Kusursuzluk

KUSURSUZLUK

DJ, olağan koşullar altındaki her insanın, büyük bir olasılıkla, geleneğin (algılarımızı bağlayan gelenekler) bağlarından bir kez olsun kurtulma fırsatı bulmuş olduğunu söyler. Bir coşkunluk anı toplanma noktamızı hareket ettirip sessiz bilgiye girmemizi sağlayabilir. Bunlar aşk, korku, öfke, yüksek ateş gibi durumlarca sağlanabileceği gibi, sadece büyücü çömezi değil, sıradan bir insan da kusursuz yaşayarak bunu başarabilir.

Peki kusursuz yaşam nedir dediğimde, “kusursuzluk basitçe enerji seviyemizin en iyi kullanım biçimidir. Doğal olarak tutumluluğu, düşünceli olmayı, yalınlığı, saflığı ve hepsinden öte kişisel yansımadan yoksun olmayı gerektirir. Büyücüler tini denetleyip, toplanma noktasının hareketini yönetebilmek için kişinin enerjiye gereksinim duyduğunu söylerler. Enerjiyi bizim için biriktirecek tek şeyse kusursuzluğumuzdur.” Demişti.

Toplanma noktasının hareketi en yüksek düzeye çıkarıldığında, hem sıradan insan hem de büyücü çömezi, birer büyücü olurlar, çünkü o hareketi en üst düzeye çıkarmak, devamlılığı onarılamıyacak şekilde tuzla buz etmiş olur.

Bu hareketi en üst düzeye nasıl çıkarırsın diye sorar CC.

Kişisel yansımayı kırarak! Gerçekte zor olan, toplanma noktasını hareket ettirmek ya da kişinin devamlılığını kırmak değildir. Gerçek zorluk, enerjiye sahip olmaktır. Kişinin enerjisi varsa toplanma noktası hareket ettiğinde sorgulanacak olaylar ortaya çıkar!

Don Juan, kendi saklı kaynaklarını sezinleyebilmesinin ama onları kullanmaya cesaret edememesinin insanlığın açmazı olduğunu anlattı. Bu nedenle şamanlar insanlığın kötü durumuna, alıklığı ve bilmezliğinin uyumu derlermiş. İnsanlara şimdi, her zaman olduğundan daha fazla, özellikle kendi içsel dünyalarına yeni ülküler öğretilmesi gerektiğini söyledi. Bu toplumsal ülküler değil şamanın ülküsü, insanlığa ait ve bilinmeyenle, kendi kişisel ölümüyle yüzleşen ülküler.

Peki sessiz bilgiye erişince ne olur?

Neler olacağını hesaplamaya cüret etmeyiz tabi ama kısaca durum: burası ve burasıdır!

“Davranışlarımız kusursuzluk tarafından düzenlenir” derken neyi kastediyor? demiştim dün.

Benim yorumum şu; kusursuzluktan iki sebeple bahsedilebilir; ilki, büyücü şahsi çıkarları olmadığı için, tinin/niyetin işaretiyle hareket eder.

İkincisi, büyücü anda sakindir (anda oturur). Ve fakat bu iki unsur birbirinin varlık sebebidir zaten. Anda oturmayan tinin işaretini nerden görsün?

Büyücülerin sorunu

Büyücülerin sorunu

Büyücülerin kendine özgü iki sorunu olduğunu betimledi.  Birisi parçalanmış bir devamlılıktan yararlanmadaki olanaksızlık; diğeriyse toplanma noktasının yeni konumunca düzeltilmiş devamlılığın kullanılmasındaki olanaksızlıkmış.  Bu yeni devamlılık her zaman fazlasıyla güçsüz, dengesizmiş ve büyücülere eylemleri için gereksindikleri günlük yaşamın dünyasındaki güveni vermezmiş.

Büyücüler bu sorunu nasıl çözüyorlar diye sorar CC.

Hiçbirimiz herhangi bişeyi çözümlemez! Bizim için tin bişeyleri çözer ya da çözmez. Bir büyücü kusursuz bir hayat yaşar ve bu da çözümü beraberinde getirmiş gibi olur. Niye mi? Kimse bilmez bunu.

TENSEGRITY ve Sihirli Geçişler – Carlos Castaneda Röportaj – 1997

“TENSEGRITY” VE SİHİRLİ GEÇİŞLER

Carlos Castaneda ile Clair Baron röportajı – The New Times – Temmuz 1997

Otuz yıldan daha uzun bir süre önce, Meksika, Sonora’daki Yaqui kızılderilileri arasında saha çalışması yapan bir antropolog olarak Carlos Castaneda bir Meksikalı şaman olan don Juan Matus’la tanıştı. Önce, don Juan’dan antropolojik bilgiler aldı, ve sonra onun öğretmeni oldu. Carlos Castaneda’ya, kadim zamanlarda Meksikada yaşayan ve kendisinin de üyesi olduğu sülalenin şamanların algı dünyasını tanıttı.

Carlos Castaneda don Juan ile olan çömezliğini hepsi de de çok satan olan dokuz tane kitap yazdı, Don Juan’nın Öğretileri: Yaqui Kızılderililerinin Bilgi Yöntemi idi ve 1968’de yayınlandı, ve en sonuncusu Rüya Görme Sanatı 1993’te yayınlandı. Tüm dokuz kitabın halen baskıları mevcuttur, ve en az on yedi farklı lisana çevrilmişlerdir.

Yazar tarafında HarperCollins yayın evince yeni bir kitap yayınlanması planlanmaktadır, başlığı, Sihirli Geçişler: Kadim Meksika Şamanlarının Uygulamalı Bilgeliği. Burada, Carlos Castaneda okuyucularını, don Juan tarafından öğretilen bir takım bedensel hareketlerle tanıştırmaktadır. Tensegrity bu hareketlerin modern şekline verilen isimdir, birleşik Devletler, Meksika, Güney Amerika ve Avrupada verilen seminer ve çalışmalar ile ilgili son bir buçuk yılda üç adet video yayınlanmıştır.

CB : Tensegrity nedir?

CC : Don Juan’nın bana öğrettiği sonsuz sayıdaki şeylerden biri olan kadim Meksika’daki şamanların kullandığı, fiziksel ve zihinsel olarak daha iyi olmayı sağlayan bedensel hareketlerdir. O, bunları kendisine öğreten şamanın hareketlere sihirli geçişler dediğini söylemişti, çünkü uygulayanlar üstündeki etkisi hayret verici idi. Hareketleri uygulayan şamanlar, muhteşem bir fiziksel ve zihinsel dengeyi başarmaktaydılar.

Bu hareketlerin sentezini yapmak için on sene çalıştım. Neticesi ise adına Tensegrity diye adlandırdığım bir şey oldu: sihirli geçişlerin modern uyarlaması. Tensegrity, sihirli geçişleri harekete geçiren iki güç olan, gerilim (tension) ve bütünlük (integrity) kelimelerinin bir karışımıdır.

CB : Bu hareketlerin “keşfedildiğini” söyledin …

CC : Don Juan, rüya görme denilen bir özel farkındalık durumunda, bu adamların ve kadınların ideal bir fiziksel denge durumuna eriştiklerini anlattı. Aynı zamanda, rüyada olmadıkları zamanda da ideal fiziksel denge durumuna gelmelerine imkan veren gerçek hareketleri – rüyada – keşfetmeyi becerdiler.

CB : Daha önceki kitaplarınızda neden bu hareketlerden hiç bahsetmediniz?

CC : Sihirli geçişler bunları keşfeden Meksika şamanların en büyük mükafatlarıdır. Bunları, gizem ve törensel ayinlerle çevrelemişler ve yalnız layık olanlara muazzam bir gizlilik içinde öğretmişlerdir. Don Juan öğrencileri olan Taisha Abelar, Florinda Donner-Grau, Carol Tiggs ve bana bunları bu tutumla öğretmiştir. Bunlar benim kişisel ihtiyaçlarıma göre ve gizlilikle öğretildiğinden hiç konuya hiç ilişmedim; söylemek istediğim bana öğretilen geçişler yalnız benim kişisel ve fiziksel duruma uygun olarak özel olarak tasarlandı.

Her bir diğer öğrencinin de kendine ait olan, özellikle enerji biçimine ve kişiliklerine uygun, bir dizi sihirli geçişi vardı.

Sülalenin son halkası olan biz dördümüz aynı fikirde idik, ve sihirli geçişler için olan gizliliğin, don Juan’nın dünyasının yoldaş erkek ve kadınlarca kullanılabileceğine dair inancımıza karşı olduğuna karar verdik.

Uzun bir sessizlikten sonra, güçlerimizi birleştirip sihirli geçişleri bu karanlık durumdan kurtarmaya karar verdik. Yıllarca süren çalışmadan sonra, bizim bu dört bireysel sihirli geçiş dizilerimizi, hareketleri değiştirerek herhangi bir fiziksel durum için uyarlamayı ve birleştirmeyi başardık. Hepimiz, bu bileşimin beklentilerimize uygun olduğuna anlaştık.

Bu bileşimlere Tensegrity adını verdik.

CB : Tensegrity sihirli geçişleri ile aerobik veya jimnastik gibi diğer egzersizlerden farkı nedir?

CC : Sihirli geçişler ile aerobik veya jimnastik arasındaki fark, sondakilerin bedenin yüzeysel kaslarını çalıştırmak için tasarlanmalarına karşın, sihirli geçişler bedenin derinlerinde gevşeme ve germeyi etkilemeleridir. Sihirli geçişler kas siteminin ötesini etkilemektedir: yani, bedendeki temel enerji sistemini.

Bu hareketlerin ilk hazırlandıkları anda dahi, sihirli geçiş olarak görüldüklerini don Juan söylemiştir. Bu hareketlerin “sihrini” uygulayıcıların hoş bir değişiklik olarak deneyimlediklerini; gözlerin ışıl ışıl olması gibi, bir çeşit parıldama ile fiziksel ve zihinsel durumlarında kısa süreli bir nitelik artışı getirdiğini açıklamıştır. Bu hoş değişiklik durumunu “ruha dokunma” olarak söylemiştir; sanki uygulayıcılar, bu hareketlerle, onları taşıyan yaşam gücü ile yepyeni bir bağlantıyı yeniden kurmuşlardır. Bu hareketlerin sihirli geçiş olarak adlandırılmalarının daha ileri bir açıklaması da, bunların uygulanması vasıtası ile, şamanlar algılama anlamında kendilerini aşmış ve varlığın başka durumlarına geçerek dünyayı anlatılamaz bir mana ile algılayabilmişlerdir.

CB : Bu hareketleri hiç yapmamış olanlara ne diyeceksiniz? Ne zaman “sonuçlar” beklenmelidir?

CC : Olumlu sonuçlar neredeyse anında olur, eğer biri titizlikle ve günlük olarak uyguladığında, artan enerji sakinlik, etkinlik ve niyet üretir. Hepimiz bir anda aydınlanmayı, anında uzman olmayı, isteriz; işte hata buradadır. Don Juan, günümüzdeki ortak illetin, amaç eksikliğinin olduğunu söylerdi. Sonsuz kez bize tekrarlamıştır ki, yeterli enerji olmadan, yaşamımızın herhangi gerçek bir amacının kavranması mümkün değildir. Sihirli geçişler, bizim enerji depolamamız ile düşünsel ve eylemsel olarak amaç fikrini kavramaya yardım etmektedir.

Gelecek yıl, don Juanın Öğretileri’nin basımının on üçüncü yıl dönümüdür, Simon ve Schuster firması yazarın yeni bir önsözü ile bu kitabın özel bir on üçüncü yıl baskısı yapacaktır.

Muhtelif Birleşik Devletler şehirlerinde, yeni bir dizi kısa ve yoğun Tensegrity seminerleri, Seattle’da 19 Temmuz’da bir günlük bir seminerle başlayacaktır. Carlos Castaneda ile en az on sene birlikte çalışmış olan iki kişilik bir ekiple yönlendirilecektir. Katılımcılar üç adet Tensegrity video’larında gösterilen, artı gevşemeye ve aynı zamanda tetikte olmaya yarayan bir dizi sihirli geçiş hareketini deneyimleyeceklerdir – bu kısa süredeki uygulamalar için gerekli olan keskin dikkatin bu iki koşula ihtiyaç vardır.

© Copyright The New Times
Yayın Tarihi : Temmuz 1997

Çeviri : Aki

Erk

Günlükten eski bir düşün pratiği:

Don Juan, ERKin kişinin sahip olduğu bilginin türünde olduğunu, yararsız şeyler bilmenin bir anlamı olmadığını, onların insanları bilinmeyenle kaçınılmaz karşılaşmasına hazırlayamayacağını vurgular.

Don Juan’a göre edimlerde erk vardır. Özellikle de edimde bulunan savaşçı o edimlerin, kendisinin son savaşı olduğunu bilmekteyse. Yapılan şeyin belki de yeryüzündeki son edimi olabileceğini iyice bilerek hareket etmede yabansı, büyüleyici bir mutluluk olduğunu söyler. O’na göre, bir savaşçı erk avlayan kusursuz bir avcıdır.

Kişinin nasıl yetiştirilmiş olduğunun önemi yoktur. İnsanın bir şeyi yapma biçimini belirleyen, kişisel erkidir. Bir insan yalnızca kişisel erkinin bir toplamıdır ve bu toplam onun nasıl yaşayacağını ve nasıl öleceğini belirler. Kişisel erk, insanın yaşam boyu süren mücadeleyle kazandığı bir şeydir.

DJ’nin üzerinde durduğu nokta, erkin savaşçıya bir santimatre küplük bir fırsat sunmasıdır. Savaşçının sanatı, o fırsatı yakalayabilmek amacıyla artsız arasız seyyal olmaktır.

Herkesin herhangi bir şey için yeterli kişisel erki vardır. Savaşçının marifeti ise, kişisel erkini zaaflardan uzak tutup savaşçının amacına yönelmektir.

DJ, Castaneda’ya, “Erk sana, ölümün, inanmak zorunda olmanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösteriyor. Ölüm bilinci yoksa, her şey sıradanlaşır. Çünkü ölüm pusuda bekler, dünya ise anlaşılmaz bir gizemdir.” der. Yani, erk oluşturan her bilgi kırıntısının merkezindeki güç ölümdür. Ölüm nihai dokunuşu sağlar ve ölümün dokunduğu her şey, gerçekten erk haline gelir.

Galiba ERKin ne olduğunu anlamaya başladım.

Güçten yani erkten bahsedildiğinde insanın aklına genelde çok para, çok bilgi ya da iktidar veya ışın kılıçları gelir. Ve güç savaşlarının bu göstergeler arasında yapıldığı varsayılır. Doğrudur; maddi tezahürler, içte olanın yansımasıdır bi anlamda.

Bu savaş, her insanın içinde ve her an, onu kendi yapan değerler/kirler arasında yapılıyor. İşte bana göre, insanın erk kazanma/kaybetme dediği şey bu bitmez savaşların neticesidir.

Peki yapılan her savaşın son olabileceği bilinci neden büyük bir etken?!

İşte kritik nokta bence bu. Son olabileceği bilinci, her edimi yaparken ölümü ensemde hissetmemi sağlar. Ve benim için şu anlama geliyor; yaptığım o şeyi düşünüp taşınarak yaparım; çünkü o son edimim olacaktır; fakat buna rağmen kendimi ona bırakırım, beni götüreceği yere boyun eğerim. Bunun bir tedirginlik yarattığını kabul edebilirim ama gerçekten de vahşi ve büyüleyici bi tarafı da var.

Bu dünyada güç için yapılmayan her hangi bir şey var mı? Sevmek/sevilebilmek bile bir güç işi.

Aynı katalizörler (insanı kendi ile karşılaştıran her olay), çok değişik güç seviyelerinde deneyimleniyor.

Belirli kalıplar var.Örneğin ebeveynin birinin olmadığı, üvey baba/anne modeli gibi. Aslında çevrenizde milyonlarca kez tekrar eden bu örnek katalizör, her yaşandığı yerde başka bir güç seviyesinden işlem görüyor. Benzer güç seviyeleri arasında yaşanan aynı katalizörün etapları da şaşılacak ölçüde benzer oluyor.

Bir örnek vermek gerekirse; Bir şeyin fiyatını sorduğunuzda ben ona “15″ desem, ne ifade eder? HİÇ! Ama 15 bi şeydir de aynı zamanda , işte o kalıptır. Erk seviyesi, 15 in TL mi, dolar mı, milyon mu, mikron mu, gün mü, asır mı, altın mı, misket mi olduğuna göre değişiyor.

Yani geleceği inşa eden bilimkurgu yapıtlar bence bu durumu gözden kaçırıyorlar. Ya da bu durumu ifade etmenin sözel/görsel yolu henüz bulunamadı. Her şey ancak metafor olarak sergilenebiliyor.

Daha önce bi yerde belki söylemişimdir. Matrix’i çok takdir etmeme rağmen, erk düzeyinin (algının) artışını, kişileri uzay aracına ya da Sion’a taşıyarak ifade edebilmelerini bu filmin zafiyeti olarak görüyorum. Yani şunu söylemek istiyorum; değişikliği, mekan ve zamanı değiştirmek suretiyle halletmeye çalışmışlar.

Oysa bütün seviye oyunlar aynı yer ve zamanda şu anda oynanıyor/yaşanıyor. Üstelik katalizör kalıpları da değişmiyor! Onbeş sabit :)))

Kaçacak bi yer ve başka zaman yok!!!

Savaşçının El Kitabı-3

Öncekiler için: Tıklayınız

Kartalın Armağanından devam ediyoruz.
109. Savaşçılara verilebilecek en önemli öğüt, erklerini üzerinde yoğunlaştıracakları nesnelerden kaçınmaları, tüm erklerini gereksiz siperler yerine, tin üzerinde, bilinmeyene doğru yapacakları zorlu yolculuk üzerinde yoğunlaştırmalarıdır.
110. Bir savaşçı ne beklediğini bilir ve beklerken dünyanın tadını çıkarır. Bir savaşçının nihai başarısı sevinçtir. ( harikulade )

  1. Bir savaşçının yazgısının akışı değişmez. Çetin olan, onun bu katı sınırlar içinde nereye varabileceği, kusursuzluğunu ne ölçüde koruyabileceğidir. Eğer yolunun üzerinde engellerle karşılaşırsa, savaşçı kendi kusursuzluğu içinde bu engelleri yenmek üzere onlarla savaşır. Eğer yolunun üzerine dayanılmaz güçlükler ve acılar çıkarsa, yazgısının çizdiği yolu saçının bir teli kadar bile değiştiremez.

  2. Yansızlık bilgelik anlamına gelir ve bir avantajdır. Savaşçıya, belli durumları yeniden değerlendirebilmesi, konumları yeniden gözden geçirebilmesi için bir anlık da olsa bir duraklama fırsatı verir. Bir savaşçının bu fazladan anı amacına uygun ve doğru biçimde kullanabilmesi için tüm yaşamı boyunca hiçbir şeye boyun eğmeden mücadele etmesi gerekir.

  3. Savaşçı, özgürlüğü arayan insandır.( Hüzün özgürlük değildir. Bundan kurtulmak gerekir.)

  4. Bir savaşçı aşama aşama ilerlemez. Önemli olan kişisel erktir.

  5. Bir savaşçının ikinci dikkatte elde ettiği en büyük başarı rüya görme, birinci dikkat içinde elde ettiği en büyük başarıysa iz sürmedir.

  6. Bir savaşçı asla kuşatılamaz. Kuşatılmak, kişinin tehdit edilecek şahsi bir servetinin bulunduğu anlamına gelir. Oysa bir savaşçının kendi kusursuzluğu dışında sahip olduğu hiçbir şey yoktur ve kusursuzluk tehdit edilemez.

  7. Yaşam boyu süren bir savaşımdan sonra erkek savaşçı elbette ki kendi kendini silmeyi başarır. Ama bunun bedelini ödemelidir. Ağzını bıçak açmaz birisi olur çıkar ve sonsuza değin içini dökmemeyi bir görev beller. Kadınları bu tür güçlüklerle uğraşmak gibi bir zorunlulukları yoktur. Bir kadın, buharlaşıp uçmaya hazırlıklıdır. Aslında kendisinden beklenen de budur.

  8. Bir savaşçı, çevrenin nasıl olduğunu bilmeden asla savaşa girmez.

  9. Savaşçılar kendilerine destek olacak dünyadan yoksundurlar.

  10. Bir savaşçı için varlığın gizeminin sonu yoktur; bu varlık ister bir çakıl taşı, ister bir karınca, ister kişinin kendisi olsun. İşte bir savaşçının alçakgönüllülüğü burada yatar. Her şey eşittir.

  11. Bir savaşçı, en son hamlesini burada ve şimdi yapacağını bilmeli, buna hazır olmalıdır. Ancak bu, aceleyle, gelişigüzel yapılacak bir şey değildir.

  12. Savaşçılar, baş edemeyecekleri durumlarla karşılaştıklarında bir an için geri çekilirler. Zihinlerini rahatlatırlar. Zamanlarını başka bir şeyle uğraşarak geçirirler.Herhangi bir uğraş olabilir bu.

  13. Savaşçılar zamanı iyi değerlendirirler; bir anın bile değeri vardır. Yaşamın için verdiğin savaşta, bir saniye sonsuzluktur. Savaşçılar bu yüzden zamanlarını iyi kullanmak zorundadırlar.

  14. Kontrollü çılgınlık, savaşçıların iz sürme sanatını, en küçük ve önemsiz eylemlerden ölüm kalım durumlarına kadar her yaptıklarına uygulamaları anlamına gelir.

  15. Savaşçılar için kendi paralel varlıklarını bulmak olanak dışıdır. Zira, bir savaşçının yaşamında onu başka yöne çeken çok sayıda unsur, öncelikli ilgi alanları bulunur.
    ( Paralel varlık: Bir kişinin paralel varlığı, onunla aynı cinsten başka bir insandır.Oldukça yakın ve çözülmez bir biçimde, birincisine bağlıdır. Dünya üzerinde aynı zamanda birlikte var olan iki paralel varlık, aynı kutbun iki ayrı ucu gibidir. )

  16. Savaşçıları zihinlerinde yalnızca bir tek şey vardır – özgürlükleri. Ölmek ve Kartal’a yem olmak bir mücadele değildir. Oysa sessizce Kartal’ın çevresinde dolaşarak özgürlüğe kavuşmak, en büyük cesarettir.

  17. Savaşçıların özel yaşamı yoktur. Bilincin mahiyetini bir kez kavrayabildikleri an birey olma özelliklerini yitirirler ve insanlık durumu artık onları ilgilendirmez.

  18. Bir savaşçının en çetin görevi, olumlu ve olumsuz güçler arasında son derece incelikli bir denge oluşturabilmektir. Bu çetin görev, savaşçının çevresindeki her şeyi kontrol altına almak üzere bir savaşım vermesi gerektiği değil, onun, beklenen yada beklenmeyen, akla gelebilecek her durumla aynı ustalıkla uğraşması gerektiği anlamına gelir.

  19. Savaşçılar için bu dünyada kalmanın yarattığı coşku, yolculuğun uyandırdığı coşkuya eşittir.

  20. Bir savaşçı ağlayamaz. Bir savaşçı için ızdırabın tek dışa vurumu, evrenin derinliklerinden gelen bir ürpertidir. Savaşçının ürpertisi bitmez.

Hazırlayan: Hanife Altuntaş