Nükleer Santral İçin İşci Alımları Başladı

Türkiye’de yapılacak olan Nükleer Santralde görev alacak işçilerde aranacak kriterler Enerji Bakanlığı tarafından belirlendi. Oldukça titiz bir araştırmayla belirlenen kriterlerin hazırlanmasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da katkısı oldu. Buna göre Nükleer Santralde çalışacak adaylarda şu özellikler aranacak:

  • 35 yaşından büyük ama 65 yaşından gün almamış
  • Fazla akrabası olmayan
  • Cep telefonuyla günde en az 10 saat konuştuğu halde radyasyona bana mısın demeyen
  • Ortadan kaybolduğunda arayanı soranı olmayan
  • Kendisini mutasyon olasılığına kapatmamış ve bu fikirle barışık

Maaşlar oldukça yüksek

Aranan özelliklere sahip olan ve Bakanlıkça yapılacak yetenek sınavında başarı sağlayan adaylara oldukça geniş sosyal imkânlar sunulacak. Bu imkânların başında da çok yüksek maaş geliyor. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada Nükleer Santral işçilerinden hayatta kalmayı başarabilenler olursa bu kişilere daha erken emeklilik imkânı da verilmesinin planlandığı vurgulandı.

Şamanlık Sertifikası Almak İçin Acele Edin

Yeni kurulan Şaman Akademisi kayıtla şamanlık sertifikası vermeye başladı. Şaman Akademisinin kurucuları Nihat Saman ile Hasan Hüseyin Elver, kimin şaman olup kimin şaman olamayacağını ön test sınavından sonra belirlediklerini ve 3 aylık bir eğitim sonrasında şamanlık sertifikalarını vereceklerini söylediler.

3 aylık eğitim sırasında kazandırılacak bazı özellikler arasında,
* Gırtlaktan Böğürme (Hömey)
* Öfke fırtınalarını denetleme,
* Darılma, küsme çalışmaları,
* Siyasette şamanizm kullanımı,

gibi öğeler yer alırken, eğitimin kimlere ve nasıl verileceği konusunda iki kurucu arasında fikir ayrılıkları da mevcut. Nihat Saman, sadece Türkler’e eğitim vermek ve ortaasya tarihinden başlamak taraftarıyken, Hasan Hüseyin Elver, “şamanizm Türkler’e mal edilemez herkes şaman olabilir” görüşünü savunmakta ve konunun anlatılmasına Cumhuriyet sonrasından başlanılmasının uygun olacağını ısrarla vurgulamaktadır.

Şamanlık konusunda kendilerine bir hayli güvenen ikili, bir çok kişiyi sertifikalandıracaklarını da iddia etmekten geri durmadılar.

“S.kimden aşağı Kasımpaşa” deyimi tarih mi oluyor?

Dün erken saatlerde Kasımpaşa Stadyumu yakınlarında toplanan Kasımpaşa sakinlerinin istekleri adeta yürekleri dağladı… Sessizce ve buğulanmış gözlerle ellerindeki pankartlarla yıllardır maruz kaldıkları bir deyimin TDK tarafından kaldırılmasını istiyorlardı.Yerel ve ulusal basına yansımayan bu haykırış karşısında haber ekibimiz daha fazla sessiz kalamadı ve yerel halkın düşüncelerini aktarmak üzere olay yerine gönderilen muhabirimiz dakika dakika nabız tuttu. Belli aralıklarla tansiyonun yükseldiği görülse de olay yerindeki o eziklik ve dışlanmışlık hissi büyük oranda kendisini gösteriyordu.

“Biz yıllardır maruz kaldığımız bu aşağılanma karşısında daha fazla sessiz kalamayacağız ve TDK’dan adı geçen deyimin ‘S.kmden aşağı Mahmutpaşa’ olarak değistirilmesini talep ediyoruz. Mutlaka bir semt adı kullanılacaksa biraz da Mahmutpaşa olsun!” diye açıklama yapan Adı Kasımlar Derneğinin kurucusu ve yönetim başkanı olan Kasım Zikriküçük, bu konunun mutlaka üst düzey bir TDK yöneticisi tarafından değerlendirilmesini isteyip aksi takdirde Kasımpaşa semtinin İstanbul’dan ayrılmasını arz edecek kadar ileri gideceklerine de dikkat çekti.

Mahmutpaşa Semt Sakinleri Tepkili

Söz konusu olan deyimin değiştirilmesi talebi karsisinda, Mahmutpaşa sakinleri tepkilerini göstermekte gecikmediler. “Bu kabul edilemez bir durumdur. Bildiğimiz kırk yıllık deyimi ‘Mahmutpaşa’ olarak değiştirmeye çalışmak; ülkeyi kaosa sürükler. Bunlar İstanbul’u karıştırmak isteyenlerin bir dümenidir. Sayın TDK Başkanı bu tip fitneleri önemsemeyecek kadar aklı selim bir insadır” diyen Mahmutpaşa Candır derneğinin başkanı Ahmet Mahmut Büyükbilgiç, kendinden emin bir ifadeyle “Gerekirse kanımızın son damlasına kadar bu değişimin olmaması için savaşırız” diyerek sözlerini noktaladı.

Diğer Semtler İkiye Bölündü!

Bir grup insan Kasımpaşalıların bu iç kanatan haline üzülüp onların acılarına destek verirken, diğer bir grup ise Mahmutpaşalıların haklılığına dikkat çekerek onlardan taraf olmaya karar verdi. Endişelerini gizleyemeyen İstanbul Valiliği olası bir iç çatışma durumuna karşı, çevre illerden polis gönderilmesini talep ettiklerini açıkladı. Şimdi bütün gözler TDK’dan gelecek olan yanıta çevrilmiş durumda. Muhabirimiz olayları bizzat takip etme konusunda ant içtiğini söyledi. İlerleyen günlerde olayın ayrıntılarını sizlere aktaracağız. Şimdilik esen kalınız.

İnce Topuklu Ayakkabıya Yasak Geliyor

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Bakanlar Kuruluna sunduğu öneri ortalığı karıştıracağa benziyor. Bu öneride bayanların ince topuklu ve açık ayakkabı giymelerinin yasaklanması isteniyor.

Gerekçe olarak “bayanların sağlığını düşünüyoruz” diye açıklama yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, “İnce topuklu ile yürümek zordur, ayrıca bilek burkulmasına sebep verebilir. Dinimizce caiz olmayan bu ayakkabı modeli ayrıca bayanların boyunu uzun göstererek Allah’ın yarattığı boyu beğenmemektir. Yüksek tahrik edici unsuru ise yadırganamaz” şeklinde devam etti.

Konunun Bakanlar Kurulu gündeminde tartışılması ve oylanması sonucunda önümüzdeki günlerde topuklu ayakkabıya belirli bir ölçüye kadar veya tamamen yasak gelebilir. Halkının sağlığını düşünen Başbakan’ın bu konuda, bayanların ayak bileklerini burkmamaları için uygulamaya destek vermesi bekleniyor.

Şubat Ayı 30 Gün Olacak

Bugün sabahın erken saatlerinde basın açıklaması yapan Takvimden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Rıza Tamgün, Şubat ayının takvimlerde 28/29 gün olmasındansa 30 gün olması için gereken bütün işlemlerin yapılacağını açıkladı.”Özellikle 29 Şubat’ta doğanların mağdur olduğu bir takvim istemiyoruz.Vatandaşın ve azınlıkların mutluluğu, bizim mutluluğumuzdur.” diyen Sayın Tamgün’ün bugün akşam saatlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nde Griffith Observatory and Calender Society’in kurucu ve başkanı olan Charles Daybelt ile bütün Dünya’nın kullandığı Miladi Takvimi değiştirme konusunda görüşmeler yapacağı açıklandı. Sayın Tamgün “İlk hedefimiz bütün Dünya’da ‘eşit takvim’ düşüncesini kabul ettirmek, ardından eşit toplumlar yaratacağız.” diyerek basın toplantısını sonlandırdı.

Neler, nasıl değişecek?

*Ocak ve Mart aylarından alınan 1’er günün Şubat’a eklenmesiyle takvimlerdeki ilk 3 ayın 30 gün olarak yer alması planlanıyor.

*29 Şubat’ta doğum günü kutlayamayan ve psikolojisi bozulan kişilerin artık daha verimli ve devletine bağlı birer vatandaş olacağı düşünülüyor.

*Okullarda Şubat ayının sürekli kısalıp uzamasıyla aklı karışan ilkokul öğrencileri için büyük kolaylık sağlanacak.Böylece öğrenciler bütün dikkatlerini matematik ve hayat bilgisi derslerine verebilecekler.

Bilim adamları tepkili !

Dünyanın Güneş etrafındaki yıllık dönüşün 365 gün, 6 saat, 48 dakika olduğunu belirten Prof. Metin Bilir “1 yıllık dönüşten arta kalan ve her 4 yılda bir 1 gün yapan zaman farkını yok saymak çok cahilce bir düşüncedir” diyerek tepkisini beyan etmekte geç kalmadı.