ETİK KURUL NE YAPMALIDIR?

“ETİK KURUL İSTİFA!” başlıklı yazımdan sonra, son olarak bu anketi açmaya karar verdim. Çünkü istifa etmesini ya da özür dilemesini istediğim etik kurul üyeleri, kendilerinden beklenen vakar yerine, yeni vakıalar yaratma yoluna gitmişlerdir.

“Demokrasi insanları sayar, tartmaz!”
Ancak demokrasi kavgası insanları tartar. Demokrasi adına “yalnızca susarak” koyduğum bu tavırdan sonra, herkesin “darası” ortaya çıkmış durumdadır.

Benim protestoma karşı, bir kısım Etik Kurul üyelerinin, 70’li yıllarda Süleyman Demirel’in yürüyüş ve mitingler için “Yürümekle yollar aşınmaz” , 90’lı yıllarda Erbakan’ın “Sürekli Aydınlık İçin 1 Dakika Karanlık” eylemine atfen “Glu glu dansı yapıyorlar” sözlerinden farklı bir tavır koyamamışlardır.

Başka zaman başka tartışmalarda “bireyin toplum ve iktidar tarafından yok sayılmasını” eleştirip, kimi devrim önderlerini diktatörlükle suçlayabilen bu arkadaşlar, ellerine geçirdikleri en küçük iktidarda bile, bana karşı “güle güle, tutan mı var, boşluğu dolar, darbe yapıyorlar, gelirlerse yandık” v.s. gibi gülünç sözler sarf edebilmişlerdir. İçlerinde taşıdıkları “gerçek kimlik” eleştirdikleri “diktatörler” kadar bile onur sahibi değildir. Hitler bile kaybettiğini anladığında kafasına sıkıp intihar edebilmişti! Hitler kadar bile olamayan bu arkadaşlar istifa etmek ya da özür dilemek yerine, benim protestomdan “istifade” etme yoluna gitmişlerdir.

Tartışmaya konu olan “züppelik” sözcüğüdür. Bu sözcüğün hakaret olmadığını söyleyen bile çıktı! Hakaret değilse neden “kimse züppelik yapmasın” dendiğini düşünmeden… Bu sözü sarf eden namag arkadaş özür dilemiştir. Kendi anlatımıyla “içtenlikli” olmasa da bu özür, sorun çözme niyeti taşıdığından, benim için değerlidir. Ben de namag arkadaşın gösterdiği bu iyi niyete karşı, ona bilerek sarf ettiğim, gerginlik yaratan sözlerimden dolayı özür diliyorum. Bu içten bir özürdür!

Sitedeki bu durum, benim açımdan, toplumsal alandaki demokrasi savaşımlarının bir tür mikro modelidir. Etik Kuruldaki arkadaşlar, bu sitedeki demokrasi savaşımında sınıfta kalmışlardır. Bu duruma göre benim ilgili arkadaşlardan özür ya da istifa beklememin anlamı kalmamıştır. Onlar utanmaları gereken yerde, benim “gücenikliğimi” sömürecek denli utanmaz ve yılışık bir tavır koymuşlardır.

Etik Kurul oluşturulması isteği benim isteklerimden idi. Bu kuruldan önce etik kurulun çözmesi gereken sorunları üç beş arkadaş rasgele çözüyordu ve eksiklikler taşıyordu. Bu alanda “organlaşma/ kurumsallaşma” şart olmuştu ve daha iyisini aramak üzere bu kurulun oluşturulması için bir tartışma açıldı ve etik kurul oluşumuna karar verildi. Bu karar doğrultusunda seçim yapıldı ve mevcut kurul oluştu.

Elbette kurumlar kişilere göre daha kalıcıdır. Etik kurul, kurum olarak kalmalıdır. Ancak bu kurumda gereği gibi görev yapmayanlara karşı işletilecek mekanizma, tüm demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan protesto yöntemidir. Ben bu protestomu “yazı yazmamak” olarak ortaya koydum. Onların bu protesto karşısında ortaya koydukları tavır, utanmak ve özür dilemek olması gerekirken, içlerindeki çürük diktatör yumurtalarını yumurtlamaktan başka bir şey olamadı! Bu nedenle ben onlardan artık özür de beklemiyorum. Protestomun alanını genişleterek bu anketi açıyorum. Siteyi etiksiz, ve Etik Kurulu etkisiz kılan kurul üyeleri istifa etmelidir ve yerine yenileri gelmelidir. Onlar da yapamazsa sıradakiler, daha da olmazsa yeni bir seçim yapılmalıdır. Etik Kurul üyeleri sitenin demirbaşı olmadığını anlamalıdırlar.

Yazı yazmama kararım devam etmektedir. Yazı yazmama kararım son karar değildir. Bu protestonun nedeni ve hedefi anlaşılmaz ise elbette çekip gideceğim. Sizi tutanın olmadığı ve “utanç mekanizmasının” işlemediği bir yerde, beni tutan elbette yok. Bu anket de hedefine ulaşmaz ise son kararım siteyi site yapan yazarlara bir çağrı yapacağım ve onlar ile birlikte sonsuza kadar yazı yazmamak yönünde protesto başlatacağım!

Şimdilik anKETin bu gidişe bir KET vurması ümidini taşıyorum!
Saygılarımla…

Umre’de deve idrarı içen iki vatandaşımız hastanelik oldu.

Cumhuriyet gazetesinden Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre, Türk umreciler, kendi olanakları ile gittikleri Suudi Arabistan’da umre ziyaretleri sırasında, birçok hastalığa iyi geldiği yönünde bilgiler içeren hadislere dayanarak, bedevi kervanlarındaki develerin taze sağılmış sütlerini ve idrarlarını içtiler. İddiaya göre umre kafilesine eşlik eden imam da süt ve idrardan içti. Umrecilerden bazıları ülkeye döndüklerinde yüksek ateş, kanama diatezi ve karaciğer enzimlerinde saptanan yükselmeler nedeniyle sağlık merkezlerine başvurdu. Sütün sağılması sırasında, devede bulunan Suudi Arabistan kökenli, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabileceği belirtilen “alk humra” virüsünün umrecilere bulaştığından endişe ediliyor.

Bayındır Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, “Alk humra yüzde 25 ile 35 oranında ölüm riski taşıyor. İnsandan insana kan yoluyla geçmesi durumunda ise tıpkı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünde olduğu gibi ölüm riski katlanarak artıyor” dedi. Emekli müftü, CHP Milletvekili İhsan Özkes, “Böyle bir hadis varsa hadis değildir, uydurmadır. İçen de cahildir” değerlendirmesini yaptı.

http://haber.sol.org.tr

İnsan Türleri

Bilinen tarih boyunca, dünyada üç tür insan olagelmiştir: Yüksek, Orta ve Aşağı.

Bunlar kendi içlerinde de pek çok alt bölüme ayrılmışlar, sayısız ad taşımışlar, sayıları ve birbirlerine karşı tutumları çağdan çağa değişmiş, ama toplumun temel yapısı hiçbir zaman değişmemiştir.

Olağanüstü ayaklanmalar ve kesin görünen değişimlerden sonra bile, tıpkı ne kadar hızlı döndürülürse döndürülsün dönme ekseni doğrultusunda hep aynı kalan bir jiroskop gibi, aynı düzen hep kendini yeniden dayatmıştır.

Bu üç kesmin amaçları asla uzlaştırılamaz. Yüksek kesimin amacı, bulunduğu yeri korumaktır. Orta kesimin amacı, Yüksek kesimle yer değiştirmektir. Aşağı kesimin amacı ise tüm ayrımları ortadan kaldırmak ve tüm insanların eşit olacağı bir toplum yaratmaktır.

Yüksek kesimin kendini koruyamadığı dönemlerde, özgürlük ve adalet uğruna savaşıyor görünerek Aşağı kesimi de yanına alan Orta Kesim tarafından devrilmiştir. Ne var ki Orta Kesim hedefine ulaşır ulaşmaz, Aşağı kesimi eski kölelik konumuna geri gönderir ve kendisi Yüksek kesim konumuna geçer. Çok geçmeden diğer kesimleden kopan bir Orta kesim yeniden oluşur ve savaşım yeniden başlar.

Kurulu Etik

Belki bir parça gölgeye kaçıp; etik kurul hakkında fikirlerimizi, içimizden geldiği gibi, sakin bir şekilde paylaşabiliriz… Bende oluşan duyguyu nasıl ifade edebilirim diye düşündüm… Nereden başlayacağımı bulamadım.

Ne söyleyebilirim, ne söyleyebilirim… Bilmiyorum. Ama birisi çıkar da, etik kurul kuruldu, sitede etik bozuldu derse… Çok da haksızlık etmiş olmaz sanırım.

ÖZEL UYARI!

Ana sayfada şöyle bir uyarı var:

Genel Uyarı
Sonsuz.us da fikirleriniz, hayalleriniz ve deneyimleriniz ile var olursunuz. Burada kimlik yoktur. Burada kisisellik yoktur. . Burada ben yoktur. Burada olan sadece felsefe, nitelik ve sonsuzluktur…

Bu sitede yazı yazan kişiler, yazdıkları yazıların her türlü sorumluluğunu aldıklarını kabul ederler.

Site sahibi ve yöneticileri başkalarının yazdığı yazılardan sorumlu tutulamaz.

Siteden istediğiniz yazıyı alabilirsiniz, fakat alıntıladığınız yazılarda kaynağı www.sonsuz.us şeklinde gösterirseniz etik açıdan doğru birşey yapmış olursunuz.

Ben burada şu satırlara takıldım: Sonsuz.us da fikirleriniz, hayalleriniz ve deneyimleriniz ile var olursunuz. Burada kimlik yoktur. Burada kisisellik yoktur. . Burada ben yoktur. Burada olan sadece felsefe, nitelik ve sonsuzluktur…

Burada nitelik nerededir?
Ben bu genel uyarının diğer yerlerine de katılmıyorum. “Bu sitede yazı yazan kişiler, yazdıkları yazıların her türlü sorumluluğunu aldıklarını kabul ederler.” denmiş örneğin, burada kişi mi var? Hani kimlik ve kişisellik yoktu? Kimliğin olmadığı yerde kim sorumluluk alacakmış ki? Hiç, hikaye…

Genel uyarınızın son kullanma tarihi geçmiş bence…