Cin Nedir? Cinler Nerede, Nasıl Yaşarlar?

Cin nedir sorusu daha önce sitemizde incelenen şeytan nedir, tanrı nedir, cennet cehennem nedir soruları kadar tartışılabilecek bir konudur. Cinlerin tarihi organize dinlerin tarihinden bile eskidir. Neredeyse insanlığın düşünmeye hayal etmeye başladığı günden bu yana cin veya genel anlamda insanlardan daha üstün bedensiz varlıklara inanç vardır.

Bu konu o kadar yaygındır ki, dinsel inançlarının çok zayıf olduğu toplumlarda bile cinlere inanan insan sayısı çok fazladır. Ortadoğu, Pers ve Arap kültürlerinde cinler İbrahimi dinlerden önce cinler varlığını masallarda, hikayelerde insanların korkularında sürdürüyorlardı. Dev cinler, lambadan çıkan cinler, her isteği yerine getiren cinler, kadınlara musallat olan cinler, hastalık sebebi olan cinler, günah işleten cinler vesaire.

Yine İzlanda, İrlanda, İngiltere gibi ülkelerde cinlere inanılır. Gremlinler makinelere ve araçlara zarar veren oyuncu cinler olarak bilinirken, Leprikonlar ayakkabıcılık yapıp zengin olan cinlerdendir. Yine kaybolan altın paralardan bu altın düşkünü cinler sorumlu tutulur. Onların cimrilikleri ve para sevdaları Harry Potter gibi romanlara konu olmuş ve bankada görevlilerin hepsi bu cinlerden oluşuyordu. Efsaneye göre, bir leprikona gözlerinizi kırpmadan baktığınız sürece yerinden ayrılamazmış. Gözünüzü kırptığınız veya başka bir yöne çevirdiğiniz an o da oradan sıvışabilirmiş.

Yine ortaasya, afrika ve bir çok şaman kültürün egemen olduğu toplumlarda bütün psikolojik hastalıkların sebebi olarak cinler sorumlu tutulmuştur. Bugün sebebini bildiğimiz beyinsel hastalıkların (sara gibi) sebebi hep cinler olmuş tarihte. Ve cinden kurtarmak için işkenceye varılacak yöntemler kullanılmış. Yine cinler musallat olduğu iddiası ile öldürülen insanların (özellikle kadınların) haddi hesabı yoktur.

Cinlerle ilgili efsaneler ve hikayeler çocukluktan başlar ve kulaktan kulağa anlatılarak yayılır. Bununla birlikte batıl inanışlarda elbette. Mesela hala evin kapı eşiklerinde cinler yaşadığına inanan özellikle genç kadınlara musallat olmaları yüzünden dikkat eden insanlardan tutun da, tuvalet ve banyo gibi yerlerde kuytu yerlerde yaşadıklarına inandıkları için oraları temizleyemeyen veya korkan insanlara kadar.

Zaman geçtikçe cinler hakkında yorumlar da değişmiş bilimsel terimler eklenerek efsaneler devam etmektedir. Yeni çağ spiritüellerine cinleri soracak olursanız cevabı şu olacaktır. “Farklı frekanstaki enerji varlıkları” veya “yüksek enerji frekanslı canlılar” (mutlaka frekans ve enerji terimlerini kullanacaktır ama.) Yine başka yeni çağ tanımlamalarından dumansız ateş, gelecekten ve geçmişten haber verebilen, insan üstü güçleri olan, (ama nedense bunlar hep bir insana itaat ederler, itaat ettikleri kişi de açık açık sizi tehdit edebilir cinlerini üstünüze salmakla) onların bizi görebildiği ama bizim onların göremediğimiz ama kendilerini hissettiren varlıklar olarak karşımıza çıkarlar.

Sahi cinler nedir? İnancınız nedir? Dininiz ne diyor bu konuda?

Aziz Kırılış / V- Biraz Zaman

“Dostum Areius, yukarıdaki dört makalede yağlar, baharatlar,
ağaçların meyveleri, bakliyat, kökler, usareler ve tohumlardan
bahsettim. Bu makalemde ise çeşitli şaraplardan ve madeni
ilaçlardan bahsedeceğim.” (De Materia Medica- Kitiibü’l-Haşayiş beşinci makale)

Muhsinle yaptığımız(!) daha doğrusu Muhsin’in benimle yaptığı, benim de kabul etmek durumunda kaldığım anlaşmaya göre ben kitabın sırlarına erecek(!), kitabı değilse de mutlaka sırlarını, karışımlar ve droplardan oluşan tarifler gereği iksirlerle birlikte Muhsin’e verecek, Muhsin de beni köşe bucak aradıklarından, ilk fırsatta yazmayı elimden alıp beni hastaneye postalayacaklarından şüphe duymadığım adamlardan koruyacaktı(!) bu anlaşma doğası gereği bazı çelişkiler içeriyor, birincisi ben eczacı değilim, “eczacı kolay, hüüüpppp,” ikincisi Muhsin’i de en az beni tehdit eden ve muhtemelen sahaf’ın ölümüne neden olan adamlar kadar tanımıyorum. Öte yandan Muhsin en azından daha barışçıl(!) çözümler sunarak teklifini kabul etmezsem garanti öldürüleceğimin altını çiziyor..oh..kendimi daha iyi hissediyorum…Eh sen bize göre mürekkep yalamış sayılırsın koçum…kitap ve sırlarına ilişkin hiçbir şey bilmiyorum aslında..yani çok az şey biliyorum…teklifi kabul ettim ve karşılığında Muhsin’den biraz zaman istedim. Biraz zaman! Ne garip daha günler öncesi evde dilediğim aylaklıkta uzanıp kitap okurken, amaçsız gezinip, hava tahmin raporu üzerine kafa yoracak kadar vakit bulurken…bugün…bugün hiç tanımadığım bir adamdan biraz zaman istiyorum… bana biraz zaman verebilir misiniz? Ya da vermelisiniz ya da verseniz iyi olur…sonuçta; Muhsin bence onur kırıcı ve üzücü bu talebi görüşmemiz boyunca yenilenen altıncı fincan kahvesinin höpürtüleri arasında gözlerini kısıp, başını kırkbeş derece kalbine doğru eğerek insanda kalender bir adam olduğu izlenimi verecek şekilde kabul etti… etti mi? Etti sanırım…yine de pis bir şey var bu adamda…bıyıkları olabilir mi?

Muhsin; birçok kadim hikayedeki celladım benim…birçok hikayenin azraili olarak tasvir edilen… Bilmiyorum… aslında sormak istediğim fakat cevaplarını öğrenmemin hikayenin seyrinde herhangi müspi ya da menfi bir değişikliğe neden olmayacak sorularım vardı…hala var aslında…beni nereden buldunuz, sahafı tanıyor muydunuz, o adamlar kim? Tahmin edilebileceği gibi sormadım bunları…beni gerçekten nasıl bulmuşlardı? Herkes beni sahiden nasıl buluyordu? Cevaplarının hiçbir işime yaramayacağından emin olduğum soruları bir kenara bırakıp plan yaptım. İşte şimdi kendimi gerçekten gerçek bir kahraman gibi hissediyorum. Bir kahramanın olmazsa olmazlarının sıralandığı listenin bir maddesi de –plan yapar, olmalı..plan yapar ve karar verir bir kahraman. Süleymaniye Kütüphanesi’ne gitmeye karar veriyorum.

devam edecek:)

http://www.sonsuz.us/node/3624

Penis Paniği

(Koro, Genital Çekilme Sendromu, Shook Yang, Kastrasyon Kaygısı)

Çünkü günü berbat edecek bir şey varsa, o da penisinin çalınmasıdır.

Kendinizi Sınayın

– Penisinizin büyüklüğü gün boyunca değişir mi?
– Penisinizi eksiye kıyasla fark edilir ölçüde küçülmüş buluyor musunuz?
– Penisiniz kayıp mı?
– Penisinizi çalmak için fırsat kollayan herhangi bir büyücü, cadı ya da yabancı tanıyor musunuz?

İç Ses

Pekala, endişeye gerek yok. Kalabalık bir stadyumdasın. Etrafın futbol taraftarlarıyla çevrili. Bundan önceki tesadüftü. Rahatla. Kimse penisini çalmayacak.
Fakat dur.. ya şu futbol taraftarlarından biri aslında kılık değiştirmiş bir büyücüyse? Büyücüler kılık değiştirmekte çok ustadır… adam sende, saçmalıyorsun. İnsanı iki kez yıldırım çarpmaz. Canım, her neyse, dört kez çarpmaz diyelim. Keyfine bak ve maçı izle. Etraf insan dolu, ayrıca burada bulunan bir büyücü herhangi birinin penisini çalabilir. Şu adamınkini mesala. Yakışıklı bir tip, penisi kocamandır muhtemelen. Asıl onun endişelenmesi gerek. Aptal herif, öyle bir penisle futbol maçına gelinir mi hiç! Büyücülerden haberi yok mu?

Tanı

Penis paniği meteforik bir korku değildir. Erkeklik duygusunu yitirme ya da arabayı durdurup yön sorma korkusu da değildir. Bir büyücünün, cadının, komünistin, suçlunun ya da teröristin penisinizi çalmak için plan yaptığına ya da çoktan çaldığına inanmaktır.
Penisinizin çalınıp çalınmadığını anlamak için yerinde olup olmadığına bakmak yeterli diye düşünebilirsiniz. Erkekler tuvaletine gitmek sorunu halledecektir, değil mi? Yanlış. Penis paniği hastası bir tür sanrıdan muzdariptir ve her zamanki yerinde durduğunu kanıtlama çabasına rağmen, penisinin kaybolduğuna ya da çekmekte olduğuna dair inancı değişmez.
Penis paniği bulaşıcı olabilir. Cemaatlerin kitlesel histeriye kapıldığı bilinir; adamlar penislerine ağırlık bağlayarak ya da kelepçeleyerek güvenceye almaya çalışırlar, eşleri ve çocukları ataerkil uzvu tutarak korurlar ve çeteler sorumluyu bulmak için sokakları tararlar.

Nedenleri

Erkeklik organını bazen sahibinin arzu etmeyeceği kadar küçüldüğü bilinmekte. Bu çeşit nedenlerden kaynaklanabilir; hastalık, soğuk, kaygı hatta korku. Bu yüzden, bir adam soğuk bir gecede dışarı çıktığında, penisi onu son kontrol ettiği zamanki kadar muhteşem olmadığını fark edip acele hüküm verebilir. Ve aynı adam tanıdığı bütün diğer erkeklere, bir büyücünün penisine büyü yaptığını söyleyecek olsa, bu iddianın yaratacağı korku diğerlerinin penisinin de biraz çekmesine neden olabilir. İki gün sonra ise, masum bir kadın kendisini linç etmek üzere kovalayan bir çeteden kaçarken görülür.

Tedavi

Penise dair eğitim vermek – nasıl işlediğine, nasıl büyüyüp küçüldüğüne, büyüden, lanetlerden ve efsunlu sözlerden nasıl etkilendiğine veya etkilenmediğine dair- penis paniğini yatıştırmanın ve engellemenin en iyi yoludur.

Meraklısına…

2003 Eylülünde Sudan’ın başkenti Hartum’da, erkekler “penis-eritici robot tarağı” paniğine kapıldı. Söz konusu tarakların, Sudan erkeklerini iktidarsızlaştırmayı amaçlayan Batı Afrikalı Siyonistlerin işin olduğuna inanılıyordu. Söylenti yerel medya tarafından doğrulanınca panik doruğa tırmandı. Köşe yazarı Ja’far Abbas köşesinde bir vakayla ilgili şunları yazdı: “Bu tarağın, kafatasına nüfus ettikten sonr alt bedene geçip erkeği hadım eden lazer kontrollü bir cerrahi robot olduğuna kuşku yok!!” Lütfen başa dönüp cümleyi tekrar okuyun.
Yetkililer penis erimesine dair hiçbir kanıt bulamadılar.

BÜTÜNLÜK ANLAYIŞI NASIL OLUŞUYOR?

Aidiyet duygusu ardındaki psikolojik nedenleri çok merak ediyorum. İnsan kendisini nasıl bir bütünün parçası olarak görür ve ya hisseder?

Milliyet gibi, bana göre hayalet olarak nitelendireceğimiz bir kavram var ortada. Sadece aynı dili konuştuğum için hiç tanımadığım insanlara sahip çıkma arzusu nereden ortaya çıkıyor? “Komşunu sev” dayatması mı, yoksa bilinçaltı mekanizmalar mıdır buna sebebiyet veren?

Değer verme süreci, mantıken tanıdığım insanlarla başlayıp bitmesi gerekiyorsa, o zaman neden 2010 Dünya Basketbol Şampiyonasında Kerem Tunçeri’nin Hırvatistan’a attığı son saniye tunikesinde havalara fırlıyorum. Neden oyununu çok beğendiğim Teodosic’in takımını değil de Türkleri tutuyorum.

Aynı kültürden geldiğimiz için mi? Aynı dili konuştuğumuz için mi? Aynı topraklarda yaşadığımız için mi? Yoksa insanın, egosuyla çelişen bir bütünlük istemi mi? Ben çözemedim hayaletlerin ardındaki gerçekleri. Sizlerin yorumunu bekliyorum.