Şifala-n-mak

Şaman, evrende mevcut olan majik güce inanmış ve bu güçten insanların faydası için istifade etmeyi denemiş ve başarmış kişidir. (Prof F.Bayat)

*

Niyetin, saf niyetin üstesinden gelemeyeceği bi şey yok, hatta zaman zaman irkiltici!
Hayatın, insanın önüne çıkardığı engeller, zorluklar da niyetin sağlamlaşmasını sağlayan araçlar. Bu mekanizmayı bilseniz dahi hep uyanık olmak gerçekten kolay değil.

**

Bu yazıyı dikkate almanızı öneriyorum:Tıklayınız

“Bir büyücü bilir ki eğer hayaletlerinden kurtulmazsan, onlar senin için gelirler.”
Yazıdaki “büyücü” kelimelerini, gerçekliğin rüya oluşuna ayanlar olarak değiştirerek okuyun lütfen. Çünkü bu kelimenin bağlı olduğu pagan geçmiş şimdi aynı işlevlerle modernleşmiştir.Kelimelere ve kullanılan alet edevata bağlılık sizi özgürleşmekten geri koyabilir.

**

“Rüya görmenin başlı başına nasıl bir gücü olduğunu hiç kimse rüyasında dahi görmemiştir!” Ursula K.Le Guin

*

Kaos, düzen-de olan- için vardır. sa

**

Kahramanın yolculuğu, minicik farklarla tarihin bilinen tüm zamanlarında, şaşırtıcı bir tutarlılıkla sunulup durmakta, keşif değil yeniden keşif çabası sürüp gitmektedir. Aranan ve tehlikeli biçimde elde edilen tanrısal güçlerin (tezahür ettirme)daha en başından beri kahramanın kalbinde olduğu ortaya çıkar. O kim olduğunu öğrenen ve gücünün uygulamasına geçen “Tanrının oğludur”.

Bu bakış açısıyla kahraman, hepimizin içinde saklı duran, yalnızca bilinmeyi ve yaşama katılmayı bekleyen tanrısal yaratıcı ve kurtarıcı imgenin simgesidir. (Tamamı için tıklayınız)

Kuyruğunla savaşma

Atlar, uzun mızraklar, siyah ve beyaz giyinmiş iki kişi, birbirlerine karşı atlarını sürerler ve -küüüt-  biri attan düşer. Ve siz yerdeyken, herkes size neyin çarptığını merak ederek güler ve alkışlar.
Neden? Sizin tekrar ayağa kalkacağınızı bildikleri için, gülüp alkışlayabilirler. Bunun sizi yok etmeyeceğini bilirler. Garip bir nedenden dolayı mızrağınızı elinize alıp, diğerinin peşinden gitmek için, tekrar ata geri binmekten keyif aldığınızı bilirler. Ama kiminle savaşıyorsunuzdur?

Kendinizle. Kesinlikle.  Neden kendinizle savaşıyorsunuz? Neden?
O atın üzerine atlamak, zırhınızı giymek ve kendinizle savaşma alışkanlığı edinmişsiniz. Işığa karşı karanlık. Güce karşı güç. Oh, başkalarının bunu seyretmesi çok heyecan verici. Heyecan verici çünkü, bu konuda ne kadar tutkulu olduğunuzu, nasıl zırhınızı kuşandığınızı, ona nasıl sığdığınızı, silahınıza nasıl sarıldığınızı, o ata nasıl bindiğinizi, ne kadar çok kararlılık ve enerjiye sahip olduğunuzu ve kendinizin peşine nasıl da düştüğünüzü bilmek istiyorlar! Buna pek gülen olmadı. Attan nasıl düştüğünüzü, yere nasıl yapıştığınızı ama sonra tekrar ayağa kalkıp tekrar denemek istemenizi.
Yarın sabah uyandığınızda zırhınızı giymemeye ne dersiniz?
Sadece kendi ışıldayan varlığında olmaya ne dersiniz? Giymeniz gereken tek giysi de o değil mi? Tek gerçek araç o değil mi? Bir günü geçirmenizde ihtiyaç duyduğunuz tek şey zaten o değil mi?

Adamus

Sonsuzluk, toz ve maymun!

Don Juan, sonsuzluğa atlarken ve dönüşü olmadığını söylediğinde CC’nin derin üzüntüsünü görüp ona şöyle demişti; “her şeyin her zaman olduğu yere gidiyoruz, kimbilir bir gün toz olup gözüne kaçarız”
Kelimeler böyle değildi ama ah benim ezber kabiliyetim yok, ben böyle algılamışım! :))))

**

“Kalkanın yerini, ölenin erini alırlar” atasözü bir fact tir, yani durum tespiti yapar. Fakat insanımız burada şöyle bi çıkarım yapmış, “aman yerinden kalkma, aman erini kaptırma!” Bak sen şu işe, kulaktan kulağa oyunu nereye varmış!

**

Maymunluktan neden ayrılamadın biliyor musun?
Yalnızlık ve yenilgi korkusundan!
(Red Book-Jung)

Yoğunluklu dişi yanını kullananlar “yalnızlık”, eril tarafını kullananlar da “yenilgi”korkusundan göçemediler maymunluktan galiba.

Buradaki maymunluk kelimesini Jung evrim teorisine atıfla mı söylüyordu şimdi hatırlayamadım, RED Book’u okuyalı epey oluyor ama ben daha ziyade evrim açısından değil de taklitçilikle bağlantılı söylüyorum 🙂

-*

Lame Deer (Topal geyik) Richard’a diyor ki senle ben iyi anlaşıyoruz çünkü sen sanatçısın. Sanatçılar da beyaz dünyanın kızılderilileridir. Onlar da bizim gibi düşte yaşayanlar, tembeller, paraya inanmayan savuran aptallar, öte dünyacılar diye aşağılanırlar, oysaki beyaz adamın gerçeği kötü bir düş ve dumanlı bir kabustur. Onun yanılsamasına inanmamak daha iyidir.

Sabahın Erinden

Günaydınn frekanslarr, dingin erken bi sabaha uyandım, bir saatir çalışıyorum. Galiba hava ısınıyor yeniden, Allah orucunda olanlara yardım edecektir, en azından ben bunu diliyorum; çünkü günler çok uzun ve su kaybı çok. Niyetin ne kadar güçlü bir şey(!) olduğunu anlamak için büyük bir fırsat.

*

Bilirsiniz atasözlerini iyi bilirim ve çoook severim, yeri gelince kullanma fırsatınıda kaçırmam. Yine de insan her yeni gün daha önce bilmediği bi tanesiyle karşılaşabiliyor. Dün annem hiç duymadığım bi atasözü söyledi:
“Kalkanın yerini, ölenin erini alırlar”
Evren boşluk sevmezin halkçası ve biraz da dişicesi değil mi? :))))

*

Dünya, onu apaçık şüphesiz ön yargısız yaşamak için kendini bize sunuyor hem de alt planların bilgisiyle yani rüyalarla birlikte.

http://www.facebook.com/events/497005146983197/

Takyon ve Bilgi

Gerçek bilgi, denenerek bulunmuş şeylerdir ve tabi tüm zamanlar ve tüm canlıların deneyimlerine göre gerçeklik de çeşitlenmiştir. Bu sebeple tüm insanlık için bahsedilebilecek tek bi gerçeklik yok (her bir olay için bile), ancak her insanın kendine has kendi ata kanalından yürüyüp gelmiş, denenmiş gerçeklikleri hücrelerinde var. Üstelik bunlar sadece aralarında değil, dış dediğimiz alanla da iletişiyorlar sanki. Zihindeki gürültünün kesilmesi beden aracılığı ile onlara ulaşmayı kolaylaştırıyor (içgüdü, ya da birden ayma gibi yaşadığımız şeyler). Yine de denenecek çok şey var, üstelik ilişki kurulacak da çok şey var, yani bitmeyen bi hikaye bu sanki. Evrimin ve doğal sistemin muhteşemliğini her yerde görüp iman etmişimdir Ve evrimi gözlemlediğimizde onun çeşitlenmeyi amaçladığını (amacı hedefsel değil,başka türlü olamayacağından da olabilir) açıkça görebiliyoruz.
Daha önceki bir çok yazımda bana geldiği gibi, ışıkla yarışıyoruz sanki! Bi gün takyonlar gibi ışık hızını yakaladığımızda ne olacak hep merak ediyorum

**

İnsan kendine benzettiğini mi sever, yoksa sevdiğine mi benzemeye başlar? Eh… İkisi de bi arada 🙂

Puma avlamak da Geyik avlamak kadar zordur. Geyik, gizemli, sihirli bir varlık olduğundan, Puma ise…

İnsanların ona koyduğu isimlerden anlayın siz; “dağ çığlıkçısı, hayalet kedi”

**

Özgür iradeyi seçim yapmak olarak görüyorum. Seçim yapmanı yönlendiren dış ve kalıtımsal, aynı zamanda 0-6 yaş öğretileri var, evet ama ne olmuş yani? Zaten onlar olmadan bir kendin bulamazsın! Seçimlerinin sonuçlarından memnun değilsen suçu başkalarında aramaktansa, ne tür izlenimlerle beslendiğini araştır. Sıkıyosa onları değiştir. Bence burada gerçekten de büyük bi giz filan yok.