“İlliberal Demokrasi” olgusunu irdeliyor. Seçim sandığı “demokrasi” için yeterli bir ölçüt mü? Hitler rejimi seçimle işbaşına gelmemiş miydi? Çoğunluğun demokrasi bilincine sâhip olmadığı ülkelerde seçim, hangi iktidarları işbaşına getiriyor?Demokrasi kendiliğinden insanları daha çok özgürleştirir mi?
· Eski Sovyet Bloku ülkelerinde, Afrika ve Asya’dan geçerek Müslüman Arap dünyasına uzanan bir coğrafyada seçim sandığından gelen rejimler: fanatizmi, baskıyı ve savaşı neden kışkırtmaktadırlar? Gibi sorulara da açıklık getirmektedir.
Aynı zamanda canlı bir tarih dersi de olan hızlı bir jeopolitik ufuk turu yapan Fareed Zakaria, önyargılarımızı tartışma konusu da yapıyor. Bunlardan bir kaç örnek vermek gerekirse: Devamını oku “Özgürlüğün Geleceği”
Kategori: Kitap Özetleri
2012’ye astrolojik bakış -2
-devam-
Konu başı için bakınız: https://blog.sonsuz.us/?p=1699
2009-2011 yılları arasında etkin olacak Satürn-Uranüs döngüsü süresinde, köklü devletler ve kurumlar büyük sarsıntılar yaşayacaklar. Bu sarsıntılar ekonomik sebeplerle ortaya çıkacak. Yönetimsel zaaflar ve başarısızlıklar da buna eklenecek. Önemli ülkelerin devlet başkanlarına yönelik suikast girişimleri olabilir.
Devamını oku “2012’ye astrolojik bakış -2”
Egoist Olma Sanatı
<
p align=”justify”>Çağdaş Batı toplumlarının ve onlara benzemeye çalışan bütün dünya ülkelerinin içinde bulundukları sorunlar artık iyice biliniyor. Teknolojinin gelişmesi, insanlara beklenen mutluluğu getirmedi. Teknolojik açıdan ve maddesel planda eskiye göre oldukça ileride olmamıza rağmen, insanî değerler açısından adeta geriledik. İnsanlar bunalıyorlar, mutlu değiller ve yolunda gitmeyen bir şeyler var.
Hastalık belli, teşhisler de aşağı yukarı birbirlerine benziyorlar. İnsanlar hangi yollardan ve hangi düşünsel sistemlerden gelirlerse gelsinler, eğer belirli bir zekâya, iyi niyete ve kaliteye sahiplerse, hastalığın nedenini aynı biçimde teşhis ediyorlar: “İnsan, dünyayı ve orada varolan (kendisi de dahil olmak üzere) tüm varedilenleri birbirlerinden ayrı, ama belirli görevleri olan ve bir makine gibi birlikte işleyen mekanik bir süreç olarak gördüğü sürece, yani evreni birbirinden farklı, hatta düşman ve rakip öğelerden oluşmuş olarak değerlendirmeye devam ettikçe, mutsuzluğu daha da artmakta, hatta bir yok oluşa doğru gitmektedir.”
<
p align=”justify”> Devamını oku “Egoist Olma Sanatı”
2012 Bilmecesine Astrolojik Bakış
Karşıt konumdaki gezegenlerin enerjilerinin, birbirlerine taban tabana zıt olması, diğer gezegenlerin karşıtlıklara göre daha zorlaştırıcı bir durumdur. İşte Satürn-Uranüs karşıtlığında durum tam da böyledir. Ama şunu da unutmamalıdır ki, hangi enerjiler karşıt durumda olursa olsun, dengesizlik ve çatışma yoluyla da olsa değişimi beraberinde getirirler.
Satürn-Uranüs karşıtlığı, bilim ve teknoloji alanında realite olarak görülen kalıpların yıkılmaya başlayacağı, insanoğlunun aydınlanmasını tetikleyecek, bilinç düzeyini yükseltecek gelişmelerin ortaya çıkacağı zamanlarda olduğumuzu gösteriyor. 2009-2011 yılları süresince insanoğlu, özellikle bilim dünyasında yaşanacak gelişmelerle, varoluşunun nasıllığını ve evrendeki yerini idrak edebilmek için tüm sınırlarını zorlayacaktır. Bilim ve teknik alanında önemli gelişmelerin yaşanacağı, eskimiş ve bilindik kalıpların yıkılacağı bir sürece doğru ilerliyoruz!
Satürn-Uranüs karşıtlığının ardından, Satürn-Plüton karesinin ve ardından da Uranüs-Plüton karesinin yaşanacak olması; 2009-2018 yılları arasında çok büyük sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğimizi gösteriyor. Astrolojide Satürn ciltle ilgilidir. Satürn-Uranüs ve Satürn-Plüton sert açıları, ciltte lekeler oluşmasına yol açabilir, cilt kanseri vakalarını arttırabilir. Bu sert açılar aynı zamanda şiddetli depresyona da sebep olabilir. Buna ilaveten, şiddetli spazmlara, vücudun bazı biyolojik ritimlerinde değişikliklere yol açabilir, bunlar vücutsal olabileceği gibi zihinsel olabilirler. Uranüs aura ile de ilişkilidir. Uranüs’ün şok edici ve değiştirici etkisi, Plüton’un dönüştürücü etkisiyle birleştiğinde, hilkat garibesi gibi görünümlere, bu tür doğumların artmasına sebep olabilir.
Dönüşüm Zamanı-Öner Döşer
özetleyen S.Atasoy
-devam edecek-
Haklı olmamanın gücü
Halit Yıldırım-
John Naisbitt’in “Zihnin 11 Prensibi – Mind-Set” dlı kitabını 19 sayfada derleyerek sizlerle paylaşmak istedim. Kitabın ana fikrini oluşturmaya yarayan birkaç öğeyi de aşağıya aktarmaya çalıştım:
Zihin yapıları, bir uçağın azami hıza ulaşabilmek için rüzgâra belli bir açıda durması gibi çalışır. Dünya meselelerinden kişisel ilişkilere kadar hemen her konuda yargılar zihin yapılarıyla oluşur. Eğer bir kadının kafasında kocasının başka kadınların peşinde koştuğu fikrî baskın hale gelmişse, aldığı bütün bilgileri bu resme uydurur. Duyduklarını kelimelerin ötesine geçerek tanımlar. Eğer bir kadın kocasının şefkatli, sadık ve anlayışlı bir adam olduğunu düşünüyorsa, benzer bilgilerden tamamen farklı anlamlar çıkaracaktır. Bu, mikro seviyede olan bir şeydir.
Makro seviyede ise, zihin yapıları dünyanın “Çatışan Uygarlıklar” döneminde olduğuna inanmaya programlanmış olanlar da vardır; bu insanlar, her şeyi bu pencereden görecektir. Diğer taraftan, ben de dâhil olmak üzere diğerleri, dünyayı uzun bir ekonomik kararlılık dönemi bağlamında görecektir.
Hz. Süleyman’ın (M.Ö. 3000) şu ünlü sözlerini yazmasının üzerinden çok uzun zaman geçti: “Şimdiye kadar olanlar, gelecekte olacaklardır; şimdiye dek yapılanlar, gelecekte yapılacaklardır; demek ki güneş altında yeni olan bir şey yoktur”. Şimdi ise, güneşin altındaki her şeyin yeni olduğu söyleniyor.
2005 yılının başlarında, Newsweek, yetenekli uluslararası editörü Fareed Zakaria’nın bir sözüyle birlikte geniş bir reklâm kampanyası yürütmeye başladı: “21. yüzyıl, değişim asrı olacak. Gelecek 10 yıl içinde, son 100 yıla oranla çok daha fazla yerde çok daha fazla şey değişecek. Çoğu ülke bu baş döndürücü akışa hazır değil; Amerika Birleşik Devletleri ise kesinlikle hazır değil”.
Görünüşe bakılırsa, Fareed Zakaria’nın gözleri ufuk çizgisinin ötesine uzanıyor ve hepimizden fazlasını görebiliyor.
Açıklanan 11 zihinsel prensipten herhangi biri veya birden fazlası, size en yararlı ve en yardımcı gibi gelebilir. Eğer kişisel bir derecelendirme yapmam gerekirse, benim için en önemli zihinsel prensip “Haklı olmak zorunda olmamanın gücünü anla”dır. Bu, üzerinde çalıştığınız şeyi denemenizi, düşündüklerinizi söyleme cesareti bulmanızı sağlayacak olan zihinsel prensiptir. Bu zihinsel prensip, yaratıcı hayal gücünü destekler.
Sağlık ve esenlikler dilerim.
Halit YILDIRIM