….
Sonsuz ölüyorum ve yüzyıldır eksik ellerim; şimdi anlamalısın beni…katilimi kaybetmenin hiddetiyle çevreliyorum seni….belki….kaçmalısın…..
Avcı II
….
Tüm bunlar fiziksel bir parçalanışın çok ötesinde. Sadece ondan daha hızlı davrandım. hızla parçalanıyordu suretinde bir hissin, çok önce terk edilmiş bir evrende kalmak en çok da enkazdır ve artık sadece ölülere fısıldanabilir bu….
Av III
Prelude:
Gözgöze geldik… koşmak istedim… kaçmanın bu olmadığını biliyordu……
Gözgöze geldik… onu suyun kıyısına götüreceğimi fısıldadım…..
Gözgöze geldik… suyun kıyısında bekleyeceğini söyledi….
.
.
.
………………
Bir av gibi koşmanın asil bir düşünce ya da eylem olmanın çok ötesinde zavallıca görünebileceğini biliyorum…ancak gerçek bir avcı kaçanın av’dan fazlası olduğunun hatta çoklukla kaçmayacağının sadece hareket edeceğinin ve dilediği an avcısı olabileceğinin ve yine ancak gerçek bir av avcısının tutkusu olduğunun ve dilerse istediği an onu öldürebileceğinin farkındadır…bu tutkudur onları takibe zorunlu kılan..takipten alıkonulamayışın sırrıdır bu….