Castaneda, biraz Jung, biraz Gurdjiieff,biraz Ra bilgileri, biraz..,biraz vs vs koklamamış olsaydım bu video bende ne etki bırakırdı, şu an ne hissediyor ya da düşünüyor olurdum?”
Balkona çıkıp bi sigara kahve eşliğinde sorunun cevabını almaya çalıştım. Olmadı! Olamazdı da, jüri bir kere duymuştu ve onu kayıtlardan çıkarma talimatı vermekle jürinin zihin ve gönül kayıtlarını silemezdim! Bu hiç olmamış gibi yapamazdım.
Olay öylesine geniş ki, boşver uğraşma sibel diyor içimden bir ses.
Öte yandan içimde her ne pahasına olursa olsun bunu paylaşmamı emreden (!) zorlayıcı bir baskı var 🙂
(Neyse ki bu baskının ne olduğu ile ilgili bilgiye erişebildik Human Design sayesinde, en azında bu bir gizem değil, hastalık hiç değil)
Videoda konuşmacılardan biri (ya da ikisi), farklı realitelerin o kişinin hayal dünyası ile ilgili olabileceğine dikkat çekerken derin bir nefes çektim ve güldüm.
Kişi farklı realiteleri kabul etmeye hazır gibi görünürken ama aslında GERÇEK bir realitenin varlığından şüphe duyamıyor hala! Bu durum şu anda yeni dünya anlayışına geçişle alakalı gibi görünen oldukça kalabalık bir kitlenin, yani bizim en büyük handikabımız.
Ve bu pekaladır; çünkü hepimiz annelerimizin (ya da 0-6 yaş arasında bize bakan her kimse) bizi çengelledikleri gerçeklik bandında yaşıyoruz ve onu en GERÇEKlik olarak kabul ediyoruz. Bu bizim özenle korumaya çalıştığımız ortak rüyamız.
Dikkat ederseniz bikaç konuşmacı farklı yerlerde aşağı yukarı şöyle bi şey söylüyor: “psikedelik maddeler ya da meditasyon tarzı uygulamalarla farklı gerçekliklere gidilir,gidiliyor evet ama oranın güzelliğine kapılarak tuzağa düşüyor ve geri dönmek istemiyor” ve bir başkası da “bu uygulamaların  sırf meraktan ve zevk duygusuyla yapıldığı ancak bu deneyimi yönlendirecek bir bilgeye ya da şamana (aynen böyle kullandı kelimeyi) sahip olunmadığı için, genişleyerek dağılıp gitme riskinde olabileceklerini” söyledi.
Aranızda CC çalışmış olanlar bu tehlikenin ne olduğunu gayet iyi bileceklerdir. Bunu tehlike olarak gören ise pek tabi çengellenmiş olduğum ortak rüyamızın mimarı annemdir. (aslında bu tehlikenin gerçekten var olup olmadığının ya da farklı yaklaşımları bi çok yazımda söylediğim için tekrar etmiyorum)
Biraz Fringe, matrix vs tarzında yapımlar seyretmiş olanlar zaten bu videonun temelindeki mesajı algılamışlardır. Aynı mesajı algılıyor olmamız gerekli değil, zaten bu beklenti (aynı mesaj)gerek spritüel gerekse maddi dünya diye ikiye bölünmüş gerçekliğimizin her ikisine de faydalı değil.
Bu konularla gerçekten ilgili, canıyürekten gönül vermiş tanıdıklarım var ve bir çoğu söylemleri tersini işaret ettiği halde içlerinden (ve yaşamdaki gündelik uygulamalarında) hala gerçekliği ikiye bölünmüş olarak algılıyorlar. Yani fizik dünya ve öte dünya!
Bilgi ve anlayışlarını burada ve şimdi uygulayabileceklerinin farkında değilmiş gibiler. Hep bir erteleme durumu var, o bildikleri şeyler sanki öbür tarafta, rüyada ya da ölünce olacakmış  gibi.
Video hakkında gerçekten de herkesin görüşlerini duymak isterdim, oradan nasıl görünüyor hep merak etmişimdir 🙂

Özetle, kurtul

Özetleme özel bir iz sürme uygulamasıdır. Hikayenizi olduğu gibi görmelisiniz. Onu yargılamadan, ahlaki sonuçlar çıkarmadan, pişmanlık duymadan, kendinize kızmadan veya kendinizi takdir etmeden. Geçmişinizdeki hiçbir şey diğer bir şeyden önemli değildir, en nihayetinde hepsi geçici ve devamlı olmayan şeylerdir.

https://blog.sonsuz.us/?p=3238

Hayatta Kalan Toltekler

Victor Sanchez

Biraz Tarih

En baştan başlayalım. Etnolog ve tarihçiler için, Toltek’ler genel olarak 8.ci ile 12.ci asırlar arasında orta Meksika’da yaşayan Colombo öncesi yerlilerdir. Başşehirleri şimdiki Meksika’nın Hidalgo eyaletinde bulunan Tula şehriydi. 12.ci asırdan sonra toltekler Tulayı terk ettiler; 16.cı yüzyıllardaki el yazmalarında ve kayıtlarda Tolteklerin dağıldığından bahsedilmektedir, ve liderleri Quetzalcoatl’ın ayrılışı ile ilişkili olduğu varsayılıyor. El yazmalarında bulunan en ilginç kısım, Quetzalcoatl’un Chapultepec Tepesindeki (Meksiko City’de) bir mağaraya gittiğini buradan da başka bir boyuta (Mitctlan, Nahual veya Omeyocan) geçerek sonsuza kadar ortadan kaybolduğu söylenen bölümdür. Her neyse, apaçık olan Toltek’ler kadim Meksika’da yayılmışlar ve bilgelikleri ile Maya’lar gibi birçok diğer yerli kültürü etkilemişlerdir. Tarih böyle diyor.

Gerçek ise: Toltek’ler geçmişin en büyük medeniyeti olarak göz önüne alınmıştır, bu yalnızca şimdilerde değil, Kadim Toltek’lerin büyük bilgeliğine olan benzerlikten, ve Toltek’liğin insan varlığının ulaştığı en yüksek bilgi seviyesi olması nedeniyle Aztek’lerin bilgi adamlarını “Toltek” olarak adlandırıldıkları 16.cı yüzyıldan beri böyledir.

Ortalama insanlar için, Toltek’ler pek çok asır önce ortadan kaybolmuş olan yerli bilge insanlardır. Toltek’lerin çok uzun zaman önce kaybolduğundan beri, herhangi biri onlar hakkında istediğini söyleyebilir… her neyse, Toltek’ler kendilerini savunmak için burada değiller, veya en azından böyle imiş gibi gözüküyor…

Onlar halen burada mıdır?

Belki de Toltek yerlileri, Toltek yerli bilgeliği konusundaki tartışmasında yerli olmayan Toltek bilgeliği öğreticiler arasında sesleri o kadar da duyulmuyor. Fakat, bir konu varki hiç kimse dikkate almıyor: şu anki Meksika’da kadim Toltekliği koruyan ve canlı tutan yerli topluluklar var. Benim keşfettiğim, ve ilişkili olduğum temel uygulamalar bunlardır, aynı zamanda Carlos Castaneda’nın kitaplarındaki önerilen uygulamalar ve bunların bilgece kullanılmalarının ipuçlarını almış olduğum yerler de bunlardır. (Bakınız Don Carlos’un Öğretileri, Carlos Castaneda’nın çalışmaları üzerindeki pratik uygulamalar – Victor Sanchez). Geliştirdiğim yol ve yöntemler Castaneda’nın yazdıklarından esinlenilmiştir, ancak Castaneda öykülerinin manevi hedeflerini taşıma düşüncesini taslamıyorum, bunun yerine Meksika dağlarında bulunan Toltekler arasında yaşayarak öğrendiğim Toltek’lilikle uyumlu olan düşünceler hedeflerim arasındadır.

Yaşayan Toltek’ler arasındaki deneyimlerimin tanıklığını “Yeni Binyıl Toltek’leri” kitabımda yazdım. Okuyuculara bahsettiğim şeylerin gerçekten de yaşadığımız bu dünyada olduğuna inandırmak için, bu kitapta, birçok referans, resim, resmi şahitler vs. dahil ettim, çünkü inanıyorum ki okunanların gerçek olduğuna emin olunması gerektiği önemlidir… özellikle okuyucu bu şeyleri gündelik hayatta kendi yaşamına uygulayacaksa. Herhangi birini eleştirmek beni ilgilendirmiyor, fakat benim bakış açım budur ve bunu açıklığa kavuşturmak istiyorum.

Yaşayan Toltek’ler için ek Bilgiler

  • Kadim Toltekliliğin mirasçıları kendilerine Wirrarika diyorlar. Çoğu yalnızca Wirrarika dilini kullanmaktadır fakat bazıları aynı zamanda İspanyolca da konuşmaktadır. 50,000 den fazla oldukları halde, topluluğun tüm üyeleri spiritüel geleneğin bilgeliğine aynı oranda sahip değiller.
  • Wirrarika’lar arasında, Jicareros adı verilen özel bir grup kişiler bulunur, bunlar kadim büyü uygulamalarının koruyucularıdır. Topluluğun diğer üyelerinin hayal dahi edemeyecekleri seviyedeki deneyimleri algı dünyalarında yaşıyorlar.
  • İspanyolcadaki “Tradicion” (gelenek, adet vs.) kelimesi Wirrarika insanları için bir inancı ifade etmemektedir, bunun yerine çok etkin çalışmalarla, uygulayıcıların en yüksek seviyedeki farkındalığı ve algıyı gerçekleştirmesi amaçlanmaktadır.
  • Yaşayan Toltek’ler arasında, bizim batı ve bazı batı dışındaki toplumlarda kullandığımız usta makamı bulunmaz. Doğrudan “Ruhtan” öğrenmeye alışkınlar. Bilge adam, şaman, uygulamacıları Ruh’a ve kutsal yerlere bakmaya iten katkısız bir araçtır. Orada kitaplar bulunmaz, biçimsel öğretim sistemleri ve insan öğretmenler de bulunmaz. Yalnızca Ruh’un kapısını çalmak için bir dizi özel faaliyetler ve davranışlar bulunur. Eğer Ruh kapıyı açarsa, öğrenim başlamış olur. “Usi” (Ruh’un Wirrarika dilindeki karşılığı) hakkında birilerinden yalnızca bir şeyler dinleyemezsin, bir aracı olmadan kendin onu görmek ve duymak zorundasın. Bu Toltek’lerin yoludur.
  • Yaşayan Toltek’ler yalnız kendi dünyaları ile ilişkili olan ve yerlilerin dışındaki dünya ile ilgilenmedikleri görülen yerlilerdir. Bize bir şey öğretmek veya satmakla ilgilenmiyorlar. Yalnızca kendi yaşamlarını sürdürmeyi ve Geleneklerini hayatta tutmakla ilgililer, Güneşin gerçek erkek ve kız kardeşleri gibi, Büyük Güneş Baba gibi aynı yapı ve Büyük Dünya Ana gibi aynı sevgi yolundan gittiklerinden kendileri enerji alanları rolü üstlenirler.

Yaşayan Toltek yerlilerinin mesajı şöyledir:

Biz Güneşin çocuklarıyız ve bizim doğamız parlamaktır!

Nagual kelimesinin anlamı

“Şaman” kelimesinde olduğu gibi, “nagual” kelimesi de geçen yıllarla büyük bir karışıklık yaratarak çarpıtıldı. Onun katılımı olmadan özgürlük ve bilgelik elde edemeyeceğimiz, Spiritüel bir lider olduğu varsayılan birine “nagual” adının uyun olduğunu düşünmek, Kalifornia’da doğmuş bir modern modadır. Bu kelimenin çarpıklığını aydınlığa kavuşturmak için, asıl anlamına geri gitmemiz gerekir. “Nagual” kelimesi Nahuatl diline ait olup “tonal” kelimesinin karşıtıdır. Nahuatl lisanı Tehotihuacan insanlarının, Toltek’lerin, Aztek’lerin ve birçok yerli grubunun geçmişte ve bugün Meksika’da ve hatta Orta Amerika’nın bazı bölgelerinde kullanılan bir dildir. Tonal ve nagual Meksika’daki pek çok yerli insanın her zaman ortaya koyduğu dualite görüşünün iki tarafıdır.

Ometeotl (ome iki anlamına gelmektedir) dualite prensibinin adıdır ve Omeyocan ise dualitenin yeri yani evren anlamındadır. Varlığımızın bütün alanını ve olduğumuz her şeyi, yeni bir guru olarak bilgelik ve özgürlük elde etmeye ihtiyacımız olan tek bir kişiye alçaltmanın saçmalığını şimdi görebiliriz.

Açıkça söylersek, nagual güçlü bir guru veya şaman değildir, bizim içinde yaşadığımız gerçekliğin ve kendi doğamızın yarısıdır. Bilgelik ve özgürlük elde etmeye ihtiyacı olan diğer insanların ihtiyacı olan bir Nagual olduğunu taslamak, eninde sonunda, yalnızca doğduğumuz ve hepimizin bir gün öleceğimiz için, her insan varlığına ait olan şaman deneyimi elde etme çalışmasına karşı, yalan beyandır.

Toltek kelimesinin anlamı

Benim kullandığım “Toltek” kelimesinin anlamını bu günlerdeki yeni modadan farklı olduğunu açıkça ortaya koymak istiyorum. Ezoterik’ten “Castanedacı” lığa kadar geniş bir yelpazedeki birçok yazar ve sunucunun bu kelimeyi kullanma şeklinin çok açık olduğu biliniyor. Benim hakkında konuştuğum Toltek’ler Atlantis’ten, başka bir gezegenden veya ispatı olmayan başka bir öykü ile gelmediler. Kadim Toltek’ler belirli bir yerli grubu idi, tarihsel olarak yedi ile on ikinci yüzyıllar arasında orta Meksika’da yerleşmişler, ve geçmiş ile günümüzde İspanya öncesi Meksika’daki yerli dünyasında birçok diğer yerli insan arasında en güçlü spiritüel etkiyi göstermişlerdir. Avrupalı fatihlerin Toltek’ler hakkında yarattıkları karanlık öykülerine rağmen, onlar kadim Meksika’daki en yüksek spiritüel, kültürel ve teknolojik gelişme zirvelerini temsil etmişlerdir. Varlıkları tarihi bir gerçektir, ve şu anki Meksika topraklarındaki spiritüel mirasçıları olan yerli halkın varlığı, kitaplarımda ve makalelerimde gösterdiğim gibi, herhangi bir şüpheye yer bırakmadan ispatlanabilir.

Yaşayan Toltek’ler

Yaşayan Toltek’ler, Kadim Toltek’lerin geleneklerini yaşatmaya çalışan ve onlarla ilişkilendirilen, “Yeni Yüzyılda Toltekler” kitabımda açıkladığım gibi yerli halkla ilgili genel bir isimdir.

Yeni Toltek’ler

Yeni Toltek’ler, Toltek geleneklerini yerli ve aynı zamanda yerlilerin dışındaki dünyada da canlı tutmaya çalışan hem yerli hem de yerli olmayan insanlardır. Yeni Toltek’ler, modern şehir toplumlarımızın ihtiyaçlarına uygun ve belirli işlemleri yaratarak, Kadim ve Yaşayan Toltek’lerin yolunu izlemeyi önerenlerdir. Kadim Toltek’lerin ayak izlerini takip ederek yeni yollar açtığımız söylenebilir.

Çeviri : Aki

Gerçek Dünyada Şamanlar

Victor Sanchez

(Bu makale farklı bir başlıkla Magical Blend Dergisinin 69 sayısında – 2000 ilk çeyrek- yayınlanmıştır.)

Son yirmi yılda, şamanizm antropologlar için kültürel araştırma ile ilgili önemli bir konu olmaktan çıkıp, şifa ve ruhsal gelişme ile ilgilenen uzman olmayanlar için çekici bir konu olmuştur.

“Şamanizm” kelimesi Sibirya’daki yerli halk arasındaki kullanım kökünü aştığı ve bu günlerde pek çok modern şehirli toplum üyesinin kullandığı bu kelimeyi, benim anladığım ve kullandığım şekliyle kısaca açıklamak uygun olacaktır.

Yüzeysel bir derinlikle, şaman, çoğu zaman şifa vermek için, doğaüstü güçlerle ilişkiye geçme bilgisi ve gücü olan kişidir. Bu doğaüstü güçler, ruhlar, tanrılar, varlıklar, enerjiler veya Tanrı olabilir.

İlk olarak, bizim şamanizm ile olan ilgimiz “gerçek şaman” ile karşılaşıp doğaüstü güçleri ile şifalanma veya kutsanma düşü ile başlamıştır. Yıllar geçtikçe, şamanizme bakışımız değişmiştir: Şimdi, diğerlerini ve dünyayı şifalandırmak için şaman olmak istiyoruz. Şamanizmin bu amacına yönelik kitaplar, çalışmalar ve seminerler tüm dünyada yaygın olarak sunulmaktadır. Pek çok kişi şaman olma düşü ile bu kitapları okuyarak çalışmalara katılmakta, ve erk sahibi olarak “hiç kimse” olmaktansa, sonunda “bir kimse” olma ihtiyacını halletmektedir. Bu uğraş yaşamlarımızdaki algı eksikliği nedeniyle yapmak istediğimiz çeşitli şeylere bir örnektir.

Şamanizmin güç amacı ile ilişkili olduğu düşüncesi modern insan için ilginç bir noktadır. Şifa verme gücü, yaşamın olaylarını değiştirme gücü, yağmur yağdırma gücü, iyi şans gücü vs. gibi. Meksika’daki yerli kişiler arasındaki tecrübelerim, ki onları “yaşayan Toltekler” olarak isimlendiriyorum, bana bambaşka bir bakış açısını göstermiştir. Şamanizm bir güç fikri olmaktan çok bir hizmet olmakla ilgilidir.

Benim tanıdığım eti kemiği olan şamanlar, ana rollerinin toplumlarına hizmet etmek olduğunu kabul ediyorlar. Kendilerinin ne kadar olağanüstü olduğu, ne kadar çok erkleri oldukları ile değil, karşılık beklemeden diğerlerine hizmet etme yeteneklerinin ne kadar çok olduğu ile ilgilidir. Yaptıkları iş için bir ücret talep etmezler. Şaman olarak yaptıklarına karşı bir gelirlerinin olması yerine, fakirlerin en fakiridirler, çünkü bir köylü olarak yaşamları için diğerleri kadar çok çalışırlar üstelik ek olarak toplumlarına hizmet için zamanlarının büyük bir kısmını harcarlar.

Kendi aşırılıkları ve ruhun cömertliği nedeniyle, modern dünyada Şamanizm kelimesinin kullanılmasının fazla basitleştirildiğinden her zaman isteksiz olmuşumdur. Bu günlerde, yerlilerin bilgeliği hakkında bir şeyler okuyan veya şamanizm hakkında bir seminere katılan herhangi biri, başkalarınca takdir edilecek bir görüntü vermek için kendini “Şaman” olarak tanıtmaktadır. Uzun bir süredir dersler ve dünyanın çeşitli yerlerinde seminerler vermek olan benim işim, seminer organizatörleri ve basın muhabirleri dahil pek çok kişi bana “şaman” sıfatını giydirmeye çalışmışlardır. Bunu hiçbir zaman kabul etmedim, çünkü, biliyorum ki gerçek şamanlar, yaptıkları için hiçbir kibir izi taşımadan tüm yaşamlarını ruha hizmet için adamaktadırlar. Bu nedenle, kendimi bu adam ve kadınlarla aynı kefeye koymadım. Ve biliyorum ki izleyicilerim de bu kadar büyük olmayacaklar, çünkü, ben “nagual” veya şaman taklidi yaparak maskeli dans ritüellerine katılmıyorum.

Benim fikrime göre, çoğu zaman zorlayıcı ihtiyaçların ardındaki ünvanları almak dahi, kendini önemsemektir. Birinin kendini başkaları karşısında “biri” olarak takdim etme ihtiyacı, hem “aydınlanmış” lara hem de takipçilerine büyük hasarlara neden olmaktadır. Bu ünvanlar pazarlama ve kar için kullanışlıdır, fakat benim için, özgürlüğün daha değerli bir kıymeti var. Sonunda, hepimiz yaşadıktan sonra ölürüz. Ölüm ünvanımızdan etkilenmez.

Gerçek şamanlar “çıraklarından” para alarak zengin olanlar değildir. Tersine, topluluklarındaki en fakir kişilerdir, çünkü onların iki işi var: birincisi bir köylü olarak yaşamlarını sürdürürler, diğeri ise ücretsiz yapılan bir iş olan şifacı şamandır. Bu nedenle, kutsal görevlerine nispeten, kendi işleri ikincil bir önemde bulunur.

Tabi ki, gerçek hayattaki şamanlar kitaplardaki gibi mükemmel yerli ustalar değildir. Bedenleri kanar, kalpleri acı çeker, çocukları hasta olur, ruhları ağlar ve güler. Yerli şamanlar, tüm dünyaları sınırsız hırsı olan beyaz adam tarafından yenilip yutulduğunda, gerçek dünyada zamanın şiddetine maruz kalırlar. Ve onlar direnirler. Yaşamak ve ruhsal geleneklerini yaşatabilmek için savaşırlar. Yalnız kendileri için değil, hatta yalnız çocukları için de değil, fakat tüm dünya için savaşırlar. Sen ve ben de buna dahiliz.

Onları insanlık için bu kadar değerli yapan, kendilerini, ve varoluşun acıları içindeki topluluklarındaki insanlar ile hepimizin yaşadığı yalnızlıktan yetiştirerek, evrendeki en olağanüstü güç olmaya ulaşarak yaptıkları mucize: tarifsiz, Büyük Ruhtur. Ve en olağanüstü olanı ise, bu mucizeyi kaybolmuş şeylerden geri kazanarak yapmalarıdır, ve aynı zamanda aşırı fakirlikle de boğuşuyorlar. Onlar senin ve benim gibi insan varlıklarıdır, maddi dünya ile ilişki içindeler ve onunla savaşıyorlar. Fakat, maddi dünyanın acısından ve kargaşasından kendilerini yetiştirip, Ruha ulaşarak Tanrı ile bir olma yetenekleri vardır. Ve büyük haber de onların yaptığını, biz de yapabiliriz. Bize yolunu gösteriyorlar, ancak yaşamımızdaki bu mucizeyi yapmak bizim kendi sorumluluğumuzdadır.

Benim şamanizm ile deneyimim, şamanın görevlerinin bireysel hedefleri başarması ile ilgisi olmadığı yönündedir. Şamanın yaptıkları kişisel konular değildir. Onlar, toplulukları ile birlikte, Ruha dönüşü ve onunla uyum içinde yaşama görevini unutmamaya ve canlı tutmaya katılıyorlar. Bu yöntem serilerine “Gelenek” denir, bunlar inancın değil uygulamanın ana bölümleridir. Bu uygulamalar insanları kendilerinin diğer farkındalık düzeyine getirmek için o kadar etkilidir ki, ben bunu “Sağlık ve Özgürlük için Şaman Teknolojisi” olarak adlandırıyorum.

Şimdi, bakışımızı bireysel şamandan herkes için olası olan şaman deneyimlerine çevirelim. Şaman özel bir kişi olduğundan, tören ve merasimlerin büyülü anlarında özel bir rolü vardır, şaman deneyimi bu olaylara katılan her birey ile yaşanır ve paylaşılır. Bu durumda şaman deneyimi hem bireysel hem de toplumsaldır, bu nedenle grubun uygun usulleri takip eden tüm üyelerine açıktır.

Şaman deneyiminin hedefi katılımcıları, evrendeki her şeyin hareket nedeni olan anlatılamaz erk ile, kaybolmuş birliğe geri getirmektir. Ayrı olan kutuplar: kutsal ve dünyevi, ruh ve madde, kişi ve “bunun dışındaki şey”, şaman deneyimi esnasında bir olur. Bizim iki iç bölümümüz, tonal ve nagual, yeniden bütünleşir ve biz ikili doğamızda birliği deneyimleriz.

Şaman deneyiminin hedefi, bizim iki bölümümüz olan tonal ve nagual’i birliğe getirmektir, bu tüylü yılan Quetzalcoatl adındaki Toltek sembolünün gizemli vaadidir. Yılan maddi dünyayı, tonal’i, sürünmeyi temsil eder. Kartal ise uçan şeyleri, nagual’i, Ruhu temsil eder. Ancak, Aztek sembolizminde kartalın yılanı öldürmesinden farklı olarak, kartal yılanı öldürmez, bunun yerine Toltek’teki Quetzalcoatl sembolü ile tüylü yılanla bir olurlar: bu, ruh ve maddenin birliğini, tonal ile nagual arasındaki dengedir.

Şaman deneyimi, modern kentli toplumun üyeleri olan bizler için önemlidir, bu yalnızca şaman olmanın ilginç veya eğlenceli oluşundan değildir. Ruh ile yeniden bağlantıyı sağlamak için uygun araç eksikliğimiz, hem birey hem de tür için, sürekli olarak kendini yok etme işleminin gerçekleşmesine neden olduğundan, Şaman deneyiminin ölümcül derecede önemi vardır.

Zamanımız ve toplumumuzun başına gelecekler için uygun Şaman uygulamalarına ihtiyacımız var. Yalnızca yerli halkların tören ve yöntemlerini taklit etmek yeterli olmayacak. Şamanizm ve Gelenek farkındalığı yükseltebilme hüneri için bir dizi uygulamalar ve yöntemlerdir. Fakat bu teknolojinin özel anlatımı bunu kullanacak insanların uygun özelliklerine göredir ve her zaman da böyle olacak. Bu yerli kişilerin şaman uygulamaları doğa ile yakın temasta olan bir köylü yaşam tarzı ile ilgili olurken, bizim uygulamalarımızın yaşadığımı modern şehirlerdeki dünya ve yaşam tarzı ile ilgili olacağı anlamına geliyor.

Bizim Amaçla Yaşama Sanatındaki (AYS) çabamız, modern dünyada yaşayan insanlar için yöntem ve usuller geliştirmek, böylece “şaman sıçramasını” kendilerinin ve gerçekliğin diğer tarafına bizzat yapabilmelerini sağlamaktır. Bunun nedeni, Şaman deneyimi vasıtası ile bu yolculuk tamamlanmadan sağlıklı olunamayacağındandır. Yalnızca bizim ikili doğamıza uyan deneyimleri yerine getirmek ve tamamlayarak; erk, sağlık ve özgürlük’ten oluşan doğal haklarımıza ulaşabiliriz.

Bu nedenle, bu yıllardaki tüm işim şaman deneyimlerini canlı tutan yerli kişileri ile bizim gibi modern topluluklar arasında bir köprü oluşturmak olmuştur. Zamanımızdaki büyük rahatsızlığın nedeninin, gizli farkındalığımızın, diğer kendimizin, ve bizi çevreleyen her şey ile kutsal bağlantılardaki deneyim eksikliği olduğuna inandım.

Çeviri : Aki