Kaos Kuramında Hem Hem mantığı Ve Haluk Berkmen

Her şey çok kötü gidiyor sanki… Dünyanın enerji boyutundaki fotoğrafı karmaşık bir sis perdesiyle kapkara görünüyor. Evrenden galaksimize doğru inerken masmavi bir gülümseyişle bizi karşılayan Dünya anamız, o uzaklıktan görünmeyen ama her birimizce hissedilen bu kara sisin içinden, küçük ama güçlü ışık huzmeleriyle parlayan enerjileri de o mavi bağrından evrene doğru yansıtıyor bir taraftan. Böylesine tezatlıklar evrenin doğasında öyle çok ki, bazı güzellikler karanlık sislere rağmen parlıyor.

Hem karanlık, hem ışık…

Bu güzellikler, her şeye rağmen bir taraftan ilerlemeye devam eden bilim ve felsefe çalışmalarında parlayan insanların ışıklarında gizli…

Bazen sessizce hayatımıza giriyor, bazen de gümbür gümbür değiştiriyor hayatımızı bilimsel çalışmalar. Pozitif bilimde olduğu kadar, elle tutulur gibi görünmeyen fizik ötesi konularda çağı tepetaklak edecek teoremler, kuramlar son sürat yayılıyor. Bunlardan bir tanesi de Kaos Kuramı…

Yunus Gibi Gülümse

Hiç aralıksız, durmaksızın gülümseyebilir misiniz? Tabi ki yapamazsınız bunu… Ama sürekli gülümseyen birileri var bu dünyada, kimler onlar? Elbette yunuslar…


Öylesine güzeldirler ki onlar, tenlerine dokunmak istersiniz. Estetik harikası olan anatomik yapıları iç okşar adeta. Eğer denemediyseniz hemen şimdi deneyin lütfen… Bir yunus resmine bakın, nasıl içinizdeki duygular sevgi ve huzura doğru koşacak… Çünkü onlar gülümsemenin boyutu Alpha’nın varlıklarıdırlar ve sizi o boyuta taşırlar.

Bu eşsiz güzellikteki canlının özellikleri uzun yıllardır insanın araştırma sahasına girmekten tabi ki kurtulamamış ve araştırmalar değişik alanlarda çalışmalara ve sonuçlara neden olmuş. Aslında sonu yok gibi görünüyor bu sonuçların, çünkü yunuslar gerçekten gizemli varlıklar.

Sarmal düşler

Birçok spritüel arkadaşımızın yeni bir enerji boyutu geliyor “dünya güzelleşecek” söylemine rağmen insanlık karanlık bir bilgi kirliliğinin boyutlarında geziniyor. Onların umut ve çabaları evlerine rüzgar gülü asan çaresizler ve isimsizler için ışık belki de…

Güzellikleri büyütmek yerine tarihe, yaşadığı coğrafyaya, doğaya zarar veren güruhlardan kurtulma zamanı çoktan gelmiş de geçiyor bile… Güzelim şehirler magandaların egemenliğinde çoktan yokolup gitti, abuk arabik arapsaçı yapılar, aralarında bir kaç zavallı ağlayan ağaç… Karanlığın egemenliğini simgeleyen bulvar ortasında viyadükler, yıl 2009 bilmemne belediyesi damgalı zavallı beton yığınları…

Kaçıp kurtulabileceğiniz en ufak bir alan yok. Evinize hapsolmanız bile çaresizliğinizi yoketmiyor; televizyonu açıyorsunuz özellikle moronlar veya ruhsal problemli kişilerden seçilmiş bir takım realtime ayakoyunları, kavgalar, absürdün dorukları… Kapatıyorsunuz, yan komşunun zevksiz müziğinin bangırdaması, size kaçacak bir delik bile bırakmıyorlar. Ya haberler ? Dümensuyu haberdaşların nakarat halindeki sahte demokratik söylemleri, ithamları, bağnaz politikacıların bitmek bilmez “Biz” söylemleri, bilimadamı! kisvesi altındaki çıkar oyunları…

Aziz Kırılış/ Sahafın Ölümü

“Yarın gelecekmiş gibi duruyordu…(sigarasına bakarak) o öğrenciler de paralarını almak için gelecekti.Ben şey derim artık…” Sahafın komşusu sahaf, belli ki arkadaşını kaybetmenin şaşkınlığı içinde bir boşlukta sayıklar gibi konuşuyordu azizle…sanki buradaydı şimdi, şimdi buradaydı, nereye gitmiş olabilir ki..ve kitaplar üstüne konuşmayı tercih ettiği ve bu işte usta olduğu her halinden anlaşılan adamı daha fazla rahatsız etmemek icap ederdi. Ederdi de…sormalıydı…bir not falan var mıymış dükkanda..Not? ne için? Sipariş kitaplar, sahipleri vs. Bilmem. Rahmetlinin hafızası fil gibiydi. Yaşlı olanlar için söylenmez miydi bu? Hangisi? Fil gibi? E pek genç. Yoookk canım bayağa gençti. Sahaf kesinlikle orta yaşlı, bilinen ölümcül bir hastalığa sahip olmayan ve bir gece dükkanı kapattıktan sonra nev’de biraz demlenip herzamanki gibi evine giden, evinde dükkandakinin üç misli kitapla uyuyan kayıtlara 47 yaşında kalp kriziyle ölü olarak bulundu diye kaydedilen kendi halinde fakat leb-i derya bir adamdı. Cenazesine gelen de olmamış pek. Komşusu bir buna üzülmüş gibiydi. Aziz çok mahcup. Kusura bakmayın hastanedeydim diyene kadar kolunun askıda oluşu alabildiğine normal bir görüntüydü sahafın komşusu için ölümün konuşulduğu bir sohbette. Hayırdır siz? Kaza falan mı? Kaza kaza…büyük kaza..geçmiş olsun…geçmiş olsun aziz…sağ olun azizim…