Demedim mi?

Demedim mi?

Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben’im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben’im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben’im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben’im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben’im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben’im,
senin kolun kanadın ben’im demedim mi?

Puslu Kıtalar Atlası

Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu…

“Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öyleyse gerçek olan biri beni düşünüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.”

Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapadı. Az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi:

HİKAYE BİR

Arkadaşlar eğer bu yazıyı tıklayıp okumaya başladıysanız ; lütfen hemen çıkmayın ve okumaya devam edin 🙂 Şöyleki bir seri başlatmayı düşünüyorum.Bir, iki syfalık,(nasıl bir iki sayfalık? kime ve neye göre bir,iki sayfa ? zaten beyaz düz bir zemin üzerine yazmıyor muyuz?) biri birinin devamı olan hikayeler yazmak istiyorum.Bu hikayeler edebi hiç bir kaygı taşımayan, günlük medyada yer alan aloylarla,tarihi yer ,zaman ,karakterle …ilgili olabilir.Gülmek isteyen ve yazı takip etmeyi seven arkadaşlara yani ilgililere duyurulur!!!!
takip eden arkadaşlar olursa şimdiden teşekkur ederim.Hikaye bir,hikaye 2 diye ;başlıklar altında devam edecek….
Evet…hikayenin nasıl olacağına değinirsek.Tabiki esas oğlan ve esas kız olmadan olmaz.Esas erkeğin adı Solaka esas kızn adı ise Lolipop.Lolipop uzak diyarlardaki ülkenin, kötü kralının kızı.KPSS’yi kazanıp yollara düşmeye hazırlanan gençten bir dilber.Biraz patavatsız,boşboğaz ve pisboğaz ama gene de bizim solaka ile tanışıp maceralar yaşayacaklar.
Solaka ise yakın diyarların prensi,kendisi aşk aramak için yollara düşecek ve diyar diyar gezecek,kalbinin prensesini bulup onunla evlenecek diye hayal eden macera yaşamak için yanıp tutuşan birisi olarak kendisini düşünmekten alamasa da ne olduğu belirsiz yamalı bohçasıyla dolaşan bir aşk çocuğu

farkındalık

Akla gelen ilk sorudur.Neden bu sitedeyiz? Kendimizce cevaplarımız vardır bize mantıklı gelen ama bir başkası için komik hatta günümüz tabirinde ,ezikçe.İşte öykünün kurgusu burada oluşmaya başlar.Karakterlere ruh verilir. Bu site minik hikayelerimize böyle girer.

Arka arkaya sıralıyalım.Zamanım çok, sevgilim yok, sevgilim var ama ona söyleyecek karizma sözlerim yok,bilgim var ama paylaşacak arkadaşım yok, arkadaşım var ama aradağım kapasiteleri yok,kapasitem var ama hava atacak yerim yok...
İşte küçük hikayeleri yazmaya başladığımda böyle düşünüyordum.Ayrıntılar...Beni yanıltan en büyük nokta bu olmuştu.Oysaki durup ciğerlerimi oksijen ile doldursam beynimde glikozlar biraz yansa anlayacağım.Bu sitedeyim çünkü bilgisayarım var.İnternetim var.Yada net cafeye verecek bir kaç kuruşum var.En basiti bu.İşte böyle başlıyor bu sitednin hayatımıza girişi.Gerisi sırayla geliyor.Ruh halinize ,ilgi alanlarınıza, hayal dünyanıza,bilinç altınıza,dış dünyanıza...kısacası size bağlı olarak.

Siz niye bu sitedesiniz?