Tensegrity uygulama çalışması

Sık sık bana bu konuda bilgi soran mesajlar geliyor. Aşağıdaki çalışmayı bu sebeple duyurmak istiyorum. Sıfırdan başlamak için harika bir fırsat.

Tensegrity Nedir ve Grup Çalışması Hakkında Bilgilendirme]

Tensegrity, eski çağ Meksika şamanları tarafından ortaya çıkarılan bir takım sihirli beden hareketleridir. Bu alıştırmalara sihirli denmelerinin nedeni, onların benlik üzerinde arzulanan sonuçlara yol açmalarındaki etkililikleridir.

Canlı varlıkların yaptıkları her şey ve başlarına gelen her şey, onların enerji ya da kişisel erk düzeyine bağlıdır.

Gündelik yaşamdaki bütün girişimlerimiz için enerjiye gereksiniriz. Kendimizde gerçekleştirmek istediğimiz bir değişim-dönüşüm çabası başarısızlıkla sonuçlanıyorsa bunun tek nedeni, bunun için gereken enerjiye sahip olmamamızdır. İşin daha da tuhaf yanı şudur ki, aslında gerek duyduğumuz bu enerjiye sahibizdir, ancak bu enerji bizim için ulaşılamazdır. Bu enerjiler , doğduğumuz andan itibaren almış olduğumuz yoğun toplumsal eğitim nedeniyle edinmiş olduğumuz alışkanlıklar ve rutinlerin sürdürülebilmesi için kullanılmaktadırlar. Şamanların bakış açısından bakıldığında bizim istediğimiz zaman ve şekilde kullanamadığımız enerjiye sahip olmamız, o enerjiye sahip olmamamızla aynı şeydir. Bu tıpkı kapağını açacak gerekli donanıma sahip olmadığımız için kullanamadığımız bir tanker suyla çölde kalmaya benzer. Orada bir tanker dolusu su vardır ama susuzluktan ölüyoruzdur. Tensegrity’nin onu uygulayanlar üzerindeki direkt etkisi, enerjiyi yeniden yönlendirerek uygulayıcılar için onu erişilebilir hale getirmesidir. Böylelikle uygulayıcılar, süreç içerisinde enerjisel olarak kapasitelerinin tamamını kullanabilme şansına sahip olurlar.

Aşagıda, Castaneda’nın sihirli geçişler hakkında Don Juan’a yönelttiği sorulara aldığı bazı yanıtları okuyabilirsiniz: …

“Neden eski şamanların geçişlerine sihirli geçişler deniyor?” diye sordum ona bir keresinde. “Sadece denmekle kalmıyor,” dedi Don Juan, “onlar gerçekten sihirli! Sıradan açıklamalarla anlatılamayacak bir etki yaratıyorlar. Bu hareketler fiziksel alıştırmalar ya da salt belirli bedensel duruşlar değil; onlar arzulanan benlik durumuna erişmek için gerçek girişimler.” … “Ama fiziksel hareketler olarak kabul edilebilirler mi, hiçbir zaman öyle kullanılmamış olsalar da? diye sordum. “Onları dilediğin biçimde uygulayabilirsin,” diye yanıtladı don Juan. “Sihirli geçişler farkındalığı arttırır, onları nasıl kabul edersen et. Akıllıca olan, onları oldukları gibi ele almaktır: uygulandıklarında, uygulayıcılarını toplumsallık maskesini düşürmeye yönelten sihirli geçişler olarak.” “Toplumsallık maskesi nedir?” diye sordum. “Hepimizin savunup uğrunda öldüğü cila,” dedi. “Dünyada edindiğimiz cila. Tüm potansiyelimize erişmekten bizi alıkoyan şey. Bizi ölümsüz olduğumuza inandıran şey. Binlerce büyücünün niyeti, bu hareketlerin içine nüfuz ediyor. Onları uygulamak, gelişigüzel bi biçimde de olsa, zihni durdurur.”


Carlos Castaneda, Tensegrity hareketlerini doğrudan iligili oldukları konu başlıkları altında toplamıştır. Biz de bu çalışmada ilk ay boyunca niyeti hazırlama dizisini, ikinci ay ise Westwood dizisini, yani kararlar merkezi, rüya görme, içsel sessizlik ve özetleme ile ilgili hareket serilerini birlikte yapacağız. Daha sonra diğer serilere geçebiliriz. Ayrıca çalışmalarımız sırasında her hafta Toltek bilgeliği ve savaşçının yolu ile ilgili ilginç konulara deyineceğimiz yarım saatlik bölümlerimiz olacak.


İlk grup için pazar gününü düşünüyoruz.

İlgilenen arkadaşlar bana telefon ya da maille dönüş yaparlarsa sevinirim.

Berrin 0532 485 98 62

[email protected]

Haydi GO Öğrenmeye…

Proje Kısa Adı ve no:
GO WORKSHOP

4000 Yıllık Bir Oyun İle Zeka Geliştirirken Eğlenmek!

Proje Açık Adı:
Bir Çocuğun Doğuştan Gelen Kabiliyetlerini Geliştirmek İçin En İyi Yol: Go Oynamak

Tanım ve Amaç:
GO oynamanın çocuğa vereceği en önemli becerilerden biri çocuğun yoğunlaşabilmesini sağlamaktır.

Oynamaktan zevk alacakları bu oyun ile, çocuklar akıllarındaki çeşitli olasılıkların tahtada nasıl gözükeceğini, bunları akılda tutarak doğuracağı sonuçları çözümlemeyi öğreniyor.

Go’nun en önemli özelliği oynanırken hem hisleri hem de analitik kabiliyetleri ortaya koyma gerekliliğidir.

Go oynamak beynin her iki yarısını da kullanmaya zorlayarak hem mantık hem de yaratıcı taraf geliştirilmiş olur.

Çalışmamızın amacı, çocukları Go ile tanıştırmak; Go’yu sevdirmek ilk amaçtır.  İlerleyen aşamalarda ise çocukların Go oynayarak zeka ve strateji yeteneklerinin geliştirilmesini sağlamak ve başarılı bireyler yetiştirmek hedeflenmektedir.

Hedef Kitle:
7-12 yaş grubu çocuklar (1.grup)

Beyninin her iki tarafını da geliştirmek isteyen herkes (2. grup)

Varsa Katılımcı Şartları:
Başvuru Tarihleri:
En geç 15 Şubat’a kadar katılım bildirilmelidir.

Uygulama adımları/zamanlama :
23 Nisan’da yapılacak turnuva ile ilk workshop’ı bitirmek amaçlanmaktadır.

 

Maliyet ve Ücretlendirme:

Oyun malzemesi maliyeti: ( Go seti yaklaşık 25 tl, ders eğitim dokümanları: 10 TL)

Kişi başı 1ders ücreti: 10 tl

Ders süresi 1 saatttir. Haftada 1 ders olacaktır. 8 haftalık bir eğitim düşünülmektedir.

Her grupta maksimum 8 kişi olacaktır.

Mekan açılımı: Ders yeri daha sonra bildirilecektir. Muhtemelen Gümüşsuyunda olacaktır.

Proje Annesi ve Destekçiler:
Deniz Sesli

İletişim:
0532 686 31 43

http://www.kirkyama.org/?p=442

Kırk Yama gelişmeler-1

Konu başı: https://blog.sonsuz.us/?p=2901

Bazı arkadaşlar hadi ne yapıyoruz diye merak edip arıyorlar, o sebeple arada gelişmelerden sizleri haberdar edeceğim.

Bu hafta katılımcı arkadaşların bana ulaşmasını bekledim, şu ana kadar yaklaşık on kişi istekli oldu; fakat ben sözlü olarak katılacağını bildirmiş başkalarını da biliyorum, belki henüz maillerine bakmadılar, ya da yazılı başvuruyu gereksinmediler, bilemiyorum. Bu sebeple önümüzdeki haftaya kadar bekleyelim diyorum. Daha sonra herbirinize hem mail ile hem de bu sayfalardan bir buluşma (muhtemelen msn de olacak; çünkü başka şehirlerden arkadaşlar var) tarih ve saati bildireceğim. Biliyorum heyecanlısınız, ben de öyle 🙂

Kırk Yama’yı Takdimimdir…

<

p class=”MsoNormal” style=”margin: 0cm 0cm 10pt;”>Bir İspanyolca terim olan ve “nehrin altındaki nehir”  anlamına gelen Rio Abajo Rio’yu ilk duyduğumda içimde birçok belirsiz hatıranın kımıldandığını hissettim. Bunlar kendimi bildiğim bu hayatımla ilgili olmayabilirdi bile, çünkü onları ne uyanıkken ne de düşlerimde daha açık seçik, net anılara dönüştürecek sözcükleri ya da resimleri bulamıyordum. Fakat o bulanık, belki biraz orman toprağı gibi kokan ya da balçık hissi veren o şeyi tamı tamına biliyordum, gayet net biliyordum.
Son yıllarda gelişini hissettiğim, adım seslerini hatta bazen uğultusunu duyduğum “nehrin altındaki nehir”, Jung’cu bir psikanalist, şair ve cantadora (eski öykü derleyicisi) olan Clarissa Estes’in ortaya koyduğu vahşi kadın arketipi ile görünür oldu, bulutların ardından birdenbire yüzünü gösteren haşarı sevimli ve gürbüz bir güneş gibi benliğimi aydınlattı.

Bu sebeple Kırk Yama projesini takdime geçmeden önce Estes’in her biri doğrudan yüreğimize ulaşan sözcüklerini, noktasına virgülüne dokunmadan sizlere aktarmak istiyorum.

Vahşi Kadın arketipi ve onun ardında yatan her şey, bütün ressam, yazar, heykeltıraş, dansçı, düşünür ve arayıp bulanların koruyucusudur; çünkü bunların hepsi buluş işiyle meşguldür ve içgüdüsel doğanın ana uğraşı da zaten budur. Bütün sanatlarda olduğu gibi, kafada değil bağırsaklarda ikamet eder. İz sürebilir, koşabilir, emir verebilir ve başından savabilir. Hissedebilir, saklanabilir ve derinden sevebilir. Sezgisel, tipik ve normatiftir. Kadınların zihinsel ve ruhsal sağlığı için son derece gereklidir.

<

p class=”MsoNormal” style=”margin: 0cm 0cm 10pt;”>Peki, Vahşi Kadın’ı oluşturan unsurlar nelerdir?
O, Hayat/Ölüm/Hayat kuvvetidir, yaşatma gücüdür, kuluçkadır. Sezgidir, uzağı görendir, derin dinleyicidir, sadık yürektir. İnsanları çokdilli kalmaya cesaretlendirir; düşlerin, tutkuların ve şiirin dilini akıcı bir şekilde konuşmaya yüreklendirir. Gece düşlerinden fısıltılar getirir, bir kadın ruhuna ait araziden geçerken arkasında kalın bir kıl ve çamurlu bir ayak izi bırakır. Bunlar, kadınları onu bulma, kurtarma ve sevme özlemiyle doldurur.

O, fikirler, duygular, dürtüler ve bellektir. O, yitirilmiş ve uzun ama çok uzun zamandır neredeyse unutulmuştur. O, kaynaktır, ışıktır, gecedir, karanlıktır ve şafaktır. O, iyileştirici balçığın kokusu ve tilkinin arka bacağıdır. Bize sırları söyleyen kuşlar ona aittir. “Şu yoldan, şu yoldan” diyen sestir.

Haksızlık karşısında tehditler savuran odur. Büyük bir çark gibi dönen odur. Döngülerin yaratıcısıdır. Aramak için evi terk ettiğimiz odur. Eve gelmemiz onun içindir. Ütün kadınların gübreli köküdür. İşimizin bittiğini düşündüğümüzde bizi gitmekten alıkoyan güçtür. İddiasız ham düşünce ve işlerin kuluçkasıdır. O, bizi düşünen akıldır, bizler de onun aklından geçen düşünceleriz.

<

p class=”MsoNormal” style=”margin: 0cm 0cm 10pt;”>Nerede yaşar?
Kuyunun dibinde, membalarda, zamandan önceki eterde. Gözyaşında ve okyanusta yaşar. O, büyüdükçe hışırdayan ağaçların kabuklarında yaşar. Geleceğin ve zamanın başlangıcındadır. Geçmişte yaşar ve bizim tarafımızdan çağırılır. Bugündedir; soframızda bir yeri vardır, arkamızda sıraya girer ve yolda önümüzde gider.  Gelecektedir ve şimdide bizi bulmak için zaman içinde geriye doğru yürür. Karı delip başını çıkaran yeşilde yaşar, solan güz ekinlerinin hışırdayan saplarında yaşar, ölünün öpülmeye geldiği ve yaşayanın yakarılarını gönderdiği yerde yaşar. Dilin üretildiği yerde yaşar. Dörtlük notalarda ve yarım notalarda, bir kantatta, bir sestinada ve blues’da yaşar. O, içimizde esinin patlamasından hemen önceki andır. Dünyamızı delip geçen çok uzak bir yerde yaşar.

İnsanlar onun varoluşuna dair deliller, türlü kanıtlar isteyebilirler. İstedikleri aslında ruhun varlığına ilişkin kanıtlardır. Biz ruh olduğumuza göre, kanıt da biziz. Her birimiz yalnızca Vahşi Kadın’ın varlığının değil, onun topluluk içindeki halinin de kanıtıyız. Bu tanımlanamaz yaratıcı dişi gücün kanıtı biziz. Bizim varoluşumuz onunkiyle paraleldir.

Yeryüzü anamız ve bizler, topyekûn şifalanma dönemine girerken, gönül ve iş birliği yapabileceğimiz, alabildiğine geniş ve ferah bir mekâna ihtiyaç duymakta olduğumuzu hissettim bunları okurken. Nehrin altındaki nehire ulaşmak için derin bir istek duyuyordum. Bu özlem içimden aniden fışkırdı ve kendi ismini fısıldadı: Kırk Yama.

Kırk Yama organizasyonu, katılımcı kadınların ellerinde şekillenecek ve büyüyüp yeşerecek. Bireyselliğini elde etmiş, hayatının maddi ve manevi planlamasını yapabilecek durumda olan kadınların el ele verdikleri, dayanışarak yaratıcılıklarını geliştirdikleri berrak bir alan. Faaliyet alanımız ise, katılımcılarımızın yetenek ve yaratıcılıklarının uzanabildiği her yer diyebiliriz kısaca.

İnternette bir adresimiz olacak tabi: Kirkyama.org fakat bu adres bir amaç değil sadece gösterdiğimiz faaliyetlerin sonuçlarının sergilendiği kırk yamalı latif bir yorgan olacak. Öyle ki, üşüyen, şifalanma için desteğe ihtiyacı olan herkesi içine alabilecek bir yorgan.

Katılımcı olacak her kadın, kendini zaten benzersiz bir biçimde bu dünyada görünür kılıyor, her birinin sonraki nesle ilham verici bir öyküsü var ve biz bu eşsiz yamaların birleştiklerinde nasıl duracağını merak ediyoruz? Ya siz?

Yüreğinizin sesine kulak verin ve kurucu üyelerden olmak için hemen bize yazın lütfen.

Sevgilerimle

Sibel Atasoy

08.12.09

 

İletişim: Kirkyama.org’u hep birlikte yaşama geçireceğimiz için şimdilik katılım arzunuzu

[email protected] adresine bildirebilirsiniz. Yeterli sevince ulaşır ulaşmaz bir tanışma toplantısı düzenleyeceğiz ve iş bölümü yapacağız.