Kritik Kütle Nedir?

Kritik kütle bilimsel olarak bir reaksiyonun başlaması için gerekli minimum madde miktarıdır. Genellikle nükleer reaksiyonlarda kullanılan bu terimin kimya reaksiyonları için geçerli olduğunu da belirtmek gerekir. Ama asıl durum sosyoloji ve psikolojide de geçerli olmasıdır.

Kritik kütleyi sosyal ve psikolojik açıdan incelediğimizde elimize net sayılar ulaşmaz. Örneğin bir halk isyanı kaç kişi bir araya geldiğinde başlar bilemeyiz. Ancak olasılık olarak tahmin edebiliriz.

Ya da kişisel bazda incelendiğinde “bardağı taşıran son damla oldu” deyimi aslında eylem için kritik kütleye ulaşıldı anlamına gelir. Verilen bütün kararlar bu ilke ile bağlantılıdır. İçsel veya dışsal motivasyon ölçülebilseydi, karar anı öncesi kritik kütleye ulaşıldığını rahatça belirlenebilirdi.

En basitinden trafikte kırmızı ışıkta bekleyen yayalar bir süre sonra eğer arabalar da yavaşsa yeterli kalabalığa ulaştığında kendiliğinden bir isyan başlatır ve karşıya geçmeye başlarlar kırmızı ışık yandığı halde. Bu da kritik kütleye bir örnek olabilir.

Aslında daha çok örnek verilebilir. Benzer örnekleriniz varsa yorum olarak ekleyebilirsiniz konuyu daha incelememizi sağlayabilir örnekler.

Ayrıca bakınız bir bitkinin ve bisiklet grubunun da adıdır.

Tarih Öncesi Sanat

İlkel toplumlar için sanat, biraz da sihirdi. Sanatın tılsımlı güçlere sahip olduğuna, insanları ruhlarla ve ruhani dünyayla iletişime geçirdiğine dair yaygın bir inanış vardı. Tarih öncesi dönemden günümüze gelebilmiş az sayıda eser vardır. Bu eserler, toplumsal inanç ve dini inançları göz önüne serer.

Genellikle, tarih öncesi mağara ressamlarının erkekler olduğu varsayıldı. Yakın tarihli bir çalışma, ilk sanatçıların çoğunun kadın olduğuna dikkat çekerek, kadınların tarih öncesi toplumlarda sanılandan daha güçlü bir role sahip olduğunu öne sürmektedir.

Sanatın sihirli güçleri vardır.

 

Kaybolan diller

Şu an dünya üzerinde 2724 dil tehdit altında veya tamamen yok olmuş. Üstelik bu son yüzyıl içinde gerçekleşmiş.

Türkiye’de de 14 dil aynı şekilde tehdit altında veya nesli tükenmiş durumda.

Abazaca – Romani
Hemşince
Lazca
Pontus Yunancası
Batı Ermenicesi

Yok olanlar:
Ubıhça
Mlahso
Kapadokya Yunancası
Suret

Tehlikede olanlar:
Gagavuzca
Judeo Espanyol
Turoyo
Abhazca – Adigece
Zazaki
Hervetin

Bir çoğunun bu dillerin isimlerini dahi ilk defa duyduğunu biliyorum. Kaybolan her kelime, her dil kaybolan bir kültür demektir. Dillerin yaşaması ve yaşatılması dünyanın ortak mirasının aktarılmasına katkıdır.

Evrensel Dilbilgisi

noam-chomskyNoam Chomsky dilbilimine ilgisi, genel olarak dili öğrenme sorunuydu. O dönemde yaygın düşünce çocukların dili yetişkinlerden taklit yolu ile öğrendikleri şeklindeydi. Oysa deneyler çocukların hiç işitmedikleri halde dilbilgisi açısından doğru cümleler kurabildiklerini gösterir.

Chomsky bunu açıklamak için doğuştan gelen bir “evrensel dilbilgisi” olması gerektiği görüşünü ortaya atar. O na göre her çocuk aslında beynine belli bir dilbilgisi kuralları döşenmiş olarak doğar. Chomskye göre, insana özgü bu doğuştan gelen evrensel dilbilgisi bütün insan dillerini yaratmaya yetecek kadar zengindir. Yani, bütün insan dilleri aynı evrensel yapıya dayanır.

Evrensel dilbilgisinin yapım kuralları özyinemelidir. Potansiyel olarak sonsuz uzunluktaki tümceleri açıklamanın tek yolu budur.

Özetle Chomsky: “Beyinde bir mantık programı olarak nitelendirilebilecek bir dil mekanizmasıyla doğduğumuz kanısındadır.”

Nietzsche’nin Üstinsanı

En çok karıştırılan kavramlardan birisi de Nietzsche’nin üstinsanı kavramıdır. Herkes bu kavramı kendine göre yorumlamış ve dilediği gibi bir anlam çıkarmıştır. Kimisi üstün ırk algılamış kimisi süper insan sanmış kimisi de ütopik bir insan modeli olarak düşünmüştür.

Oysa Nietzsche’nin üstinsanı öyle sanıldığı kadar karışık veya ütopik değildir. Mektupları ve eserlerine göz attığınızda bahsettiği üstinsanın, bilgi dolu ama yine de hayatı tüm samimiyeti ve neşesiyle yaşayan insanlardır. Sanata düşkünlerdir. Espritüeldir ve mizah anlayışları yüksektir.

Montaigne’dir. Henri Beyle’dir. Goethe’dir.