Sonsuzluğun Niyeti

Sonsuzluğun niyeti bölümü, -Sonsuzluğun Etkin Yanı kitabının 51 ila 72.sayfaları- şu sözcüklerle biter:
Sonra Don Juan sustu. Uzun ve son derece etkili bir sessizlikti. “Bana ne demek istediğimi anlamadığını söyleme” dedi, “öyle ya da böyle, her birimizin kendine göre bi Vitaminol’u var.”
defalarca okumuş olsan da ağlama hissi gelir, yoğun bir hüzün

*

Castaneda’yi Don Juan’a goturen surecin hikayesi ve buna aracilik eden uc adam fevkalade onemli cunku tum bunlar don juan’a gore sonsuzlugun niyetini aciga vurdugu anlar.  Carlos’ un Sonsuzlugun niyeti tarafindan nasil avlandigini okurken belki kendimizin bilesimlerine de gidebiliriz, ola ki bu gelisimin haritasini kendimizde de yakalayabiliriz.

“Jorge Campos’ un oykusunu kendine tekrar tekrar, defalarca anlat, sonsuz bir zenginlik bulacaksin bu oykunun icinde. Her ayrinti haritanin bir parcasidir. Sonsuzlugun dogasidir bu; kendimizle yuz yuze gelecegimiz o esigi gectigimizde goruruz bunu. Jorge Camposun yapmaktan kacinamadigi tek hareket seni öbür adamla temasa gecirmekti. Bu iki adam bi eksenin iki ucu.o eksen de sensin; bi ucta yalniz kendini dusunen, acimasiz, utanmaz bir cikarci, igrenc ama dayanikli. Obur ucta ise asiri duygusal, acilar icinde bi sanatci, zayif ve savunmasiz. Bu senin yasantinin haritasi olabilirdi; eger baska bir olasilik, sen sonsuzlugun esigini astiginda beliren olasilik cikmasaydi. Beni aradin ve buldun; boylece esigi gecmis oldun. SONSUZLUGUN NIYETI, bana senin gibi bi insani aramami soylemisti. Seni buldum; boylece esigi kendim de gecmis oldum.”

Bir kez daha VK :)

“Yaşamın sırrı, ölmeden önce ölmektir. Ve böylece ölüm diye bir şey olmadığının farkına varmak.”E. Tolle
Bu minval üzere çok uyarı yapılmıştır değişik öğretilerde ancak ölmeden önce ölmenin ne demek olduğuna dair basit bilgi çoğu kez derin felsefi ya da dini çalışmaların içinde gizli kalmış. Oysa CC okuyanlar bu yöntemin hiç de gizli ya da zor olmadığını bilirler; VER KURTUL!
Neyi? Nasıl?
Duygularını, yargılarını, anlamları, sakladığın değerli bulduğun ne varsa onları ver, yani PAYLAŞ ve kurtul. Eğer onu şimdi hayattayken paylaşabilirsen (yazıyla, resimle,çiziyle, konuşmayla vs vs her yolla) öldüğünde kartal için ilginç olmayacaksın çünkü onun ilgilendiği “tüm deneyimi” zaten yaşarken paylaştın, boşaldın. O ilgilenmezse sen de özgürleşmiş olursun bu boyuttaki illüzyondan. Ha tamam başka boyuttan özgürleşmeyi sonra konuşuruz :)))) İşte böyle kolay.
Günaydın sevgili frekanslar, iyi pazarlar olsun.
*
“Kaygı ve üzüntü bize gerekli şeyler gibi gözükür fakat bir yarar sağladıkları hiçbir zaman görülmemiştir.” E.Tolle
O halde pratik bir yararı olmayan bu şeylerde fazla oyalanmaz bir pireshaman. Basıp seker 🙂
*
“Olacağı önceden mi seziyorum-kahin- yoksa ben hayal ettiğim için mi oluyor-büyücü-?”sorusu tüm zamanların üçüncü farkındalık sorusudur bence, üstelik rahatsız edicidir çünkü sorumluluk hissi oluşturur.
2.farkındalık düzeyinde yani psişik düzeyde olanlar bunun cevabını bilirler, daha doğrusu 2 seçenekle karşı karşıya olduklarının farkında değillerdir, bu sebeple rahattırlar 🙂
*
Umarım yakınlarda savaş/barış döngüsünden de çıkıp yarışma oyun eğlence parkuruna geçeriz. Tabi tekamül hızı düşer ama nereye yetişiyoruz yahu!
Kafamdaki ses derhal şöyle cevap verdi seslenişime: Zaten olan o be sibel, beşinci boyuttaki eğlence,yarışma oyun parkusu 3.cü boyutta size savaş/barış görünüyo çünkü güç konseptine takmışsınız rotayı! hahahahahahaha

Çıkış noktası

Bir savaşçı ya da gezgin shaman olmanın yolu bu dört maddede birleşmiştir, daha doğrusu bu ortak noktadan yola çıkarlar:
1.Anlaşma: Sözlerinizi özenle seçin kullandığınız sözcükler de kusursuz olun, ağzınızdan çıkan en küçük bir kelimeye dahi dikkat edin.
2.Anlaşma: Hiçbir şeyi kişisel algılamayın; bize söylene sözleri, yapılan edimleri kişisel almayın.
3.Anlaşma: Varsayımda bulunmayın. Olmuş ve olacaklar hakkında varsayımda bulunmak, yaşamayı engeller ve enerjiyi tüketir.
4.Anlaşma: Elinizden gelenin en iyisini yapın…
Don Miquel Ruiz


* Eğer bazı kişiler benim bu anlaşmadan haberim yok ama şifacıyım diyorlar ise ve gerçekten şifaya aracılık edebiliyorlarsa bu dört maddeyi zihnen bilmeseler de doğrudan bütünlükleri ile biliyor ve uyguluyorlardır, kendiliğinden biliş. Onların yaşamlarına bakın ve bu dört anlaşmayı nasıl uyguladıklarını görün.

Tonale karşı Tonal, işte budur ahval!

Toltek bilgeliğine göre; var oluşumuz esnasında iki ayrı güç halkasıyla doğarız. Dünyasal boyutta akılla direkt bağlı olan birinci güç çemberimizi kullanırız. Dünyasal algımızın oluşturduğu tüm her şey; bizi biz yapan her şeydir ve ona Tonal denir. Dünyaya anlam vermeye çalışan şey tonaldır, o olmadan bir takım yabancı sesler duyar, bir şey anlamayız. Tonal gerçek varlığımızı esirgeyen bir koruyucudur bu da ona edimlerinde kıskanç ve kurnaz olma niteliği verir. Onu doğumla birlikte büyütmeye başlarız. İçimize havayı ilk çektiğimiz o an, Tonal içindeki erkle nefes almaya başlamış oluruz. Tonal doğumla başlar ve ölümle biter. Hiçbir şeyi yaratamaz ya da değiştiremez ama yinede de oluşturur dünyayı. Yargılamak, değer biçmek, tanıklık etmektir işlevi çünkü. Tonal hiçbir şey yaratmayan yaratıcıdır.

İkinci güç çemberimiz ise Nagualın alanıdır, istençle bağlantılıdır. Nagual bizim hiç ilgilenmediğimiz parçamızdır. Nagual bizim betimleyemediğimiz bölümümüzdür. İsim yok, söz yok, duygu yok, bilgi yok.

Daha doğduğumuz anda aslında iki parça olduğumuzu hissederiz. Doğum anında ve sonraki kısa sürede tümüyle nagualızdır. Sonra işlev görmek amacıyla sahip olduğumuz parçanın bir karşı parçası olması gerektiğini hissederiz. Aranan Tonaldır ve bu en başından beri bir eksiklik yaratır. Derken Tonal gelişmeye başlar ve önem kazanır, nagualın parıltısı körelir, onu tümüyle kaplar. Artık tümüyle Tonal olduğumuz anda ise doğumdan başlayarak bize eşlik eden ve bizi bütünleyen bir parça olduğunu sürekli anımsatan o eski yetersizlik duygusunun arttığını seyretmekten başka bir şey yapamayız.

Tümüyle Tonal olduğumuz andan başlayarak eşler oluşturmaya koyuluruz. İki yanımız olduğunu hep duyumsarız ama bunu tonalın nesneleriyle dile getiririz. Bir yanımız ruh diğeri beden, zihin ve özdek, iyi ya da kötü, Tanrı ve şeytan gibi… Aslında adanın üstündeki şeyleri eşleştirdiğimizin ayırtına varamayız.

Dünyasal bilişimizin tanımlandığı güç alanımız, bağlı olduğumuz tonalimiz tarafından yönlendirilir. Bizler bir başka yanımız daha olduğunu duyumsasak da Tonal, hep kendisinin içinde kalmamız için sürekli sopasını gösterir. Bu yüzden şaman bilişinde dışarıdan kabuğun kırılması, yani çömez-usta ilişkisi gereklidir.

Evrenden akan enerji; sürekli şekilde itilip çekilir evren tarafından. Evrenin vahşiliği, yırtıcılığı, acımasızlığı, sömürmesi gibi görülen bu itme-çekme tepkimesi aslında, onun kendi farkındalığını deneyimlemeye çalışmasından ibarettir.
Evren, varlıklar üstünde baskı uygulayarak farkındalıklarını arttırmaya çalışmaktadır.
Carlos Castaneda’ya göre Şamanlar; arayışlarını, sonunda bir organizması olmaksızın, birleşik bir birim gibi davranabilme anlamında bir varlık olma arayışı diye tanımlarlar. Bu açıdan varlıklar, yeni biliş ufuklarına götürecek sıçrama tahtaları görevi gören hatırlatıcı araçlar ya da uygulayımsal yapılardır sadece.

 

http://www.sonsuz.us/node/sonsuzluga_toltek_bakisi

Hey gidi Castaneda ve tüm emeği geçenler…

Toltek Bilgeliğinde Enerji ve Varlıklar

Toltek ya da şaman bilişinin temel öğesi, enerjidir. Evrenin en ince ayrıntısı bile bir enerjinin ifadesidir. Bu enerjiyi dolaysızca görme edimi sonucu Şamanların ulaştığı bilgiye göre; tüm evren, aynı zamanda hem birbirine karşıt, hem birbirini tamamlayıcı çift güçlerden oluşur. Bu iki güce canlı ve cansız enerji adı verilir.

Cansız enerji, farkındalıktan uzaktır. Canlı enerjinin titreşimsel durumu ise farkındalık adını alır. Yeryüzündeki tüm canlılar titreşimsel bir enerjiye sahiptirler. Titreşimsel bu varlıkların hepsine, organik varlıklar denir. Enerjinin bağlılığını ve sınırlarını belirleyen şey organizmanın kendisidir. Bir organizmaya bağlı olmaksızın titreşen canlı enerji toplamları da bir bağlılığa sahiptir ve bunlara inorganik varlıklar denir.

Canlı olmanın temel koşulu; evrendeki başıboş enerjiyi duyusal veriye çevirmektir. Basit bir indirgemeyle vericiden verileri alıp sese ya da görüntüye çeviren radyo ve TV gibi… Organik varlıklar, aldıkları bu enerjiyi bir tepkiye çevirerek bir açıklama dizgesi şekline dönüştürür. Bu da varlığın kendi evrenini oluşturan edimdir.

İnorganik varlıklar âleminde ise, dönüştürülen duyusal veri, onların âleminde bizim aklımızın alamayacağı yorumlar şeklinde gerçekleşir. O boyut bizim için tanımlanamaz durumdadır; dünyasal algımıza bağlılığımız gereği…

Duyusal verilerin açıklanma dizgesi, bizim bilişimizi oluşturur. Organik varlıkların tümünün kendilerine özgü ayrı bir bilişi vardır. Tüm organik varlıkların bağlı olduğu bir biliş noktası da Ortak Bilişi oluşturur. Şaman bilgeliği; bilişimize geçici olarak ara verebileceğimizi ve o anda evrendeki enerjiyi aktığı gibi görme edimini gerçekleştirebileceğimizi söyler. Bu görme; gözlerimizle gerçekleşmese de onlarla görüyormuş gibi dizgelenebilir.

Bu görme anında organik varlıklar; ışıklı toplara benzeyen enerji toplaşımları olarak algılanır. Bu ışıklı topların her biri bireysel olarak evrende mevcut olan bir enerji kütlesine bağlıdır. Bu enerji kütlesine karanlık farkındalık denizi adı verilir. Işıklı toplar; kendi ışıltılarından daha parlak olan bir noktalarından bu denize bağlanırlar.

Bu bağlantı noktasının adı Birleşim Noktası’dır. Karanlık farkındalık denizinden gelen enerjinin algılanmasının bu noktada gerçekleştiği kabul edilir. Birleşim noktasında veriye dönüşen enerji, bizi saran dünya olarak yorum kazanır. İnsana, karanlık farkındalık denizinden gelen enerjiyi veriye çevirecek şekilde yeterlilik sunulmuştur.

Evrenin kendisi de sonsuza dek uzayıp giden ışıklı iplikçiklerden oluşmuştur. Işıklı telcikler birbirine asla değmeden uzayıp giden kütleler halindedirler. Herhangi bir kütleye odaklanma haline ise niyetlenme denir. Şamanlar göre; bütün evren bir niyet evrenidir ve anlakla eştir. Titreşimsel enerjinin en uç noktası, kendisinin farkında olan varlığın kendisidir. Evrendeki bütün potansiyel dönüşüm ve değişimler rastlantısal değil, titreşimsel enerjinin; enerji akışı düzeyinde yaptığı niyetlenmenin ürünüdür.

Hayatımızda var olan her kavram; niyetlenmemiz sonucu cereyan eder. Bizim bu satırlarda iletişim kurmamız için bilinçaltımızı ve bilincimizi kullanarak paylaşım yaratacak ortamı oluşturmamız da bu niyetlenmenin bir sonucudur. Aynı enerji kütlesini kullanarak ortak bilişte buluştuğumuz bir noktadır şu saniyeler.

http://www.sonsuz.us/node/sonsuzluga_toltek_bakisi

Hey gidi Castaneda ve tüm emeği geçenler,minnetarlığımızı kabul edin lütfen