TEMBELLİK HAKKI – YIKICI BIR DOGMA

TEMBELLIK HAKKI

YIKICI BIR DOGMA

Sevme, içme ve tembellik disinda,
Tembellik edelim her seyde

Lessing

Kapitalist uygarligin egemen oldugu uluslarin isçi siniflarini garip bir çilginlik sarip sarmalamistir. Bu çilginlik, iki yüzyildan beri, acili insanligi inim inim inleten bireysel ve toplumsal yoksunluklara yol açmaktadir. Bu çilginlik, çalisma aski; bireyin, onunla birlikte çoluk çocugunun yasam gücünü tüketecek denli asiriya kaçan çalisma tutkusudur. Rahipler, iktisatçilar ve ahlakçilar bu akil sapincina karis çikacak yerde, çalismayi kutsallastirmislardir. Bu gözü kapali, bu dar kafali adamlar, Tanrilarindan daha bilge olmaya kalkistilar; bu güçsüz ve zavalli yaratiklar, Tanrilarinin ilendigi seyi yeniden sayginliga kavusturmak istiyorlar. Ben ki, ne Hiristiyan, ne iktisatçi, ne de ahlakçiyim; onlarin yargilarini Tanrilarin yargisina; din, ekonomi ve özgün düsünce konusundaki vaazlarini da, kapitalist toplumdaki çalismanin korkunç sonuçlarina havale ediyorum.

Peygamberler insan mıdır?

“Peygamberler Tanrı tarafından seçilmiş ve tarihin değişik dönemlerinde değişik toplumlara gönderilerek Tanrı’nın varlığını ve ilahi buyruğunu insanlara tebliğ etmekle görevlendirilmiş kişilerdir”

(Sanırım en genel haliyle doğru bir önermedir bu değil mi?)

Eğer öyleyse, benim buradan çıkarabildiğim ve çıkaramadıklarım var, onları paylaşmak istedim.

Öncelikle söylemeliyim ki, peygamberlerin Tanrı’nın elçileri olarak ilahi tebliği insanlığa ulaştırmakla görevlendirilip dünyaya gönderilmelerinde bir problem yok, buraya kadar anlıyabiliyorum.

Ama buradaki “seçilmiş” ifadesi benim kafamı biraz karıştırıyor. Adı üstünde seçim, seçenekler arasından yapılan bir işlemdir.Ama aynı zamanda bütün seçeneklerin yaratıcısı olan bir iradenin yine kendi yarattığı seçenekler arasından birisini seçmesinden insan aklı neyi anlamalıdır?

Soru

Çok ilginç bir soru var. Bu soruya üniversite mezunlarının yüzde 25″i doğru yanıt vermis ve kreş çocuklarının yüzde 75 üzeri doğru yanıt vermiş.

Dört tane soru var ve bir yanıtı var;

1- Tanrıdan büyük ne vardır?
2- Şeytandan büyük ne vardır?
3- yoksullar ona sahiptir?
4-Sen onu yersen ölürsün?

Önsöz

ÖNSÖZ

Bay Thiers, Ilkögretim Komisyonu’nda (1849) söyle diyordu: “Papaz sinifinin etkisini alabildigine güçlendirmek istiyorum. Çünkü, insana ‘keyfine bak’ diyen felsefeyi degil, ona bu dünyada aci çekmek için bulundugunu ögreten iyi felsefeyi yayma bakimindan güveniyorum papaz sinifina.” Bay Thiers, yirtici bencilligini ve dar kafaliligini temsil ettigi kentsoylu sinifinin ahlakini dile getiriyordu.

Kentsoylu sinifi, papaz sinifinin destegindeki soylulara karsi savasirken, özgür düsünceyi ve tanritanimazligi göklere çikariyordu. Ama, üstünlük kazanir kazanmaz, tutumuyla birlikte agiz da degistirdi. Bugün, ekonomik ve politik üstünlügünü dine dayamaya çalisiyor. 15. ve 16. yüzyillarda, putataparlik gelenegine dönüyordu sevine sevine ve Hiristiyanligin kinadigi ten isteklerini, tutkularini yüceltiyordu. Günümüzde girtlagina kadar mala mülke ve zevke batinca, Rabelaisler, Diderotlar gibi düsünürlerinin ögretilerini yadsiyor ve ücretlilere perhiz ögüdü veriyor. Hiristiyan ahlakinin zavalli bir öykünüsü olan kapitalist ahlak, isçinin ten isteklerine ilenç yagdiriyor. Üreticilerin gereksinimlerini en aza indirmeyi, sevinçlerini, tutkularini yok etmeyi ve onu dur durak tanimayan acimasiz bir makine durumuna mahkûm etmeyi, kendine ideal olarak seçiyor.