Kapadokya Gizli Bir Uygarlığın Parçası Olabilir mi?

Kapadokyaya yapacağımız gezi dolayısıyla, bu gizemli yer hakkında biraz bilgi vermenin iyi olacağını düşündüm. Belki bu yörenin ne kadar ilginç bir yer olduğunu algılarsak, gideceğimiz, göreceğimiz, üzerinde gezeceğimiz yerlerin ne kadar mistik olduğunu ve gizemli olduğunu hissedebiliriz.

Kapadokya yeraltı tünelleri dünyanın altında kurulmuş olan gizli bir uygarlığın bir parçası olabilir mi?

Kapadokya bölgesi Aksaray,Nevşehir,Niğde,Kayserİ ve Kırşehir illerini kapsayan, coğrafi ve jeolejik benzersizliğinin yanı sıra, tarihi özellikleri ile de sıradışı bir bölgedir.

Çevredeki yanardağların ( Erciyes, Güllüdağ,Hasandağ) on milyon yıl öncesindeki aktifliği sırasında çıkan lavlar, zaman içinde rüzğar ve yağmur sularının etkisiyle bugün adına peribacası dediğimiz şapkalı, konili,mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardan oluşan benzersiz bir doğal güzellik oluşturmuştur. Ancak bu benzersiz güzellik salt doğal yanıyla değil, tarihi kimliği ile de Kapadokyada hüküm sürer.

Gerçeklik Bağlantısı…

Şizofreni gerçeklik bağlantısının kaybolması ve bireyin hayal dünyasında yaşaması olarak tanımlanmasına rağmen ben şizofrenlerin özel insanlar olduğu inancındayım. Şizofrenlerin genelde çok zeki ve algıları açık, empati yetenekleri çok ileri seviyede olduklarını düşünürüm.

Genelde toplumda tehlikeli oldukları inancı yaygındır. Bana göre, şizofrenler kendi iç dünyalarında yaşadıkları ve toplumla ilişkiyi kestiklerinden diğer insanlardan çok daha az tehlikelidirler:))) Onları saldırgan yapan ise bilinçaltında yaratmış oldukları korkudur.Şizofreninin birçok tipleri vardır. Özellikle paranoid şizofrenler tehlikeli olabilmektedir. Bu da güven eksikliğinden ve kendilerine diğer insanların zarar verebileceklerini düşündüklerinden, nadir de olsa saldırgan olabilirler. Bu sadece kendilerini tehlikeli olduğunu düşündükleri kişilerden savunmaya yönelik bir davranış şeklidir.

Sözde İletişim Çağı

İletişim çağında yaşamaktayız. İnsanlar birbirlerine eskisinden çok daha kolay ulaşır oldular. Daha dışa dönük daha sosyal oldular.(!)

İletişim kurma maliyetleri düştü cep telefoları yaygınlaştı, insanların kendine özgü numaraları oldu. Posta adresleri ve yazışma adresleri de tabii ki. Facebook ve benzeri sitelerde kendilerini haykırır oldular, ortak zevkler yazıldı. Last fm gibi sitelerde, fotoğraf siteleri gibi sitelerde de kendilerini tanıtma ve ortak zevkleri olan insanları tanıma şansları oldu.

O kadar ki takılan rozetlerde, giyilen t-shirtlerde ve aksesuarlarda bile kendilerini topluma tanıtır oldular. Yani sistem hızlı bir şekilde insanların daha rahat kaynaşması üzerine gelişti. Bildiğiniz gibi eskiden böyle değildi. İnsanlar ortak zevkleri olan insanları bu kadar hızlı bulamıyorlardı.

Kılivlınd!

Onlarla eve çıkmak istiyorum. Kirayı da bölüşürüz!

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın eşi Ahsen Unakıtan, hangi hastanede tedavinin yapılacağını belirlemek için Allah’tan yardım istediğini ve içine Cleveland’ın doğması üzerine ABD’ye gittiklerini söyledi.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, dönüşünde basının karşısına eşi Ahsen Unakıtan, torunları Taha ve Ömer’le birlikte çıktı. Ahsen Unakıtan, “Bakan” diye bahsettiği eşinin ameliyatıyla ilgili, “Rabbime şükrediyorum bakanı bizlere bağışladığı için. Hacettepe’de damarlarının tıkalı olduğu söylenince tabi ben hiç kabul edemedim. Ama bakan dedi ki: ’Eğer benim by-pass olmam gerekiyorsa ben hazırım. Çünkü artık ben millete mal oldum Ahsen, sade sana ait değil’ Onun üzerine boynumu büktüm, ama çok zor kabullendim. Şoka girdim. Öyleyse benim de bir ricam var dedim. Açtım ellerimi rabbime dedim ki ’Ya rabbi bu nerede olursa iyi olur. Ben şu anda hiçbir şey düşünemiyorum sen bana doğru yolu, bizim için hayırlı olacak yolu lütfen göster ve beni oraya yönelt’ diye gece dua ettim. Ve kendisine dedim ki ’Benim içime Amerika’daki Cleveland yatıyor. Eğer oraya gidersen önce rabbime sonra oraya emanet.’ ’Peki’ dedi ve o şekilde Amerika yolculuğumuz başladı” dedi.

Tübitak’a Sansür

Nihayet övündüğümüz Tübitak Bilim ve Teknik dergisinede sansür uygulandı. 2009 yılının Darwin yılı olması nedeni ile Mart sayısında Darwin’e bolca yer verilmişti. Ama yönetimden geçemedi. Kapak ve 11 sayfalık içerik değiştirilerek bilime de sansür uygulanmış oldu.

Yakında Adnan Oktarın yazılarını Bilim ve Teknik sayfalarında görürseniz şaşırmayın.