Vejetaryenlik

Bu konuyu açıp açmamakta kararsızdım. Bir arkadaşım açmama yönelik öneride bulunmuştu. Forumu biraz araştırınca bu konuyla alakalı pek bir şey olmadığını gördüm.

Konuyla alakalı internette fazlasıyla kaynak var. Ne olup olmadığıyla ilgili aşağı yukarı herkesin bir fikri vardır. Merak edip detaylı incelemek isteyenler için bir iki link versem daha iyi. Şu güne kadar konuyla alakalı vikipedia bilgilerini hiç kontrol etmemiştim. Başlığı açmadan önce bir bakayım dedim. Bence kısa, öz ve gayet doyurucu görünüyor.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Vejetaryen
Daha fazla detay ve vejetaryen hikayeleri için http://www.vejetaryenkulubu.com/ adresini önerebilirim.

Sosyal susucu olmama rağmen forumda böyle önemli bir konunun konuşulmasını gerekli görüyorum. İster etik yaklaşımla, ister sağlıklı beslenme yaklaşımıyla tercih ediliyor olsun, sonuçlarına bakıldığında gayet faydalı bir tercih. Şu ana kadar kendi kişisel deneyimlerimin ışığında, tercih edilmeme nedeninin %50 civarında damak tadı, %30 dini inançlar, %10 etik değer olarak görüp uzak durma, %10 da kendini kısıtlamama eğilimlerinden kaynaklandığını gördüm. Tabi ki bu sebepler iç içe geçmiş durumda.

Çok yaygın olarak bilinen bir kaç efsaneye değinmek istiyorum. Viki çok kısa ve öz anlatmış. Çok beğendim. Diğer kaynaklar lafı çok gevelediğinden ben bile ikna olmakta zorlanıyordum.

B12 vitamini alamazsın efsanesi!
“B12 Vitamini Bitkilerde kayda değer oranda B12 vitaminine raslanmaz. Ancak, lacto-ovo vejetaryenler süt ürünleri ve yumurtadan B12 elde edebilir, veganlar ise bu vitamini zenginleştirilmiş besinlerden veya tabletlerden alabilir. İnsan bedeni B12 depolayıp bozmadan tekrar kullandığından, klinik olarak B12 eksikliğinin kanıtlanması zordur. Beden bu vitamini 30 yıla kadar saklayabilir.
” (ben 5 yıl diye biliyordum)

Balık kaynaklı Omega3 alman lazım efsanesi!
“Bitkisel bazlı Omega 3 yağ asit kaynakları arasında soya, ceviz, kabak çakirdeği, kanola yağı, kiwi meyvesi ve kenevir tohumu, keten tohumu ve semizotu sayılabilir. Semizotu sebzeler arasında bilinen en yüksek Omega 3 ihtivasına sahiptir.”

Yeterli demir alamazsın efsanesi!
“Vejeteryan beslenme genel olarak , vejeteryan olmayan beslemeyle aynı oranda demir içerir; ancak bitkilerden demir emilimi kimi zaman ete göre daha düşük olabilir. Demir açısından zengin vejeteryan besinler, barbunya, börülce, kaju, keten tohumu, mercimek, yulaf ezmesi, kuru üzüm, soya, mısır gevreği, ay çekideği, nohut, domates suyu, tempeh, pekmez, kekik, ve kepek ekmeği olarak sayılabilir.”

Bitkisel protein yetmez efsanesi!
“Vejeteryan diyetlerde protein alımı, etli diyetlere göre küçük bir miktar düşüktür; buna rağmen sporcular ve vücut geliştiriciler dahil her tür insanın günlük gereksinimini karşılıyacak düzeydedir.”

Bu konuda çok fazla şehir efsanesi var. İnsanlar bu efsanelere inanmakta hiç güçlük çekmiyorlar. Çünkü çoğunlukla inanmak istedikleri şey bu oluyor. Bir de tanrı hayvanları bizim hizmetimizde bulunsunlar diye yaratmış. O halde yememek olmaz efsanesi var.
Bu konuda Quan Yin metodu kullannan ruhsal gelişim öğrencilerinin daha farklı bir teorileri var. Tanrı hayvanları onlarla arkadaş olmamız için yaratmıştır. Bence tanrı yememizi şart koşmadığı gibi yemediğimiz için de bize kızmayacak. 🙂

Etik karşıtlarının bitkiler de canlı değil mi itirazı da var. Yaşam yemeden beslenmek mümkün olsaydı keşke. Dikey bir enerji çekimi mümkün olsaydı da hiç uğraşmasaydık. Örn güneş enerjisiyle çalışıyor olabilseydik çok iyi olurdu. Sabah kullanıp şarj olur, gece de kullanmaya devam ederdik. Sonuçta vejetaryenler sadece yeşil sebzelerin canna kıymış oluyor. Marul, turp vs gibilerini bütün olarak yiyor. Geri kalanları fasülye, mercimek gibi kuru bitki tohumu, kuruyemiş ve meyveler gibi bitkinin kendisi değil de zaten kuruyup düşecek olan parçaları. Hareket halinde görüp öldürülen hayvanlardan çok daha kabul edilebilir bir katliam.

Konuya etik bakmayanlar için zaten hiç bir problem yok. Son derece sağlıklı bir beslenme tercihini yapmış oluyorlar.

Neyse, bu tür bir beslenmeyi tercih etmiş olanlara hayırlı olsun, tercih etmeyenlere de keyfiniz bilir diyorum. Benden bu kadar. 🙂

Başka gezegenlerdeki doğal sesler nasıldır?

Bu güne kadar başka gezegenlere çeşitli robotlar gönderildi ama oralardaki doğal seslere dair henüz bir kayıt çalışması yapılmadı. Bu boşluğu fark eden Tim Leighton ve ekibi,sesin değişik ortam koşullarında fiziksel hareketini dikkate alan modeller kullanarak, gök gürültüsü,şelaleden akan suyun sesi ve insan konuşması gibi seslerin, Mars, Venüs,ve Satürn’ün uydusu Titan’nın doğal ortamında nasıl duyulacağına ilişkin,bir çalışma ortaya çıkardı.
Atmosferin özellikleri sadece ses tellerinin çalışmasına değil sesin boşluktaki hareket hızına etkir. Ses daha yoğun ortamlarda daha hızlı iletilir. Venüs’de atmosfer kalın olduğu için ses telleri dünyaya göre daha yavaş titreşir ve sesin perdesi düşer. Ve ses konuşan bir insanın nefes borusundan ses daha hızlı çıkar. Bu sebeple sesler adeta, hafif kalın sesli cüce bir insanın konuşmasıymış gibi duyular..

Cevapları Bilmek Önemli mi?

Cevapları Bilmek Önemli mi?

”Siz hakikati bileceksiniz ve hakikat sizi özgür kılacak”

KUTSAL KİTAP, bizi İsa hakkındaki yanlış insançlardan ve kafa karışıklığından kurtarabilecek” hakikati” anlatır. Peki İsa hakkında neye inandığımız gerçekten önemli mi?

Evet önemli. Bu konu Yehova ve İsa için önemli. Aslında bizim için de önemli olmalı.

Yehova için neden önemli?? Çünkü ”Tanrı sevgidir” ve sonsuza mutlu yaşamamızı ister (1.Yyuhanna 4:8).İsa şöyle demiştir;
”Tanrı dünyayı öyle sevdi ki, biricik oğlunu verdi; ona iman eden hiç kimse yok olmasın,hepsi sonsuz yaşama sahip olsun diye bunu yaptı”(Yuhanna 3:16). Tanrı kurtulmamız için Oğlunu gönderdi. Bunu yaparak insanlara yeryüzündeki cennette sonsuza dek yaşama fırsatını sağladı, aslında bu onun ilk baştaki amacıydı (Başlangıç 1:28). Tanrı İsahakkındaki gerçekleri öğrenen ve öğrendikleriyle uyumlu hareket eden herkese sonsuz yaşam hediyesini vermeyi çok istiyor (Romalılar 6:23.

DİNİ POPÜLARİTE

Bugün bir adam gelip kutlu doğum haftanız kutlu olsun dedi.Eskiden bu gün kutlanır mıydı hatırlamıyorum.Peki neden hatırlamıyorum diye kendime sorduğumda zaten bunun için belirli bir gün olduğunu( mevlid kandili)hatırladım.Yine insanlarımızın ölüm ve doğum anlarında mevlid okuttuklarını biliyorum.Diyeceğim böyle bir gün zaten kutlanırken yokmuş gibi bazılarının yeni bir kutlama günü icat etmelerinin ne amacı olabilir?Bazıları bunun 23 Nisan’ı gölgeleme amacıyla popüleştirilen bir gün olduğunu söylüyor.Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

İkinci konu:Umre.Eskiden insanların umreye gittiklerini çevremden pek duymazdım. İnsanlar hacca giderlerdi. Umrenin popüler hale getirilmesinin altında yatan sebepler nelerdir.?

NE SAHNEMİZ, NE UFKUMUZ KARARTILAMAZ!

Şehir Tiyatrosu titizlikle kendisinden gizlenen ve apar topar onaylanıp önüne konulan yeni bir yönetmelik nedeniyle 98 yıllık tarihinin en büyük darbesi ile karşı karşıyadır.

Bir yıkım ve ideolojik istila dışında amacının ne olduğu anlaşılamayan bu yeni yönetmelikle İ.B.B. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği ve Yönetim Kurulu sanatsal karar ve yetkilerinin belediye bürokratlarına devri esas kılınmaktadır. Buna göre yıllık repertuarı belirlemek için oluşturulan bir “Edebi Kurul” ile Genel Sanat Yönetmeni’nin oyun seçimleri konusundaki iradesi sembolik bir unsura indirgenmektedir.

Bu darbe yönetmeliğiyle tarihi boyunca görev ve yetkileri idari olan “İ.B.B. Şehir Tiyatroları Müdürlük Makamı” artık yeni görevi gereği “içerik” ile de ilgilenecek ve tüm sanatsal çalışmalardan sorumlu tutularak “toplumun etik değerlerine özen gösterilmesi” ni gözetecektir.

Yeni yönetmelikle Yönetim Kurulu’na Genel Sanat Yönetmeni değil, “Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın bağlı olduğu Genel Sekreter Yardımcısı..” başkanlık edecektir. Genel Sanat Yönetmeni müdürlük makamının da altında bir kuklaya dönüştürülüp, kurulda seçilmiş sanatçıların yerine belediye memurları oturtulacaktır. Bu yönetmelik, Şehir Tiyatrosu’nun tüm iradesi elinden alınarak belediyelere ait herhangi bir şube müdürlüğü olma yolunda ilan edilen idam fermanıdır. Özgür vicdanlarda kabulü mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki Şehir Tiyatrosu sadece oy veren seçmenlerin değil, vergi ödeyen vatandaşların, izleyicilerin malıdır.

Karartılmak istenen sahnelerle ülkemizin ufkunun da karartılmak istendiğinin farkında olan bizler, özgür ve bağımsız bir sanat ortamında Şehir Tiyatrosu’nun 98 yıllık kültür birikiminin gelecek kuşaklara devredilebilmesi için sağduyu sahibi tüm vatandaşlarımızı, seyircilerimizi, ülkemizin tüm aydın ve sanatçılarını bizlerle birlik olmaya, seslerini sesimize katmaya çağırıyoruz.

AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYARAK İMZA KAMPANYASINA KATILINIZ.
http://www.tiyatrodunyasi.com/imza_kampanyasi.asp