… avuç dolusu kelimeler,

eyy, avuç dolusu uyuz kelimeler nerdesiniz?

berraklığı uzaktan görünen yüreğim!!!

ne oldu da bulandın?

bana kalırsa o güzelim umudum,

taş yığınlarının arasından

filizlenmeye çabalayan o yeşilimsi fidanın

sonsuza dek ağaç olamayacağını

toprakta doğamayacağını

kimsenin yüreğinde kök salamayacağını

çok iyi biliyor…

o sadece küçücük bir umudun uzantısı

insanı heyecanlandıran kalp atışlarının

yavaşlayan ritmi

duygulara kafa tutamayan zaaflı yanımdı…

hepsi bu kadardı…

yabancı bir sertlikti

acısını hissedemediğim

benim kronik kanserim…

delişey,

Dikkat! Kültürel Müslüman Çıkabilir!

Bilinçaltının temel taşlarından birini oluşturan çevre ve aile tarafından kalıba sokulan çoğu birey, normatifliğin etkisiyle düşünce tarzını ve inançlarını ona göre şekillendirir…

Bu bireyler, inançlarının ulviyetlerini her kelimelerinde dile getirdikleri halde; genellikle tam olarak ne için savaştıkları ve neye hizmet ettikleri konusunda yeterli algı düzeyine ulaşmamışlardır. Çoğu (kültürel) müslümanın Kuran’ı bile okumadan İslam Dini mensubu olduğuna yüzde hudutsuz kere yüz eminim. Bunların genel özelliklerini aktarmaya başlamadan, tam da bu noktada yıllar önce edindiğim Anthony Giddens ‘in “Sosyoloji” adlı kitabından kısa bir alıntı yapmak uygun olacak :

“Kültür….

Kültür kavramı, gündelik dilde kullanımıyla genellikle müzik, edebiyat, resim gibi sanat dallarını ve bunlara ilişkin bilgi birikimini akla getirmektedir. Bu kavramın sosyolojideki karşılığı ise gündelik dildeki anlamından daha geniş kapsamlı ve açıklamalıdır.

Sosyolojideki kültür kavramı; toplumların ya teker teker üyelerine ya toplum içindeki gruplara ya da direk olarak bütün topluma göndermede bulunur. Sosyolojik kültür kavramı; insanların nasıl giyindiklerinden nasıl konuştuklarına, evlilik geleneklerinden aile yaşantılarına, dinsel törenlerinden eğlence etkinliklerine ve daha birçok yaşamsal alana kadar geniş ve kapsamlı bir alanı içermektedir.”

Görüldüğü üzere kültürden etkilenmemek mümkün değil; fakat sırf kültürden etkilenip de dini inancını belirlemek düpe düz çakmacılıktır, cehalete sarılmaktır.

İçlerinde bulundukları devinimden habersizce sağda solda dolanan kültürel müslümanlar , üniversite mezunları, kitap yazarları, başbakan, kasap, kebapçı gibi toplumun çeşitli tabakalarında sinsice yerlerini alırlar.

Kültürel müslümanların bazı genel özellikleri şöyledir;

*Saldırgan, bilgisiz olmalarının yanı sıra; okumamış ve sorgulamamışlardır.

*Dini en çok savunanlar, ahkam kesenler de bunlardır.

*Kulaktan dolma edindikleri dinsel hadis ve vahiyleri bütün demeçlerinde tekrarlamayı kültürlü olmak olarak adlandırırlar.

*Kültürle evrilip, müslümanlığın kültürsel değerlerine sahip çıktıklarını savunarak toplumda bir adım önde olmaya çalışıp kuyruğunu kürkçüye satan bir tilki gibi gezinirler.

*Otokritikten haberdar olmadıkları gibi, kendilerine yönlenen herhangi bir karşıt düşüncede bile bütün yelelerini kabartıp –konu ne olursa olsun- “dini karalıyorlar ahali, yetişiiiiin” diye çığlık çığlığa sağa sola koşmaya başlarlar

*Din yandaşlığı yapan gazetelerin köşe yazarlarını ilahlaştırıp her tartışmada bir köşe yazısı sunarlar.

*Bazıları –ki bunlar en cahil ve azili olanlarıdır- kendisi gibi kültürel müslümanlığı kabul etmeyen insanlara, ülkeyi terk etmesini ve avrupa veya Amerika gibi afir ülkelerine taşınmasını emrederler.

Her yerdeler… Markette, okulda, kapı arkasında… Yolda yürürken çok dikkatli olmanızız öneririm. Yanınızdaki tonton, şirin teyze dolunayda önüne geçilemez bir kültürel müslümana dönüşebilir. Ciddiyim:)! Önlem alınmazsa, bu virüsü durduramayabiliriz. Bütün ülkeye yayılıp içten içe çürüten zehirlerini salmaktalar.

Hiperekspleski – Abartılı Şaşkınlık Tepkisi, Katılaşmış Adam Sendromu –Kök Hastalığı

Çünkü her şey, her yerde, her zaman şok edicidir.

Kendinizi Sınayın

  • Kolay şaşakalır mısınız?
  • Yüksek sesler sizi gereğinden fazla mı irkiltir?
  • Kaslarınız sizi felç edecek kadar kasılır mı?
  • O ses neydi?

İç Ses

Bu kızı ilk buluşmada Kont Drakula’nın Kanlı Dehşet ve Çılgınlıklar Evi’ne götürmen çok iyi bir fikir. Daha önce denediğin ve hiç de iyi sonuç almadığın Fransız bistrosundan sonra iyi bir değişiklik olacak. Fotoğrafçıda çalışan şu kızıl saçlı hatunu bistroya götürmüştün ve yandaki masada oturan çift şampanya ısmarlamıştı. O şampanya şişelerini açmadan önce garsonların seni uyarması gerekiyor. Tanrım, kızıl saçlıyı gerçekten şoka uğratmıştın. Kuru temizleme faturasını sana ödetmeyi kabul etseydi bari.
Sonra tuvaletten dönerken metrdotel ansızın yanından geçmişti. Bu da ortalığın karışmasına yetmişti. O güne dek hiç kimse bir adamın aniden donup, yanlamasına Grand Marnier soslu suflenin içine düştüğüne tanık olmamıştır.
Sonra escargots’nun (Fransa’da en beğenilen yemeklik salyangoz) ne olduğunu keşfettiğin gün var. Tanrı aşkına, bunu mönünün bir yerinde belirtmeleri gerekir.
Neyse. Kont Drakula’nın Kanlı Dehşet ve Çılgınlıklar Evi müthiş olacak.

Tanı

Ani bir gürültü, birden üzerinize sıçrayan biri, tavanı delip oturma odanıza düşen bir kutup ayısı… Bütün bunlar sizi şaşırtması muhtemel şeyler. Ve tepki gösterirsiniz, doğal olarak. Kaslarınız kasılır, tansiyonunuz yükselir ve çığlık atarsınız: “Ah! Bir kutup ayısı!” Bütün bunlar beklenmedik ve sıra dışı uyarıcılara karşı verilen doğal tepkilerdir.
Fakta ya beklenmedik ve sıra dışı uyarıcılara karşı verdiğiniz tepki biraz… abartılıysa? Ya kapı her çarptığında havaya sıçrayıp deli gibi sallanmaya başlıyorsanız? Ya giyim mağazanızdaki tezgahtar size iyi alışverişler dilemek için giysi rafının arkasından çıktığında aklınızı kaçırmışçasına çığlığı basıyorsanız? Ya karınız ne zaman uzanıp omuzunuza şefkatle dokunduğunda kalas gibi donup servi ağacı gibi yere devriliyorsanız?
İşte o zaman hiperekspleksiniz olabilir. Bu bozukluktan muzdarip olanlar için en küçük bir şok, en ufak bir temas bile inanılmaz abartılı bir tepki doğurur. Nadiren de olsa, uyarıcı, hareket etmenizi olanaksız kılacak denli kasılmanıza neden olabilir. Dengenizi kaybedersiniz. Ardından hafif bir esinti çıkar ve…. Ağaca dikkat!

Nedenleri

Hiperekspleksi, psikolojik bir bozukluk olan hipergrafinin aksine, genetik bir nörolojik bozukluktur. Bu da bir kapının çarptığını duyduğunuz an, DNA’nızın bile üç buçuk atması demektir.

Tedavi

Hiperekspleksinin tedavi yoktur. Ancak belirtiler daha dayanır kılabilmek için kaygı giderici ve kas gevşetici ilaçlar kullanılabilir. Bir de Kont Drakula’nın Kanlı Dehşet ve Çılgınlıklar Evi gibi mekânlardan uzak durmanızda yarar olabilir.

Şöhretin Bedeli;)

Akçay’da bir kafe de oturuyoruz.

Karşı masada, 40 yaş civarında bir çift ve 11-12 yaşlarında çocuklarıyla, bizim masayı işaret ederek konuşuyorlar.

Özellikle bayanın, çocuğun kulağına eğilip, bizim masayı da parmağınla göstermesini de kaçırmıyoruz.

Eşim dayanamadı, bana;

-Bu kadın niye seni işaret edip gülüyor falan?

-Bence masayı işaret ediyo..

-Hayır seni işaret ediyo.

-Hayatım, beni niye işaret etsin ki?

-Ben de bunu soruyorum.

-Yaa.. her yerde bi halt çıkarıyorsun, belki senin arkadaşın..

-Arkadaşım olsa bana bakar, ayrıca kalkar gelir, dimi ama..o kadar da salak değiliz…

-Ne yani, salak ben mi oldum şimdi?

-Evet, salak gibi davranıyorsun…

-Yahu! naptım şimdi ben?

-Daha napcan, salak gibi davranıyorsun..

Bu arada, bizim velet (ona soran varmış gibi) devreye girer;

-Evet baba, sana bakıyorlar… bu kadın kesin seni tanıyor..annemi aldatmıyosun dimi?(acaip kıskançtır)

-Lan oğlum, şimdi sen salak oldun.. annene gaz verip durma, çakarım bak..

-Çak çak! çocuğun ne suçu var?.. adam da, angut gibi bakıp gülüyo…

-He işte! gördün mü? kocası angut değil ya..diyorum.

-Kocası olduğu ne malum, diye cevap alıyorum.

Ne diyeceğimi bilemez durumdayken;

eşim,

-Vallahi kalktılar buraya geliyorlar, istermisin şimdi; oğluna, bak oğlum, bu adam “senin baban” desin…

-Yuh be yuh! Yok artık!! (çaktırma, hakkaten buraya geliyorlar..)

Doğrudan bana yöneldiklerinde, iş işten geçmişti…

Bayan, elini bana uzatarak söze girdi;

-Bende, Eskişehirliyim… nasılsınız?

Sırayla hepimiz tokalaşırken, eşim;

-nasıl yani? tanıyormusunuz Metin’i?

-valla, tanışmaya gelip gelmemekte, çok tereddüt ettik, tanışdığımıza göre artık tanıyorum;)

Kocası lafa girdi,

-…. …..’na çok benzettik, O da Eskişehir’li eşim de… gidelim bi tanışalım nolcak ki? dedik.

-İyi etmişiniz, siz şimdi fotoğraf da çektirmek istersiniz;))

-ee.. tabi ki, facebook da havamız olur;) çakma olduğunu kim anlayacak;))

-saol be, sayenizde çakma da olduk;))

Çok cana yakın, espritüel ve şekerler..

Hep birlikte resimler çektirdik. Mail adreslerimizi aldık.

Resimleri gönderdiler ama; Özellikle çocuklarıyla çekilen resimleri, benim kıskanç velet yok etti;))

O anıdan sadece bu fotoğraf kaldı;) oğlum ve ben…