Bilinen, Bilinmeyen ve Bilinemeyen

Evrende olan her şeyi bilinç veya algı açısından baktığımızda bu üç kategoriye sokuyorum. Bilinen; hepinizin anladığı gibi bildiğimiz şeyler. Bilinmeyen ise henüz bilmediğimiz ama ileride bilebileceğimiz şeyler. Bir de “Bilinemeyen” kısmı var. Bunlar ise bir insan olarak asla bilemeyeceğimiz şeyler.

Evrende aklımızın kavrayamayacağı ve duygularımızla sezemeyebileceğimiz şeyler vardır.

~ Ludwig von Mises ~

Sizce doğru mu? Sizin fikirleriniz nelerdir bu konuda?

En süper mucize

Şimdi bu öyle bişey ki… Hani ay ikiye yarılmış da geri birleşmiş filan, hikaye…Ordaki argümanları az çok biliyoruz ne de olsa; yok meridyen hesabı, yok gece hava sahası, buluttu vesaireydi derken, burda o ihtimal de yok.

Neyse uzatmayalım, mucizenin adı güneşi geri döndürmek:)

“Resulullah S.A. efendimizin mucizeleri arasında, batmaya yüz tutmuş güneşi geri döndürmek de vardır. Ve.. Resulullah S.A. efendimizin bu mucizesi üç kez vuku bulmuştur.

BİRİNCİSİ; bunu ESMA r.a anlatmaktadır;

Resulullah S.A. efendimiz, Hz. Ali’nin kucağına başını koymuş, kendisine gelen vahyi dinliyormuş.. Bu arada, Hz. Ali r.a dahi, güneş battığı halde henüz ikindi namazını kılmamıştı… Resulullah S.A efendimiz, Hz. Ali’ye sordu; Ya Ali, ikindi namazını kıldın mı? Hz. Ali r.a. şöyle dedi: kılmadım..

Bunun üzerine Resulullah S.A. şöyle dua etti; “Ey rabbim, Ali senin ve Resulunün itaatinde iken, namazı geçti.. Güneşi geri çevir..”

Bundan sonrasını Esma r.a. şöyle anlattı;

Güneşin battığını görmüştüm.Tekrar, battığı yerden geri dönüp doğduğunu gördüm. O kadar ki, dağlara ve yerlere güneşin aydınlığı vurdu..

İKİNCİSİ; Hendek vakasında olmuştur.

Resulullah S.A. efendimiz ikindi namazını kılmamıştı. Güneş olduğu yerde durdu, batmadı.. Bu babda, ravileri sağlam olan hadis-i şerifler vardır.

Aliyülkari, Şifa-i Şerif şerhinde şöyle diyor:

Resulullah S.A. efendimiz için anlatılan bu mucize, Süleyman peygamber için de olmuştur.. Nitekim bunu; “Onu bana döndürün” (38/33) mealine gelen ayet-i kerimenin tefsirini yaparken, müfessirlerden bazısı anlatıyor..

ÜÇÜNCÜSÜ; Miraç vakti olmuştur.

Güneşin hapsedilmesi..

Diyorlar.

Resulullah S.A efendimiz, miraca çıktığı zaman bir kafileye rastladığını haber vermişti.

Resulullah S.A efendimize sordular; Kafile buraya ne zaman gelebilir?

Onlara cevap olarak Resulullah S.A. efendimiz şöyle buyurdu; Çarşamba günü gelir!..

Çarşamba günü oldukta, Tüm Kureyş kafirleri hazırlanıp kafileyi karşılamaya çıktı.. Güneş doğdu, yükseldi.. Artık günün hükmü kalmayacak kadar alçalıp batmaya yüz tutacağı zaman, Resulullah S.A efendimiz dua etti.. Resulullah S.A. efendimizin bu duası üzerine, güneşin batması bir saat ertelendi…

Bu şekilde güneş de hapsedilmiş oldu..

Az sonra, daha gece hükmü başlamadan kafile geldi. Böylece Resulullah S.A. efendimizin de doğru söylediği ortaya çıkmış oldu.

Bu hususta, Alivvülkari Mu’cem Evsat adlı eserinde; Cabir’den r.a. naklen şöyle anlatır; Resulullah S.A. efendimiz güneşe emretti, günün kaybolması bir saat ertelendi…

Resulullah S.A. efendimizin bu mucizesine, peygamberlerden hiçbirinin mucizesi mukabil olamaz, onun muadili olamaz. Şunun için ki; Melekut aleminde yani gökte zahir olan mucize, bulunduğumuz alemin tabiatlarından hariç bulunmaktadır. Bunda hile ihtimali de yoktur. Bilhassa, bu alemi aydınlatan güneşin, kendi tabi seyrinden ve gerçek yörüngesinden geri kalarak Resulullah S.A. efendimizin emrine tabi olması çok büyük bir mucizedir..”

Kaynak: Mucizat’ül Enbiya, Eski Alay Müftüsü Mehmed Şakir Hoca’dan sadeşetirerek çeviren Abdulkadir Akçiçek. Sağlam Kitabevi- 1979 syf:269-271

🙂

Ermeni soykırımı yasa tasarısı

Ermeni Soykırımı yasa tasarısı Fransa meclisinden geçti. Yasalaşmasına az bir süreç kaldı. Ermenistan açısından bakıldığında hakkını aramak adına büyük başarı. Fransa, ABD, İngiltere bu soykırımı yavaş yavaş tanıyacak ülkelerden.

Hükümetin ve muhalefet partilerinin tepkileri sürüyor. Fakat içlerinden bir tepki var ki oldukça komik. Fransa’da düşünce özgürlüğünün olmadığı yönündeki bu tepkiyi verebilmek için önce hapishanelerde bulunan düşünce, fikir suçlularına bakmak gerekir. Düşünceleri, fikirleri yüzünden öldürülen yazarlara, gazetecilere, sanatçılara bakmak gerekir. Kendi ülkenizdeki olaylara bakmadan vereceğiniz tepkiler ancak alaya sebep olacaktır.

Medeni kanun 132 göre bosanan kadina “ÜCYÜZ GÜN”evlenmek yasak..

selanikli mustafa kemal dönemi…

Medeni kanun MADDE 132 : (turkhukuksitesi)

“…Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.

Doğurmakla süre biter….

Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde “İddet süresi”ni kısaltma davası”açmak ve kazanmak gerekmektedir.

Birinci fıkrada evlilik sona ermişse kadına 300 gün evlenmeyi yasaklamaktadır. İkinci ve üçüncü fıkrada istisnaları düzenlemektedir. Kadın doğum yaparsa ya da hamile olmadığını ısbatlarsa ya da eski eşiyle evlenirse mahkeme bu süreyi kaldırır.

Şimdi pratik bir örnek verelim bir hanım eşinden boşanmış olsun üç ay sonra yeni biriyle ilişkisi olsun bu ilişkiden hamile kalsın ve boşanmanın beşinci ayında evlenmek istesinler. Şimdi bir çoğunuz ee ne olacak evlensinler diyorsunuz, hiç demeyin bu kadının evlenmesi mümkün değil. Böyle bir maddeyi çağdaş bir hukuk sisteminde hoş görmekte pek mümkün değil….”


mekkeli muhammed dönemi…

Kuran Madde: talak 1-2/bakara 229/230 ve digerleri ( iste kuran)

“..Boşanmış kadınlar, kendi kendilerine üç (ay) adet süresi beklemelidir.Boşanmış kadınlar, rahimlerinde yaratılmış olanı gizlememelidir.
Kocaları, barışmak isterlerse o süre içersinde yeniden onlarla evlenmelidirler.Boşandıktan sonra tekrar evlenmek isteyenler iddete riayet etmelidirler…”

zaman dilimi farkina ragmen benzerlik ilginc..

tamam,
cagdaslik falan filan diyorsunuz da bence 300 gün (10 ay) yerine doksan günlük “üc ay” yasak daha bi cagdas duruyor:)

slm.