Pow-Wow Nedir?

Pow-wow yerlilerin biraraya gelip tanıştıkları, dostluklarını yeniledikleri şarkıların söylendiği, dansların edildiği bir törendir. Pow Wow adıyla bilinen bu tören Kızılderili dinsel inançlarının en önemli törenlerinden biridir. Ruhların tören alanına indiğine ve dansçılarla birlikte dans ettiğine inanılır. Ama ruhları herkes göremez, yalnızca bazı insanlar görür. Görenler bu bilginin onlara kartalın nefesiyle ulaştığını söylerler. Bir grup davulun ritmik sesiyle birlikte şarkıcılar şarkılar söylerler ve ruhları çağırırlar.
Pow-Wow kızılderili kabilelerini birleştiren bir işlev taşıdığı için beyazlar tarafından en çok engellenmek istenen törenlerden olmuştur.
http://yerliruh.blogspot.com/2010/06/pow-wow.html

Sorumluluğu ne karşılığında alırsınız?

İnsan kendi sorumluluğunu üstlenebilir isterse- keskin bi kararla bi cesur anda- ancak bu durumda bile belirsizliğin içinde olacaktır. İşte iinsana “belirlilik” vadedilemediği için o da sorumluluğa talip olmak istemiyor bence 🙂 Bu önemli bi kavşaktır, Einstein gibi açık zihinleri bile geri püskürtebilir! Bilim dünyası atmış yetmiş yıl öncesine kadar insanlara “kesinlik” vadediyordu, işte bu vaad sebebiyle dünya nüfusunun %50 si tanrı olarak onu belledi çünkü insan kesinlik ve düzen arayışındadır. Oysa şimdi bilim bu kesinliği bilinçsizce vermiş olduğunu itiraf ediyor ve şu an sadece belirsizlikle idare edeceğiz diyor, işte bu insanları yeniden düşünmeye ve aldıkları kararı gözden geçirmeye itiyor sanki. Hep duymaya çalışıyorlar: Acaba biri, bi şey bi kesinlik vadediyor mu? Aman kaçırmayalım onu 🙂

*

Mutlak Kesinlik, hayatın durması anlamına gelirdi ve bu da sonsuzluktur bi anlamda. Sonsuzluğu bu kadar kafaya takan insanoğlu gerçekten mutlak kesinlik aradığını biliyor mu? Ya da sonsuzluktan başka bir beklentisi mi var? Ne bekler sonsuzluğa gönül vermiş insan? Mesele yoksa sadece bedenin-ya da BEN’in- ölmemesi midir?

*

Biryerde,yabansı sessizlik ve geçen Pazar ayininin
Bil milyon üç yüz bin vaazı arasında;
Biryerde
Calvin’in İsa yorumu (Tanrı yardımcımız olsun)
ve kertenkeleler arasında;
Biryerde,görme ve konuşma arasında,biryerde
Kirli,vıcık vıcık söz birikimimizle
İlk yıldız ve çiçek gölgeleri çevresinde
Dönenen iri pervaneler arasında
O açıklık uzanır,artık ben olmayan ben’in
Her şeye karşın anımsadığı
Bir aşk gecesinde varılan karşı kıyıda,
Ve rüzgarı dinlerken,bir başka geceyi,
Karanlıkta uykusuz,koynumda ölüm,
Dulluğun ilk gecesini anımsarım.
Benim,benim,tümü kaçınılmazca benim;
Ama ben,artık ben olmayan ben,
Düşüncem ve suskunluk arasında bu açıklıkta
Benim olup da yitenleri,acıyı ve mutluluğu görürüm
Alp çayırlarında ışıldayan dağ çiçeklerince
Hüzünlü,el değmemiş ve apaçık.

Aldous Huxley-Ada

Yolları kısaltmak!

Uzun yolları kısaltmak, zamandan (yani kendinden) tasarruf etmek için çalıştım hayatım boyunca, yaptığım işleri sevdim, kendimden memnun kaldım Çünkü bu uğurda gece gündüz çalışmak zevkliydi, kendime ve başkalarına yararım olduğuna dair bir hissim mevcuttu ve bundan nedense hiç şüphe duymadım. Bazen, çok nadir olarak faydacılık prensibimin biraz fazla olduğunu düşündüğüm olurdu ama çok kısa süren bir güneş yansıması gibi ortadan kaybolurdu:)
Yolları ne kadar kısalttığımla ilgili sizlere matematiksel kanıtlar sunabilirim -çok kolay- fakat kimsenin ben dahil kanıt istediği filan yok.Sadece şöyle diyenler var: “Bazı kişiler uzun yoldan gitmeyi sever”
E tamaaamm fark etmez. Zamanın olmadığı ancak farz edildiği bir yerde yolları kısaltmakla övünüşüm saçma gelmesin bence, sadece gülelim ne olur ki!

**

Sık sık sevginin karşılığı-karşılıksızlığı ile ilgili güzel sözler duyarız, özellikle yirmibeş yıldır en popüler konu desek yeridir.
Sevgi bedensel bi duyumdur (tüm bedenlerle ilgili), bedenlerimizin hesap kitabı varsa bile bizim aklımız buna ermez. Bu durum ani bir titreme, dalga geçişi, koku bombası vs gibi duyusal olabileceği gibi bir tamlık ve bütünlük anı gibi de yaşanabilir. Bu yel geçip gittiğinde arkasından baka kalırsın, zihin bu şeye anlam bulabimek çin çılgınca koşmaya başlar ve tabi çok çalışıp bişeyler bulur pek insanca olan. Ki sonradan bunlara “karşılık” denebilir ve aynı duyumu alabilmek için bu karşılıkları ödemeye çalışabilir insanlar ve öyle de yapıyorlar! Heyhat sevgi avlanabilir değil, o bilinebilir bi şey değil, çok daha yabani çok daha özde.

Yeni Dönem- Yeni Macera

Sağlığım konusunda endişelenip bana ulaşmaya çalışan arkadaşların içini rahatlatayım, gayet iyiyim, biraz şaşkınım, velakin ben şaşırmayı severim 🙂 Bu ilk hafta biraz yavaş çekim yaşayacağım, telefonlara bakmıyorum.
Epey bi süredir bilgilerimi fazla ciddiye almıyordum, bu rahatlatıcıydı ancak galiba gelişen görülerimi bundan biraz ayrı tutmalıymışım. Görülerimi biraz daha ciddiye alıp bunları tercüme etmek için gerekli bi iki lisanı öğrenmek gerekebilir belki, kimbilir. Eğlenebileceksem zahmet ederim walla, değilse umurumda değil 🙂

Hepinize teşekkürler ilgi ve ihtimamınız için. Biliyorum adı korkutucu -kalp krizi/anjiyo vs- ama bence işlevi harika bu işin, çünkü şifası aynı anda içinde, öldüysen de hayatta kaldıysan da otomatik şifalandın anlamına geliyor 🙂 Bence önümüzdeki günler heyecanlı olacak.
Gayet iyiyim bu arada,bi yerim filan ağrımıyor çok şükür, biraz ağırdan alıyor oluşumuz yalnızca bi önlem. Benim tepki baştan sona şaşkınlık olmuştu şimdi aradan beş gün geçtikten sonra ise şaşkınlığımın yerini bi çeşit minnet duygusu alıyor, sanki bi ödülü hak etmişim ve ulaşmışım sonunda gibi bir his. Tıkalı damarların-meğerse- ardından sürdürdüğüm hayat sonlandı şimdi bilinmedik bi başka maceraya açılıyorum 🙂 Öpüyorum hepinizi.

*

Rolleri çoğu kez biz seçmiyormuşuz bize bi yerden geliyormuş gibi görünüyor -belki bu sebeple insanlar ilahi bir şeyin varlığına inanma eğiliinde oldular hep- ancak yeni bir rolün sana nasıl ulaşacağını bilmiyor oluşun hatta adını sanını bilmiyor oluşun -tıpkı Bak oyuncusu gibi- o rolü baştan beri yaratıp olgunlaştırdığın -kendinden gizli çünkü eğer bilirsen mevcut rolün yeniyi boğarak öldürür- gerçeğini hiç bozmuyor, sadece bir moderatör/aracı/teslimatçı gerekiyor o kadar! 🙂

 

Oyun ve Anlam

İnsanın kendini -bu derece- kandırmasına dayanan varlığı dehşete düşürücü. Yine de bunu unutmakta yarar var.sa
  • Ayten A bütün bir öznellikler / anlamlandırmalar diyarı bir derecede ve bir biçimde “kendini kandırma” değil mi Sibel? Dehşet verici de olabiliyor, eğlenceli, oyuncaklı ve “hayat kurtarıcı” da ve fakat…
  • Sibel Atasoy Varlık diyarı hepten kendini kandırmaya dayanıyor evet yine de güzel

     

    Turan Erdal Bir kisiye oyun oynadigini gösterdigimiz zaman o kisi oyun oynamaya devam edebilir mi?

     

    Sibel Atasoy Önce “artık oyun oynamayı reddediyor” çünkü oyun kelimesinden dolayı yaptığı bu önemli iş değer kaybına uğruyor. Bu süreç depresyon hatta intihara bile sürükleyebilir insanı. Ancak sonunda kişi denetimli deliliği benimseyerek oyun olduğunu bile bile oynamaya yani yaşamaya başşlıyor ve hatta bundan zevk de alabiliyor )

     

    Turan Erdal Anlamin yitmesinden sonra tekrar anlamlandirmak gerektigini söylüyorsun galiba.

     

    Sibel Atasoy Yitirilen anlam zaten senin değildi çoğunluk itibariyle, öğrenilmiş anlamlardı. Bu kez anlam topu kendi eline geçmiş oluyor, oynamıyacağım işte diye sızlanıp depresyona girebilirsin, oyundan çıkabilirsin, ya da kendi anlamlarını yaratmaya ve gerçekliği eğip bükmeye başlarsın ve yaratımın ortağı olursun.
    *
    Sonradan ilave edilen NOT: Bu yazıyı yayınladığımın ertesi günü kalp krizi geçirdim, çok şaşırtıcı oldu çünkü böyle bi şeyin olabilirliğine dair bi ipucu belirti vermemişti 🙂
    Son yazının oyun ve anlam üzerine oluşu oldukça manidar geliyor şu an. 22.04.2013