Bilginin Doğası

“Sen okaliptüs ağaçlarını bilir misin? Uzun boylu ve güçlü ağaçlardır, çok su çektikleri için bataklık yerlere dikerler. Köylerde garip dost da derler hani. Yapraklarını elinle ovuşturursan güzel bir koku çıkar; adeta doğanın kokusu gibi, canlandırıcı, pişmemiş, ham bir koku. Bu ağaçların kabukları soyulur. Altlarından yeni deriler çıkar, hatta ilk soyulduğunda, insanın yeni çıkan derisi gibi, pembecik, azıcık kanlı görünür. İşte o kabuklar bana göre BİLGİ’dir. O ağacın kendi kanından canından üretip üzerinden attığı eski kabuğu! O kabuklar rüzgarın önünde oradan oraya uçuşurlar. Onları bulanlar, biriktirip yakarlar ve ısınmaya çalışırlar. Ama çok geçicidir onların verdiği ısı. Çünkü ölüdürler. Kendilerini üreten kaynaktan kopmuşlardır bir kere. Yani bilgi-kabuk geçicidir, senin beklediğin ısıyı sana hiç bi zaman veremezler ama yaptıkları şey aslında şudur; sana belki bir gün bir daha asla üşümeyeceğin kadar ısınabileceğin beklentisini verirler. Ve her defasında bu beklentiyi besleyip büyütürler. İşte sen ve senin gibiler o kabukların peşinde koşarsınız hep!” YENİ’den Doğanlara-Dağ Bağlantısı-Sibel Atasoy

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bilginin doğası üzerine harika bir alıntı bu yazı:)

  • Turan Erdal Bilgi bizi koruma amaclıdır zaten.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sürdürülebilir rüya istediğimiz için 🙂

    Turan Erdal Ruyadan kacamak yapmak yok galiba…
  • SibelAtasoy: Şu anda hayat dediğimiz şey; üzerinde mutabakata varılmış bir rüya olmasına karşın, uykuda bambaşka rüyalar görebiliyoruz, hatta gündüz düşleri ve vizyonlar da görüyoruz. Bunların hepsi henüz ‘sürdülemeyen rüyalardır’. Fakat bu onların gerçekliğini sarsmaz! Sadece inşası bitmemiş siteler gibidir onlar.

Demek ki biz ‘Sürdürülebilen rüyadan’ kaçamaklar yapabilen varlıklarız. Bu kaçamaklarımız; niyetimizin sarsılmaz oluşu oranında sürdürülebilir hale gelecek gerçekliklerdir.

  • Turan Erdal Bir ruyadan digerine atlarken kacamak yapıyoruz, diyorsun galiba. Hersey ruya olunca gercek birseyin de olması gerekmiyor mu?

    Sibel Atasoy Hahahahahaha Sen hala gerçek bi gerçeğin olduğunu mu sanıyorsun?
  • Turan Erdal Ken Wilber dört dünyadan bahsediyordu, ben ikiye indirgiyorum. Bizden bağımsız dısarda biseyler var ama tam ne olduğu belli değil. Kestirmemiz de imkansız gibi gözüküyor.

    Sibel Atasoy İçinde “ben” öznesi oldukça hepsi biir rüyadır. Ben bilinci olmadığında ise YOKtur. YOKluk ancak rüyalar yoluyla çıkarsanabilir:)
  • Turan Erdal Bu kendi kuyrugunu kovalayan kopege dondu :-)))
  • Sibel Atasoy ona uroboros deniyo işte
  • Turan Erdal Evet…
  • Sibel Atasoy Evet diyorsun ama rüyayı küçümsemeye devam ediyorsun, gerçek gerçeğin peşinde yaşam alevin giderek azalıyor. Belki de yanılıyorumdur 🙂
  • Turan Erdal Hayır, hayır, ben gercek pesinde kosmuyorum. Ben sadece kendime uyumlu, iyi teoriler arayısı icindeyim. Her kimseyi kucumseyecek kadar buyumedim daha…
  • Sibel Atasoy Gerçekliğin, rüya olduğunu ya da benim deyişle OYUN olduklarının fikrine alışmak zor, yaşamak imkansıza yakın. Hepiciğimize kolay gelsin dilerim.
  • Turan Erdal Oyun terimine biraz alıstım ama su ruya tabiri bana biraz uzak..
  • Sibel Atasoy:  Oyun kuramı, benim buluşumdu ve yeni bişey olarak daha bir bilmiyorum noktasından dinlenebildi, oysa rüya, herkesin sanki en iiyi bildiği bir şeymiş zannıyla kendilerini doldukdukları bir alan. Ben ikisinin de gerisindeki mekanizmayı aynı görüyorum. Ne derseniz frekanslar böyle olabilir mi?

Abraxas

Ölülere Yedi Vaaz’dan

“Abraxas bilmesi zor tanrıdır. Onun gücü en fazladır; çünkü insanlar onu hiç kavramazlar. İnsanlar güneşin en büyük iyiliğini görür, şeytanın da sınırsız kötülüğünü, ama Abraxas, o görmez; çünkü o, hem iyilik hem de kötülüğün annesi olan tanımlanamaz yaşamın kendisidir.
O kendini boşlukla birleştiren tamlıktır.
O kutsal düğündür;
O aşktır ve aşkın katlidir;
Mukaddes olandır o ve ona ihanet edendir.
Günün en parlak ışığı, deliliğin en derin gecesidir;
Onu görmek körlük demektir;
Onu bilmek hastalık;
Ona tapınmak ölümdür;
Ondan korkmak bilgelik;
Ona karşı durmamak özgürlük demektir.

İşte korkunç Abraxas da böyledir.”

G.Jung

Sihirli sözcük; EYLEM

“Eylem de sihirli bir sözcük! Kendi celladını doğurduğu, besleyip büyüttüğü ve bundan hiç vazgeçmediği için sihirli bence. Biz insanlar bilmek isteriz. Eylem bize bilgi sunar. Bilgi yerleştiği yerde kök salar, insan vasıtasıyla insandan insana kol atar, zamanı yaratır, adeta o sevilmeyen ayrık otu gibi heryeri kaplar, öyle ki kendi yaratıcısı eyleme yer bırakmamaya başlar. Biz her şeyi bildiğimizi sanırken ölmeye başlarız. Tıpıkı nefes gibi! Oksijensiz ölürüz fakat zaten oksijen de bizi yavaş yavaş yakarak öldürür.”
YENİ’den Doğanlara – Dağ Bağlantısı

  • Hanife Altuntas sık kullandığımız, ezber ezber konuştuğumuz kelimelerin anlamları üzerine yazılmış, düşünülmüş her şey artık fazlasıyla dikkatimi çekiyor. anlama gerektiği kadar dalınıp bi bakış atıldığında, algımında farklılaştığını hissediyorum.ve çok önemli buluyorum bunu. bu alıntıyı belki de bu nedenle burada paylaşma isteği duymuş olabilirim:)

    Sibel Atasoy Evet, zamanın da etkisi arttı ve bu söylediklerinii deneyimleyebilmek için önceden gerçekten canımızı dişimize takarak yaptığımız disiplinli çalışmalar, evren nezdindeki niyetimizi sarsılmaz kıldı. Allaha şükürler olsun ki bu günleri görebildik.

    Hanife Altuntas evet, evet, evet:)

Yeni ifade şekilleri

İlk Matrix’i henüz türkeye gelmeden orjinalinden seyretmiştim. Üst üste altı kez izlemek durumunda kaldım; çünkü acaba yanlış mı tercüme ediyorum sözleri, gerçekten bunu yapmış olabilirler mi diye şüphe etmiştim. Zamanına göre aynen Dövüş kulubü gibi çok iddialıydı (eril bir dil kullanan görsel ifade olarak).
Oysa şimdi aklımda inception’dan başkası yok, matrix sıradan bişey gibi… hahahahahaha insanoğlu nankör, en azından ben nankörüm. Gerçi hakkını teslim ederim, işte böyle aradan yirmi otuz yıl geçse de takdirimi esirgemem ama yine aşkım kayar gider yenisine!
Aynı şey dizilerde ve kitaplarda da başıma geliyor. İlgim hep yeni ifade şekli deneyenlere kayıyor benim.

Sarışın şirret kadınlar!

Sevgiyi Öğrenme Gazetesinden küçük bir alıntı yapıyorum, bir kadının katılacağı seminer boyunca başına gelen aksilikleri(kendince) ve sinirden küplere binişini anlattıktan sonra:

“Otelin durumu onun için tam bir şok olmuş, yine de kaderine razı olmuş, ama sonra elektrik kablolarının penceresinin yanından geçtiğini fark etmiş. O noktada sabrı taşmış! Danışmaya gitmiş ve çok saygılı ve nazik bir şekilde durumunu anlatmış.
Ama danışma görevlisi ona boş yere endişelendiğini söylediğinde, katılımcımız tekrar sinirlenmiş ve daha hararetli bir şekilde konuşmaya başlamış.
Ardından karşısındaki görevli şöyle yanıtlamış, “Bakın bayan. Ben eşcinselim ve sizin gibi sarışın, şirret kadınlar eşcinsel olmamın başlıca sebebidir. O yüzden benim hayatımı çekilmez kılmaktan vazgeçip odanıza dönün.”
**
Siz ne dersiniz bu konuda? Üstünde durulası geldi bana bu kısa alıntı 🙂

    • Turan Erdal Eger bir seyin ustesinden gelemiyorsan konu degistir :-))

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Yani “sarışın kadının üstesinden gelemiyorsan gay ol” mu diyorsun?

      Turan Erdal Sorun kadın degil, sorun elektrik kablolarının degismez konumu. Kablolar degismeyecegine gore adam gay konusu ile kadını sakinlestırıyor. Yoksa gay olmak ile elektrik kabloları arasında bir baglantı var mı?

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Öyle mi dersin? Elektrik kabloları değiştirilebilseydi, sarışın şirret kurtulur muydu? erkekler de eşcinsellikten kurtulurdu o halde, bunu mu çıkarsadın?

      YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Gerçeküstü gibi duruyor biraz. Eşcinsel olma nedenini öyle ya da böyle şekil ya da tavır itibarıyle kadınların omuzuna yıkan birinin büyük sorunları olmalı.
    • Turan Erdal Sorun kadını sakinlestirmekti bana gore. Escınsellik anlatımda sadece bir sustu…

      Sibel Atasoy Bazen cevaplar beklediğimiz kadar karmaşık olmaz, hatta hayrete düşürecekkadar basittir
    • YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Bu sarışın abla neden bu kadar her şeyden şikayetçiymiş bilen var mı? Bi gün kalacağı otelin penceresinin yanından geçen elektrik kablosunu düzelttirmekten başka işi yok mu bunun? Sakın esasında ilgisi olmayan bi semineri içsel protesto ediyo olmasın?