Sözcük Evi V/Time Never Dies The Circle İs Not Round

Uzun cümleler kurarak da anlatabilirim ama sanırım buna gerek kalmadan anlayacaksınız. “ Sonuçları öncüllerle değerlendirmek bir tutum bir kişilik belirtisinden çok bilimsel bir tavıra işaret eder. Bu da sizi istediğinizden çok ‘gerekli’ olana yaklaştırır. Bir başka değişle ‘olması gerekene’. Şu halde yapmaya çalıştığınız şeye saygı duyuyorum arayış elbette önemlidir. “heyhat, günümüzde artık kimse bir şey aramıyor.. gülüşmeler..”

Anlamanız ve ayırmanız gereken iki ayrı nokta var birincisi: arayış; aradığınız şeyle olan mesafeniz ve aradığınız şeyin nerede olduğuna dair bilgilerinizin niteliğiyle tanımlanabilir ve ancak bu verilerin geçerliliği sizi sonuca götürebilir. Diğer yandan ikinci önemli nokta ise aradığınız şeye olan mesafenin ve aradığınız şeyin nerede olduğu bilgisinin sizin arayışınızdan bağımsız değişiyor oluşu. Sonsuz hareket demiştik ki anımsarsınız. “bulmak imkansız diyorsunuz yani” Hayır elbette bunu söylemek istemiyoruz aksi takdirde her şeyi tesadüflerle açıklamaya çalışmak zorunda kalırdık ve bu çok saçma, tutarsız oluşunun yanında oldukça amatörce olurdu. Israrla böyle bir denemeyi izlemek isterseniz 46. odaya bakabilirsiniz. Ağustos böcekleri 17yıl sonunda bir tesadüfle mi ölür? Denemesi göz alıcıdır.

Öpmek ve tükürmek üzerine

Tam kahvemi koydum ve okuduğum kitaba dönmek üzere kanepeye yöneldiğim anda aklıma geldi bu iş. Yok yok aslında bikaç saniye öncesi var!
Kahvemin sütünü karıştırırken ortada oluşan deliğe bakarken onun bi öpücüğü andırdığını hissettim, bir yandan fincanı karıştırken bir yandan ağzımla öpücük hareketi yapıp benzerliğini keşfetmeye çalıştım.
Ve yerime doğru yürürken hala havaya öpücükler gönderiyordum derken parmağımı öperek hava akışını ölçmak istedim ve bingo! Tam da tahmin ettiğim gibi öpücükle içeri hava çekilmekteydi!
Demek ki bişeyi öperken aslında onu içimize çekmeyi, o olmayı hedefleyen ve aslında BENimi iyileştirici (bu anlamda bencilce) bişey yapıyorduk. Oysa biz öpmeyi hoşlanmanın ve vericiliğin işareti saymaz mıydık??!
Hemen ardından bu kez tükürme harketi yaptım ve bu bariz olarak dışarı hava püskürtüyordu, yani kendi olanı dışa veriyordu!
Halbuki tükürmeyi ayıplama/dışlama hareketi olarak algılarız biz! Komik ama tam da tersiymiş aslında, kendini tükürdüğün nesneye sunuyormuşsun!!!
Bak seeen dedim, fincan elimde kalmıştı, kitabı boşverip bunu yazmaya karar verdim.
Şifacılar-büyücüler de öyle tüh tüh tükürürürler, ha bi de kocakarılar, maşallah derken yapar bu ritüeli (belli ki şaman atalarından geçen bilgiler), beğendiklerine nazar değmemesi için tükürerek kendi enerjilerini hedef objeye kalkan ediyorlar! Yine bu kocakarılar yeni doğmuş çocukların da öyle fazla öpülüp koklanmasını istemezler (köydeki deneyimlerimden hatırıma geldi), bebeğin solacağından korkarlar.

KAVAK AĞACI İLE KABAK

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru, demiş kavak.
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

Freud Ego ve Tanımlar

Ego ideali kavramını, kavramın kendi üzerinden değerlendirmeye karar verdiğimizde, kavramı bir tespit ile önümüze koyan Freud’un etimolojiye bir yenilik getirirken aslında kendi duyumsamalarını değerlendirdiği ve HÜCREyi neredeyse hiç hesaba katmadığını öngörebiliriz. Beyaz insanın fetihlerinden biridir EGO, onu haklı kılan ve hiç te naif olmayan kavramlar dizinlerinin hayatımıza müdahalesidir. Ego,id ve benzer sınıflandırmalar RUHbilim’i taçlandırırken ve yapılandırırken aynı anda RUH düşüncesini de güçlü bir şekilde desteklemektedir. Freud’un tanımları Tanrıyı hiçlemez, içseli indirgemeci bir tavırla başka bir bilinmeze yollar ve ayrıca estetik algısından oldukça yoksundur. Freud “sevgi” yi net bir şekilde tanımlamamıştır. Çoğu kez cinsellikle raporlanan münferit çelişkiler barındırır bu konudaki söylemleri…

İngiliz kilisesi Darwin’den özür dileyecek

İngiliz Kilisesi, 126 yıl önce ölen ünlü bilim adamı Charles Darwin’den, evrim teorisini yanlış anladığı için özür dileyecek.

İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, kilise yetkilileri Darwin’den diledikleri özrün Papa 2. John Paul’ün, dünya güneşin etrafında döner dediği için kilise tarafından yargılanan Galileo’dan özür dilemesi ile benzer nitelikte olduğunu söylüyor.

Kilisenin, 1860’larda Darwin’e atılanı lekenin telafi edilmesi amacını güttüğü ve böylece kendini köktendinci Hıristiyanlar’dan ayırmak istediği belirtiliyor.

İNTERNET SİTESİNDEN YAYINLANACAK
İngiliz Kilisesi’nin internet sitesinde yayımlanması beklenen özür yazısında, “Charles Darwin, doğumundan 200 yıl sonra, İngiliz Kilisesi sana bir özür borçlu, seni yanlış anladığı, sana yanlış tepki verdiği ve başkalarının da seni hala yanlış anlamasına sebep olduğu için. Ancak senin itibarın için verilen mücadele henüz bitmedi.” ifadeleri yer alacak.