Beni mi seviyorsun?
Kadın adamı çok seviyordu…
Yemyeşil ovalarını verdi adama
Yaşam fışkıran.
Beni seviyor musun?
Evet, dedi adam…
Güneşini, ayını verdi kadın
Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına…
Beni seviyor musun?
Tabi, dedi adam…
Kadın çağladı
Gürül gürül akan pınarını verdi adama.
Beni seviyor musun?
Elbette, dedi adam…
Kadın bağlandı
Yaşam ipini adama verdi.
Bir oldular tek oldular adamla.
Beni seviyor musun?
Biliyorsun, dedi adam…
Kadın dağlarını verdi adama
Tırmandılar doruklara.
Beni seviyor musun?
Aşağılara baktı adam zirveden.
Başkalarını gördü
Sustu adam…
Ağladı kadın…
Gözyaşını verdi adama
Almadı adam…
Kadın onurunu verdi adama
Şaşırdı adam…
Sordu yine usulca kadın
Beni mi seviyorsun?
Onu da seviyorum seni de, dedi adam…
Sustu kadın…
Verecek bir şeyi kalmadığında…
Senin yüreğine ihtiyacım var, dedi adam
Başkasını sevebilmek için…
Çıkarıp yüreğini verdi kadın.
Korktu adam…
Beni sevmiyor musun, dedi adam.
Sesi yoktu kadının söyleyemezdi.
Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı.
Kalbi yoktu kadının sevemezdi.
Onuru yoktu kadının yaşayamazdı.
Kategori: Genel
yAz Bitti Lord’um….
….ruhum yalınayak ve neredeyse bir şalla örtülü mabedinizdeyim…bildiğim tüm duaları yadsıyarak…sonu “amen”le biten susuşlar bularak,gülümseyerek sizin “hınzır” bulduğunuz. Yaz bitti Lordum….üzüm yapraklarının, yakaya takılan çiçeklerin, geçmiş zaman gözyaşlarının gerisinde yaz bitti Lordum…ne çok tebessüm ve iyi dilek…bir ateşin….yaratılışta yer bulacak bir ateşin karşısında bir yaz akşamı hatırlarım…başka…..başka bir şey yok…ve aslında ne az şey hatırlarım geçmişten..umutlu ve geleceğe ilişkin umutlu tebessümler yıldızlı bir göğün altında..bu da olmazsa yaldızlı kağıttan ben yaparım…YAz bitti Lord’um …kIş ne güzel olsun derim….
yaz Bitti Lord’um ve belki bir avrupa kenti akşamını andıran ışıklı yağmurlu bir gece…küçük sert bir içkiyle………
seni seviyorum….hem de ne kadar çok
nedir (degildir)???

yorum?
Liderlik ve Güç
Önce liderlik ile başlayalım.
İşin başında çocuğun 0-4 yaş arasında edindiği kişilik, yani dünyayı bildik katı, görünür kıldırıldığı işlemde neredeyse hepimiz maalesef büyük hasar alıyoruz. Önce bu konuyu biraz açıklamama izin verin.
Çocuklarımıza lider olması, yöneten olması ve güçlü olmasını tavsiye ediyoruz, hatta tavsiyenin bile ötesine geçip bu konulardaki şahsi çabalarımızı (ki bu defoyu biz de kendi ana-babamızdan edinmiştik) onun gözü önünde sergiliyoruz. Bu durumda çocuk daha ilk baştan lider ya da yönetici olmazsa hiç olacağını sanıyor, yani değersizlik ve değerlilik gibi onu sonra bütün hayatı boyunca etkisi altında tutacak çok güçlü bir dualiteye mahkum kılıyor.
Oysa bir şaman bunu şüpheyle karşılardı muhtemelen. Neden mi? İlki bu tür şeylerin Tin’in arzusu ile yönlendiğinin, bu konuda bizim göstereceğimiz çabaların devede kulak kalacağını bildiğinden (bunu kader kavramı ile de karşılaştırabiliriz), ikincisi değer ve değersizlik gibi birbirinin olmaması iki kavramın gülünçlüğünden, üçüncüsü liderliğin de diğer yüzlerce bişeylikten farksız olduğunu bildiğinden, dördüncüsü liderlik arzusunun kişisel aynanın kırılması zaruretini hasır altı edebilecek yanıltıcı bir rüyaya dalmayi sağlayabileceğini bildiğinden. Daha çok şey söylenebilir ama uzatmayacağım.
Öneriler, kimin işine yarıyor?
Bir ülkede, ortasında büyük bir havuzu olan çok güzel ağaçlar ve bitkilerle bezenmiş büyük bir bahçe varmış.Ama bahçe de, havuz da bakımsızlıktan içler acısı durumdaymış. Havuzun çevresi kurbağalarla doluymuş. Bu yaratıklar bütün gün bağırdıkları, ciyakladıkları için, bahçede gürültüden durulmazmış. Kurbağalar ise bu bahçeyi çok severlermiş, çünkü onları kimse rahatsız etmez, onlar da canları ne isterse yaparlarmış. Yalnız kurbağaların tek sıkıntısı varmış.
O da leyleklermiş. Leylekler zaman zaman gelip, havuza dalarlar ve onlardan birini kapıp götürürlermiş. Kurbağalar ne önlem aldılarsa, aklına esen leyleğin gelip aralarından birini kapıp götürmesini engelleyememişler. Sürekli bağırdıkları için de, nereye saklansalar leyleklere yakalanıyorlarmış. Sonunda çaresiz kalmışlar ve havuza yakın bir kenarda sessiz sedasız yaşayan gün görmüş bir kaplumbağaya gitmişler.