biraz önce gördüğüm bir yorumda geçen bir kelime.sanki herkesin bu kelimeyle ilgili yeni anlamlar yaratmaya ve bu kelimeye yüklemeye hakkı varmış gibi hissettim.tam olarak tanımlanamayan bir hali var sanırım.peki sizce nedir bohem? salt içsel bir durum mu,aynı zamanda içselliğin belli bir kalıpta dışarıya yansımış,dışarıdan gözlemlenebilecek şekilsel bir hali mi? içinde hangi özellikleri ve nasıl bir psikolojiyi barındırıyor? bana melankolizm,ciddiyet ve kendiliğinden kelimelerini çağrıştırdı ilk anda.peki sizce hangi kelimelerle birlikte anılmalı?
Kategori: Genel
Başbakandan Açıklama: “Dublörün ezberi kötü”
Başbakan güvenlik sebebiyle kullandığı dublörünün ezberi çok kötü olduğunu bu yüzden memleket meselelerinde çeşitli gaflar yaptığını basın yolu ile açıkladı. Basın toplantısında ki sözlerini “Lütfen dublörümü mazur görün, kendisine yeterince ezberletemiyoruz. Zaten videoya dikkatli bakarsanız hangimizin dublör olduğunu anlarsınız” diye noktaladı.
Makinelere karşı şiddete dur de!
Makinelere karşı şiddeti önlemek için kurulan Uluslar Arası Makinelere Karşı Şiddeti Önleme Derneğinin bildirgesine göre her makinenin içinde size hizmet etmeyi amaçlayan bir çocuk bulunmakta ve onlara karşı sorumluluk sahibisiniz. İçinizdeki vahşeti lütfen makinelere karşı kullanmayınız. Unutmayın makinelerin içi çocukla doludur.
Nişanyan’a Karşı Feministleri Savunmak…
Sevan Nişanyan, bir üniversitenin Teoloji ve Ateizm Sempozyumunda konuşma yapacakken beklenildiği gibi sağcı gruplar tarafından değil feminist ve LGBT grubu tarafından protesto edildi. Zamanında eşiyle yaşadığı malum hadise ve feminizm için söylediğ sözler bu protestoyu tetikledi. Protestonun ardından gençlere ettiği hakaretamiz kelimeler de tuz biber oldu. Facebook hesabında ise ”kendisini konuşturmamak isteyen bir takım odakların oyununa getirilen feministler” argümanını savunmaya çalışıp feminist öğrenciler ile Akit’in aynı yere bağlı olduğunu iddia etti! (Belli ki Nişanyan kendisinin çok önemli biri olduğuna inanıyor!)
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yıllar önce eski eşiyle arasında yaşananlar ”kimseyi ilgilendirmeyen şeyler” falan değildir. ”Özel ilişkim”, ”Karım değil mi döverim de severim de”, ”Aile içi ilişkilere burnunuzu sokmayın” v.b. denerek her gün beş kadın öldürülüyor bu ülkede. Aile denen kumdan kalenin kadının tahakkümü üzerinde yükseldiğini de biliyoruz. Nişanyan’ın eski eşiyle arasındakiler özeldir, doğru ama özel olan da politiktir. Kadınların çıkarları nesnel bir gerçekliktir. Feminizm bir cins olarak kadın çıkarlarını dile getirir. Bazı kadınların bireyci-bencil bir yönelime sapmaları veya kendi çıkarlarını umursamamaları feminizm akımını bir nefret ideolojisi falan yapmaz. İşçilerin çıkarı da bellidir ve işçiler adına konuşmak mümkündür. Nişanyan zihniyeti (evet, artık kadın konusunda takındığı tavır sayesinde kendine has bir erkek egemen zihniyet üretmiş haldedir!), ”Sadece kendi adına konuş, sana ne benim yaptıklarımdan, istediğimi yaparım” mesajı veren, kendini kurtarmacı bir zihniyet. Bu zihniyet, kendisinin liberalizm anlayışıyla da doğrudan bağlantılı görünüyor. Nesnelliği tümüyle görmezden geliyor. Birey var ama dünya yok! Diğer insanlar yok. Kültür de yok! Sadece birey var ve bireylerin arasında yaşananların genelle bağı yok, sadece o iki kişiyi ilgilendiriyor! Bu zihniyetin teoloji eleştirisi yapması aslında komiktir zira kendisi baştan sona metafizik!
Bir tecavüz olayı örneğin, sadece iki birey arasında mı geçer? Tecavüzcünün toplum tarafından onaylanacağını hissetmesi, kadının giyiminin sorgulanacağını bilmesi, yasal düzenlemelerin yetersizliği, kanunların ataerkini yansıtması, erkek egemen kültür, genel ahlak, ataerkil inançlar v.b.’nin etkisi yok mudur? Peki etkili olan ve ataerkini yeniden üreten bu genel olguları, genel adına konuşup kadınların özgürlüğü için eleştirirken (çünkü bu olgular genel olarak kadınları mağdur etmektedir), birileri çıkıp ”Benim adıma konuşamazsınız! Tüm kadınlar adına konuşamazsınız!” dese ona ne denir? Aklıma, ”Hayat senden ibaret değil küçük hanım, dünya senin etrafında dönmüyor!”dan daha kibar bir cevap gelmiyor şimdilik.
Nişanyan protesto edilince (ki protestoya bu kadar tahammülsüz bir liberal ilk defa görüyorum!) ‘müritleri’ olduğunu da gördük. Zira interneti aktif kullanarak onun avukatlığına soyunan pek çok insan türedi. Nişanyan’ın, ”Feminizm ırkçılık benzeri bir nefret ideolojisidir” mealindeki sözlerini geliştirip(!) hem feminizme hem de onu benzettikleri faşizm ve Leninizme ağır eleştiri ve ithamlarda bulundular. Argümanları ise aynıydı: Özel olan politik değil sadece özeldir! Yani ‘toplum yok, dünya yok, sadece bireyler arası yalıtık ilişkiler var’ zihniyeti!
Ayrıca feminizm ile Leninizm veya nazizm ne alaka? Feminizmin bir öncülük, örgüt, temsiliyet ve iktidar kuramı mı var? Kendini devletleştirmek isteyen bir feminist hiç görmedim, bu yüzden faşizmle bağ kuramıyorum ama Nişanyan ve müritlerinin protesto karşısındaki tahammülsüzlüğüne baktığımda aklıma Hitler geliyor doğrusu! Feminizm hakkında zerre bilgi sahibi olmadan, sırf Nişanyan’ı savunma telaşıyla dile getirilmiş mantıksız yazılar okuyup duruyorum birkaç gündür. Feministler bakısıcıymış! Radikal feministlerin ”uygulamadaki anarşistler” olduğunu, erkek egemenliğinin yanı sıra pek çok tahakküm ilişkisini de reddettiklerini ve boyun eğdirme değil bilinç yükseltme çabasında olduklarını bilmesem, yani feminizmi Nişanyan-severlerin yazdıklarından öğrenmeye kalksam herhalde hapı yutmuştum. Aklımı toparlayıp işin doğrusunu öğrenmem için en az bir yıl gerekirdi!
Kadın haklarını savunmayıp savunanlara bireyci, hatta bencil bir temelde karşı çıkmakla övünen kadınlar bile gördüm son iki günde. Demek ki bu arkadaşlar, örneğin bir tecavüz olayının ardındaki erkek egemen kültür dile getirilip bu kültür tüm kadınları hedef aldığı için kadınlar adına konuşmak durumunda olan feministleri gördüklerinde ”Benim adıma konuşma!” deyip kestirip atacaklar. Herhalde buna da en çok tecavüzcüler sevinecektir! Her türden demokratik ve sosyal hak arama mücadelesinin toplumun tümü değil herkes adına konuşan aktif bir kesimince savunulduğunu düşünürsek, bu bireyci-liberal zihniyetle bu arkadaşlar tüm mücadelelere karşı çıkıyor olmalı. Buna da en çok egemenler sevinir herhalde. Kendini kurtarmaktan başka bir şey tanımayan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Ve bu zihniyetin ‘peygamberi’, -doğumunda ne kadar payı olduğu tartışılır ama- Nişanyan gibi görünüyor.
Nişanyan’ın islamcılar, kemalistler, milliyetçiler v.b. tarafından hedef alınması, ona dönük haddi aşan bir hoşgörünün sebebi olabiliyor. Oysa bunların feminizmle ilgisi yok. O feministler de bu kesimler tarafından en az Nişanyan kadar hedef alınıyorlar, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Başka konularda olumlu ve cesur işler yapan Nişanyan’ın, kadınlara saygısızlık yapma hakkı mı doğuyor? Nişanyan’ı savunma telaşındaki tüm yazılarda alt metinde ”Bu bizdendir, görmezden gelelim” önerisi dile getiriliyor. Nişanyan hakkında Akit’te de haber çıktığı için, onu protesto edenlerin Akit’le yan yana düştükleri iddia ediliyor. Demek ki davranışlarımızın temelini doğru bildiklerimiz değil Akit’in tersini yapmak oluşturacak bundan sonra! Harika bir mantık, tebrik ederim! Yalnız, feminizmi bir tür ırkçılık ve nefret ideolojisi olarak tanımladığında ve karşı çıktığında Nişanyan da Akitle yan yana düşmemiş miydi? O zaman müritlerinin aklı neredeydi acep?
Bence de Nişanyan’a dönük kürsü protestosu gereğinden fazla uzatılmış. Ama Nişanyan’ın saygısız üslubu, neferlerinin bireyciliği yücelten ve feminizme söven tutumları (üstelik erkek egemen kültür her gün beş kadının canını alırken!), ”Ama Nişanyan ateizme sahip çıkmak gibi iyi bir şey yapıyor, o halde bazı falsolarını da görmezden geliverelim” türünden bir ahlaksız teklifin her yazıdan kendini belli etmesi v.b. sebepler, Nişanyan’ı bir dahaki sefere -erkek olmama rağmen- benim de protesto etmem için geçerli sebeplerdir.
Merkalısı için not: Ben de ateistim! Ama bu, bir kadının kafasından aşağı dışkı döküp ”Size ne bundan?” diyen, üstüne üstlük feminizmi bir tür nefret ideolojisi gibi gören, kendisini protesto eden gençlere ”serseri” diyerek hakaretler yağdıran birinin bu yönlerini gözü kapalı savunmama sebep olmuyor.
Kuantum teorisi çift yarık deneyini nasıl açıklarsınız?
- Elektronlar tesadüfen bir noktada oluyor ve sonuçlar olasılık kümelerine göre şekilleniyor.
- Elektronun çift yarıktan geçtikten sonra nereye gideceğini belirleyen doğa üstü bir güç var.
- Böyle bir şey mümkün değil, deneyler hatalı.
- Elektronlar bilinçli davranıp nereye gideceğini kendi buluyor.
- Elektron istediği zaman dalga istediği zaman parçacık olabiliyor.
- Bu anketin ne hakkında olduğuna dair en ufak bir fikrim yok.
- Bunların dışında bir durum söz konusu ve düşüncemi yazıyorum.